Let It Snow

Let It Snow

د Turkish ژباړه ډاونلوډ کړئ

د خپرونې معلومات

Let It Snow 2019 1080p NF WEBRip DD5 1 x264-FGT TUR
د لخوا تبصره nortwing
Netflix Official subtitle , runtime 01:33:28 , Frame rate 24.000 FPS

تګونه

webrip
web
x264
BRip
1080
په خپور شو: 2019-11-08
ډاونلوډونه: 28
د اوریدلو معیوبیت: No

د Turkish سرليکونو مخکتنه

لومړۍ 200 کرښې.

NETFLIX SUNAR

Laurel, Illinois'de Noel Arifesi'nde normalde pek kar yağmaz

ama bu yıl şanslıydık.

LAUREL, ILLINOIS'E HOŞ GELDİNİZ

Yanlış anlamayın.

Kar bazen cidden başa bela olabiliyor.

Ama çok güzel, sihirli bir şey.

Ve inanın bana, birazcık kar büyük farklar yaratabiliyor.

Henüz farkında olmasanız bile.

Biz çıkıyoruz.

Kapıları kilitle. Kendine dikkat et.

-Sizi seviyorum. -Biz de seni.

Şöyle bir şey var.

Kar, dünyaya bakışınızı değiştirebilir.

DJ K*POW$'UN NOEL ARİFESİ PARTİSİ SAAT 20.00

Ya da gözünüzün önündeki şeyleri sizden saklayabilir.

HADİ SEVİŞELİM

KAFAN YERİNDE DEĞİL

Sizi en beklemediğiniz yola bile itebilir.

Dün akşam Şikago'daki Allstate Arena'yı daha 20 yaşında tıklım tıklım dolduran

Stuart Bale'e teşekkür ediyoruz. Gitmeden soralım,

bayram için planın var mı?

Henüz kesin bir şey yok.

COLUMBIA ÜNİVERSİTESİ

Tebrikler, Columbia Üniversitesi'ne kabul edildiniz.

Ama hepsinden öte, karın gücü hepimizi bir araya getirebilir.

Ve bazen, bir anlığına da olsa,

özellikle de Noel Arifesi'nde,

ihtiyacımız olan şey tam da budur.

-Sıradaki! -Merhaba.

New England çiftçisi modeli elf arıyorum,

ikinci seri.

İnternetten söylemiştim ama ilk seri büyük bir hataydı.

Sana ağustosa dönen bir zaman makinesi lazım

çünkü o zamandan beri yok.

Tamam, peki elinde olan başka bir yer var mıdır?

Annemin tüm Noel'i buna bağlı da.

Noel Arifesi'nde mi?

Bulursan bana da söyle, zengin olurum.

Sıradaki!

Neydi senin DJ adın? K-Pow mu?

-Kapow mu? -Hayır. DJ K-Star-Pow-Money.

Ayan beyan ortada.

Bir bebeğin SMS'ine benziyor.

DJ Tempest'ı partisine getirebilen tek bir bebek göster bana.

Adamın adı Rob. Sıradan bir isim.

Circus Circus havuz partisinde DJ'lik yaptı diye

kendine Tempest diyemez.

Bak, partide setimi beğenirse bana iş bağlayacak,

hayalime bir adım daha yaklaşacağım.

Babanın odasındaki kırılabilecek şeyleri kaldırdım.

Peki şu abajur? Biri onu kırabilir.

-Keşke kırsa. -Keşke kırsa.

Bir saate sendeyim. Cips alacağım. Sos ne alayım?

Film Maratonu Günü, yani...

-Queso Delüks! -Queso Delüks!

O peynire suratımı gömeceğim.

O kadar yiyeceğim ki kalp hastası olacağım.

Tanrım, durmalıyız.

Neyse. Hoşça kal K-Star-Dolar Sembolü-Pop-Money-Crunch!

Güle güle! Senden nefret ediyorum!

Of be.

Toplarım içime kaçtı.

-Ne? -Açıl şu kıza artık.

Ya...

Açılacağım zaten.

Bugün.

Bugün açılacağım.

-Film Günü'nde. -Resmî karar mı? Yazılı olarak ver.

Onu beş yaşından beri tanıyorum, kolay değil.

Hayır, aslında gayet kolay.

Aynı ilişkiye sevişme eklemek istediğini söyleyeceksin.

Öyle mi? İyi lafmış.

Bir kalem alayım da not edeyim.

Sadece gerçekleri yaşamanı söylüyorum. Bundan güzel bir şey...

Tobin! Ne yapıyorsun?

Üniversiteyi birinci bitirene kadar içki içmeyeceğim ben.

Burada ne işiniz var? Gİtmiştiniz.

Uçuş iptal oldu. Çok kar varmış.

Al. Sen artık git Tobin.

Tanrım! Özür dilerim.

Çok özür dilerim.

Tuhaf davranıyorsun. Anlamıyorum, niye mesaj atmadın?

Kıza son iki haftada 800 farklı mesaj yazıp sildim ya.

Fotoğrafını bir daha göster.

-Tamam, acayip güzelmiş. -Değil mi?

Neyse, gidelim artık.

Hediyeni vermek için sabırsızlanıyorum ama seveceğinden emin olmalıyım

çünkü hayvan gibi bir sorumluluk.

"Hayvan gibi" mi? Bu bir ipucu mu?

12 yaşından beri takıntılı olduğumuz her şeyin özeti.

Tanrım! Sabırsızlanıyorum!

Ne oldu?

Hiç. Jeb, Madison'ın bir fotoğrafını beğenmiş.

Beğenmekle kalmamış, kalamar ve piyano emojisi atmış.

Ne demek acaba?

Bilmem ki.

Hadi, sonra işe gitmem lazım.

Cidden ama ya. Kalamar ve piyano mu? Ne demek ki şimdi bu?

-Münazara Kulübü içinde bir şakadır belki. -Evet, sevişip sevişmeme münazarası.

-Sırıtışına bak bir de. -Sırıtmış işte, ne var ki?

Başka bir kızla çektirdiği fotoğrafta.

Benden ayrılacak.

Ads, bunu anca dünyadaki en aptal insan yapar.

Dondurmasını yemeden önce üzerine üfleyenlerden bile aptal.

Ayrılacağı falan yok. Eminim.

Baksana, Alüminyum Kadın. Ta kendisi. Ta folyosu.

Tyler P., kamyonetinin arkasında NASA rozeti görmüş. Kesin kanıt.

Uzay mekiğindeki ilk kadınmış ama kovulmuş.

İmkânsız. Bir tefeciyi öldürmüş, kanundan kaçıyor.

Ya da kendisini dürüm, dünyayı da mikrodalga fırın sanıyor.

Bence havalı biri.

D, kafasında sandviç folyosu var.

Yani? Belki insanların düşüncelerini önemsemiyordur.

Önemsemeli ama.

Belki de hayatındaki önemli kişilerin düşüncelerini önemsiyordur,

peşinde koştuklarının değil.

Kimsenin peşinde koşmuyorum.

Bir ilişkim var, onu önemsiyorum.

Senin anlaman biraz zor tabii.

Jeb'in evi hemen şurada.

Ben gideyim madem.

Göstereceğim şey buydu bu arada.

Pardon...

Bak, şimdi olmaz, tamam mı?

Çaktırmamaya çalışıyorum da...

Bunu düşürdün.

Çok üzgünüm.

Müziğini beğeniyor olsaydım bile,

sırf ünlüsün diye kollarına atlayacak tiplerden değilim.

Tren yüzünden oldu.

Tanrım. Stuart Bale miydi o?

-Umurumda değil. -Tabii canım. Benim de değil.

Ona "kötü" şeyler yapmak isteyen bir arkadaşım var da.

-Tobin? -Evet! Efendim?

N'aber?

İyidir, sağ ol. İyiyim. Evet, iyiyim.

Peki. Sütyenini bulunca aşağı gel.

-Pekâlâ, gelelim bugüne. -Tamam.

Sırf film mi izleyelim yoksa...

Ben de onu diyecektim. Farklı bir şey yapabiliriz.

-Demişken... -Göğsün kanıyor.

Evet, şınav çekiyordum da.

Cam üzerinde.

-Şınav çekiyordun? Sen? -Evet.

-Kırık cam üzerinde? -Evet. Beni motive ediyor.

-Her sırrımı bilmiyorsun. -Biliyorum gayet.

Neyse...

-JP Lapierre'i hatırlıyor musun? -JP Lapierre...

-Üst dönemdeki futbolcu mu? -Evet.

Bayramda buradaymış, bizi üniversiteden arkadaşlarının partisine çağırdı.

-Bizi mi? -Yani...

Beni çağırdı ama...

Gitmek ister misin?

Sen ve J.P Lapierre ile mi?

Bilmem, eğlenceli olabilir. Ama sana uyarsa. Uymazsa...

Ben de... İstemiyorsan sorun değil...

Yok, yani sen istiyorsan...

-Bir arkadaşa hayır demem. -Tabii. Ben de o arkadaş oluyorum.

Şu memene bir yara bandı getireyim.

Carla bizi götürebilecek mi?

Sürekli bundan bahsediyor.

Estetik mi yaptırmış?

Salaktan. Yeni balataları var, kaput süsü düzeltildi,

kaportası cilalandı.

Yapan zevk sahibiymiş. Hiç belli olmuyor.

Tam bayram havası.

Hanımlar ve beyler, gecikme için üzgünüz.

En kısa zamanda yola çıkmak için çabalıyoruz.

Raylarda kar varmış. Biletçi en az bir saat sürer, dedi.

Bir de bana "beyefendi" dedi, gömlekten şüpheliydim zaten.

Saçmalık bu. Evim tepenin hemen ardında.

Haberin olsun, seni takip etmiyorum. Eve gidiyorum.

Ben de şu lokantaya gideceğim...

Paparazileri arayayım.

Bekle!

Niye trene bindin ki sen?

Turne otobüsünden sıkıldım.

Birkaç saatliğine gerçek dünyada olmak güzel.

Eğer tren seni gerçek dünyada hissettirdiyse

Waffle Kasabası aklını alacak.

Bugün izinli değil miydin?

Ne, duymadın mı? Evren bana düşman.

Bu imkânsız.

Evren, cadının teki değil, devasa bir kucaktır.

Önce ailem partimi bastı,

sonra bu beni aradı çünkü Janet...

Çok zor günler geçiriyor.

Yelloz Janet'ın arabası kar yüzünden çalışmamış. Var ya...

-Ne kadar bencilce. -Sağ ol.

Bu partiye ihtiyacım var.

Dur. Addie'nin annesi yok!

-Addie'nin annesi hiç yok ki. -Evet!

Onda yaparız! Arasana! Ara!

Öncelikle sakin ol. Ayrıca olmaz.

Addie meşgul.

-Nasıl yani? Nerede ki? -Biri aldı.

Kim?

Bilmem. Anneme, Waffle Kasabası'na gideceğini söyledi.

Onu bir kız mı aldı?

تبصرې

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left