Pierwsze 200 wierszy.
NETFLIX SUNAR
Dünya bu gece ender bir doğa olayına tanıklık edecek.
Dolunaylı bir gecede tam Ay tutulması yaşanacak.
İnsanlar bu tam Ay tutulmasına Akdeniz semalarında şahitlik edebilecek.
Batı Asya ve Kuzey Afrika'dan da gözlemlenebilecek.
Bu ender doğa olayı bir daha 19 yıl boyunca gerçekleşmeyecek.
-Sesi kıs. -Ay tutulması…
Evet, ilacın dozu köpeğin ağırlığına göre değişir.
Hapın tamamını verin. Kırıp yemeğinin içine koyun.
Peki, o zaman yarısını verin.
Kutunun üstündeki kilo talimatlarına bakın.
Kilosu yazmıyor mu?
Tamam, garanti olsun diye dörtte üçünü verin.
Kes şunu.
Size demedim, köpeğime dedim.
Evet, Doberman. Hiç durmuyor.
Hayır! Otur Zeezo, otur!
Aferin oğluma.
Ne olur ne olmaz, dörtte üçünü verin hanımefendi.
-Nereye? -Dedim ya, Tina'lara.
-Bana yalan söyleme Sophie. -Peki, inanma.
-Seni kim alacak? -Tina ve tanımadığın arkadaşlar.
Jalal mi, Jeelo mu… O çocukla mı görüşeceksin?
-Hayır. -Sophie, yalan söyleme dedim.
Tina'lara gidiyorum, kimler olacak bilmiyorum.
Peki bu ne? Neden çantandaydı?
Tina'nın. Saklamam için verdi.
Tina'nın.
Beni aptal mı sanıyorsun Sophie? Ben aptal değilim. Yatıyor musunuz?
Peki, babana söylüyorum.
-Sen beni deli edeceksin. -Kendi kendini deli edeceksin.
Emad çoktan yemek yedi. "Açım" derse uyumamak için bahanedir.
-Molehiya sıcak servis edilir. -Ben de soğumasın diye sardım.
-Sıcakken sararsan içindekiler dibe çöker. -Çökmez inşallah.
Sara, Emad! Saatin farkında değil misiniz?
Oyunu kapatın, yatağa gidin. Hadi.
-Anne, beş dakika. -Anne.
Beş dakikası filan yok Sara. Hadi Emad, kapatmazsan gıdıklarım.
Bu ekranlar beyinlerini yakacak.
Hadi çocuklar, kalkın.
Annenin çocuklara yedirdiği şekerler beyinlerini yakacak.
Pilavla tavşanı getireyim.
Dur.
Hapı bıraktım.
Ne?
Al, bunları kızının çantasında buldum.
-Çantasını mı karıştırdın? -Kâğıt arıyordum.
-Ciddi misin May? -O aptal sevgilisi Jeelo'yla buluşacak.
-Çantasını mı karıştırdın? -Karıştırdım. Tek derdin bu mu?
Kızın kontrolden çıktı.
Bu gece çıkamayacağını söyle.
May, kız yakında 18'ine basacak, ne isterse yapabilecek.
Neden ona karşı bu kadar zayıfsın?
Tavşan getirdiğimi görünce May'ın suratını görmek istiyorum.
Telefonumu unuttum. Bir saniye.
Gidelim mi?
Klinikte yaşıtlarını görüyorsun. Bunu kontrol edemeyeceğini bilmen lazım.
-O benim kızım, ikisi farklı. -Hep inatlaşıyorsunuz.
Büyüdü diye istediğini yapabileceğini mi sanıyor?
Büyüyeceği kadar büyüdü. O artık çocuk değil May.
-Annem hiç böyle endişelenmezdi. -Annen ne alaka? Ben annen değilim.
-Benden yana hiç endişelenmezdi. -Sen erkeksin. Farklı.
Nasıl yani?
Hadi ama.
Erkek olsaydı prezervatifi dert etmeyecek miydin?
Birden anlayışlı baba mı oldun?
Bırak, soğanlarına odaklan.
Bu şarap da ne? Ayıp olmasın? Bir tane daha mı alsak?
Ayıp mı? 40 dolarlık organik Fransız şarabı bu.
Hadi ama Ziad, nasıl olduklarını biliyorsun.
-Ne yapıyorsun? Yapma. -Etiketi söküyorum.
Çok ayıp Ziad.
-Kalsın da 40 dolarlık olduğunu görsünler. -İyi, tamam.
Bu Güneş tutulmasının önemi ne?
Ay uzun bir süre tamamen kararacak.
Ama bu Ay'ın gerçek yüzü.
-Bu iyi bir şey mi? -Hayır, sadece tuhaf.
Böyle zamanlarda tuhaf şeyler olurmuş.
Ayrıca Güneş değil, Ay tutulması.
Peki.
Dilim tutulsaydı da demeseydim.
Tutukluk yaptım.
Hoş geldiniz.
-Hoş geldiniz. -Will!
-Nasılsınız? -Sizi özledim!
-Biz de. -Çok özledim.
-Zahmet olmuş. Bu ne? -Molehiya.
-Nihayet Mısır molehiyası yiyeceğiz. -Hem de tavşan etli molehiya.
Mısır şivesi şart, "davşan".
-"Davşan". -Çalış.
-Hoş geldiniz! -Göz kırp. Mayousha!
-Nasılsın? -Çok özledim.
-Ben de. Ne tavşanı bu? -Tavşanlı molehiya getirdik.
Kültür şoku olsun diye.
Asıl şoku Mısır'da El Prince restoranında yaşadık.
-Aferin kız, unutmamışsın. -Nasıl unuturum?
-Koku çok mu ağır? -Enfes, ağzımızın suyu aktı Will.
-Burası hep böyle. -Harika!
-Ne içersin? -Şarap.
-Almayayım. Sophie nerede? -Giyiniyor. Dışarı çıkacakmış.
-Tamam, gidip… -Gitmesen daha iyi.
-Ne oldu? -Çantasında bir şey buldum.
-Sigara mı? -Prezervatif.
Yok artık! Babası da öğrenmiştir.
-Bir şey demedi mi? -Demedi.
Çıkmasına izin verme.
-İyi akşamlar. -Selam.
-Merhaba. -Merhaba.
-Selam Jana. -Nasılsın?
-Selam Sherif. -Nasılsın?
-Mariam, çok özledim. -Ben de seni.
-Elbisen harika. -Rengi yakışmış.
-Mersi. -Selam May.
-Selam Mariam. -Nasılsın?
-Ne haber? -Çok şık.
Teşekkürler canım.
-May. -İki yanaktan.
-Arkana park ettim. -Çarpmadın umarım.
Ufak bir çizik.
-Kumrular yok mu? -Henüz yok.
-Bir şişe mi getirdin cimri? -Kasayla mı getirseydim?
-40 dolarlık şarap o. -Hava mı atıyorsun Ziad?
Evet, etiketi gördüm.
-Organik. -Organikmiş. Dandik işte, açılmıyor.
Rabih yeni sevgilisini getirecekmiş. Kızın adı neydi?
-Rasha. -Rasha.
-Rabih'leyse tatlı kız olmalı. -Eminim onun gibi özeldir.
Rabih'in nesi var?
Evet, kadınlar öyle erkekleri sever.
Rabih komik bir tip.
25 yıldır tanırım, ciddi tek bir ilişkisi olmadı.
-Anca takılıyor. -Ne o? Kıskandın mı?
Durun, Rabih'in nesi var?
Tatlı, komik, iyi kalpli. İnsanlar seviyor, sıcakkanlı.
Ama bu yüzden kadınlar arkadaş ayağı çekiyor işte.
Rabih'le ne alıp veremediğin var?
Senin çıktığın her kız güzellik kraliçesi miydi?
Yanlış anlama Jana. Ama yani…
İşte geldiler.
Merakımdan çatlıyorum.
Güzel çıkarsa kıskanırlar mı dersiniz?
Ne oluyor?
Sapağı yine kaçırdım.
Ne oldu?
Yalnızsın. Rasha hani?
-Onu görecektik. -Evet.
Kendini pek iyi hissetmiyordu, evde kalması daha iyi olur dedik…
-Tüh, ciddi bir şey mi? -Hayır, biraz hâlsizdi ama bir şeyi yok.
Yazık, tanışmaya can atıyorduk.
-Evet. -Bu yemek onun içindi.
-Gideyim mi? -Hayır!
O anlamda demedik Beebo.
-Ver şunları. -Canım.
-Çok özledim. -Ben de seni!
İyi misin?
-Selam. -Seni terk mi etti?
-Git işine! -Terk mi edildin?
Hayır, biraz hasta.
-Kavga etmişler. -Etmedik.
-Nesi var? -Biraz hasta işte.
-Ateşi var mı? -Yok.
-Beebo, nasılsın? -Nesi var bunun?
-Kavga etmediniz? -Etmedik.
Nasılsın?
-Sen ona bakma, uyuz işte. -Nesi var?
-Kaç yaşında demiştin? -Demedim. Daha yeni geldim.
-Neyiniz var? -Kes.
-Rahat bırakın. -Sağ ol.
Sen kulak asma.
-O ne? -Rabih için.
Yaşını merak ediyorlar. Yaşlı mı?
-Ne demek yaşlı mı? -Tahminde bulunuyoruz işte.
Uzun mu, kısa mı?
-Güzel mi? -Güzel.
-Sen onlara bakma. -Neden May? Merak ediyoruz.
Onları boş ver, bana söyle.
Insta'da adı ne?
-Hesabı yok. -Neden?
-Insta ve Facebook kullanmıyor. -Fotoğraf göster.
-Yok ki. -Göster.
-Güneş tutuluyor. -Ay.
Şimdi mi? Evet, başlamış. Hadi.
-Ay tutulması. -Yemek mi yeseydik? Bu taraftan.
Çok açım.
Ay tutulurken dilenen dilek gerçekleşirmiş.
-İki tane görüyorum. -Zaten iki tane var.
Dört olmasın?
Odağı ayarlaman gerek.
-Böyle mi? -Evet.
Oynatma.
-Gördün mü? -Evet.
-Çok güzel. -Tamam, çekil.
-Dikkat, çok hassas. -Çekil hadi.
-Nasıldı? -Süper.
Başımıza astrolog oldu.
-Gördün mü? -Evet, muhteşem.
-Bakayım. -Al bakalım.
İki tane, üst üste binmişler.
-Neden oynattın? -Oynayacağını bilemedim.
Bakıp gözüne göre ayarla.
No comments yet. Be the first to leave one.