لومړۍ 200 کرښې.
Eğer bunu izliyorsan...
...muhtemelen başaramadım demektir.
Sarah. Wendell. Charlie.
Benim yapamadığımı yapmak size kaldı.
Denediğimi bilin yeter.
Hey, kedicik.
Biraz soluklanabilir miyiz, Daniel?
Kendime has bir tınım olduğunun farkındayım...
...bunu duyuyor olmak, yüzümü görmek...
...şüphesiz ki...
...tetiği birdenbire çekmeye meyilli olabilirsin.
Belki de gayri-ihtiyari olarak.
Pavlovyan şartlanma'nın kendini savunma cavabı.
Şimdi, acaba...
...başlamadan evvel biraz soluklanabilir miyiz?
Hala çok fazla konuşuyorsun, Victor.
Arkanı dön.
Yavaşça.
Silahsızım.
Skidmark senden hoşlandı.
İyi bir damak tadı var öyleyse.
Kendi kıçını yalıyor.
Burada olduğumu biliyor muydun?
- Evet. - Öyleyse neden burdasın?
Zor şartlar altında ayrıldığımızı biliyorum...
...ama artık işler değişti.
Ben bir...
Bazen ses yapmazlar.
Evet.
İçeri gel.
Burada konuşmak güvenli değil.
Skidmark, Skidmark!
Geç içeri!
Çeviri: deepfzzz Keyifli seyirler dilerim.
Her neyi kontrole geldiyse...
...gitmiş.
Ne demek gitmiş?
Onu yere sabitlediğini söylemiştin.
Yağmur zemini yumuşatmış.
Kayıp gitmiş olmalı.
Bilmiyorum. Belki onu takip etmiştir.
Belki de her zaman olduğu gibi söylentinin peşindedir. Bilirsin.
Buna gerçekten inanıyor musun?
Yani, kazadan beri gördüğümüz onca şeye rağmen?
Sanırım istiyorum.
Ama dürüst olmam gerekirse...
Hayır. Hayır, inanmıyorum.
John, Alicia, buraya gelin.
Demek o ki, Al'ı her kim aldıysa, bütün silahları ve cephaneyi de almış.
İçine senin de ne koyduğunu gördüm.
Savaşa hazırdın.
Orada bir yol var.
Eğer biri bunu, bütün bunları aldıysa...
...muhtemelen bir araçları vardı.
- Tamam, kontrol ederiz. - Tamam.
İşe yarar ne varsa alın...
...ve kamyona geri götürün. - Tamam.
Başınız belaya girerse telsizi kullanın.
Ama dikkatli olun kimin dinlediğini bilemeyiz.
Onu durdurmalıydım.
Hey, henüz pişman olmaya başlamayacağız.
- Yapamayız. - Bu, Al.
Bilmeliydim.
Anladım.
- İzin ver yardım edeyim. - Hayır, ben hallederim.
Tamam, ne var biliyor musun?
İşte sıradaki ilacın.
Pekala, bu acını hafifletmeye yardımcı olur.
Parmaklarımı hissedemiyorum.
Evet, bu normal.
Yara... Kolundaki sinir dokusuna bayağı yakınmış.
İyileşmesi biraz zaman alacak.
Ne zaman akordiyon çalabilirim?
Akordiyon mu çalıyorsun?
Öğrenmeyi düşünüyordum.
Evet, biraz dinlenmen gerek. Bastır...
Bundan daha güçlü bir şeye ihtiyacın olacak.
Bir şey var mı?
Al'dan hiç iz yok.
Bulabildiğimi aldım.
Biraz yiyecek.
İlk yardım malzemeleri.
Ve bunları buldum.
Vay.
Bunların bir şeylere yarayabileceğini düşündüm.
Bunu da orada buldum.
Bir kasırga ve uçak kazasından...
...sadece birkaç yanık sayfayla...
...kurtulan bir kitabın...
...muhafaza edilmesi gerektiğini düşündüm.
- Teşekkürler, John. - Ne demek.
Morgan ve Alicia ne görebileceklerine...
...bakmak için kuzeye doğru gittiler. - Öyle mi?
Ben tam tersi yöne gideriz diye düşünmüştüm.
- Onu yalnız bırakamam. - Yalnız olmayacağım.
Radyoyu çalıştırmak için tek el yeter.
Akordiyon çalacak değilim ya.
Hayır.
Bu yatıştırıcının konuşturması, değil mi?
Evet.
Silahlarımız yetersiz...
...ama başın belaya girerse...
...bu işini görür.
Radyodan Strand'a ulaşmayı deneyeceğim.
Al'ın mesajını duymuş mu siye.
Tamam.
Beni takip et.
Hiçbir şeye dokunma.
Peki,bunları nereden aldın, ödülden mi?
- Miras kaldı denilebilir. - Kimden?
Victor, soru soracak durumda değilsin.
Benim bir kaç sorum var.
Burada ne yapıyorsun? Ne istiyorsun?
Bana küçük bir uçağının olabileceği söylendi.
Bunu sana kim söyledi?
Althea.
Şu gazetci? Onu tanıyor musun?
Seni nasıl buldum sanıyorsun?
Dünya küçük.
Bu yüzden, kalanlarımıza karşı...
...kaçınılmaz bir sorumluluğumuz var.
Hey, onları tanıyorsun Daniel.
Madison?
O öldü.
Nick de.
Ama Alicia, o hayatta.
Ve senin uçağına ihtiyacımız var.
Al'a, tüm arkadaşlarımıza yardım edebilmek için.
Neden dürüst olmuyorsun?
Bu senin için.
Senin için, başka kimse için değil.
Senin kim olduğunu biliyorum.
Bana inanmak zorunda değilsin.
Bu hazine içinde uzun menzilli...
...bir radyon var mı?
Lütfen.
Luciana, 31 Kuzey kapatılmış.
Yine şu radyasyon tabelalarından var.
Anlaşıldı.
Strand'dan haber var mı?
Henüz yok. Ama iletişime geçtiğimde size bildireceğim.
- Çünkü geçecek. - Seni bukadar emin kılan ne?
Sadece biliyorum. Ve bu ilaçlar yüzünden değil.
Akordiyon konusu ilaçlardan dolayıydı.
Ne konusu?
Unut gitsin.
Boş ver.
Anlaşıldı.
Al eğer oradaysa...
Bunun üstesinden gelecek.
"Bunun" ne demek olduğunu bile bilmiyoruz.
Alicia, tüm bunlar senin suçun değil.
Evet, öyle. Değirmen'de buna karar verdik.
Ben, herkesi güvende tutacaktım. Gerisini sen halledecektin.
Buna biz karar vermedik. Sen verdin.
Uçağa hep beraber bindik.
Buraya birlikte geldik.
Ve hepimiz Al'ı bulmak için ne gerekiyorsa yapacağız.
Evet.
Sıcak.
Kıyafetlerini çıkar.
Hepsini.
Bunun nasıl göründüğünü biliyorum. Ama seni vurmak istemiyorum.
Bu yüzden sadece dediğimi yap. Lütfen.
- Anlamıyorum. - Konuşma.
Konuşmak kötüdür. Nefes almak da.
En azından şimdilik.
Soyun...
...ve cesetten yavaşça uzaklaş.
İpleri muşamba üzerine koy...
...ve unutma, mümkün olabildiğince az nefes al.
Onu geri almam gerekecek.
Bu... Benim için önemli de.
Kahretsin. Gerçekten de gevezesin değil mi?
Konuşmakla ilgili ne dediğimi hatırlıyor musun?
Bunu, bu şekilde yapmak istemiyorum.
Bırak.
Nerede o?
- Nerede o? - Kim?
- Arkadaşımız. - Hey, Alicia...
Al uçağa geri dönmüştü...
...çünkü maske takan birini gördü.
O nerede?
Bilmiyorum.
Ama seni, başka bir arkadaşını da kaybetmekten alı koymayayım.
Alicia.
Neden?
Buranın 20 km kuzeyinde...
...iki tane basınçlı su reaktörü var.
Birinin soğutma sistemi bozuldu.
Reaktör geçen yıl erimiş.
Onu çalışır halde tutmak isteyen birçok kişi öldürüldü.
Şu cesette dahil buna. Bu da cesette bazı...
...tehlikeli parçacıklar olduğu anlamına geliyor.
Bazıları şeyin üzerine geçmiş olabilir. Adın ney di senin?
- Morgan. - Bazıları Morgan'ın üzerine geçmiş olabilir.
Dezenfekte edilmeye ihtiyacı var.
Bunu tam olarak nasıl yapacağız?
Sana gösterebilirim. Kamyonuma dönmek gerek.
Yalan söylüyor olabilir.
No comments yet. Be the first to leave one.