لومړۍ 200 کرښې.
Dikkat! İzleyeceğiniz film argo ve küfür içermektedir.
Çeviri: hymaster
Model 101 Sızıntısı/Kullanıcı ihlali Konakçı Uyarısı KIWW
– Seq, içerideyim. – Kaptan?
Haklıydın. Çatı penceresinde cam perde vardı.
Takip uygulaması : Yürütülüyor
– Tehlikeli parazitler alıyorum. – Tuhaf. Farklı bir model e benziyor.
– Eski kodlara benziyor. – Bana çok tanıdık geldi.
– Ses ver, destek sinyali vereceğim. – Ne olduğuna bakacağım.
Bugs, general olta attığımızı anlarsa...
Hızlıca göz atmanın ne zararı olur ki?
Sen de duydun mu? Siktir! Bence hattımızı takip ediyorlar.
Bugs, bence bu, tuzağa benziyor.
Bugs!
Olduğun yerde kal!
Kımıldama, yoksa ateş ederiz!
Ellerini yavaşça havaya kaldır.
ŞEHRİN KALBİ OTELİ
Buyur, çattık!
Bana bakın, nereye gidiyorsunuz?
Seni uyarmıştık teğmen.
Bir kızcağızın üstesinden gelebiliriz herhâlde.
Boşa kürek çekiyorsunuz. Adamlarım şu anda onun icabına bakıyorlardır.
Hayır, teğmen...
adamlarınız çoktan öldü bile.
– Seq, yanımda mısın? – Eski kodlar çöküp duruyor.
Yansıman kesiliyor. Sesli aramaya geç.
Bugs, bu yaptığın generalin tutanağına düpedüz aykırı.
Tamam, biliyorum.
Ama burada bazı şeyler oluyor.
Önemli şeyler.
Şuna baksana! Şimdi ne yapacağını biliyorum.
Kıçlarına tekmeyi basacak.
Şimdi de arama yapıyor.
Hattım takipteymiş.
– Ondan sonra da... – Can havliyle kaçacak.
Ajanlar mı geldi?
Olayı biliyoruz.
Her şey böyle başlamıştı.
Allah kahretsin!
Onun hikâyesi burada başlıyor.
Sence bu model kısır döngü ya da dönme dolap falan mıdır?
Böyle tekrar edip duran bir uygulamayı ne maksatla geliştirdiler acaba?
Bilmiyorum.
Ama öğrenmek üzereyim.
Anlaşıldı.
Hâl böyleyken "dejavu" demek tamamen yanlış olurdu.
– Yeni olayı göstermek için eski kodu neden kullandılar? – Bilmiyorum.
Bu kadın Trinity olsaydı, sonu böyle olmazdı.
– Belki de bu, sandığımız olay değildir. – Bugs!..
buradan kaçmak zorundasın.
Kesin tuzak kurdular.
Siktir!
Şey!..
Yine iş üstündesiniz.
Eskiden olduğu gibi.
Bana gelince...
dışarı çıkmak üzereyim.
Öldürün!
BOK YEMEYİ SEVENLERE
Seq?
– Neden beni kurtardın? – Önce sen söyle. Kimsin, nereden geldin?
Olur.
Benim adım "Bugs".
"Bunny" ile birleştir.
Dinleme teknolojisi.
Bunun bir model olduğunu biliyor muydun?
"Model" nedir?
Uygulamaları geliştirmede kullanılan taklit.
Sezgilerinin sanal olduğunu hiç anlamış mıydın?
Ben ne olduğumu biliyorum.
Tıpkı işimin sezgililer i avlayıp yok etmek olduğunu bildiğim gibi.
Senin gibileri.
Duruma göre...
Buraya kadar geldik.
Buraya kadar geldik.
Öteki ajanların bu odadan haberi var mı?
Burayı nasıl buldun?
Anahtarcı dükkânında kimseyi bulamayınca...
ben de aramaya başladım.
Ne kadar ararsan o kadar bulursun.
Hayatımın özeti.
N'oldu?
Bu oda bana tanıdık geldi.
Has siktir ulan!
Burası onun dairesi.
"Thomas Anderson'ın" mı demek diyorsun?
Onu aramadığım yer kalmadı. Öyle biri yok.
"Thomas" adını kullanmayı uzun süre önce bırakmıştı.
Belki de onu gerçek adıyla tanıyorsundur...
"Neo".
Tanıyorsun!
Ha, tamam!
Olacak şey değil!
Bunca yıl sonra.
Görüyor musun? İnsanların çoğu Neo'nun öldüğünü sanıyor.
Ama ben ölmediğini biliyorum.
Çünkü onu görmüştüm.
Nerede?
Açıklaması kolay değil ama...
Bana baktığı o anda...
bir şeyler hissetmiştim.
Bilincimdeki düğüm çözülmüştü.
Anlaşıldı.
Benim de başımdan öyle bir olay geçti.
O çizgileri gördüğüm anda...
her yerdeydi.
Görünmüyordu ama
hepimiz de bu tuhaf, tekrar eden kısır döngülerde sıkışıp kalmışız.
Nasıl olduysa bunu...
o aynada gördüm.
Parıldayan bir rakamdı.
Tıpkı söylediğin gibi oldu.
Tam o anda anlamıştım...
Burası gerçek dünya değil.
Asıl gayemi ilk o zaman fark etmiştim...
Kim olduğumu anladım...
ne yapmam gerektiğini de.
Sen kimsin?
Ne yapman gerekiyor?
Ben...
Morpheus'um.
Neo'yu bulmam gerekiyor.
Morpheus.
Oldu.
Aman Tanrı'm!
Seni buradan çıkarmalıyız. Bu modeli kimin yazdığını öğrenmem lazım.
Peki, benimle gel.
Ayrılmaya hazır ol. Tam anlamıyla hazır olman lazım. Değilsen...
buraya ait olduğunu falan düşünüyorsan...
Sen buna "seçim" mi diyorsun?
Yo, aslında biri bu teklifle gelince ikilemde kalmaktan hoşlanmadığımı,
yaşam kalitemin düşürülmesini asla sineye çekemeyeceğimi söyledim.
Sonra da asıl meseleyi göz ardı ettiğim için kadın bana güldü.
Ne meselesi?
"Seçim göz boyamaktır."
Yapman gerekeni zaten biliyorsun.
Hakikat.
Oldu.
Çatısında penceresi olan eski bir bina var, bir sürü de merdiveni.
Lafayette¹. Bu dört arka kapıdan biri oraya çıkıyor.
– Karşı koyma. – Oha, bana n'oluyor?
Nefes almaya devam et.
Çıkarma süreci, insanlarda olduğu gibi uygulamalarda da aynı şekilde işler.
Şimdi oldu.
– Selam. – Selam.
– Daha önce başkasının gözlüğünü hiç takmamıştım. – Doğrudur, yakıştı.
Hangi kapı?
– Şuradaki olmalı. – Tamam.
Ajan White.
Ajan Smith?
Kaç!
KÖTÜLÜĞÜN KAYNAĞI
– Seq! Sesimi alabiliyor musun? – Bugs! Seni kaybettiğimi sandım.
– Bizi cam perdeye götürebilir misin? – Bugs! Bugs! Yanında ajan var!
Şu pencereye!.. Canını dişine tak!
SIRA DIŞI OYUN TASARIMCISI THOMAS ANDERSON
1999 YILININ OYUNU ÖDÜLÜ: THE MATRIX - DEUS MACHINA
N'oluyor?..
ORTAMA İZİNSİZ GİRİŞ
N'oluyoruz ulan?
Bir terslik mi var?
Bir çökme oldu da.
Günaydın Bobbi. Günaydın oğlum.
Yaşamaya değer, güzel bir gündeyiz, haksız mıyım?
– Problemo? – Bir şey kaybetmiş.
Onlar eski Matrix'in kodları mı?
Basit bir model denemesi.
İkilem için mi?
16.00 BÜTÇE TOPLANTISI
– Kahve içmem lazım. – Kahve? Evet, başlangıç için!
Ben ısmarlıyorum.
Kafanı bulandırmak gibi olmasın ama...
üçlemeyi ilk oynadığım anda...
sarsılmıştım.
Alın yazısıyla özgür irade arasındaki çelişkide.
Mantıksal adımları mı yerine getireceğiz, yoksa kendi uygulamamızdan mı çıkacağız?
Dahice, bu arada, oyun icabı öyle tabii ki.
Baksana, ömrümü çürüttüğünü söylemiş miydim?
Öyle oldu. Yedinci seviyede kaybetmiştim.
Senin bu oyunun, az kalsın hayatımı mahvediyordu.
– Eh, söylemiş oldun! – Yine de buraya kadar geldik.
Sen söyle bakalım Bay Anderson...
özgür irade mi?..
yoksa alın yazısı mı?
Tabii ya!..
Aha da geldi!
Tam s...melik, orta yaşlı hatun.
Surat mı ediyorsun? Dur, özür dilerim!
Ben anti-sosyalim.
– Beni makineler büyüttü. – Belki de gitmen gerekiyordur.
Hayır, lütfen. Sana söz, doğru duracağım.
Doğru duracağım.
Olur.
Onunla hiç konuştun mu?
Bak, ne diyeceğim, benim için yaptıklarının hatırına...
dur, ben de bunu, senin için yapayım!
Jude, olmaz, dur!
– Bakar mısınız? – Teşekkürler. – Bakar mısınız? Merhaba!
Şey... biliyorum, aniden oldu biraz.
No comments yet. Be the first to leave one.