Pierwsze 200 wierszy.
Yine mi?
Affedersiniz amca!
Düşeceksiniz.
Ah, sen miydin?
Sihir yapmaya çalışıyorum,
işimi bölme.
Ne yaparsanız yapın ama odanızda yapın.
-Bunadığımı mı düşünüyorsun? -Tabii ki hayır.
Çekil! Bırak!
Sihrim şimdi işlerse görürsün!
Söyler misiniz, hastane çatısında ne sihri işleyebilir?
Geçit!
MERKEZ HASTANESİ
Geçit mi?
Ha, geyik mi diyorsunuz?
Saçmalama, "geçit" dedim!
Başka bir dünyaya kapı açma sihri.
NETFLIX SUNAR
İşte böyle!
Atacağım!
Yine attı! Bugün de çok iyi oynuyor!
İşte bu!
Fazla agresifsin.
Bahanen bu mu?
Hazır mısınız?
SAYI TABLOSU
Bastır Haru!
Evet!
Teşekkürler.
-İyi ki geldiniz. -Tebrikler.
-İyi çalımdı! -Ne yakışıklı çocuk!
Yu!
Shinozaki'nin suratını gördün mü? Çok keyifliydi!
Çünkü geçen maçta sana hiç geçit vermemişti.
Solundan hücum edince açık verdi, tıpkı önerdiğin gibi.
Ama sabırsız davrandın.
Son devrede daha yakına girseydin
beş sayı daha yapabilirdin.
Kötü oldu.
Nasıl yani?
Daha verimli olabilirsin ama fevri davranıyorsun.
Sinir oluyorum.
Daha da iyi oynarsam kız hayranlarımı hiç zapt edemeyiz.
Haru! Yu!
-Bugün kazanmışsınız. -Tabii kazandık.
Merhaba Kotona.
Ne konuşuyordunuz?
Kız hayranlarından bahsediyordu.
Bak sen.
Beni yine aldatmaya mı çalışıyorsun?
-Ne? -Sabıkan var.
-Hiç de bile. -Öyle mi dersin?
Sırf sana hediye aldı diye
çömez kızın biriyle kahve içmeye giden kimdi?
-Acıtıyorsun! -Bir daha uyarmayacağım.
Çok kötüsün.
Bugünlük bir şey demiyorum.
Bu arada, çok güzel bir krepçi keşfettim.
Turunçlu krepleri çok ekşi ve harikaymış.
Gidelim mi?
Kotona'nın yine turunç aşkı kabardı.
Seviyorum, ne yapayım?
Neden olmasın? Hadi galibiyeti kutlayalım.
Buralarda olacaktı.
Merdivenin tepesinde ama...
-Neyse, başka bir yere gidelim. -Evet, bence de.
Sorun değil. Yancınızın gitme vakti.
Siz ikiniz gidin.
Dur Yu!
Cidden sorun değil, alışkınım ben.
Çabuk ol!
Bekle!
SAKI ÇİÇEKÇİLİK
Hoş geldin.
-Ben geldim. -Hoş geldin Yu.
Hoş bulduk Nanako.
Çözdüm! Doğru yapmışım, değil mi?
Güzel.
Aynen.
Daha verimli olabilirsin ama fevri davranıyorsun.
Sinir oluyorum.
Aslında sinir olduğum şey başka.
Of ya.
Yu'ya ayıp ettik, üzüldüm.
Bir dahakine birlikte gidelim. Uzun yoldan gidersek gelebilir.
-Olur. -Yarın görüşürüz!
-Dikkatli git. -Sen de.
Kotona?
Yardım et!
Ne? Ne oldu?
Biri beni takip ediyor! Korkuyorum!
Haru nerede?
Az önce ayrıldık, telefonunu açmıyor!
-Neredesin? -Caddenin oradaki ara sokakta.
Saki Abla, beni bir yere götürmen lazım.
Ne? Ay!
Doğru ya, Kotona'nın doğum gününe az kaldı.
GELEN ARAMA YU
Açmayacak zamanı buldu bu da.
Ne oldu?
-Kotona tehlikede. -Tehlikede mi?
Bilmiyorum, manyağın biri peşine takılmış.
-Acele et sen. -Tamam.
-Beni burada indir. -Tamam.
Haru'ya da ulaşmaya çalışır mısın?
Tamam. Bir yandan ben de Kotona'yı arayayım.
Kotona!
Dur!
Kotona?
Kotona!
Kotona!
Merak etme, geçecek.
Kotona, dinle...
Hemen ambulans çağıracağız.
Ne... Ne oldu böyle?
Haru, biri Kotona'yı bıçakladı.
Kotona!
Haru, hareket ettirme!
-Ambulans çağıralım! -Sus!
Konuşma! Ne yapıyordun sen?
-Şey... -Kotona'yı hastaneye götürüyorum.
Haru!
Kahretsin!
Haru, yapma!
Haru!
Neredeyiz biz?
Bu kıyafet de ne böyle?
Evet...
Kotona yok!
Doğru... Kotona!
Kotona nerede?
-Haru, telefonun! -Doğru!
-Ne? -Bu...
Pusula bunlar.
Neler oluyor?
Köpek mi bu?
Ne acayip bir köpek.
-Bir şey mi oldu? -Yolun ortasında oturuyorlar.
Dikkat çekiyoruz.
-Gidelim. -Evet.
Şurası daha sakin.
Yu! Sen...
Ben ne? Hadisene Haru.
Bacaklarına bak!
Yürüyor muyum ben?
Bacaklarım... Neler oluyor?
Yürüyordun!
Hadi, bir daha dene.
Tamam.
Bu ne böyle?
Neler oluyor?
Yok artık!
Gerçekten, neler oluyor Yu?
Bilmiyorum.
Bilmiyorum ama...
Neredeyiz?
Teknolojik bir oyun parkında falan mıyız?
Ya da bir film seti?
Bunlar ne o zaman?
Robot dinozorlar.
Bilgisayar kontrollüdür.
Canlı gibi görünüyorlar.
Evet, öyle cidden.
Zırhları kostüm olamayacak kadar gerçekçi duruyor.
Gerçek zaten.
-Nasıl yani? -Gerçekten başka bir dünyadayız.
Nasıl ya?
Sadece bir teori.
Ama bence başka bir dünyaya geçtik.
Başka dünya mı?
O zaman Kotona da burada mı?
Doğru, Kotona...
Yaralıydı, değil mi?
-Kötü duruyordu! -Dur Haru.
Bak, benim bacaklarım iyileşti.
Belki bu dünyada yaralar da iyileşiyordur.
Haklısın! Doğru söylüyorsun.
Endişelenmenin bir faydası yok.
Haklısın, harekete geçmeliyiz.
Seni bulacağız Kotona.
Burası bar galiba.
Girebilir miyiz?
Utanma. Başka bir dünyadayız sonuçta.
Vay canına, gerçekten bambaşka bir dünya.
Kesinlikle.
Hancı Hanım! İçki istiyoruz!
Bittikçe getirin!
Buyurun.
Ama emin misiniz?
-Öğle vakti... -Biz paralı askeriz.
Olay çıkmayınca bize gerek olmuyor.
Eh, barış gibisi yok.
-İşleriniz epey açık gibi. -Evet, öyle.
Ayyaşlarla dolu.
Biz de mi içsek?
İçmeyelim.
O zaman herkese tek tek soralım.
Hayır, kolay samimiyet kurabileceğimiz birini seçelim.
İkiniz.
Önümde duruyorsunuz. Çekilin.
No comments yet. Be the first to leave one.