لومړۍ 200 کرښې.
GERÇEĞİN BAZI KISIMLARINI UYDURAMAZSINIZ.
GERİ KALANINI BİZ UYDURDUK.
Nasıl başladı?
İlk Beanie'lere benim kızlarım ilham verdi.
Ben 12 numaralı çalışandım.
Üç sene sonra dünyada en çok kâr eden oyuncak şirketiydik.
Ty her şeyi kendim yaptım diyecektir ama saçmalıyor.
O şirketi birlikte kurduk.
Sıfırdan.
Yani Amerika'nın bütün olayı bu, öyle değil mi?
Çok çalış. İyi bir şey yarat.
Doğru zamanda doğru yerde ol ve bam.
ZAC BISSONNETTE'İN " THE GREAT BEANIE BABY BUBBLE:
MASS DELUSION AND THE DARK SIDE OF CUTE " KİTABINDAN UYARLAMA
Yola Amerika'nın çılgına dönmesi için çıkmadık...
...ama olan bu oldu.
Doldurulmuş oyuncakları yatırıma dönüştürmek çılgınca mıydı?
Çılgınca bir dönemdi.
İnternet yeniydi. Hâkimiyet Y kuşağı'na geçiyordu.
Ama Beanie Bebekleri'ni minik pelüş piyango biletlerine dönüştürdük.
Balonun zirve yaptığı noktada ülkenin yarısından fazlasında vardı.
Etiketinde adı olan Ty'dı. Milyarlar kazanan.
Ama üçümüz olmadan başaramazdı.
- Üçümüz olmadan başarmadı. - Ty!
Yani bu hikâye onunla ilgili değil. Bizimle ilgili.
Ty'la 80'lerde aynı apartmanda otururken tanıştım.
Tanrım, kocam olmasın!
- Hanımefendi, geride durun, tamam mı? - Tanrım. Billy mi?
Babası öldüğünde.
Siktir.
Billy...
...ilaçlarını aldın mı?
Bugün ilaçlarını aldın mı?
Evet.
Tab aldın mı?
Evet.
- Selam. - Başın sağ olsun.
Bunu yaptım.
- Şöyle bırakayım. - Evet. Tamam.
Evet, lazanya. Buraya mı koysam?
Sapık değilim.
İş için nasıl yapıldıklarını anlamak için kesip parçalara ayırıyorum.
Eğlence için değil. Ama dürüst olmak gerekirse çok eğlenceli.
Tabii.
Babam derdi ki "Kendi şansını yaratmalısın.
Şansın yüzüne gülmesini bekleme evlat. Kendi şansını yaratmalısın."
Böyle derdi.
- Annene söyledin mi? - Tanrım, hayır.
Saldırgan bir paranoyak şizofren, bizi yıllar önce terk etti.
Baban bunca zaman neredeydi?
Yollarda oyuncak satıyordu.
Ah ya.
Sorun değil. Öylesi daha iyiydi.
Yoksa evde olurdu ve beni öldüresiye döverdi.
Dur. Ben...
- İkiniz çok yakınsınız sanıyordum. - Hayır.
Babamın benimle gurur duyduğu tek an,
yatakta ne kadar iyi olduğumu kız arkadaşımızın ona söylediği andı.
- "Kız arkadaşımız." - Evet, aynı kadındı.
- Aynı kadınla mıydınız? - Hayır.
- Aynı anda? - Hayır, yok...
- Hayır, her zaman aynı anda değil, hayır. - Tamam.
Bir tane daha gerekecek.
Çok daha fazlasını öğrenmek istiyorum ve istemiyorum.
Benim hikâyem 10 sene sonra,
Ty Inc.'in ofisinden içeri adımımı ilk defa attığımda başladı.
Geçici bir işe girmeye çalışan 17 yaşında bir üniversite öğrencisiydim.
Yeni kapitalizm çağında çığır açmamıştım.
Teşhir kedilerini fırçalayıp tüylerini alacaksın.
- Vay. Ciddisiniz. - Evet.
Ama işin genelde telefonla olacak. Günde dört saat ve bazı cumartesi günleri.
Okuyorum mu demiştin?
- Evet, okuyorum... - Roberta, tatlım,
bunların hangisi nergis turuncusuna benziyor, söylemen lazım.
Yine "Herkesi Ara" ya basmışsın. Ve hayır.
Hoşça kal.
Evet, okuyorum ama ders programı sorun değil.
Paraya ihtiyacım var.
Bugünlerde ders ücretleri zorluyor, değil mi?
Bursum var. Kira için lazım.
Evde kalmaya devam edersem ruhum yakında tamamen ezilecek.
Asgari ücret veriyoruz. Kurtaracak bir maaş olduğunu sanmam.
Ruhum ne kadar ucuz, bilmiyorsunuz.
Yapılması gereken yapılır, değil mi?
Bungee faturalarımı anca ödüyorum.
Robbie, bana lazımsın. Robbie?
Rose, hangi renk daha iyi?
- Bilmiyorum. Umursamıyorum. - Ya sen? Sence?
Pek kedi insanı değilim.
Muhteşem şeyler insanı mısın? Miyav.
Evet, ben olsam hiç sarı yapmazdım. Çok hafif.
Bu minik serseriler kaplan çizgileri ister.
Ama çizgiler onları fazla suçlu göstermez mi?
Kediler kanun kaçağıdır. Suçlu olmak onların cazibesi.
Evet.
Rose, mantıklı bir şey diyor. Ne...
Rose, neye bakıyorsun?
Ona sonra geleceğim.
Bir yere kaybolma.
İşe alındım mı?
Alındım.
Ama tabii ki Sheila olmadan bunların hiçbiri olmazdı.
Bay Başkan ve Bayan Clinton...
BU DA 1993
...ve her yerdeki Amerikalılar.
Bir Kaya, Bir Nehir, Bir Ağaç Ev sahipliği yapar...
Ty gibi insanlar için ışık tasarlamak hayalim değildi.
Faturaları ödemek için, kızlarıma destek olmak için yaptım.
Sabah dokuzdan beri bekliyorum. Yeniden planlamamız gerekir mi?
Dürüst olmak gerekirse ben olsam vazgeçerdim.
Dünyayı onlar için daha iyi yapmak istedim.
Daha kibar, daha mutlu ve daha insancıl olmasını istedim.
Acele etmesini istedim.
Işıklar, değil mi? Hemen geliyorum.
İngiltere berbat durumda, benim hatam değil.
Ve yapacağım son şey beceriksiz ortaklarla çalışmak...
Pardon, ne yapıyorsunuz?
İnsanları hep üç saat bekletir misiniz?
Çok yoğun bir...
Çünkü hasta kızlarıma çok çabuk döneceğimi söyledim
ve burada bir insanın
- beklemesi gerekenden... - Yönettiğim şirket
- çok beklenmedik... - Tamam. Meşgulsünüz, biliyorum.
Ve zenginsiniz de.
Ama hayat pisliklerle zaman harcamak için çok kısa
yani arabanızı çekmezseniz sizin yerinize daha az kibarca çekerim.
Bulunacağım daha iyi yerler var.
Vay.
Gelebilir miyim?
Şaka yapmıyorum.
Çok üzgünüm. Bunu telafi edeyim. Akşam yemeği ısmarlayayım.
Hayır. Akşam yemeğini sadece kızlarımla yerim.
Hepinize ısmarlarım. Eğlenceli olur. Çocuklar bana bayılır.
Bak, kişisel algılama. Ben...
Pislik olduğunu söylememe rağmen...
Eskiden pisliklerle ilgilenirdim. Sadece... artık kimseyle çıkmıyorum.
Kimseyle mi? Hiç mi?
Hayır. Kızlarım büyüyene kadar hiç.
Hoşça kal.
Tamam.
- Sen kaybedersin. - Tamam.
- Emin misin? - Evet, eminim.
Anne, ne zaman ısınacak?
Bu harika bir soru. Ne diyeceğim?
Yakında.
Ve ısınmazsa
Jeremy amcaya gider, geceyi orada geçiririz.
Gerçekten amcamız değil ki.
Hayır ama gerçek bir Jeremy. Sanırım.
- Bakarız! - Durun kızlar.
- Siz Sheila Harper'ın kızları mısınız? - Evet. Kim soruyor?
Bunları Bay Ty Warner gönderdi. İyileştiklerini umuyormuş.
- Tamam. Sağ olun. - Bir şey değil.
- Sağ olun! - Durun.
- Neymiş? - Bilmem. Bakalım, neymiş.
Kapıyı kapatın.
Pekâlâ. Durun, durun.
- Peki. - Tanrım!
Tanrım.
Ty insanların ne istediğini iyi biliyordu.
Vay, şunlara bakın.
İlk başta NFL'de top yakalayıcı olmak istemiştim.
Sonra hava gösterilerinde oynamak istedim. Pratik yapmak için bir tarım uçağı çaldım.
Sonra Sam Walton'ı hırpalamak istedim.
Walmart'taki elemanı mı?
Walmart yüzünden aile işletmelerinin işleri duruyor.
- Bence onu alt edersin. - Hadi ya.
Kahretsin, Arkansas'da öyle çok planım vardı ki.
Hayata başlayabilsem çok eğlenceli olacaktı.
Yani ayrıldım...
Ayrıldım çünkü insanlara bakmaya sıkışıp kalmak istemedim.
Kendi hayatımı kendim için yaşamak istedim.
İşte buradayım. Bu küvette.
Şuna bak.
- Annem gibiyim. - Babam iyi malları saklıyormuş.
İyi malları severim.
- Viski. Evet. - Bana. Evet, evet.
Çok zarif.
Senkronize yüzücü olmalıyız!
- Acilen. - Robbie, Robbie.
Beni dinle.
Ne istersen yapabilirsin. Sıkışıp kalmış değilsin.
Dirençlisin, güçlüsün.
Kendi işimizi kuralım, sen ve ben.
Senkronize yüzme işi mi?
Doldurulmuş Himalaya kedisi işi.
Senkronize doldurulmuş Himalaya yüzme işi mi?
- Ben ciddiyim. Şey... - Robbie!
- Robbie, sen misin? - Hayır!
Ne?
Nasıl yürüyebiliyorsun ki?
Babamın bütün antikalarını sattım,
kendi işimizi kurmak için.
Yüzme işini mi?
Kediler. Evet, doldurulmuş kediler.
Anlamıyor musun? Gerçekleşiyor.
Bugün hayatının geri kalanının ilk günü genç hanım.
Biraz daha sessiz konuşabilir misin?
Bugün hayatının geri kalanının ilk günü.
İşte.
No comments yet. Be the first to leave one.