لومړۍ 200 کرښې.
RÜZGÂR
Satıp Illinois'e geri dönecek.
Tüfeğimi almış.
Kasabadayken erzak alacağım.
Kış gelmeden istiflemek iyi olur.
Tüfeğimi nasıl almış?
Dikkatli olmalısın.
Oldu mu?
Uzun sürmez.
Belki birkaç gün.
Lizzy!
Lizzy, uyan!
- Isaac? - Lizzy!
Lizzy!
Bebeği çıkarmalıyız!
Yeni komşularımız var.
İhtiyar Bergson'ın kulübesini aldılar.
Bir adam ve karısı.
- Akşam yemeğine davet ettin mi? - Elbette.
Reddedilmeyi sevmez dedim.
Nasıllar?
Biraz tuhaf.
- Tuhaf? - Gergin.
Yemeğe başlasak iyi olur.
Bu kaç haftadır yediğimiz en iyi yemek.
Lizzy, iyi yemek yapma konusunda Emma'ya biraz ders vermen gerek.
Memnuniyetle.
Kış bastırmadan önce yapacak bir sürü işiniz var.
Herkes dedi ki, başlamak için yılın en uygun zamanı buymuş.
Öyle tabii, ama bahçeyi ekmeden önce o eski kulübe tekrar yaşanabilir olmalı.
Elimizden geldiğince yardım edeceğiz elbette.
Belki yarın benim sabanı getiririm.
En azından ekinin toprakta olur.
Bu çok büyük bir yardım olur.
- Alman mısın? - Evet.
Çocukken getirildim.
Teşekkür ederim.
- Yolculuğunuz nasıldı? - Uzun.
- Kimseyle tanıştın mı? - Birkaç kişiyle.
Oklahoma'ya giden bir aile, birkaç adam, bir rahip.
Yakınlarda kilise var mı?
Burada henüz yeterince insan yok.
- Kaç kişi? - Şimdi mi?
Dört.
Amanın!
Yağmur hep böyle mi? Bu kadar şiddetli mi?
Bazen.
Amanın!
Lizzy, bu eşyalar çok güzel.
Onları Saint Louis'ten mi getirdiniz?
Hayır. Mobilyalarımızın çoğunu Isaac yaptı.
Olağanüstü.
Isaac, gerçekten yeteneklisin.
Babam da bizim eşyaların çoğunu yaptı.
Adamın hasıydı.
Kaç yıllık evlisiniz?
Sekiz.
Amanın!
Çocuk yok mu?
- Bir oğlumuz vardı. - Kısmet değilmiş.
Beni ilgilendirmez tabii.
Bazen ne zaman susacağımı bilmiyorum.
Bir de yağmur...
Biraz tedirgin olabiliyorum.
Onlara böyle mi görünüyoruz?
Dağ başında titreyen ufak bir ışık gibi mi?
Olabilir.
Onlar hakkında ne düşünüyorsun?
Yakında insan olması güzel.
Hep istediğim bir şey.
Ama?
Ama garip geliyor.
Şehirlerde yabancılar yabancı kalır.
Burada öyle bir lüksümüz yok, değil mi?
Yatağa gel. Çok soğuk, kapat kapıyı.
Bizi beklediklerine emin misin?
Hadi.
Yani Illinois'de çok rahattık.
Sıkıca tutup kökünden çıkar.
Gideon, sanki utanılacak bir şeymiş gibi, babam için çalışmaya katlanamadı.
O Isaac gibi güçlü değil.
Senin gibi.
Ben adamlara su vereceğim.
Biraz da bize getir.
Isaac?
Korkarım bir daha asla temizlenemeyeceğim.
Bir sorun mu var?
Sanırım her şeye alışmaya başladım.
O zaman alır.
Bu arazi tuhaf, biliyor musun?
Aklınla oyun oynuyor.
Emma'ya bir şey...
O iyi değil.
En iyisi dışarıda bekleyin.
Hepimizin hastalanması yersiz.
O tür bir hastalık değil.
Dışarıda bekleyeceğiz.
Emma?
Emma?
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
Suçlarımızı bağışla.
Benim için geliyor.
Benim için geliyor.
Benim için geliyor.
Benim için geliyor.
Emma.
Benim için geliyor.
Burada bizden başkası yok.
Gideon ve Isaac dışarıda.
Ama burada sadece sen ve ben varız.
Hayır.
Hayır. Burası yanlış.
Burada olmamamız gerekiyor.
Ve şimdi bebeğimi istiyor.
Hamile misin?
Hadi.
Yapma.
Dokunma bana! Yapma!
O hamile mi?
Öyle mi söyledi?
Dinlenmesi lazım.
- Lizzy, ne yapıyorsun? - Yok bir şey.
- Yorgunsun. - Değilim.
Dinlenemem çünkü benim için geliyor.
Hayır, Lizzy.
Lütfen bunu yapma.
Hayır.
Lizzy, yapma. Lizzy. Lizzy! Lizzy!
Bunu yapma. Bunu yapma!
Karını yatağın altından çıkar ve ona bağla.
İyi misin?
İyiyim.
Sadece ikimiz varken yeterince zordu.
Şimdi onlara da bakmamız mı gerekiyor?
Gideon onu eve götürmeli.
Saçmalıklarıyla kendine veya bizden birine zarar verecek.
Gerçekten hamile mi?
Öyle sanıyor.
beni unutma
"Nitekim bitkin ve endişeliydi.
"Penceresinden yüksek sesle yardım istemeye karar verdi.
"Yaklaşmakta olan aklındaki korkunun yankıları mıydı...
"...yoksa biri mi geliyordu.
Ayak sesleri artıyor diye düşündü."
Belki de başka bir zaman bitirmeliyiz.
Daha iyi hissettiğin zaman.
Sadece kitaptaki bir kişi.
Ruh değil.
Anladım.
Sende kalabilir.
Bebek için isim düşündün mü?
Henüz değil.
Öğle yemeğine geliyorlar.
Bir şey gördüm.
- Şimdi mi? - Gece.
Fısıldadığını da duydum.
Gideon'a söyledim ama bana inanmıyor.
Rüzgârdır diyor.
- Bir sürü doğal... - Değil.
Buraya gelirken kaç mezar geçtiğini hatırlıyor musun?
Gideon'a geri dönmeliyiz dedim.
Oraya gidince herkes ölecek dedim.
Sus artık!
Lütfen adamların önünde tatsızlık çıkarma.
Lizzy?
Isaac.
Yeri göğü yaratan Rab'den gelecek yardım.
O ayaklarının kaymasına izin vermez.
Benim koruyucum Rab'dir. O sağ yanımda bana gölgedir.
Gündüz güneş, gece ay bana zarar vermez.
O ayaklarının kaymasına izin vermez.
İsrail'in koruyucusu ne uyur ne uyuklar.
Benim koruyucum Rab'dir.
...Rab'den gelecek yardım.
O ayaklarının kaymasına izin vermez. Seni koruyan uyuklamaz.
Lizzy?
Lizzy?
Lizzy?
Hey, Lizzy.
İngilizce! İngilizce!
Lizzy!
İyisin.
İyisin.
Seni böyle yalnız bırakmamalıydım.
- Bu ne? - Hiçbir şey.
Okudun mu?
Baktım.
Kafanı böyle şeylerle doldurmana gerek yok. Dinlenmen gerek.
Gördüğüm şey gerçekti.
Çayır Şeytanları
Bu artık senin.
- Ben... - Hayır.
Her zaman yanında tutacağına söz ver.
Seni koruyacak. Bebeğimizi koruyacak.
Bir dahaki sefere şeytan görecek olursan...
...vur onu.
Ne?
Şimdi ne istiyorsun?
Neredesin?
Senden kurtulmak için ne yapmalıyım?
No comments yet. Be the first to leave one.