لومړۍ 200 کرښې.
Çocukken babam beni pencereden
- dışarı ittiğinde... - Sana üzgün olduğumu söyledim.
Hastasın ve bunu itiraf etmek istemiyorsun.
- İttirilmemiştin. - Shh.
Atladın.
Parayı transfer etmek için
bankadan gereken
izni aldık.
Onları habersizce soyabiliriz.
Elliot'un benim mahkûmum olmasını istemiyorum.
Benim partnerim olmasını istiyorum.
Onu parçalamalıyım ki tekrardan düzelteyim.
Seni şimdi anlıyorum.
Birisini böyle sahiplenirsin.
Elliot'u parçalayacağım,
ve sen benim alüminyum sopam olacaksın.
Mr. Robot.
Onu böyle parçalayabilirsin.
Elliot, kaçırıldım.
Senin hakkında her şeyi bilmek istedi.
Evrenin bizim için büyük planları
-var, kanka. - Üzgünüm.
Korkuyorum.
Hey! Hey! Hey!
Telefonu açmıyor.
Tamam, tamam, tamam.
Anladım.
Onu bilmiyordum. Tamam, anladım.
Tamam.
Evet, kafamı karıştırdın.
Tamam. Anladım, kanka.
1. PERDE
Bir süredir bu an için
bekliyordum.
Üzgünüm, sadece...
böyle tepki vermeyi beklemiyordum.
Duygulandım.
Sakin kalacağımı söylemiştim.
Hayran saçmalıkları yapmayacağımı söylemiştim...
ama üzgünüm.
Sana çok fazla saygı duyuyorum.
Beni şey yapıyorl...
Hey, Hasid'lerin bunun için kullandığı o garip...
kelime neydi?
Hmm, "verklempt"?
Aynen, verklempt.
Sen...
Benim için bir kahraman gibisin.
Yanlış davrandığım bir kahraman, inkâr etmeyeceğim.
Ama yine de benim hikayemde bir dönüm noktasıydı.
Ve bir şey bana bunun senin de dönüm noktan...
olduğunu söylüyor.
Javi, misafirimizi biraz daha rahatlat.
3 katlı bir apartmanın ikinci katındayız,
iki silahlı kişi ve kendini Deepak Chopra zanneden
bir bağımlı var.
Tek çıkış ön kapıda,
ama arkada bir yangın...
merdiveni olduğunu hatırlıyorum.
Şu anda kaçış planı...
hakkında düşünmüyorum.
Kaçış düşünmemiz gereken...
tek şey.
Krista'yı bulana kadar değil.
Evlat, sana bu Dominikli psikopat...
hakkında hatırlatma yapmama gerek var mı?
Krista sadece yemdi. Şu anda büyük ihtimalle ölü.
O zaman öğrenmemiz gerekiyor.
Sadece en iyi yaptığı şeyi yaptırmam gerekiyor: konuşmak.
- Bize istediğimizi söylecek... - Yo!
Bir şey söylecek misin?
1 dakika oldu.
Nasıl gidiyor?
Gerçek şu ki, Biraz... biraz kafam karıştı.
2 ay önce beni aramak için geldin.
Bir hamle yapmak için neden bugüne kadar bekledin?
Tamam, bilmek zorundaysan...
konuşmamız için sahneyi hazırlamak zorundaydım.
Bu Frost-Nixon'dan daha büyük, anlıyor musun?
Hazır olmak zorundaydı.
Ne için?
Sen, kanka.
Zorlu bir kişisin.
Sikimi sokabileceğim bir köşe orospusu değilsin.
Önce akşam yemeği almam gerekiyordu.
O zaman bu akşam yemeği mi?
Siktir dostum, metafor yapmaya çalışıyor.
Hey, V, bu çocuğun deha olduğunu söylemiştin.
Yemin ederim, eğer çeneni kapatmazsan...
Saçmalığı kesip neden burada...
olduğumu söylemeye ne dersin?
Talihsiz ayrılığımızdan...
sonra,
Dominik'e geri dönmek zorunda kaldım.
Küçüklüğümden beri oraya gitmedim...
İnsanların benim hakkında düşünmediği zamanlar.
Bana eskiden düşündüğüm bir hayali hatırlattı,
bir gün o adayı ve...
üstünde yürüyen...
uyuyan, sevişen herkes benim olacaktı.
Otur, uzun bir hikaye olacak gibi duruyor.
Ama yine de,
bana inanmayan ve...
değersiz olduğumu söyleyen...
şerefsizler vardı orada.
Bu sefer yanılıyorlardı.
Bu sefer aletlerim vardı.
Önceden olmayan bir vizyonum vardı.
Bu yüzden karşı koymaya başladım.
Bazı köşelere...
dükkan kurdum.
Önce, kendi başıma.
Sonra birkaç kişi etkilendi ve bana katıldı.
Birkaç blok savaşı oldu...
ama halledemeyeceğimiz şey değildi.
Açıkçası, hiç bu kadar kolay olmamıştı.
Bir virüs gibi çoğaldık.
43 günde bütün çeteleri yıktım.
Oradan sonra politikacılara ulaşmak kolaydı.
Özellikle 5/9 cüzdanlarını boşalttıktan sonra.
Domino yıkılmaya başladıktan sonra...
Haiti ve Dominik'teki bütün gecekonduları kontrol altına aldık.
Başkandan köylüye kadar herkesi...
ve her şeyi kontrol ediyordum.
87. günde,
sonunda kendi adam olmuştu.
Sonra 88. günde,
sıkıldım.
İstediğim her şeyi almıştım...
ama tek hissettiğim boşluktu.
Bir gün, Javi...
bana yardım edebileceğini söyleyen...
bir şaman getirdi.
Dedim ki: "Tamam, getirin içeri."
Beni oturttu ve tozdan... pembe tozdan ve içinde sütle...
karıştırılmış kan bulunan...
bir kokteyl hazırladı.
Gözlerime baktı ve dedi,
"Uykudasın.
Uyanma zamanın geldi."
Sonra bardağı dudağıma koydu.
Ne yaptığımı bilmek ister misin, Ellipt?
Hepsini içtim.
Ve sonra...
Sana karşı dürüst olmalıyım kanka...
Altıma sıçtım.
Sonra kustum.
Sürekli sıçtım, kustum...
ta ki hepsi çıkana kadar.
Şaman elleriyle yüzümü tuttu ve dedi ki:
"Eve gitme zamanın geldi."
Ne düşüneceğimi bilmiyordum.
Ona...
evde olduğumu söyledim.
Sonra neden bunca zamandır boş hissettiğimi
fark ettim.
Ev nereden geldiğin yer değil.
Ev... olman gereken yer.
Dominik'te doğdum, ama burası...
New York...
Burası benim evim.
Geliştiğim yer burası.
Sonra yatıp bir kaltak gibi ağlayarak,
şamana asla geri dönemeyeceğimi söyledim.
Orada başarısız oldum. O yol benim için kapandı.
Şaman kafasını hayır şeklinde salladı.
Bana o yolu tekrar açmam gerektiğini ve
o yolu kapatan adamla...
uzlaşmam gerektiğini söyledi.
Ona göre o adamın partnerim olması gerekiyordu.
Sadece ve sadece, bu şekilde eve dönebilirdim.
Bu yüzden burada oturuyoruz, Elliot.
Bu yüzden geri geldim.
Yanlış adayı aldım.
New York'u alacağım,
ve bunu yaparken benim tarafımda olacaksın.
Ne düşünüyorsun?
Krista nerede?
Partnerin olmamı istiyorsan...
öncet, Krista'nın nerede olduğunu bilmeliyim.
Bu oyunu zaten oynadığımızı unuttun mu?
Bu yüzden soruyorum.
Aklıma geldi de bu kardeşim Isaac'in bıçağıydı.
Onu hatırlıyorsun, değil mi?
Erkek kardeşim.
Büyük ihtimalle senin Shayla'ya giren aynı bıçak.
Buradaki kimse bunun tekrarını istemiyorum, kanka.
Krista'yı öldürmeyeceksin.
Hakkımda sahip olduğun tek kişi o.
İnanamıyorum, o kadar aydınlanmana rağmen,
geçen sefer ne kadar aptalsan...
hâlâ o kadar aptalsın.
Aptal?
En son bunu oynadığımzda,
İstediğim her şeyi aldım, değil mi?
Beni alamadın.
O nerede?
O iyi, kanka.
Göster bana.
Zavallı Elliot...
No comments yet. Be the first to leave one.