لومړۍ 198 کرښې.
BİR HAFTA SONRA
Onlar mı?
Neden dönüyor?
Luan.
Tamamdır. Asif'in eroini bizde.
140 milyonluk malın hepsi.
Çeviri: Fransergio
Güçsüz olmanın nasıl hissettirdiğini bilirsin.
Başkasının oyununda bir piyon olmanın...
Bunun, sadece bir şekil hayata tutunmak için seni yapmak zorunda bıraktığı şeyler...
Babam sadece bunu biliyordu.
Her akşam para için dövüşürdü.
Elliot.
- Ben her zaman ne derim? - Piyonlar, şah olamaz.
Babamdı sonuçta. O yüzden ona inandım...
...ancak bunu idrak etmem yıllar sürdü.
O, itibarını böyle kazandı.
Tanrım!
Ama kabul edemedim. Bilmem gerekiyordu...
Şah olmak...
...nasıl bir his?
Alo?
Sean, Asif'in sevkiyatına çökmüşler.
Eroin çalınmış. Biri bize ihanet etti.
Sean?
Amına koyayım!
- Sean, ne oluyor? - Eroin kayıp.
1.3 tonun hepsi!
- Sadece bir parti bu. - Hayır, hayır. Daha fazla anlamı var.
Koba'yla racon kestik.
Londra'nın bizim olduğunu açıkça ifade ettik.
Şimdi biri öyle olmadığına karar verdi amına koyayım!
Rotayı kim biliyordu?
- Merwan ve Koba. - Tamam, o zaman Merwan.
- Lale'nin misillemesi. - Hayır, bilmiyor.
Onu bilmiyor... Bilmiyor.
Bizim Asif'in eroinini kullanmamızı da sıkıntı etmedi.
- Öyle gerektiğini biliyor. - O zaman Koba mı?
Durumumuzu zayıflatmak Koba'ya hiçbir şey kazandırmaz.
Ama senin durumunu zayıflatarak çok şey kazanabilir.
Durumumun farkındayım.
Sean...
Koba. Sıkıntı var...
Koba ve Merwan.
Rotayı bilen tek kişi o ikisi değildi.
- Sen de biliyorsun. - Ne dedin sen?
- Rotayı biliyorsun dedim. - Hayır...
Beni, öz oğluma ihanet etmekle suçladın.
Sean'ın Koba ile yaptığı anlaşma hoşuna gitmedi.
Wallaceları tepede görmek istiyorsun, tek başlarına.
Sadece orada hangi Wallace'ı istediğine dair...
...belki tam anlamıyla dürüst olmuyorsundur diye soruyorum.
Tanrım, Billy!
Seni cidden yetiştiremedim, değil mi?
Günlerden bahsetmiyoruz, haftalardan bahsediyoruz.
- En az üç hafta. - Amına koyayım!
Bunun olmasına nasıl izin verdin?
Biz bir şeye izin vermedik. Senin tarafından biri bize ihanet etti.
Veya biriniz diğerine ihanet etti.
Bunu hemen düzeltmemiz lazım Asif.
Üç haftaya değil. Hemen.
Bu, bizim olduğu kadar senin de sorunun.
Nasılmış o?
Sana ödediğim bedel yüzünden.
Sana Lale'yi verdiğim için.
Elimizde satacak hap yoksa uyuşturucu ticaretinde tekeliz diyemeyiz.
Lahor'dayım ben, ürün falan yok henüz ortada.
Ne yapmamı istiyorsun?
Merwan ve bir Kürt ekibini Lahor'a gönderip...
...senin ve ailenin kökünü kazıtmamak için bana bir sebep ver.
Saat işliyor Asif.
Tamam...
Bir hafta kadar önce Paris'te Bibi Agostini'ye bir teslimat yapmıştım.
Daha %20'sini bile piyasaya sürememişlerdir.
O zaman Paris'e gidip kalanını bu Fransız piçinden alırız.
Agostini, Fransa'daki en büyük oyunculardan biri.
Agostini'nin malına çökemezsin. Anlaşma yaparsın.
Ne oldu?
Al, bu senin.
Rasha Zidane?
Ne için bu?
Birkaç günlüğüne memlekete dönüyorsun.
Paris'e mi? Niye?
Koba yine seni istedi. Sean Wallace'la oraya büyük bir anlaşma yapmaya gidiyorlarmış.
Senin de tercüman olarak orada olmanı istiyorlar.
Şaka mı bu amına koyayım?
Sean'a, Basem'e yaptığının bedelini ödeteceğini söylemiştin.
Şimdi onun için çalışmamı mı istiyorsun?
Sen benim için çalışıyorsun Saba.
Anladın mı? Bu da şu an için Sean Wallace'a çalışacaksın demek.
Bu iş böyle.
Ona değil, bana bak.
Koba yardımımızı istedi.
Anladın mı beni?
Bu bizim için iyi bir şey.
Saba.
Sıçıp batırma bu işi.
Sean'la Koba'nın eroini bizde.
Luan malı kaçırdı. Biz de piyasaya süreceğiz.
Marian, babama Sean ve Koba'nın Paris'e gidip...
...oradaki bir satıcıdan daha fazla mal alacağını söyledi.
Ne zaman?
- Yarın. - Nerede?
Nerede? Ofisinde?
Kulüp, restaurant, Agostini'nin evi? Neresi?
- Bilmiyorum, öğrenirim. - Sağ ol.
Elliot, sen hiç uyudun mu?
Sağlıklı düşünmüyorsun. Sean'ı öldürdükten sonra ne yapacaksın?
Bu işten canlı çıkmanı istiyorum.
Marian Wallace oğlunun senin yüzünden öldüğünü öğrenince sen ne yapacaksın?
Eğer bu işi doğru şekilde yaparsak sonunda sadece Sean ve Koba ölmeyecek.
Sen ve ben... Beraber bir şey inşa edebiliriz.
Ama bunun için hazır değilsen belki de beklemeliyiz...
Paralı asker ordusuyla uluslararası sınırları geçemezler.
Orada korunmasız olacaklar.
Paris'te tanıdıklarım var. Nereden çıktığımı anlayamayacaklar.
Bunu hızlıca elden çıkarmalıyız. Planımız ne?
Şu Agostini sorununu halletmemiz lazım.
Luan, adamlarınla iletişime geçip malı hemen piyasaya sürmelerini sağla.
Koba'nın durumunu zayıflatmak için...
...çetelere yarı fiyatına satıyoruz.
Sean ve Koba'dan önce pazarı bizim eroinimizle dolduracağız.
- Anlaştık. - Aynen.
Tamam, işe koyulalım hadi.
Telefon.
- Billy? - Ben Luan.
- Billy eroini buldu. - Ne?
Marian.
Onunla ne yapmamı istersin?
Anlaşıldı.
Bin.
Luan, beni eroin dolu bir minibüse kitleyemezsin.
Ben değil, annen kitliyor. Bin.
Luan, sana ne ödüyorsa Sean iki katını verir.
İki katını verir.
Luan! Luan! Lütfen! Lütfen Luan!
Luan, iki katını verir. Beni burada bırakma!
Luan!
Lütfen! Luan!
Güzel şehir.
- Evde olmak güzel mi? - Ben Saint Denisliyim.
Buckingham Sarayı ne kadar evimse burası da o kadar evim.
Hamur işlerine baksana...
Pekala.
Ne oluyor lan? Keşifteyiz, şu an bunu yapamazsın.
Her yerde turistler ve polisler var amına koyayım.
Teşekkürler.
- Teşekkürler. - Teşekkürler.
Teşekkürler.
Bibi Agostini.
Sipariş verebiliriz, onun mekanıymış.
Bibi, tanıştığıma memnun oldum.
Sanırım neden burada olduğumuzu biliyorsun.
Biri eroininizi çalmış, siz de Bibi'nin bunun yerine mal koymasını istiyorsunuz?
Ee, ne dersin?
Ben israf etmeyi sevmem.
O yüzden sadece ihtiyacım olanı sipariş ederim.
Yani sipariş ettiğim mala ihtiyacım var.
Geçici bir önlem sadece. Sen ona ihtiyaç duymadan geri yerine koyacağız.
İkinci partiyi de çalmazlarsa tabii.
Son sözün bu mudur?
"Hoşça kal."
Finn Wallace burada olsa yakıp yıkmıştı burayı.
Onun yapacağı bir şeye benziyor.
Bir saat onu sikmeye çalıştıktan sonra...
Kesinlikle onun yapacağı bir şey. Neyse ki ben anneme çekmişim.
Umarım çok değildir.
Peki...
Eroin. Ne kadar istiyorsunuz? Ne kadar ödeyeceksiniz?
Yarısını istiyoruz. Hiçbir şey de ödemeyeceğiz.
Doğum günüm falan olmalı.
Ortaklık teklif ediyoruz.
Şehirlerimiz hiç birlikte çalışmadı.
Bordro memurumuz falan yok.
Parayı tek yöne daha hızlı akıtan gelişmiş bir sistem.
Limanlar, rotalar ve yapılanma bizde.
Bir yere gitmesi gerektiğini söylüyor.
Akşam 9'da, gece kulübünde VIP'de görüşebiliriz. Daha fazlasını konuşuruz.
Tamam mı?
Bibi.
Daha fazla konuşmayı iple çekiyorum.
Memnun oldum.
Ben de memnun oldum.
Babana benziyorsun.
Sevdim onu.
Bakalım karşılığında ne isteyecek.
Agostini gidiyor.
Sean'la konuşmamız lazım.
Eski dostlarını ziyaret et sen ama 8.30'ta orada ol. Gecikme Saba.
Gidiyorlar.
Takip etmemi ister misin?
Amına koyduğumun yalancısı.
Bunu Sean için yapıyorum.
Saçmalık. Yalan.
Sean'ın Koba'yla anlaşmasının tek bir sonucu var.
Sean ölü, Koba zirvede.
Wallacelar da tarihe gömülü.
Geri durup bunun olmasına izin vermeyeceğim.
No comments yet. Be the first to leave one.