لومړۍ 200 کرښې.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Şehir sokaklarında yürürüm
Eskiden benimle yürürdün
Ve attığım her adımda Ne kadar âşık olduğumuzu hatırlıyorum
Seni nasıl unutabilirim?
Her zaman bana seni hatırlatacak Bir şey var
Her zaman bana seni hatırlatacak Bir şey var
Seni sevmek için doğmuşum
Ve asla özgür olmayacağım
Her zaman benim bir parçam olacaksın
ŞARJ SÜRESİ
Rolo Haynes'in Kara Müzesi
Turlar 11.00'de başlar
Rolo Haynes'in Dünyaca Ünlü Kara Müzesi
-Merhaba. -Merhaba.
Turlar 11.00'de başlıyor. Sırada ilk sen varsın. Bugün kalabalık olabilir.
Yol çok boş görünüyordu.
Aksanın çok güzel. Avustralyalı mısın?
Hayır. Britanyalıyım.
Adın o çılgınca İngiliz isimlerinden mi? Esmeralda ya da...
Benim adım Nish.
-Nish mi? -Nish.
Seni yargılayamam. Adım çok saçma.
Rolo Haynes. Sahibiyim. İşletmecisiyim.
Bu sabah sadece ikimiz varız. Girmek istediğinden emin misin?
-Burası korkaklara göre değildir. -Eminim ki bunu kaldırabilirim.
Herkes kaldıramıyor.
O zaman sorun olmazsa çantana bakmam gerek.
-Sorun değil. -Bugünlerde kimseye güvenilmiyor.
Şuradan geçer misin?
Üzerinde metal bir şey varsa şuraya koy.
Tamam.
Çok küçük.
Evet. Ona eğlenceli boyutta diyorum.
Eğlenceli boyutta. Bunu sevdim.
Havaalanında güvenlik saçmalıklarına doyduğunu tahmin ediyorum.
Göçmenlik dairesi çalışanları bugünlerde sıkı çalışıyorlar.
Her şey tamam mı?
Tamam.
Başlayalım.
-Tatilde misin? -Kısmen. Babam burada yaşıyor.
Doğum günü yaklaşıyor. Annem sürpriz yapmak istedi.
Ve sürpriz sen misin?
Sanırım bir parçasıyım.
-Nereye uçtun? -Salt Lake.
Salt Lake'ten mi geldin?
Evet. Arka yoldan gelmek güzel olur sandım.
Ama hafife almışım...
Yalnız bir kız için çok zor bir yolculuk.
-Eski kafalılık yapmak istemiyorum. -Ciddi misin?
Söylediğin bayağı eski kafalıydı.
Burası cehennem kadar sıcak.
Klima bozulmuş olmalı.
SİSTEM ARIZALI
Sıcaklık için üzgünüm.
Lanet olası dijital sistemler.
Teknoloji sektöründekilere güvenme.
Bütün bu eşyalar ne?
Gerçek kriminolojik eşyalar.
Kötü bir şey yaptıysan burada olma ihtimali yüksek.
Etrafa bak. Acele etme. Bakalım bir şey ilgini çekecek mi.
Bir şey ilgini çekerse sana hikâyesini anlatabilirim.
Burada neredeyse her şeyin üzücü, çirkin bir hikâyesi var.
Tıpkı şuradaki asıl ilgi odağımız gibi.
Ama fazla acele etmeyelim.
Bir sürü insan hemen perdenin arkasına koşar.
Buradaki şeylere bakmazlar bile.
Sonra da Seyahat Sikici'de bir sürü bir yıldız alıyorum ve bir anda...
Hey, bak. Hiç acelem yok. Merak etme.
O zaman keyfine bak.
Öyle yapacağım.
-Bunlar çok teknolojik görünüyor. -Nöroteknolojide çalışıyordum.
Çok güzel.
Peki bu ne? Kuaförlerin aletlerine benziyor.
Aslında o benim ilk hatıra eşyalarımdan biriydi.
Asıl sergimizin nasıl oluştuğu konusuna biraz ışık tutuyor.
-Nedir o? -Peter Dawson'ı duydun mu?
Dr. Peter Dawson?
Genelde "Bu Dawson'ın Simpatik Tanı Cihazıdır." derim.
Ve insanlar hayretle "Olamaz!" diye bağırırlar ve ben "Gerçekten öyle." derim.
Bir sonraki soru "Bunu nasıl alabildin?" oluyor.
-Tamam. -Benim alanım tıp teknolojisiydi.
Saint Juniper's'ta çalışıyordum. Bir üniversite hastanesi gibiydi.
Güzel bir tesisti. Arsa İstimlak Kanunu'na dâhildi.
New York şehir merkezindeydi. Büyük, eski bir binaydı.
Ürün araştırmaları üst katlarda
ve acil departmanı ile avam tabaka alt katlardaydı.
İş ve sağlık hizmetlerinin müthiş bir karışımıydı.
-Ciddi misin? -Kenara çekil piç kurusu!
Plan, sigortası olmayan insanların
ara sıra deneysel tedavilere razı olmak karşılığında
ücretsiz sağlık hizmetleri için kaydolmalarıydı.
Ben tepedeki adamlar için çalışıyordum.
Bir bilim adamı gibi mi?
Ben daha çok işe alım üzerinde çalışıyordum.
-Evet. Buradayım. -Hazır.
Şok uyguluyorum.
-Hayır. -Hayır mı?
-Hayır. -Tamam. Bir daha deniyorum. Hazır!
Şok uyguluyorum.
Hayır.
Trisiklik kullandığını bilseydim dozu artırırdım.
Bunu bilemezdin.
Kötü bir zamanda mı geldim?
Onuncu kattan Rolo Haynes.
Anlaşılan bazı sorunlarınız olmuş.
Sanırım elimde size yardımcı olacak bir şey var.
Girdikleri büyük alan nöroteknolojidir.
Beyin gücü artırmada öncülük etmek.
Sinirsel ara yüzler.
Bütün o eğlenceli işler.
Büyük hedefleriyse bilgi aktarmanın bir yolunu bulmak.
Buradaki ekiplerden biri bir deney yapıyor.
Bir beyinden başka bir beyne bilgi göndermenin yolunu arıyor.
Bu Kenny.
Bu da Hector.
Dayan. Her şey netleşecek.
Deneye gelelim.
Küçük bir labirent kurup içine Kenny'i bırakırlar.
Ve aylarca içinde koşuşturup durur.
Orayı çocukluk evi kadar iyi bilene dek.
Sonra da...
...ona bunu takarlar.
Bu bir verici.
Kenny'nin beyninden sinyalleri alıyor.
Onlar da Hector'a gönderiliyor.
Hector'a prototip sinaptik alıcımız takıldı.
Unutma, Hector labirente patisini bile basmamıştı.
Kenny'nin labirentin düzeni hakkındaki bilgilerini alması planlanmıştı.
Ve birden, ilk denemede çözebilecekti.
-Çözebildi mi? -Hayır.
Sıçan gibi tepindi. Beyinsiz sikik.
Peki...
...bunu bana neden anlatıyorsun?
Tam da deney başarısızlıkla sonuçlandığını anda
bir araştırmacı Kenny'nin üzerine kahve döktü.
Sıcak kahve Kenny'nin üzerine dökülür. Tabii ki o da deli gibi ciyaklar.
Ama Hector da öyle.
Anlaşılan bilgi paylaşmayı öğrenmemişiz.
-Fiziksel hisler paylaşılmış. -Aynen öyle.
Bu inanılmaz. Ha siktir.
Ve daha da inanılmaz olan yanı
Hector yanmayı hissetti ama hiç zarar görmedi.
Deneyimin tamamını yaşadı. Hiçbir fiziksel bedel ödemedi.
Peki nasıl öldü?
İyi olup olmadığını görmek için kestik.
Her neyse, Hector'un fedakârlığı sayesinde...
...bunun prototipini yaptık.
İnsan deneyimleri için...
...bir alıcı.
Sinirsel bir implant. Türünün tek örneği.
Beni bu yüzden mi buraya çıkardın?
Hastalardaki en büyük sorun nedir?
Sorunlarının ne olduğunu öğrenmek.
Buraya gelen pezevenklerin yarısı semptomlarını tarif bile edemiyorlar.
Baygınlardır ya da beyin sarsıntısı geçirmişlerdir.
Sarhoşlardır ya da salaklardır.
İki yaşındalardır ya da İngilizce konuşamıyorlardır.
Hastanın hissettiklerinin aynısını hissedebildiğini hayal et.
Fiziksel sonuçlar hariç.
Zihinlerini okumak gibi.
Ne dersin?
Dawson'ın hakkını vermek gerek. Bu fırsatı hemen kabul etti.
Bunu yapmaktan mutluydu.
Ve sadece kısa bir ameliyat gerekti.
Geri dönüşü yoktu. Ama o bir öncüydü.
Ayrıca hasta ölüm oranları çok kötüydü.
Bu onu telafi etmenin en iyi yoluydu.
Dokunsam acır mı?
Sanmıyorum.
Çok çekici bir yanı var.
En üst düzey piercing gibi.
Beni daha iyi hissettirmeye çalışıyorsan işe yarıyor.
Denemenin vakti geldi.
İşte burada saç filesi aleti devreye giriyor.
Teoride rızası olan bir deneğe takarsak
fiziksel hisleri alıp Dawson'ın implantına gönderecekti.
İşe yarayıp yaramadığını öğrenmemiz gerekiyordu.
Bu parmak.
Houston, bir mucizemiz var.
Hiç beklemeden
Dawson hastalarla çalışmaya başladı.
Fiziksel semptomlarla ilgili zihinsel bir kütüphane oluşturmaya başladı.
Daha hızlı tanı koyabilmek için
ne tür şeyler hissedildiğini öğrenmeyi planlamıştı.
Acil bölümünde küçük şeylerle başladı. Küçük kırıklar gibi şeyler.
Kısa sürede daha büyük şeylere geçti.
Ciddi yaralanmalar. Hastalıklar.
Geç dönem ölümcül hastalıklar.
Dawson dişini sıktı ve hepsini deneyimledi.
Diyelim ki bariz olarak acı çeken bir çocuk geliyor.
Doktorlar apandisitten şüpheleniyorsa emin olmak için onu Dawson'a bağlarlardı.
Dawson o zamana dek apandisiti defalarca hissetmişti.
Farklı bir şeyse tespit edebiliyordu.
Aramadıkları şeyleri bile buldu.
Blastomlar vesaire.
İyi şanslar dostum.
O adam bir sürü hayat kurtardı. Buna hiç şüphe yok.
İyi şanslar.
-İrtibatta kalın. Güle güle. -Hoşça kalın.
No comments yet. Be the first to leave one.