لومړۍ 200 کرښې.
Buraya nasıl geldik?
İnsanoğlunun sorduğu ilk sorulardan biri.
Yaratıldık mı?
Yoksa yaratıcılar biz miydik?
Yaratıcı olduğumuz kesin. Mucit ve kâşif olduğumuz da.
Benim için küçük…
Geçmişimize bağımlı değiliz ama geleceğimizin kontrolü elimizde.
Belki de soru, "Buraya nasıl geldik?" değildir.
Belki de soru şudur, "Ne kadar ileri gidebiliriz?"
Kahretsin dostum!
Bir sürü boş alan var.
Neden benim tarafıma geliyorsun?
Pardon, sadece… yaratmaya odaklanmıştım
-ve çok heyecan verici. -Tamam ama ben de odaklandım.
Kurgu üzerinde çalışıyorum. Muhteşem olacak!
Harika. Evet! Tamam. Büyük düşünüyoruz.
Bu harika.
Sen büyük düşünüyorsun. Benim işlerim büyük.
Konuşurken bile işlerim büyüyor, beni rahatsız etme.
Evet, tabii. Bir sorum var, saçım iyi mi?
Bazen donanımı taktığımda saçımı bozuyor.
-İyi görünüyor. -Öyle mi? Tamam, sağ ol.
Düşündüm de belki saçını yıkayabilirsin
çünkü biraz yağlı görünüyor.
-Benden bir şey mi istiyorsun? -Bir fikrim vardı,
sana danışmak istedim, büyük bir fikir.
Düşündüm de belki de Hera'yı alıp Metaverse'e koyabiliriz.
-Hayır. -Dinle.
Tek yapmamız gereken, her şeyi blok zincirine bağlamak
ve sonra tüm varlığımızı Ethereum'a
-dönüştürmemiz gerekecek, belki… -Ian!
-Tamam, bak, sen harikasın. -Öyle miyim?
-Ama amacına ulaştın. -Ulaştım mı?
Evet.
Evet, bazı harika fikirler buldun.
Ve ben de o fikirleri uyguluyorum.
O yüzden belki de akışı yavaşlatmalısın.
Bu harika bir fikir mi bilmiyorum Pop
çünkü şu anda kaynağa bağlandım
ve materyal dünyaya akışını engellersem ciddi…
Ciddi sonuçları olabilir, biliyorum. Birçok defa söyledin.
Ama şimdilik o riski alabilir misin? Benim için?
Senin için mi? Evet.
-İyi bir ortak olmak istiyorum. -Öylesin.
Öylesin. Harika bir ortaksın.
Ve şu anda yapabileceğin en iyi şey ne, biliyor musun?
Gidip bana öğle yemeği almak.
-Yemek almamı mı istiyorsun? -Evet.
Köşedeki benzinciden buffalo soslu tavuklu pizza al.
Dediklerin çok anlamsız.
Evet ama istediğim bu. Yardım etmek istiyorsun, değil mi?
-Evet. Tamam. -Oraya gir.
Evet, giriyorum. Senin için yapacağım.
Ama bekle, buffalo soslu tavuk, pizzanın üzerinde mi?
-Ben… -Beni rahat bırak!
Pop, bir şey mi dedin?
Çünkü bir şey dedin gibi duydum.
Hayır. İşe dönüyordum.
Tamam. Tekrar söylüyorum, saçını yıkamak isteyebilirsin.
Şu yılanın sinsice gidişine bak.
-Ne yapıyor? -Çöpü topluyor.
Şirket sırlarını öğrenmek içindir.
Çöp kutusunu arabaya boşalttı ve kutuyu yere koydu.
Tamam. Çöpü mü boşalttı? İşini yaptı mı diyorsun?
Carol, böyle düşünmeni istiyor. Brad hep ileriyi düşünür.
Ben de düşünüyorum.
Ona Adil Temizlik Girişimi Müdürü diyebilir miyim?
Planını öğrenene kadar,
ona diyeceğimiz tek şey "şüpheli" çünkü olduğu şey bu. Çok şüpheli.
Tanrım.
-Ne yapıyorsun? -Rapor veriyorum.
Brad'i takip et ve şüpheli şeyleri bildir, dedin.
Tahmin et tuvalete ne koydu? Bunu.
O ne? Dinleme cihazı mı?
Hayır, oda kokusu. Ama içinde ne var?
Zehir mi?
Vanilya yağı. Ama şişenin içinde vanilya çekirdeği var.
İnternetten baktım. Fiyatı 68 dolar.
-Hepsi bu mu? -Oda kokusu için 68 dolar çok.
Hayır, tek bulduğun bu mu? Başka garip bir şey var mı?
Evet! Tuvalet kağıdını lüks otellerdeki gibi katlamıştı.
Ve tüm tuvaletler tertemizdi.
Gerçekten mi? Planı ne olabilir ki?
Planladığı tek şey, David, tuvaletleri temizlemek.
Üzgünüm Carol ama beni Brad Bakshi'nin
planı olmadığına ikna edemezsin.
Tuvalet kağıtlarını katlıyor.
Fiyatını bilmediğim oda kokuları alıyor.
-Ne? 68 dolar. -68.
-Artı vergi. -Vergi.
Ve Kaliforniya'daki vergi inanılmaz. Bu liberal cehennemi…
Tamam Jo, dinle. Sadece…
Bak, Brad'in planlarını öğrenmen lazım,
o yüzden kafasının içine gir.
Senin için zor olabilir, biliyorum ama bunu benim için yapar mısın?
Tamamdır.
-Poppy! -Tanrım, Dana!
Neredeyse dilimi ısırıyordum. Tanrım!
Kafanı çevirmeni bekledim ama 20 dakika oldu.
Ne oldu?
Bugün senin için çalışmaya başlıyorum.
Siktir. Bu cuma mıydı? Önümüzdeki cuma sandım.
Bugün salı.
Doğru. Neyse. Takvimlere pek bakmıyorum.
Bak, sadece… Bugün yapabileceğin bir iş yok.
Çok meşgulüm.
Sana yardım edebilirim.
Evet.
Burada takılıp ağzıma
Skittles tıkmak istiyorsan buyur.
Ama plan buydu.
Bir sene okula gidip sonra buraya dönecektim.
Bak, şu anda o kadar ilerledim ki
sana olan biteni anlatmak, tek başıma bitirmekten daha uzun sürer.
Peki, şöyle yapalım. İlk gün izinli ol.
İyi hafta sonları!
Bugün salı!
Selam Pop.
Herkes bana gizlice yaklaşmayı kesebilir mi?
Herkes kim? Burada 20 dakikadır tek başıma duruyorum.
Zaman vermek istedim
ama çalışırken zamanı fark etmiyorsun.
-Yemeğim nerede? -Evet, orada.
O ne?
Bu bir smoothie köşesi ve egzersiz bisikleti.
-Hayır. -Sadece beni dinle Pop.
Beslenme şeklini tamamen değiştirmek için bir planım var.
Peynir altı suyu proteini ve aralıklı egzersizi birleştirerek
-göbeğini eriteceğiz. -Ian!
Buffalo soslu tavuklu pizza. Çok mu zordu?
Benim için zor.
Hadi ama Pop. Büyük bir düşünürüm.
Dilimleri görmüyorum. Pizzanın tamamını görüyorum.
Tamamı mı? Bir tam pizza yerim.
-Hayır, yiyemezsin! -Yiyebilirim!
Yiyebilirsin ama yememelisin.
Bak, söz veriyorum, sana yardım edebilirim.
GrimPop'a yardım edebilirim ama bana izin vermelisin.
Büyük düşünmeme izin vermelisin.
Büyük düşünürsün demek? Bir şey diyeyim mi?
Sana bir şey göstermek istiyorum. Beni takip et.
İşte! Tarihin en büyük düşünürleri.
Senin gibi büyük sözler veren ve gerçekleştiremeyen vizyonerler.
En iyisi P.T. Barnum, eğlenceli şeyler satıyordu.
Ve en kötüsü ise Jim Jones,
yüzlerce insanı zehirli Kool-Aid içmeleri için ikna etti.
Bir saniye bekle. Bu ne? Thomas Edison mı?
Thomas Edison'ı soytarılar ve tarikat liderleriyle aynı duvara mı koydun?
Evet çünkü Thomas Edison, bir yalancı ve zorbaydı
ve sürekli diğer insanların fikirlerini çalıyordu.
Mesela karbon filamanını bulan muhteşem mühendis Joseph Swan'dan.
-Ne anlatıyorsun? -Benim işim seninkinden önemli.
Gerçekten mi? Ben de aynısını söyleyebilirim.
Peki ya bu adam?
Nikola Tesla, beş parasız ölen inanılmaz zeki bir mühendis
çünkü ilham vermeyi, hikâye anlatmayı
ve kendi yaptığı şeyi satmayı bilmiyordu.
Edison gibi değildi.
Hep iflas eşiğindeydi ve dolandırıcıydı.
Tamam, bak, bir şeyleri değiştirmeye çalıştığında bunlar olur.
Deli olduğunu düşünürler, sonra seninle kavga ederler
ve birdenbire dünyayı değiştirirsin.
Vay canına, çok bilgece.
Bak, bir şeyleri değiştirmeye çalıştığında bunlar olur.
Deli olduğunu düşünürler, sonra seninle kavga ederler
ve birdenbire dünyayı değiştirirsin.
Elizabeth Holmes.
Evet, bu zor.
Evet, eminim.
Tamam. Bunu çözmemiz gerek çünkü öteki türlü
hapse gireceğim ve sen de beş parasız öleceksin.
-Beş parasız ölmek istemiyorum. -Hapse girmek istemiyorum.
-Bu işi çözelim. Hadi… -Evet. Tamam.
-Şey yapa… -Bana bir şans daha ver.
-Tamam. -Çünkü bu benim için yeni,
iyi bir ortak olmak istiyorum.
Yapacaklarımız şu.
Yukarı çık, MQ mutfağına git
ve dondurucudan sandviç getir.
Harika. Tamam. Dondurucudaki sandviçleri görüyorum.
-Tam senlik. -Senin için getireceğim.
Ve ben de yiyeceğim ve kurgu yapacağım!
-Harika. Tamam. Peki. Güzel. -Tamam.
-Yine LA'de misin? -Evet. Dana'yı ziyaret ediyorum.
Okul ne olacak? Okula hiç gidiyor musun?
Evet. Onunla takıldıktan sonra okula döneceğim.
Tamam, bir sorun mu var?
Neden sürekli oradasın ve okulda değilsin?
Bir şey diyeyim mi? Seni ilgilendirmez anne.
Aslında ilgilendirir ve baban çok endişeli.
-Tatlım, sorun ne? -Baba, niye…
-Niye okulda değilsin? -…bir anda telefonu…
-İyi misin? -Kapatıyorum.
-Selam. -Selam. Pardon.
-Okula dönmen gerek, biliyorum. -Sorun yok.
Seni bir defa daha görmek güzel.
Düşündüm de biz…
İyi misin?
Üzgünüm.
Hayır, sorun yok.
No comments yet. Be the first to leave one.