لومړۍ 200 کرښې.
NETFLIX SUNAR
G.
G.
Gökyüzü!
Gökyüzü.
Bulutlar.
K.
K. Köpek!
-Köpek mi? Nerede? -Orada.
Görmedin mi?
Hayır.
Nasıl bir köpekti?
Küçük bir köpek.
İlginç.
F ile...
...fil!
Fil mi? Nerede?
Evet. Ne, görmedin mi?
TEKSAS'A HOŞ GELDİNİZ TEKSASLILAR GİBİ KİBAR SÜRÜN
ROADRUNNER TIR DURAĞI 7 GÜN AÇIK - KAFE
Hey, tatlım. Yaranın kabuğunu soyma. Yapma.
-Kontrol ediyordum. -Bu deliği sen mi yaptın?
Zaten vardı.
İz kalır.
Lily Stevens beni itmeseydi yaram bile olmayacaktı.
Ona tebeşir atmasaydın Lily Stevens da seni itmezdi.
Bana nanik yapıyordu.
Kimsenin canını yakamayız.
-Asla. -Ama o bunu hak etti.
Hayır, etmedi.
Clara, kimse canının yakılmasını hak etmez. Hiç kimse.
Tamam mı?
Gel hadi.
3 CEVAPSIZ ARAMA KAT, LÜTFEN KONUŞ BENİMLE
-Her şey yolunda mı? -Evet.
ANNEM
EPEY YOL ALDIK OKLAHOMA'DA SENİ ARARIM
TJ'le tanıştım.
Çok kibar bir beyefendi. Lütfen TJ'in yerinde waffle yiyin.
Liste bu kadar. Bunu ikinci sıraya koyuyorum.
Çünkü geçen...
TONY ROBBINS TABLET YAYINI SON BÖLÜMLER
Büyürüz ya da ölürüz.
Eve, rahatsız edici olsa bile bildiğimiz şablonlara dönmek için
olayları bir tetikleyici olarak kullandığımızı fark etmeyiz.
Yaşadığınız yeri tanımlarsanız
duygusal olarak şablonlar sizi sınırlar.
-İkinci parça panzehri bulmaktır. -Söyle.
Hepimiz yaşamda birçok kez
aşırı stresle karşılaşacağız.
Farkımız neyle karşılaştığımız değil,
onunla karşılaşınca ne yaptığımızdır.
Hayat bize bu olayları, bu "korkunç olayları" sunar
çünkü hayatımızın büyümesi gereken bir alanı vardır.
Büyük bir trajedi karşısında
galip geldiğiniz bir yerden kendinizi alabilirsiniz.
BAĞLANTI YOK
Şaka ediyor olmalısın.
Lanet olsun!
Anne.
Neden durduk?
Harika.
Neredeyiz anne?
Bir yerde, tatlım.
Biliyor musun, bana lastik değiştirmeyi babam öğretti.
Bir gün ben de sana öğreteceğim.
Bu arada belki buraya gelip
erken başlasan, izlesen iyi olur.
Hayır, o sıkıcı.
Peki, sen bilirsin.
Belki annene kahvesini getirerek yardım edebilirsin.
-Anne? -Tanrım.
Hokahoma'ya vardığımız zaman...
Clara?
Clara!
-Göster bana! -Anne, ısırdı beni!
Bakayım, Clara.
Tanrım. Tamam, tatlım.
Geçti.
SERVİS YOK
Gel.
Tamam, geçti. Clara?
Clara, hadi bebeğim.
Ah, tatlım.
Dayan tatlım.
Hey!
Hey!
Kimse yok mu?
Hey?
Hadi. Bırakma kendini bebeğim, tamam mı?
Kendini bırakma bebeğim. Bırakma.
Hadi.
İzinsiz girdiğim için özür dilerim.
Kızım. Kızımı yılan ısırdı.
Yardımınıza çok ihtiyacım var.
Lastiğim patlak. Telefon çekmiyor.
Ateş gibi yanıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum.
Şanslısın canım.
Burada çok ısırık vakasına baktım. Yardım edeyim.
Şükürler olsun.
-Morarıyor. -Bana ver.
Morarıyor! Lütfen yardım edin!
-Ne yapabilirsiniz? -En yakın kasaba Tulia.
Orada bir hastane bulursun.
O lastiği taksan iyi edersin.
Orada öyle durma canım.
Zaman geçiyor.
Ödemeyi sonra konuşuruz.
Geçti, tatlım.
Anne geldi.
Clara.
Clara?
Anne.
Hadi tatlım.
TULIA'YA HOŞ GELDİNİZ EN ZENGİN TOPRAK VE EN NEZİH HALK
TULIA MEMORIAL HASTANESİ ANA GİRİŞ
Bugün burada tutup durumunu takip edeceğiz.
Ama inanın bana, beş yaşında bir çocuğu yılan ısırmış olsa
mutlaka anlardınız.
Görünüşe göre sadece yorgunluk, hafif sıvı kaybı.
Onu görmeliydiniz, ateş gibi yanıyordu. Nefes almıyordu.
Morardı, Tanrı aşkına.
Yolculuk sırasında bir rahatsızlık hissettiniz mi?
Hayır.
İlaç alıyor musunuz peki?
Hayır, hiç.
Phoenix-Oklahoma arası uzun bir yol.
Evet, iyi bir uçak yolcusu değilim. Arabayla gitmek kötünün iyisiydi.
Yolculuk öncesinde...
Bu gerekli mi?
...endişe ya da stres hissediyor muydunuz?
Hayır. Evet, sanırım.
Bir süredir çok yoğunuz.
Yeni bir hayata başlıyoruz. Taşınmak Clara'ya ağır geldi.
Bekar anne misiniz?
Evet.
Biraz yükselmiş. Şaşırtıcı değil ama telaş edecek bir şey yok.
Bu size saçma gelebilir, biliyorum.
Ama mutlaka bir açıklaması olmalı.
O yaşlı kadın, belki onda...
Bilmiyorum, belki rafında bir kocakarı ilacı vardı.
Ben...
Ne olduysa onu anlatıyorum.
Kızınız iyileşecek. Sadece dinlenmesi gerek.
Siz de öyle yapmalısınız.
Biraz uyuyun.
Hepsi bu. İlahi takdir.
Biliyorum.
Ne güzel şey.
Az daha kaybettiğimizi düşününce.
Gerçekten şanslısınız. Sonuç çok farklı olabilirdi.
Siz kimsiniz?
Ödemenizle ilgili konuşmaya geldim, Bayan Ridgeway.
Bir sandalye çeksenize.
Sigortamız var. Kızım ve ben,
ikimiz de sigortalıyız.
Hastane borcunuzdan söz etmiyorum.
Diğer borçtan bahsediyorum.
Şimdi borçlu olduğunuz.
Kızınız için yapılanın bedeli ucuz değil.
Küçük canı kurtarıldı.
Şimdi karşılığında bir can borçlusunuz.
Affedersiniz, can dediniz sandım.
Bayan Ridgeway, borcunuzu ödemek için fazla vaktiniz yok.
Gün batımına kadar. Yani
sadece
yedi saat sonra.
Alacağınız can, seçtiğiniz herhangi biri olabilir.
Ama insan olmak zorunda.
Tam ve zamanında ödenmek zorunda.
Pekala, ben
neler olduğunu anlamıyorum.
Kim olduğunuzu bilmiyorum. Galiba güvenliği çağıracağım.
Odadan çıkmanızı ve kızımı rahat bırakmanızı istiyorum.
Borcunuzu ödememeniz, Bayan Ridgeway,
kızınızın durumunun eski hâline dönmesine yol açacak.
Hemen gitmenizi istiyorum.
Bunun nasıl olduğunu size hatırlatayım.
Clara?
-Tatlım. -Acı çekecek...
Ne yaptın ona?
...ve sonra küçük bedeninde dolaşan
yılan zehrine yenik düşecek.
Olamaz, lütfen durdur.
Ölecek, Bayan Ridgeway. Buna emin olabilirsiniz.
Durdur bunu! Sonra da defol! Defol!
İmdat! Biri hemen buraya gelsin! Lütfen, yardım edin bana!
Yedi saat, Bayan Ridgeway.
Acele etseniz iyi olur.
Yardım edin! Buraya!
Çabuk!
-Şeyi arayın... -Burada bir şey mi oldu?
-Kimi aramamızı istiyorsunuz? -Bayan?
Bayan?
Bayan?
Güvenliği arayayım mı?
Hayır! Aramayın.
Gerek yok.
İyi misiniz?
Şafaktan beri ayaktayım, araba sürüyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.