لومړۍ 200 کرښې.
ÇOCUKLARA UYARI!
Kıyamet'e sebep olmak tehlikelidir, evde denemeyin.
Evrenin yaratılışıyla ilgili
güncel kuramlar, tabii o hâlde başlamış değil de yaratılmışsa,
bunu 14 milyar yıl öncesine dayandırır.
Dünya'nın yaşı genellikle 4,5 milyar olarak kabul edilir.
Bu tarihler yanlıştır.
Ortaçağ alimleri yaratılış tarihini İÖ 3760 olarak verirler.
Bazılarıysa yaratılışı İÖ 5508'e kadar geri götürürler.
Bu da yanlıştır.
Başpiskopos James Ussher yerin ve göğün
İÖ 21 Ekim 4004 pazar günü sabah saat 9.00'da
yaratıldığını belirtmiştir.
Neredeyse 15 dakikalık bir yanılma payıyla bu da yanlıştır.
Sabah 9.13'te yaratıldı.
Bu doğruydu.
Şu fosilleşmiş dinozor iskeleti olayı
palaeontologların henüz fark edemediği bir şakadır.
Bu, iki şeyi kanıtlar.
Bir, Tanrı evren konusunda zar atmaz.
Ben kendi koyduğum kurallarla, tarifi olmayan bir oyun oynuyorum.
Başkaları bunu, karanlık bir odada kuralları açıklamayan
ve sürekli gülümseyen bir krupiye ve sınırsız parayla
poker oynamaya benzetebilir.
İkincisi, Dünya terazi burcudur.
Hikâyemizin başladığı gece Tadfield Advertiser'da
Terazi başlığında şunlar yazıyor:
"Kendinizi hâlsiz ve rutin içinde hapsolmuş hissedebilirsiniz."
Önem verdiğiniz bir arkadaşınız var.
Bugün mideniz rahatsızlanabilir, salatadan uzak durun.
Beklenmedik bir yerden yardım gelebilir."
Bu, her bakımdan doğruydu,
salata kısmı hariç.
Bunun gerçek önemini tam olarak anlamak için
daha öncesinden başlamamız iyi olur.
Tam olarak, 6000 küsur yıl öncesinden.
Yani başlangıçtan hemen sonrasından.
Her şey bir bahçeyle başlıyor, öyle de bitecek.
Söz konusu bahçe, Cennet Bahçesi.
Bir de elma var.
İşte bir elma.
Elmanın tadına bak.
Güzel bir gündü.
Zaten her gün güzeldi.
Yediden fazla gün geçmişti
ve yağmur henüz icat edilmemişti.
Fakat Cennet'in doğusunda toplanan yağmur bulutları
ilk fırtınanın yolda olduğunu haber veriyordu.
Ve bu, büyük bir fırtına olacaktı.
Kurşun balon gibi indi.
Pardon, ne dedin?
"Kurşun balon gibi indi." dedim.
Evet, sahiden öyle oldu.
Biraz fazla tepki gösterdi bence.
İlk günah falan işte.
İyile kötünün farkını bilmenin neresi kötü,
- anlamıyorum doğrusu. - Kötü olmalı...
- Crowley. - ...Crowley.
Yoksa onları
bunu yapmaları için ayartmazdın.
"Oraya gidip ortalığı karıştır." dediler.
Öyle olmalı. Sen bir iblissin.
Senin işin bu.
Ama Yüce Tanrı pek ince düşünmemiş.
Bir bahçenin ortasında "Dokunmayın" tabelasıyla bir meyve ağacı.
Neden dağ başına koymamış ki?
Veya Ay'a?
Tanrı'nın aklından neler geçiyor acaba?
Tahmin yürütmemek en iyisi.
Hepsi Büyük Plan'ın parçası.
Bizim aklımız ermez.
Tarif edilemez.
Büyük Plan mı tarif edilemez?
Evet ya.
Anlamak ve kelimelere dökmek mümkün değildir.
Senin alevli bir kılıcın yok muydu?
Vardı. Alev alev yanıyordu. Ne oldu ona?
Kaybettin, değil mi?
- Verdim. - Ne yaptın?
Verdim.
Vahşi hayvanlar var.
Orası soğuk olacak,
kız da hamile zaten,
"Alın şu alevli kılıcı. Bana teşekkür etmeyin,
güneş üzerinize batmasın." dedim.
Umarım yanlış bir şey yapmamışımdır.
Sen meleksin.
Yanlış bir şey yapabileceğini sanmam.
Sağ... Ah, sağ ol.
İçime dert olmuştu.
Ben de endişeliyim.
Ya "Elmayı ye." diyerek doğru şeyi yaptıysam?
Bir iblisin doğru şeyi yapması başını epey belaya sokabilir.
İkimiz de yanıldıysak ne komik olur ama.
Ben doğru yaptıysam, sen de yanlış.
Hayır.
Hiç de komik olmaz.
Bu, insanlık tarihinin son 11 yılında meydana gelen
bazı olayların anlatımıdır ve görüleceği gibi
Cadı Agnes Çatlak'ın Dakik ve Kati Kehanetleri ile
tamamen örtüşmektedir.
Karanlık ve fırtınalı bir gece değildi.
Ama havaya aldanmayın.
Ilıman bir gece olması…
ON BİR YIL ÖNCE
…kötü güçlerin devrede olmadığı anlamına gelmez.
Devredeler.
Her yerdeler!
Mezarlığın kenarında iki iblis pusuda.
Volta atıyorlar
ve gerekirse bütün gece beklemeye hazırlar.
Şafak sökerken son bir pusu için
yeterince kallavi bir tehdit oluşturuyorlar.
Adi herif.
O bizi beklemeliydi.
Ona güveniyor musun?
- Hayır. - Güzel.
İblisler birbirine güvenecek olsa dünyanın hâli ne olurdu!
Son günlerde kendine ne diyor?
Crowley.
İşte geliyor. Farlı piç kurusu.
Bana soracak olursan burada fazla kaldı. Onlardan biri oldu adeta.
Fazla keyif alıyor.
İhtiyacı olmadığı hâlde güneş gözlüğü takıyor.
- Şeytan'a selamlar olsun. - Şeytan'a selamlar olsun.
Selam millet. Geciktim, kusura bakmayın, Denham'da A40 trafiği malum.
- Kestirme yapayım dedim... - Burada olduğumuza göre
bugünkü eylemlerimizi özetleyelim.
Tabii.
Eylemler, evet.
Bir rahibi ayarttım.
Sokaktan geçerken güneşlenen güzel kızlar gördü.
Zihnine şüphe yerleştirdim.
Adam aziz olacaktı.
On yıl içinde avucumuza düşer.
Evet, güzelmiş.
Ben bir politikacıya rüşvet verdim.
Ufak bir rüşvetten bir şey çıkmaz, diye düşünmesini sağladım.
Bir yıl içinde avucumuza düşer.
Evet, bunu seveceksiniz.
Bu gece Londra'daki tüm cep telefonu ağlarını çökerttim.
- Öyle mi? - Evet. Kolay olmadı tabii...
Ruhları efendimize döndürmekte ne faydası var?
Hadi ama, düşünsene.
Sinirini birbirinden çıkarmaya çalışan 15 milyon öfkeli insan.
Bu pek... hüner gerektirmiyor.
Merkez bunu dert etmez. Oradakiler bana bayılır.
Zaman değişiyor. Yani...
...sizden ne haber?
Bu.
Yok artık.
Evet.
Şimdiden mi?
Evet.
Ve benim elime mi bakıyor?
- Evet. - Evet.
Dinleyin, bu... benim olayım değil pek.
Senin olayın.
Senin başrolün.
Al hadi.
Dediğin gibi, zaman değişiyor.
Hatta zamanın sonu geldi.
Neden ben?
Aşağıdakiler seni seviyor.
Üstelik bu bir fırsat. Ligur bu gece yerinde olmak için sağ kolunu verirdi.
Veya başka birinin sağ kolunu.
Şurayı imzala.
Şimdi ne olacak?
Talimat alacaksın.
Ne bu surat?
Yüzyıllarca beklediğimiz fırsat elimizde.
Yüzyıllar.
Ebedî zafer anımız bizi bekliyor.
- Zafer. - Ve sen o muhteşem kader için
aracı olacaksın.
Muhteşem araç. Evet.
Tamam. Ben... gideyim o zaman.
Halledeyim.
Yok, halletmek istiyorum tabii ama ben gideyim.
Harika. Peki. Tamam.
Ciao!
Ne demek o?
"Ciao." İtalyanca.
"Çay" demek.
Crowley genel anlamda Kıyamet'ten yanaydı.
Ama onu başlatmaya çalışmakla
gerçekten olması arasında çok fark vardı.
Kahretsin. Of. Of!
Neden ben?
Çünkü bunu hak ettin Crowley, değil mi?
M25'e yaptığın şey şeytani bir dehaydı hayatım.
M25 mi? Evet, şey...
- İyi gitmesine memnunum. -İşte talimatların.
Bu çok önemli Crowley.
İşte en sevdiğin suşilerden bir seçme sevgili Aziraphale-san.
Sağ ol şef, çok naziksin.
- Katılabilir miyim? - Cebrail?
Bu ne beklenmedik bir zevk.
Çok...
Çok oldu, evet.
No comments yet. Be the first to leave one.