لومړۍ 200 کرښې.
NETFLİX ORİJİNAL FİLMİ
KULLANIM DIŞI
Gelebilir miyim?
Kırıldı.
Onarmamı ister misin?
Yapabilir misin?
Deneyebilirim.
Korktuğumda ne yapıyorum, bilmek ister misin?
Kalp atışlarımı sayıyorum.
Korktuğumda kalp atışlarım hızlanıyor.
Ama odaklandığımda yavaşlıyorlar. Denesene.
Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi,
sekiz, dokuz,
on, 11...
Artık korkmuyorsun, değil mi?
ON YIL SONRA
MEZUNİYET PARTİSİ
İYİ TATİLLER!!!
Bitti, sonunda özgürüm.
Evet. Şimdi en kötü kısım geliyor.
Umarım notlarım üniversite için yeter.
Yoksa babamın dükkânında çalışmak zorunda kalacağım.
20 yıl içinde onun gibi bağırıp telefonları duvara fırlatmaya başlarsın.
İmkânı yok. Bir binadan atlamayı tercih ederim.
Pilot olmak için notların kaç olmalı?
Geliyor musun?
Nereye?
MEZUNİYET PARTİSİ
Elbette.
Harika.
Kontrolü elinde tuttukça endişelenmeye gerek yok.
Tamam.
-Tatlım, alışverişe gidiyorum. -Tamam anne.
Anchi ile işler nasıl gidiyor?
Konuşuyoruz.
Zavallı şey seni.
Söylemeyi unutmuşum, sevişmenin bedeli budur.
Ondan çok hoşlanıyorum. O da benim gibi korku filmlerini seviyor.
Ve o da terapiye gidiyor.
-O da mı deli doktoruna gidiyor? -Psikoterapist.
Tabii. Bir senedir "psikoterapist" ile görüşüyorsun
ve ben olmasaydım şu an Anchi ile parti yapmak yerine
porno izliyor olurdun.
Aslında senden de bahsediyorduk.
Benden mi?
Sikeyim Bram, insanlarla hakkımda konuşma.
-Nedenmiş? -Çünkü... Bilemiyorum.
Peki ne dedi? İlgilendiği kişi ben miymişim?
Sürekli bana baktığı kesin.
Aslında hayır. İşin aslı senden hoşlanmıyor bile.
Bunu benimle paylaştığın için sağ ol.
Aslında ben onu seviyorum. Ucubeleri ve delileri severim.
Bu yüzden seninle arkadaşım.
Neyse, yarın konuşuruz. Şimdi beni bekliyor.
İyi eğlenceler.
Anne?
Bosco?
Seni ne zaman yüzüstü bıraktım? Hayır, dinle! Bana cevap ver!
Cevap ver! Seni hiç yüzüstü bıraktım mı?
Sana diyorum, yarın senedin son günü.
Yani, tarihe bak! Tarihe baksana!
Hadi, ne yazıyor?
Sana diyorum, yarın süresi doluyor. Sakinleş. Ben sakinim.
Şimdi bankaya gidip bunu çözeceğim. Sadece sakinleş!
Lanet olsun!
ŞEYTANIN ÖLÜSÜ - SAPIK MAKİNİST - DARKNESS
Alo?
N'aber?
"N'aber?" mi? Bilmem. Beni sen uyandırdın.
Beraber kahvaltı yapalım.
Olur, tabii. Senin evinde mi?
11.00'de.
Tamam.
Kötü sabahlar Bosco.
"Dün gece Anchi'yle işler nasıl gitti?"
"Peki, nasıl gitti?"
Peki, nasıl gitti?
İyi. Demiştim ya. İyi.
Vay canına.
Çok ketumsun. Bir şeyler dönüyor.
Ne? Filmi izliyorum sadece.
Bunu bir milyon kez izledin. Hepsi aynı işte.
Korkunç olmalıydılar ama sadece iğrençler.
Gerçekten korkunç bir şey duymak ister misin?
Neymiş?
Dün gece, eve gittiğimde...
Ne?
İşin garibi...
Belki de bir rüyaydı.
Muhtemelen rüyaydı. Ama çok gerçekçiydi.
Hayatımda hiç böyle korkmamıştım.
Baban öğle yemeğini unutmuş.
Neden bana Anchi'yle nasıl gittiğini anlatmıyorsun?
-Kıskandığımı falan mı sanıyorsun? -Kes şunu.
Bugün çok garipsin.
Ciddiyim. Söylediği bir şey yüzünden mi?
Anlat bana.
Nedir?
-Bunca zaman sonra... -Sana söyledim!
-Benden hoşlanmıyor. -Sadece o değil.
Ne o zaman?
Abraham, bu çok klişe. Sadece onun olmanı
ve dostlarından uzaklaşmanı isteyecek. Yani benden.
Dünyanın nasıl işlediğini anlatmayı bırakır mısın?
Ben aptal değilim, tamam mı? Bu işler nasıldır, bilirim.
Belki biraz aptalsındır.
İnsanlar bu yolda çok hızlı araba sürüyor.
Bana biraz zaman vermelisiniz.
Lütfen, yardımcı olun.
Biraz daha zaman verin. Ne yapayım istiyorsunuz?
Bunu bana yapamazsınız! Biliyorsunuz, dükkânı kaybedersem boku yerim!
Lütfen yardım edin!
-Bekle. -Beni dinleyin!
Beni dinleyin! Dinleyin amına koyayım!
Dinle beni, lanet olsun!
Dinle amına koyayım!
Yardım edin, dinleyin! Beni dinleyin!
N'aber anne?
Selam.
Bana mı öyle geliyor yoksa annen gitgide...
Asla iyileşmeyecek.
İhtiyarın çilesini çektiği sürece iyileşemez.
Baban nasıl öldü?
Neden?
Bilmem.
Bana hiç anlatmadın.
Aslında, bilmiyorum.
Hadi ama. Nasıl bilmezsin?
Onunla ilgili garip anılarım var.
Bölük pörçük, parçalar hâlinde.
Çok küçüktüm.
Ama hep yorgunluktan öldüğünü düşündüm. Ömrü çalışıp hayata küserek geçti.
Her gün aynı hikâye.
Hayata küsmek insanları öldürseydi o zaman hepimiz ölmüş olurduk.
Bizde öğle yemeği yer misin?
-Ben... -Tamam.
-İstersen sizinle gelebilirim. -Hayır.
-Bram, neler oluyor? -Hiçbir şey.
Hiçbir şey değil. Ona mı sormalıyım?
Anchi'yi rahat bırakır mısın?
-Olanları öğrenince bırakırım. -Hayır, yapma.
Bana anlat ve bu iş bitsin.
Bu. Olan şey bu.
Hep karışıyorsun. Hayatımdaki her şeye yorum yapıyorsun.
Bu sabah bir şey anlatmak için seni aradım.
Ama sonra söylemek istemedim.
Peki, endişelenme. Seni rahatsız etmeyeceğim.
Gidiyorum.
Anne?
Bosco?
Anne?
Bu numaraya ulaşılamıyor ya da kullanım dışı.
Lütfen mesaj bırakınız.
Abraham?
Merhaba?
Laura?
TANI VE TEDAVİ DR. KARLA BERGER
Bir, iki, üç, dört, beş, altı...
Alex!
-Siktir Bram! -Sorun nedir?
-Neden telefonunu açmadın? -Anchi'yleydim. Neler oluyor?
Annemi bulamıyorum. Bosco'yu da.
Ne olmuş?
Telefonuna cevap vermemek pek huyu değildir.
Ama bu kadar da değil.
Ne?
Dairen. Kapıyı açık bırakmışsın.
Siktir.
Çıkarken ben kapatmış olmalıyım. Ama yemin ederim ki açıktı.
Babam daha gelmedi mi?
İşte başlıyoruz. Ruh hâli pek iyi olmayacak.
Sıçayım. Annenin burada olduğunu fark etmemişim bile.
Hayalet gibi.
-Yeni mi fark ettin bunu? -Akşam yemeği hazır.
Bir zamanlar bir arkadaşım vardı ama doktor onu görmemi yasakladı.
Neden?
Ben de ona bunu dedim. Ama ısrar etti ve...
Bu bölümü kaç kere izledim, bilmiyorum. Ezbere biliyorum.
-Dur, lütfen! -Onun için endişelenme.
Aşağıda birinin yaşadığını bilmiyordum.
-Hangi aşağıda? -Benim karşı dairemde.
Bilmiyorum.
Anne, sen bununla ilgili bir şey biliyor musun?
Ne o?
Alt katta yaşayan kişi.
Hayır. Bildiğim kadarıyla kimse yaşamıyor. Neden?
Hiç. Sadece... Birini duyduğumu sandım. Gürültüler.
Belki mal sahipleridir.
Bu numaraya ulaşılamıyor...
Cevap yok. Saatin kaç olduğuna bak.
Sence birbiriyle bağlantılı mı?
-Ne? -Bilmem, her şey.
Kimse yokken sesler duyuyorum. Annem ortadan kayboluyor.
-Endişelenmeyi bırak, eminim ki bunlar... -Oğlan nerede?
Abraham!
Abraham, beni duyuyor musun?
Kapıyı aç! Açmazsan pişman olursun! Aç kapıyı!
Ne oldu?
Bilincini yitirdin.
Annem aradı mı?
No comments yet. Be the first to leave one.