لومړۍ 195 کرښې.
Çeviri: nutuzar
Angela.
Onun bizim çocuğumuz olduğunu unutma.
- Hoş geldin, Angela. - Teşekkürler.
Bu kadar suratsız olma, Petra.
Sanki babasıymışsın gibi davranıyorsun.
Her şey yoluna girecek ve bizden çok memnun kalacaksın, Angela.
Eğer sözünü tutarsan.
- Sözümü mü? - Uyanık kalabileceğime dair.
Neler olduğunu bilmek istiyorum.
- Gerçekten bekleyecek misin? - Bekleyeceğim.
Seni uyarıyorum.
Bu çocuğun gün ışığını görmesine izin vermeden önce yapmam gereken çok şey var.
Merhaba.
Bu sonsuz koridorlar. Hapishane gibi!
Kadınlar serbest bırakılıyor, ama bizim için ömür boyu hapis.
Merak etme.
Ona göz kulak olacağız.
- Karınızı muayene edeceğim, Bay Holmstram. - Burada bekleyeceğim, Jacob.
- Günaydın, Tord. - Günaydın, bayan.
Bayan Holmstram.
Buyurun.
Soyunup uzanmazsanız pek bir şey yapamam.
Öldüğünü düşünüyorum.
Sizi yatırıp göreceğiz.
Hemşire? Bayan Holmström'ü ameliyat için yatırın.
Peki, doktor.
Lütfen ayağa kalkın.
Eğer aradığınız paraysa, hiç zahmet etmeyin.
Bayan von Pahlen halletti.
Bayan Holmstram?
Sana iyi haberlerim var.
O öldü.
- Hayır. - Oh, evet.
Başka ne bekliyordun ki? Sen ve diğerleri.
Adele.
Lütfen...
Beni yalnız bırak.
Yine de burada kalmalıyım.
Şekerleme ister misiniz?
Hayır, teşekkürler.
İşte anne sevgisi diye buna denir.
Çocuk dışarı çıksın diye her gün aşağı yukarı koşturuyorum.
Muhtemelen olduğu yerde çok rahattır.
Altına bir şaplak atılması lazım.
Eğer poposu varsa.
Şekerleme istemediğine emin misin?
Peki o zaman.
Kuluçkaya yatmış tavuklar gibi oturuyorlar.
Onlar için her şey olmalısın. Baba, rahip, bakıcı ve sevgili.
Hatta bir arkadaş, ama bu çok fazla şey istemek olur.
Şimdi git bakalım, canım.
Temiz hava.
Özgürlük!
Sanırsın ki göbek bağıyla bağlıyız onlara.
Onu kesmek kesinlikle kolay değil.
- Onlara bağımlı değil misin Jacob? - Yüce Tanrım, hayır!
Ama kibrimizi beslemek ve bağımsızlığımızı boğmak için...
göbek bağını nasıl kullanacaklarını biliyorlar.
Bilge bir adamın tavsiyesini dinle Sam.
Kadınlara karşı dikkatli ol.
Zaten tek bir amaca hizmet ediyorlar.
Otuz saniyelik cennet, 30 yıllık cehennem!
Doktor, kilise çanlarının çalmasını durduramaz mısınız?
Bütün gece beni uyutmuyorlar!
Kesinlikle. Baba Tanrı gibi davranmamızı bile istiyorlar.
Öyle değil mi?
Sevgili dostumuzu Yüce Tanrı'nın lütfuna teslim ediyoruz.
Her şeyden önce ardında bıraktığı küçük kızını düşünmemiz kuşkusuz onun dileğidir.
Ve bunu öyle bir şekilde yapalım ki...
şefkatle dopdolu olarak, ona en iyi neyi sunabileceğimizi tespit etmeye çalışalım...
ve kalplerimizi ve evlerimizi cömertçe ona açalım.
Ve ona gücümüz yettiğince, elimizden geldiğince özenle bakalım.
Bu küçük kızın bir kadın olarak olgunlaşmasında...
herkes kendi payına düşen sorumluluğu üstlenecektir.
Böylece sadece bu geçici hayatın çıplak gerekliliklerini değil...
ölümsüz ruhunun talep ettiklerini de düşüneceğiz.
Doğru yolu seçebilmesi için ona yol gösterecek, yardım edecek...
ve bu dünyadaki yaşamın eziyet ve mücadelelerine dayanma gücü vereceklerdir.
Görev yolunu.
İyi hissediyor musun?
Bu benim için gerçekten hoş bir değişiklik.
Yani taşrada olmak.
Yapacak yeterince işim var zaten.
İnsan kendi çocuklarını düşünmeli.
Ailenin bu meseleyi hiçbir taraf için sorun olmadan çözeceğine inanıyorum.
Her zaman ailenin daha sık bir araya gelmesi gerektiğini söyledim.
Son derece riskli bir öneri.
Gel bakalım.
Biraz kek ister misin?
Hayır, bayanlar. Şımartmak yok.
Hayatın bir oyun olmadığını öğrenmeli.
- Akıllıca sözler, Bay von Pahlen. - Biz çok bilge bir aileyiz, Vekil Rahip.
Duyguları onaylamayız. Çok bayağıdırlar.
Bir şeye ihtiyacınız olursa arayın.
Petra'nın böyle mükemmel bir konyağa sahip olması suç.
Muhtemelen ecza dolabında saklıyordur.
- Saygısızlık! - Pekala, işe koyulalım.
Öncelikle, her zamanki gibi hoş geldiniz diyeyim.
Vekil Rahip, belki de siz...
Yüce Tanrım...
bu müzakeremizi kutsaman...
bilgeliğinden ve gerçek Hıristiyan sevgisinden...
pay almamızı sağlaman için sana yalvarıyoruz.
Amin.
Sayın Grandal'a üstlendiği yasal çalışmalar için çok müteşekkiriz.
Geriye sadece kızla ne yapacağımıza karar vermek kalıyor.
Ona kim bakarsa baksın, maddi olarak zarar görmeyecek.
Buna kefil olabilirim.
Jacob çocuklar konusunda uzmanımızdır.
Hayır, hayır, evin içinde değil.
Evimdeki bir çocuk, papazın piskoposu yatağında bulması gibi bir şey olurdu.
- Çok eğlenceli. - Hepimizin yükümlülükleri var.
İşleri aceleye getirmeyelim.
Bayanlarla konuştunuz mu, Bay von Pahlen?
- Tabii ki konuşmadım. - Konuşmadım.
Çocuğun yüksek menfaatinin öncelikli olduğunu düşüneceklerdir.
Bayan Petra'nın bu büyük evde tek başına yaşadığını düşünüyordum.
- Çok ilginç bir düşünce, Vekil Rahip. - Aslında dahiyane bir fikir.
Kesinlikle.
Oylamaya sunalım mı? Hayır mı!
Mükemmel, o zaman kararlaştırılmış sayalım.
Beyler, sağlığınıza!
Bağışlayın beni.
Angela'dan bahsediyorsanız, onu ben alırım.
Petra.
- Neden daha önce söylemedin? - Bencillik etmek istemedim.
Gerçekten mi? Anlıyorum.
Bir erkeğin görevi, acımasız dünyaya çıkıp ailesi için mücadele etmektir.
Ve şimdi, 18. doğum gününde, sevgili Angela...
sana geliyoruz.
- Sonunda! - Şşt, Stellan!
Artık büyüdüğüne göre özgürsün.
Artık kıçına şaplak atmak yok.
Hepimiz özgürlüğe değer veriyoruz.
- Hiçbirimiz benden daha fazla değil. - Özgürlük mü?
Hayattaki bir sonraki büyük adımın...
kutsal evliliğe adım attığında olacak.
- Daha da fazla özgürlük! - Şşt Stellan!
Hepimiz...
ailenin gurur duyacağı birine aşık olmanı umuyoruz.
Bu ailede bir kural var.
Onaylamadığımız şeyler var.
Kavgalar.
Boşanmalar.
Asabiyet.
- Dürüstlük ve doğruluk. - Hizmetçilere karşı kabalık.
Dürüstlük ve doğruluk dedim.
Sağlığınıza, Peder.
- Henüz bitirmedim. - Ama önemli değil.
Angela'nın bu yaz kadınsı erdemleri öğrenmek için...
bitirme okuluna gittiğini söyleyecektin.
Ben de diyorum ki, özgürlüğe içelim!
Ayrılmazlar nasıl?
Angela ve Stanny sevgi dolu bir çiftti.
Angela, Stanny'nin adil olduğunu düşünüyordu.
- Cesar nereye gitti, Bayan Fredrika? - O çok yaramaz bir köpek.
- Yine mi kayboldu? - Kızlara çok düşkün olmaya başladı.
- Kızlara mı? - Sanırım Cesar aşık oldu, Bayan Fredrika.
İlahi 64'ü söyleyelim.
Dua edelim.
Rab bu gece ve sonsuza dek ruhlarımızı ve düşüncelerimizi temiz tutsun.
Amin.
Kızlar, hemen odalarınıza çıkın.
Koridorlarda ya da merdivenlerde saçmalamak yok.
Henrika, bir dize daha.
Hadi bakalım.
Cesar! Dur!
Kes şunu!
Cesar!
Ne bekliyorsun, Stanny? Acele et!
Angela, yıkanacak vaktin yok.
Onun yerine burada serinleyebilirsin.
Şimdi arkanı dönebilirsin.
Stanny'i çok seviyorsun, değil mi?
Bu çok güzel. Her zaman en iyi arkadaşın olmalı.
Ama sadece güvenebileceğin biri olursa.
Canım, üşüyorsun.
Ne kadar küçük bir el.
Stanny'nin ne kadar büyük, kaba elleri olduğunu gördün mü?
Gerçek işçi elleri.
Oh, seni incittim, ama bunu istememiştim.
Ama ben de çocukken incindim.
Bu yüzden siz kızlar benim için çok şey ifade ediyorsunuz.
Çok yalnızdım.
Evlatlık bir çocuktum.
Çok mutsuzdum.
Yakınlarda olmalılar. Acele edin!
Angela!
Stanny!
Nerede o?
Angela!
Yardım edin!
İmdat!
Doktor sizi muayene ederken lastik eldiven taktı mı?
No comments yet. Be the first to leave one.