لومړۍ 129 کرښې.
BİR NETFLIX DİZİSİ
Durdur onu!
Kıpırdama!
Ne oluyor?
Nereye gidiyorsun?
Hadi!
Hey, sakin ol.
Sakin ol.
Koş!
Önünü kesin!
Dur!
Yakalayın!
Durdurun!
Pekâlâ.
Eğlence sona erdi.
Çekil yoldan!
Hadi.
KAFATASI ADASI
Ekipmanımız burada arıza verebiliyor, biliyorsun.
Evet. Bu yüzden bir yere varamıyoruz.
Etrafımızda dönüyoruz çünkü.
Aranacak iki bölge kaldı.
Bulamazsak daha iyi ekipmanla döneriz.
- Dönebilir miyim bilmiyorum baba. - Niye?
- Üniversiteye gideceğim. - O nereden çıktı?
Ciddi misin sen?
Üniversiteye gitmek istediğini söylediğinde
"Evet, bir gün güzel olur" modundaydın.
- Evlenmek, serbest atlayış gibi. - Hayır. "Bu bahar dönemi" gibi.
Serbest atlayış asla yapmam. Berbat.
Ama üniversiteye gideceğim.
Anladım. Burada da gidersin. İletişim dersleri var.
O muhteşem üniversite deneyimiyle aynı olacağını sanmıyorum.
- Yazın dönebiliriz de. - Bana iş lazım.
- İşin bu zaten. - Hayır, bu senin işin.
- Sana para ödüyorum. - Borcun var.
- Parayla ne yapacaksın ki? - Üniversite okuyacağım baba.
- Borçlanacaksın. - Borçlanmak istiyorum.
Borçlanmak istemiyorum aslında ama bir süre normal olmak istiyorum.
- Ama sıra dışı bir yaşamın var. - Senin sıra dışı yaşamın bu.
Benim sıra dışı anlayışım
üniversiteye gidip mistik yaratıklardan ve keşfedilmemiş dünyalardan
uzak durmak olabilir.
- Üniversitesiyle hatırlanan kaç kişi var? - Hiç çünkü...
Ama kâşifler, araştırmacılar, kaderlerini izleyen insanlar...
Onları üniversiteden sonra yaptılar.
Uzay Mekiklerine isimleri verildi.
Bunu istemiyorum.
Şu an kendi hedefinin bu olduğunu belli edene dek
bu hedef aklıma bile gelmemişti.
- Bu sohbetin sonu yok. - Gösterişçisin...
Bu çok yorucu olmalı.
- Ben fiziksel değil, sözsel diyorum. - Dinle baba.
Hayatımı canavarlarını kovalayarak geçiremem.
Anlıyorum.
Kendi canavarlarını kovalamalısın.
- Hayır, baba. Öyle demek istemedim. - Dinle.
Bir yürüyüş yap. Düşün iyice. Olur mu?
Tamam. Hadi başlayalım.
Yürümek mi?
Nereye? Güney Pasifik'in ortasındayız!
Selam dostum. Nasılsın?
Dünün de yarının da aynısı.
Ara sıra değişiklik yapmalısınız.
Tekrardan kaçının, yeni müzikler çalın.
Çok isterdim.
- Ama hayranlar klasik seviyor. - Emin miyiz?
Her gün "Tekrar!" diye duyup duruyorum
ve uymamız gerek.
Üniversitede, burada olmayan ne var?
Ödev hariç.
Yeni insanlarla tanışmak hoş olur.
Kızlarla.
Keşke senin gibi olsaydım.
Yakışıklı, güçlü, akıllı.
Teknede yaşamaya razı.
Bir gün benim teknem olacak.
Zaten öyle sayılır.
Bu hoşuma gitti işte.
- Boomer daha önce tekne patlatmış mıdır? - Kesinlikle.
Babam şüpheli kararlar veriyor bence.
Kesinlikle.
Temiz!
Bir şey gördün mü?
Henüz değil.
Henüz değil dedi.
Evet, İngilizce dedi onu.
Bir şey bulsalar kalır mısın?
Bir şey bulamazlarsa kalır mısın?
Kesinlikle.
Hey! Düşen var! Düşen var! Yardım edin!
Hayır. Tutun!
Yakaladım. İyisin.
Köpeğim.
Ne?
Köpeğimi gördün mü?
Hayır. Görmedim.
Yardım et! Mike!
Charlie? Orada ne işin var?
Bir kızla tanıştım da.
Kim düştü?
- O düşmedi. - O kim?
Kız mı?
- Bir enkaza tutunmuştu. - Ben...
Köpeğimi bulamıyorum.
- Köpek de mi var? - Bilmiyorum, görmedim.
Yüzme biliyor o.
Onu kurutalım.
Charlie, yardıma ihtiyacı olan var mı bak.
Tamam baba.
Sorun yok.
Hey, iyisin. İyisin.
Kimsiniz?
Güvendesin.
- Seni suda bulduk... - Telsiz kullanma!
Elleri kelepçeli olabilir.
İyi misiniz kötü mü?
Endişelenme, biz...
İyiyiz.
Al, iyi gelir.
O da ne?
- Kahve. - Tadı berbat!
Kahvem berbat mı?
Kahvelerin harika.
- Daha önce kahve içtin mi? - Hayır.
Niye sıcak ki?
Hey, sorun yok. Bak, adın ne?
Bana Cap de. Bu da Hiro.
Bu bizim teknemiz.
No comments yet. Be the first to leave one.