Pierwsze 200 wierszy.
AMAZON ÖZEL
HULU ORİJİNAL
Üzerimde garip bir etki bırakıyorsun
Ve bu hoşuma gidiyor
Üzerimde garip bir etki bırakıyorsun
Ve bu hoşuma gidiyor
Dünyama anlam katıyorsun
Karanlığımı aydınlatıyorsun
Evet, üzerimde garip bir etkin var
Ve bu hoşuma gidiyor
Ve bu hoşuma gidiyor
Ve bu hoşuma gidiyor
DOKUZ KUSURSUZ YABANCI
Gerçekten dört gözle bekliyorum!
Gittiğimiz bu yer, dünya çapında iki Şifalı Yaşam Ödülü kazanmış.
Ruhsal Sağlık ve Sosyal Etki.
İkinci söylediğim Onur Ödülü de olabilir.
İşin aslı, bu kadın bize devasa bir indirim yaptı.
Toplum adına ne kadar faydalı bir davranış.
İnsanları iyileştirmeyi, kâr etmenin önüne koyuyor.
Sanırım bu civardaki bazı insanlar binlerce dolar ödüyorlar.
Altın bilet bize çıktı!
Yaklaştıkça kendimi daha da hafiflemiş hissediyorum.
Güzel olacak, öyle değil mi tatlım?
- Evet. - Değil mi?
Nasıl gidiyor Zoe? Zoe!
- Efendim? - Orada havalar nasıl?
Daha iyi olmamıştı baba. Sabırsızlanıyorum.
Harika olacak.
Herkese selam! Ben Jess.
Sükûn Evi adındaki bir dönüşüm merkezine gidiyoruz.
Etiketlerdim ama sosyal medyada yoklar.
Aşırı gizemliler.
Her neyse, önümüzdeki 10 gün
meditasyon ve yoga yapıp sağlıklı besleneceğiz.
Ve kaliteli vakit geçireceğiz...
Lanet olsun! Bilerek mi yaptın?
- Yol çok bozuk, arabamın canına okuyor. - Şimdi baştan çekmek zorundayım.
- Zorunda değilsin. - Evet, öyleyim.
Bana sorarsan bu kişisel gelişim konusunu biraz abartıyoruz.
Sormadım ama ne demek bu?
Şu demek...
Tanrı'm!
Eğer sürekli iyileşirsek sonunda mükemmel oluruz, değil mi?
- Peki ya sonra? - Mükemmel bir aşağılık olursun.
Aşağılık değilim, sadece neden gittiğimizi anlamıyorum.
Gidiyoruz çünkü sorunlarımız var Benjamin.
İlişkimizle ilgili. Lanet arabandan daha önemli olmalı.
Dramatik bir şeye ihtiyacımız var.
Evet, bu çok dramatik. Süspansiyon mahvoldu. Tanrı'm!
Şarkı söylemek için güzel bir gün
Harekete geçmek için güzel bir gün
Bu güzel günde ters giden ne olabilir ki?
Sabahtan akşama güzel bir gün
Bekle beni sağlıklı yaşam!
Frances 2.0.
Hazır ol.
Evet, bekle beni.
Kaybedecek bir şey yok Sabahtan akşama güzel bir gün
Lanet bok!
Bir telefon bile açmıyorsun, öyle mi?
Kibarlık etmeye mi çekiniyorsun yoksa?
- Alo? - Selam!
Henüz Nirvana'ya ulaşabildin mi?
Hâlâ sonsuz esenliğe doğru yoldayım.
Tatlım, bu işe şans tanımalısın.
Şans tanıyorum işte, şu an oraya gidiyorum.
Bu da şans tanımak oluyor.
O lanet herifi düşünme bile.
Düşünmüyordum ama keşke dostlarım beni arayıp onu aklıma getirmeyi bıraksa.
Bunu nasıl yapabileceğime dair fikrin var mı?
Temsilcinle görüştün mü?
Hayır ama şimdi hem onu hem de işi gündeme getirdin.
Hatırlatmak istediğin başka bir konu var mıydı?
Seni sevdiğimi bil yeter. Yeni kitabın harika, sen de öylesin.
Sükûn Evi'nde 10 muhteşem gün geçireceksin.
Evet, biliyorum. Ben de öyle hissediyorum.
Yenilenmiş şekilde döneceğim.
Eminim herkes yeni hâlimi daha çok sever.
Ben bu hâlini seviyorum.
Sağ ol.
Temsilcim arıyor.
- Sonra ararım, seni seviyorum. - Tamam, ben de seni.
- Selamlar! - Frances?
- Kitap işleri nasıl gidiyor bakalım? - Vay canına! Sesin çok canlı geliyor!
Sana bahsettiğim sağlık inziva evine gidiyorum.
Pozitif bir ruh haline girmeye çalışıyorum.
Buhar odasında ölenleri aklından çıkarma.
Aydınlandıklarını sanıyorlardı ama canlı canlı piştiler.
Bu öyle bir şey değil, burası muhteşem görünüyor.
Oraya iyileşmeye gidiyorum.
Masaj yaptırırım, belki hafif bir perhiz yaparım.
Bu harika ama ne yazık ki bendeki haberler pek iyi değil Frannie.
Ne demek bu şimdi?
Bence kitabı çok güzel yazmışsın.
Gerçekten öyle düşünüyorum.
Bekle bir saniye.
Kitabı istemediklerini mi söylüyorsun?
Kolay bir yolu olmadığı için bunu direk söyleyeceğim Frannie.
Sözleşmeni feshetmek istiyorlar.
Çok üzgünüm Frannie.
Özellikle o korkunç dolandırıcıyla yaşadıklarından sonra.
Senin adına çok kötü...
Seninle bu konuyu konuşmak istemiyorum!
Buraya kadar! Benden bu kadar!
Artık bitti!
Geber lanet dünya!
Bitti artık!
Geber lanet dünya!
Tanrı'm!
Merhaba!
- İyi misiniz? - Ben...
- Yardıma ihtiyacınız var mı? - Hayır, ben iyiyim!
İyi görünmüyorsunuz.
Sessiz bir çaresizlik anı yaşıyordum sadece.
Pekâlâ... Sessizlik anlayışınız bu mu?
Ölüm perisi gibi çığlık atıyordunuz, bu yüzden kenara çektim.
- Üzgünüm, özür dilerim. - Sorun değil.
Hiçliğin ortasında, yalnız başımayım sanmıştım.
- Açıkça öyle değilmişim. - Hasta mısınız?
Anlayamadım?
Bir çeşit sinir krizi geçiriyor gibi görünüyordunuz.
Yargılamıyorum, benim ailemde de ruhsal rahatsızlıkları olanlar var.
- Öyle mi? Ben iyiyim, teşekkür ederim. - Avazınız çıktığı kadar
"Geber lanet dünya!" diye bağırmak pek normal değil.
Ne olduğunu söyleyeyim... Ateş basmıştı.
İyiyim yani. Çok teşekkür ederim.
Takviye alıyor musunuz?
Affedersiniz...
Progesterone muydu? Oldukça işe yarıyormuş.
Bu konuşmayı gerçekten yapıyor muyuz?
- Bu tavır da ne? - Tavır yapmıyorum.
Sadece hiç tanımadığım yabancıların yol kenarında durup
hormon yenileme terapisi reçetesi yazmasına alışkın değilim.
Özür dilerim. Trajik biri olduğunuzu şu an anladım, iyi günler.
- Günaydın. - Selam.
Pekâlâ.
Sükûn Evi'ne gidiyorsun demek.
- Bunu nereden çıkardınız? - Tüm yasaklı yiyecekleri almışsınız.
Ben de oraya gidiyorum!
Harika.
Bunlarla ana kapıdan geçerseniz şanslısınız.
- SENİ ÖZLEDİM - LANET OLASI BİR NARSİSTSİN
Onu da alacaklar.
Sükûn Evi'nde telefona izin verilmiyor.
- Orası hakkında ne biliyorsunuz? - Pek bir şey değil.
Ama girenler yeni biri olarak çıkıyor.
Onlara bir şey yapıyor olmalı.
Yönetici kadınla tanıştınız mı?
Hayır ama...
Duyduklarım kadarıyla tanışmak isterdim.
Söylentiye göre insanları tamamen değiştiriyormuş.
Ben de bu yüzden gidiyorum, dönüşmek için.
İyi şanslar.
- Merhaba. - Selam.
Durum piyasa ile ilgili, romantizm rağbet görmüyor.
- Sonsuza dek sürmez. - Gerginlik sırtıma iyi gelmiyor.
Frannie hadi ama!
Enerjini bu saçmalıklarla harcama. Unutmaya çalış, iyi vakit geçir.
Kahramanımın göz rengini tasvir ettiğim için feminizm düşmanı mı oluyorum yani?
Namaste. Sükûn Evi'ne hoş geldiniz.
Sizi dinlemek için sabırsızlanıyorum ama bana
bir saniye izin verin.
Jane'i öldürmem gerektiğini söylediler. Kim başkarakterini öldürür ki, kim?
Siz Frances olmalısınız. Gelin... Bir yolculuk biter,
diğeri başlar.
Kadınlardan
nefret ettiğimi nasıl söylerler?
Kadınlardan nefret edemem, ben de bir kadınım ve kendime bayılıyorum.
- Vazgeçmek için hâlâ vakit var. - Ben lütfen, geldik artık.
Aramızda çözebiliriz bence.
Çözmeye çalıştık.
Ama beceremediğimiz aşikâr.
Ya deneriz ya da...
...denemeyiz.
Senin derdin nedir?
Derdim yok. Arabanı biraz ileri al ki girebileyim.
Öylece korna mı çalacaksın?
Nasıl? Korna bu, müzik aleti değil.
Sadece basıyorsun.
Gördün mü? Tek bir nota var.
Namaste. Sükûn Evi'ne hoş geldiniz.
Aman Tanrı'm! Cildin harika.
- Ben, cildine bak. - İsmim Lulu.
- Danışmanlardan biriyim. - Hoş bir cilt.
- Tura hazır mısınız? - Evet.
- Sanırım hazırız. - Harika!
- Yakında onu almamız gerekecek. - Lanet olsun.
- Ne? - Can sıkıcı ama buna değer.
Ama ben... Nasıl yani?
Sürekli mi?
Ama bu benim telefonum.
- Hadi ama! - Onu buradan atabilir miyiz?
Sorun ne biliyor musun? Ben sana söyleyeyim.
Bugünlerde kendi karakterini öldürmek moda olmuş.
Onlar benim bebeklerim, bebek katili olmadığım için üzgünüm.
Karakterlerimi yaralamıyorum bile!
Kaydınızı yaptıktan sonra kortizol seviyenizi
düşürmek için orman banyosunu öneririm.
Vay canına! Kulağa hoş geliyor.
No comments yet. Be the first to leave one.