Sezon 3

Informacje o wydaniu

Love is Blind Sweden S03E12 tr
Komentarz od dappeloe

Tagi

webdl
Opublikowano: 2026-03-26
Pobrania: 14
Dla niesłyszących: No

Podgląd napisów Turkish

Pierwsze 200 wierszy.

Gördüğünüz gibi kapsüllerdeki misafirlerimiz

en hafif tabiriyle bu sezona dalıp gittiler.

- Bitirmek istiyorum. - Mola vermeliyim.

Dayanamam.

Tarihe geçecek bu.

Şimdi de tüm heyecanıyla son bölümleri izleyecekler.

Love is Blind: İsveç, tepki bölümlerine hoş geldiniz.

İSVEÇ

Çok komik! Şimdi görmek istiyorum: "Aşkın gözü kör mü, soru işareti."

Evet.

Sonraki bölümlerde sence ne olacak? Bence iyice boka saracak.

Umarım Johanna'nın gözlerindeki parıltı geri gelir. Tek isteğim bu.

Johanna duygularını bastıracak diye gerginim.

- Ben de. - Hadi bakalım Johanna.

Başlasın.

Benimle olmaktansa askere gitmeyi tercih ederdin yani.

Hayır. Bu deneydense askerliği tercih ederdim.

Öyle söylemedin.

Sen de deneyin bir parçasısın. O yüzden her şeye değer.

Kızdan bahsederken "karı" dedin.

Canları sıkkınken yemek yiyebiliyor olmaları garip.

Mevzu şu, konuyu açan sendin.

Konuşmamızı kaydetmek istedin.

Sürekli aynı şeyleri konuştuğumuz için kaydetmeliyiz dedim.

- Ama sen önerdin. - Ama sana kaydedeceğimi

söylemeden seni asla kaydetmezdim.

- Böyle laflar ağızdan çıkar. - Evet.

"Bunu kaydetmeliydim çünkü saçma sapan bir konuşmaydı."

Binlerce kez söylenmiş bir şeydir.

- "Söylediğin şeyi bir duysan!" - Evet.

- İstediğin kadar kaydet. - Bizi asla kaydetmem.

- Ama konuyu açan sendin. - İnanılmaz!

- Asla kaydetmem. - Konuyu sen açtın.

Bu o insanı kaydetmelisin anlamına gelmiyor.

- Bunu nereden bilebilirim? - Yahu ne oluyor ya?

- Kaydettiğini söyledin. - Kaydetmedim.

Kız panik oldu. Tatlım. Lütfen…

Konuşmaları kaydeden bir psikopat olduğumu düşündüler.

- Ha siktir be! - Öyle bir şey yapmam.

Ama yaptın işte.

Kızın konuşmasını kaydettin.

Seni hiçbir şeyle suçlamayacağım.

- Kız titriyor. - Johanna, lütfen git oradan.

Ama tatlım… Ah!

Ben olsam "Önce bana tatlım deme" derim.

Sana âşık oluyorum.

Hayır, sus be! Âşık mı oluyor?

- Evet. - Şimdi kıza âşık mı oluyormuş?

- Sen öyle hissetmiyor musun? - Bu durumu çok iyi anlıyorum.

"Sen zayıfsan ve ben güçlüysem seni seviyorum."

Sidney, haysiyetini koruyarak oradan ayrıl

ve yeniden buluşmaya tam bir tanrıça gibi gel.

Ben gidip annemi görmek istiyorum galiba.

Güzel!

- İşte bu! - Aferin Johanna.

- Evet! Evet, annene git. - Evet.

Hoşça kal!

- Annesine gidiyor. - Annesi ona biraz sarılsın.

- Yapabileceği en iyi şey bu. - Annesi "Yoluna bakacaksın." demeli.

"Annenle kalacaksın ve dondurma yiyeceğiz."

Müthiş.

Ay şimdi anneme sarılacaksın. Annem minnacıktır.

Şey istiyorum…

- Merhaba. - Merhaba.

Ne kadar minik bir kadın.

Çok tatlı. Yanında dev gibi kaldı.

- Babası da geldi. - Çok tatlılar.

Ailesi çok tatlı. Öleceğim.

- Sizin şerefinize. - Ben de onlara kaldırıyorum.

Ben de.

Hemen bağ kurup kahkaha atmalarına bayıldım.

Katıla katıla gülüyorlar. Kızları mutlu, görüyorlar.

Bir aile kurmaya hazır hissediyorum.

- Aron çok istikrarlı. - Evet.

Her şeyiyle tutarlı.

Onu dinlemek bile beni sakinleştiriyor.

Evet.

Fevkalade iyi. Bu, birbiriniz için yaratıldığınızı gösterir.

Baba çok mutlu. "Fevkalade bir adam bulmuşsun."

"Fevkalade iyi."

Çok havalı. Senin klasik lahana ve şalgam püren gibi değil.

Çok tatlı.

Babanın konuşması beni öldürdü.

O konuda yapacak bir şey yok.

Çok tatlı.

- Bizim gönlümüzü çaldı. - Evet. Çok tatlı.

Ay, onları yeniden buluşmada bebekleriyle düşünsene.

Kızın ailesi gibi oldun şimdi.

"Fevkalade iyi."

Evet ama bir tane bari mutlu çiftimiz olsun istiyorum işte.

- Her türlü mutlu olurlar. - Hayır.

Ronja.

Ne hissediyorsun? Bu noktada artık evlenme ihtimalin yüksek.

Ronja'nın gelinlik giymesine gıcık oldum.

- Kiminle evleneceğinin farkında mısın? - Hayır.

Milyonlarca kez tartıştığın bir adam.

Seni Lars-Erik'in beklediği bir mihraba yürüdüğünü hayal edebiliyor musun?

Ay canım. Sessizlik uzun sürmedi mi?

Şu an edebiliyorum. Evet.

- Peki. - Tamam.

- İçinde parlıyorsun. - Öyle mi?

- Evet. - Evet.

Evlenme hayaliyle mi parlıyor, onunla evlenme hayaliyle mi?

Güzel bir elbise giydiği için parlıyor.

- Aynen öyle. Prenses gibi hissediyor. - Evet.

Zordu. Zor günlerdi.

Nişan partisinden sonra Daniel'le bir tartışmamız oldu.

Düşüncelerini duymak ve kendi düşüncemi söylemek istedim.

Tatlım, biriyle buluşurken bu kadar stresli olunmaz.

Evet, kesinlikle.

Nişan partisinden sonra burada oturup kebap yedik.

Daniel için önemli bir detay.

Güzeldi. Her şey iyiydi, on numaraydı.

"İyiydi, on numaraydı" demezdim ama ilginç.

Evet.

Ne hissettiğini bilmiyorum ama iletişim kuramadığımızı görüyorum.

Çatışıp birbirimizi yanlış anlıyoruz.

Johanna, sen onu yanlış anlamıyorsun.

Ama birlikte çok güzel günlerimiz de oldu.

Farkında değil misin Daniel?

Bu kız onu ilk tanıdığın zamanki kız değil.

Ama kötü zamanlar fazla oldu.

Ben dayanamıyorum artık.

Sen güzel bir insansın.

- Fazla tatlı biri. - Seni olduğun gibi değerli buluyorum.

Bunu söylemese de olurdu.

Ama benim için doğru insan değilsin.

Yeterli değilsem o zaman… Yapacak bir şey yok.

Sonuçta ben de sihir yapamam.

Sihir yaparım ama o anlamda değil.

Birlikte geçirdiğimiz zaman için minnettarım.

En azından denedik.

Ne tatlı bir kadın.

Seni çok özleyeceğim.

Kız için bitti.

Seni çok özleyeceğim.

Bitirmiş bir kadını görmenin önüne hiçbir şey geçemez.

Aynen öyle.

Buraya bırakıyorum.

- Üç, iki, bir. - …iki, bir.

- Sıfır! - İşte bu!

Ayrıl güzelim!

Hadi be!

- İşte bu! - Aferin kızım.

Seni takip etmemize izin verdiğin için sağ ol Johanna.

Tatlı bir adam bulacak.

- Tabii ki. - Kesin.

Birkaç çift kaldı. Evet mi gelecek hayır mı bakalım.

İşte bu Love is Blind: İsveç.

Birlikte yaşarsak dairede ne olsun istersin?

Üç oda olsa iyi olur.

Biri gelir kalırsa diye mi?

Neden kıkırdıyorsun?

Kastettiğin şeyin bu olduğunu sanmıyorum.

- Kastettiğim o değil. - Hayır.

Çok tatlı.

İkisi de parlıyor ve gülmeden duramıyorlar.

Bu anı uzun zamandır bekliyorum.

Çok tatlı. Bu ikisi bu işi başarabilir.

Çok gerçek görünüyorlar.

Doğru insanla olduğunu düşündüğüm ilişkilerim oldu.

Doğru değillermiş meğer.

Şimdi sevdiğim adamla bir hayat kuracağım.

Bu beni çok mutlu ediyor.

Ağlıyorum resmen.

Ne güzel!

Ibbe'nin gözlerini gördün mü? Çok…

Bu heyecan beni aşkın kör olabileceğine inandırıyor.

Ay, ne güzel çiçekler. Bunları sen mi aldın?

- Evet. - Öyle mi? Çok tatlı.

Of, bu ikisi yüzünden eriyorum.

Seninle bir hayat kurmayı çok istiyorum.

Seni seviyorum.

Seni seviyorum.

Ay, çok tatlı.

Pamuk gibi oldum.

Sen konuşmaya başlayınca benden ayrılacağını düşündüm.

Asla.

- O kadar gerçekler ki. - Kalp, kalp, kalp.

Canım benim.

- Seni seviyorum. - Seni seviyorum.

Sıcacık bir öpücük. Öp, öp, öp. Sokul, sokul.

Bak, yeniden buluşmada kesin bebeklerini getirecekler. Görürsün!

Bunu o kadar bekledim ki.

Adam yürekten konuşabiliyor. Bu özelliğine hayran oldum.

Evet.

Hislerimi onun kadar açık ifade edebilmeyi çok isterdim.

Böyle açık ve dosdoğru bir çiftimiz olduğu için mutluyum.

- Bunlar karı koca olur. - Evet, evlenecekler. Onların şerefine.

Onların şerefine. İnanılmaz bir çift. Şerefe.

Bir ilişki kurmaya çalışıyorsak ve birinin sevgi dili fiziksel temassa…

İlla bana dokunmalısın demiyorum ama benden kaçıyorsun gibi geliyor.

Aslında görüşünü savunmasını takdir ediyorum.

Burada dengelerin biraz değiştiğini düşünmeye başladım.

Öncesinde orada gülümseyerek ve öz güvensiz oturuyordu.

Ama bence şimdi ona verecek hiçbir şeyi yoksa

kadının neden hâlâ yanında olduğunu sorguluyor.

Ben de merak ediyorum.

- Ben bu ikisini çözemiyorum. - Ben de anlamıyorum.

Daha başta söyledim. Bu ilişkinin temelinde ne var bilmiyorum.

More Turkish subtitles for Love Is Blind: Sweden

Komentarze

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left