لومړۍ 176 کرښې.
çeviri: barisekara iyi seyirler.
1. Sezon 2. Bölüm
Yaşıyormuş. Mükemmel zamanlama.
- Ne zamandır buradayım? - Bir saat falan oldu.
- Tanrım. - Spagetti yaptım.
Sarımsaklı ekmeğinden de var.
Farkettin mi bilmiyorum ama burada birisi daha var.
Kim? Nerede?
İsmi Diane.
Ne oldu? Gidiyor musun?
Uçak nerede?
Seni görmek çok güzeldi baba.
Majestelerinin şatosundan sadece birkaç saat uzakta olmana rağmen...
...seni on yıldır görmedim.
Uçak nerede?
Nerede bu uçak?
- Sattım. - Kime?
Ma Voss ve onun çocuklarına.
Hâlâ 62 numarada mı yaşıyorlar?
İğrenç tavuk mezbahasının olduğu 62 numara.
Evet mi, hayır mı?
Neyse...
- Şey yapman gerek... - Ne yaptığımı biliyorum.
- Ben hallederim. - Sağa doğru çevirmiyorsun.
Ben yaparım. Hallederim dedim ya.
Ver şunu lütfen.
Tamam.
- Byron'u terk ettim. - Neden? Ne yaptı?
Çünkü... Aslında bu konudan bahsedemem.
Tabii ki bahsedemezsin.
Siz ikiniz ne zamandan beri şey...
...bu yaptığınız saçmalık her neyse onu yapıyorsunuz?
O benim.
Tamam. Sakin ol. Sakin, sakin.
- Dur... Bak... - Al şunu şuradan.
Yok artık.
Yapma.
Sabaha istersen aşağı inip Shane Voss'dan seni bir yere uçurmasını rica ederiz.
Sanırım kardeşleri uçağı meth dükkanları için kullanıyor.
Hayır, sabahlamayacağım. Hemen gitmem gerekiyor.
Bu arada öldüğümü söylerlerse cesedimi görmek istediğini söyle.
Spagetti yeseydin bari.
Basına yalandan bir şeyler uyduracaktır.
Kabuklu deniz ürünleri alerjisine veya başka bir şeye kurban gittiğimi...
...ama beni öldürmeyecek. Merkezde tıkılı kalacağım, hapis kalacağım.
Bir tane kübün içinde eşimin istediği yeni bir beyin ameliyatı olacağım.
Yaygın mutluluk algısına bakarak...
...kendi standartlarını biraz aşağı çekmeyi hiç düşündün mü?
Byron ve senin aranda neler oluyor bilmiyorum...
...ama adama bir rahat ver.
Seninle başa çıkılmaz.
Sorun ben değildim.
Önüne çıkan her şeyi parçalamak gibi bir huyun mu var?
Yok etmek gibi?
İki kelime. Dinozor müzesi.
Üç yaşındaydım ve meşe zehirlenmesi yaşamıştım.
Yok artık bitirme sakın.
Dur.
Ne?
Suyu kapat.
Suyu kapat!
Kapat şunu.
Anladık, evlilikte gücü eline almak için eşini terk ediyormuş gibi yapıyorsun.
Bu harekete saygı duyuyorum.
- Tanrım. - Annen bu işin ustasıydı.
Ama bu iş böyle yapılmaz.
Uçaklar, pompalılar...
Sanki canını kurtarmak için kaçıyormuş gibi...
Hiç şık değil.
Ayrıca senin dengesiz olduğunu söyleyecek.
Kafamın içine cihaz koydu.
Beynime taktığı çip sayesinde bizi şu an izliyor.
Sikin dışarda.
Çıkmış. Meydanda.
Pardon.
Bekle ama hadi. Konuşalım.
Benim yardımımı istemiyorsan neden geldin ki?
Çünkü Byron buraya asla gelmeyeceğimi sanıyor.
Bir de uçağı alacağımı.
Uçağı uçaramazsın.
Öyle bir uçururum ki!
Hadi giyinelim.
Aşka Ait hazır.
Merhaba Hazel. Kestirme vaktin geldi.
Hazel ve ben ilk kullanıcılarız.
Sikimi sallasam ellisi.
İlk kullanıcılarız.
Hazel.
Vurma! Benim.
Tamam.
Tamam. Çok yakındı.
Geçti. Iskaladın.
Parmaklarım olmadığı için tanıyamamış olabilirsin...
...hiç sorun değil.
Hepsi bende. Merak etme.
Tam buradalar.
Ne kadar zaman oldu Lyle?
Bilmem parmakları buza koymadan önce bir saatim daha var herhade.
Sen düşünme bunları.
Ne zamandır Kullanıcı Bir benim.
Ben de tam striptiz kulübündeyken bunu anlatmaya çalışıyordum...
...ama sen parmaklarımı doğramakla meşgul olduğun için dinleyemedin.
Üç gün oldu.
Byron sen kaçtıktan sonra itiraf etti.
Yalan söylüyorsun.
Hazel doğruyu söylüyorum.
Byron beni de sattı.
Bütün cihazlarımı kapattı. Banka hesaplarımı sıfırladı.
Ehliyetimi, sosyal güvenlik numaramı bile sildi.
Sadece sana yardım etmeye çalıştığım için.
- Sen bana asla yardım etmezsin. - Ne?
Byron seninle dalga geçerken benim seni savunduğumu biliyor musun?
Evet seninle dalga geçiyordu.
Elma yeyişinin çok çirkin bir taklidini yapıyordu.
Bu işten beraber kurtulabiliriz.
Şu anda varolan teknolojinin...
...en nadide parçasısın.
Anladın mı?
Tamamen duygusal.
Beni küçümsediğin o gün var ya...
...lanet edeceksin dostum.
Ne yapıyorsun?
İkimiz de izlediğini biliyoruz.
Burada yokmuş gibi yapmamız biraz garip olur bence.
Bir planım var ama öylece söyleyemiyorum.
- Siktir. - En iyi şansın benim.
Hatta tek şansın benim. Ne yapacaksın ki?
Polise falan mı gideceksin? Basına mı konuşacaksın?
Oradakilere güvenebileceğini mi sanıyorsun?
Adam onların da sahibi! Hepsi onun cebinde.
Hay ağzına sıçayım herif dokunulmaz. Ama benim bir planım var.
- Hayır, hayır, hayır. - Dinle, benim... Dur!
Tamam. Bu bende tamam mı?
- O da ne? - Gizlenme cihazı.
- Ayakkabı çantasına benziyor. - Ayakkabı çantası falan değil!
İyi de ayakkabı çantasına benziyor.
Ayakkabı çantası falan değil! Gizlenme cihazı.
Bunu kafana örtünce sinyali kesmiş oluyoruz.
Anladın mı? Sonra da...
Seni alıyorum ve güvenli bir yere götürüyorum.
- O araba sadece bir kişilik. - Evet ama bagajı da var.
Planın kafama bir çanta geçirip beni bagaja atmak mı?
Kaçma işi pek romantik değil ne yazık ki. Şu ana kadar anlamış olman lâzım. Gidelim.
Siktir!
Onlar bana lâzım.
Tamam.
ERİŞİM ENGELLENDİ
Siktir, acıdı.
Tamam.
- Yeter vurma artık! - Sen de beni çıldırtma!
Hazel!
- Hazel! - Baba, dur.
Tanrım o çığlık atanın sen olduğunu sanmıştım.
- Duydun mu sen de? - Duydum.
Sanırım zavallı bir kadın zor durumda.
Boş ver. Sür gitsin.
- Bence... - Boş ver baba! Sür!
Tamam, tamam.
- Baba? - Tanrım o çığlık...
Beni sevdiğini biliyorum.
Baba, sür!
Sürpriz!
İyi ki doğdun.
Pastayı yemeyeceksin biliyorum ama şenlik gibi gözüksün istedim.
Olmamış mı?
Hayır, daha önce kimse bana doğum günü partisi düzenlememişti.
Teşekkür ederim.
Teşekkür ederim.
Daha önce hiç piñata oynadın mı?
Gel hadi.
Başlıyoruz.
- Yaklaştın. - Tamam.
- Neredeyse oluyordu. - Tamam.
Tamam.
- Evet! - Vurdun!
Evet!
No comments yet. Be the first to leave one.