Sezon 3

Informacje o wydaniu

Love is Blind Sweden S03E08 tr
Komentarz od dappeloe

Tagi

webdl
Opublikowano: 2026-03-23
Pobrania: 12
Dla niesłyszących: No

Podgląd napisów Turkish

Pierwsze 200 wierszy.

Bugün hava ısınmış biraz.

Burası şu an dünyada en sevdiğim yer.

Tam senin yanın.

Konuştuğumuz için teşekkürler.

Ben teşekkür ederim. Çok aptal hissediyorum.

Hayır, öyle hissetme.

İdrak edemediğim ne? O kadar aptal mıyım?

İdrak edemediğinden değil.

Sadece aşkı hissetme şekillerimiz farklı.

Konu idrak edip edememek değil. Anlıyor musun?

Hepsi bu.

Seni çok özledim.

- Öyle mi? - Gerçekten özledim.

Hem de aşırı çok.

- Çok zordu. - Ben de seni biraz özlemiş olabilirim.

- Ama kabul etmek istemiyor musun? - Bağıra çağıra söylememe gerek yok.

Yok.

Hayır ama özledin mi?

Belki özlemişimdir. Öyle.

Hayır, lanet olsun. Dediğim gibi, bu işi yürüteceğiz.

- Tanrım. Ayak parmağıma kramp girdi. - Ne dedin?

- Ayak parmağıma kramp girdi. - Anladım.

Evet, söyle bana.

Ne oluyor ya?

Sıkman lazım. Panik mi oldun?

- Hay senin… Ne diyordun? - Evet. Hayır ama…

Boş ver. Başka zaman söyleyebilirim.

Önemli değil. Parmağın iyileşsin de.

Ne oluyor be? Hayır ama…

- Ne yaptım biliyor musun? - Yok.

Bize dizi buldum.

- Tamam. - Bir dizi aradım ve kaydettim.

- Çok komiğe benziyor. - Gerçekten mi?

"Bunu Daniel'la izleyebiliriz." diye düşündüm.

- Güzel. - Önemli biri için

dizi kaydetmemin anlamının farkında mısın?

Gizli gizli izlemedin mi?

Hayır. Bize sakladım.

Seninle izlemek istiyorum. Beraber gülelim istiyorum.

Tam bize göre.

Güzel. Dört gözle bekliyorum.

- Buraya uzanıp izleyebiliriz. - Hoş olur.

Buradan izlemek güzel olur, manzaraya baksana.

Tatlım. Öpücük istiyorum.

İSVEÇ

Su ister misin?

Meyve suyumuz veya sodamız yok.

Su içeceğim.

İlişkimiz iyi. Doğru yöne gidiyor.

Şu anki en büyük endişemiz benim Hristiyan olmam.

İnancımın aşırı olduğunu söylüyor. Bence hiç öyle değil.

Bence çok makul biriyim.

Bu soruyla nereye varmaya çalışıyor anlamıyorum.

Sanki ilişkiden çıkış yolu arıyor gibi.

Sürekli aşırı Hristiyanlığımdan bahsediyorsun.

Laf arasına sıkıştırıyorsun. Aşırı diye bir şey yok, ya inanırsın ya inanmazsın.

Daha önce hiç araştırmadım.

Seninle tanışana kadar din hayatımda yoktu.

Ama şimdi daha büyük konulara değinmemiz gerek.

Çünkü ne Pentekostal Kilisesi'ni

ne de çocuk yetiştirme anlayışlarını biliyorum.

Bu konuda benim de sorumluluğum var.

Bunları düşünüp "Nasıl bir mezhep?" diye sormalıydım.

İkisinin arasındaki farkı bilmem.

- Kıyaslayınca… - Pentekostal Kilisesi ile

İsveç Kilisesi'ni kıyaslarsan birine aşırı dersin.

İsveç Kilisesi artık İncil çevirmiyor bile.

- Ama farklarını bilmiyorum. - Evet.

Kıyasladığım tek şey şu kısımla ilgili… Dediğim gibi…

Bence homoseksüellerin artık kilisede evlenebilmesi çok güzel.

Çünkü bence böyle aynı değer veriliyor.

Ama Pentekostal Kilisesi hâlâ izin vermiyor.

- Hangi Pentekostal Kilise olduğuna bağlı. - Peki.

Tüm bağımsız kiliseler farklıdır.

Bu yüzden ne zaman bir kiliseye gitsem anlatılanlara şüpheyle yaklaşırım.

Çünkü herkes başka bir şey anlatıyor. Ne dinlediğini seçmelisin.

Bu noktada beni sorguluyorsun gibi geliyor.

Çünkü düzgün değerlerim olduğunu bilmelisin.

Ateist olsaydım değerlerimi böyle sorgulamazdın.

Konu değerlerinin düzgünlüğü değil benimkilerle aynı olmaması.

Bilmiyorum…

Bilmiyorum.

Şu an her şeyi tanımlayacak enerjim yok.

- Huzurlu bir gün olsun. - Tamam.

Dün yanından gittikten sonra ne oldu?

Bana çok fazla geldi.

O hisler neydi?

Bilmiyorum. Fazla gelince… Küçük bir şeyde bile…

Çok iyiydi ama sonra küçük bir şey oldu

ve her şey tepetaklak oldu gibi geldi.

Ben de "Tanrım, tüm ilişkimiz böyle mi olacak?

Hayır, artık evlendiğimizi hayal edemiyorum.

Onunla evlenecek miyim?" dedim.

Hislerin konusunda çok yüksekten sıfıra düşebildiğini söyleyince

biraz endişelendim.

Biraz şöyle geldi. "Bana hissettikleri bu kadar kolay mı kaybolabiliyor?

Biri sevdiğini söylemekten istememeye nasıl geçebilir?"

Anlıyor musun beni?

Bu o ana özeldi, çünkü her şey… Sürekli böyle olmuyor. Hayır.

Pekâlâ.

Onlar asıl hislerim değil, sadece o durumla ilgili hislerim.

Sıfırdan yüze, hayır yüzden sıfıra indi.

Beni terk edip bıraktın gibi hissettim.

Sen de, seni anlamayarak duygusal anlamda seni yalnız bıraktığımı hissettin.

Hislerini anlıyorum. İnsan kapana kısılmış hissedebilir.

Ama öyle hissedersen şöyle yapmanı isterim.

Ben senin eşinim. Benimle konuş bunları.

Bana hiç değilse anlama şansı verirsen

ve ben de saygı duymazsam o zaman bu benim suçum olur.

Ama eylemlerinle ne demek istediğini bilmiyorsam

o zaman çok zor.

O zaman bence açık iletişim kurduğumuz sürece

ve başa çıkabildiğimiz sürece,

bunu bir sorun olmayacaktır ki bu güzel bir şey.

Şimdi daha iyi hissettiriyor.

- Evet. - Bu sabaha kıyasla.

Evet, ikimiz için de.

- Kaldığımız yerden devam. - Tekrar işe koyulduk.

Şimdi de yemek yapmalıyız.

O zaman pastayı yiyeceğim. Bitirdin mi?

Hepsini mi yedin?

Evet ama enerji çok kötüydü. Zor hisler gelince yemek yerim.

- Gerçekten mi? - Evet.

- Ben o durumlarda yemiyorum. - Ben rahatlamak için yiyorum.

Niye mideme bakıyorsun?

Hayır bakmıyordum.

- Salak. - Lanet olsun.

DÜĞÜNLERE 14 GÜN KALA

- Yarın olacak. - Nişan partisi.

Evet.

Herkesi tekrar görmek güzel olacak. Herkes kendi yolunda…

- Evet, kesinlikle. - …devam ediyormuş.

Ne düşünüyorsun? Sence gelenler arasında…

Eski…

Eski katılımcılar olur mu?

Bilmiyorum ama olabilir.

Olabilir.

Sırf…

…ortalığı karıştırmak için.

Evet.

Eğlenceli olacak.

Senin nişan partin.

Diğerleriyle tanışıp mutlu olmak istiyorsun.

Ve oraya emin hissetmeyerek gidiyorsun.

Ama hâlâ buradayım. Mücadele etmek istiyorum.

Güvensizliklerimle ilgili başka şey demeyeceğime dair ona söz verdim.

Hadi bir şans verelim.

Birkaç hafta önce kapsüllerdeyken burada olacağımızı hiç düşünmemiştim.

- Hayır. - Yaklaşan bir nişan partimiz var.

Gitgide daha çok âşık hissediyorum.

Doğru kadın sensin.

Sen doğru kadınsın.

Ona güvenip güvenemeyeceğimden emin olamamama sebep olan birkaç şey oldu.

Bu çok kötü bir his.

Çünkü güven çok önemli. İlk sırada güven ve saygı var.

Vay canına!

Tanrım çok güzel!

- Selam! - Selam.

- Seni görmek güzel. - Seni de.

- Selam çocuklar! - Merhaba.

- Tanrım, ne kadar uyumlu ve hoşsunuz. - Siz de.

Evet, hepimiz birlikte güzel görünüyoruz.

- Güneşi getirdik. - Nasıl bir manzara, Globen'a bak.

Vay be, çok havalı.

- Vay! - Selam!

En son biz mi geldik?

- Selam. - Selam.

- Herkes bugün biraz gergin mi? - Evet.

Nişan partimizin şerefine bir kadeh mi kaldırsak?

- Şerefe. - Şerefe.

- Sadece biz varız, değil mi? - Evet, biz bizeyiz.

Başka çiftler de olacak mı?

Camilla ve Ludde'nin

ayrıldığı kokteyl travma oldu.

Acayip merak ediyorum.

- Kızlar ve erkekler ayrı mı otursak? - Ayrılalım mı?

- Evet, öyle istiyorum. - Öyle başlayalım o zaman.

- Biz şuraya oturalım. - Sonra çardağa geçeriz.

İçeri oturabilirsiniz.

- Ama Tanrım, Manzaraya bak. - Çok güzel!

- Hadi buraya oturalım. - Oturalım.

Herkes nasıl hissediyor çok merak ediyorum.

- Ne bilmek istiyorsun? - Her şeyi! Âşık mısınız?

- Evet. - Tatlım!

Çok mutluyum.

Dün ona bakarken şöyle oldum…

- Senin adamın. - Kafayı onunla bozdum.

- Öyle bir şey. - Harika bir his.

Böyle hissedeceğimi düşünmemiştim.

- Öyle mi? - Evet.

Evet.

"Bu kadar kısa sürede tanıyıp bu kadar çok tartıştığım

kimse olmamıştı," diyor. Bence sadece farklı düşünüyoruz.

Farklı düşündüğümüz şeyleri tartıştık.

O kavga ettik diyor ama sesimizi hiç yükseltmedik.

Ama o kavga diyor ve bu bence doğru değil.

Biraz daha endişesiz olmasına ihtiyacım var, anlıyor musunuz?

Bence kötü değildi. Ama o farklı görüyor olabilir.

Johanna aşırı tatlı ve ondan giderek daha çok hoşlanıyorum.

Ama zor da bir insan.

More Turkish subtitles for Love Is Blind: Sweden

Komentarze

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left