لومړۍ 200 کرښې.
Canlılar dünya üzerinde büyür ve gelişir...
..bunu doğal ve kuvvetli güçlere borçluyuz.
Hava bize, öngörülebilir düzenlerde yağışlar getirir.
Gün ışığı, dünyanın tüm yüzeyine enerji ulaştırır.
Okyanus akıntıları, besinleri tüm dünyaya yayar.
Volkanlar, karaları oluşturur ve verimli hale getirir.
Tüm bu güçler, elbirliği yaparak yaşadığımız dünyanın şekillenmesine yardımcı oldular..
Fakat bu hassas bir sistem.
Hadi bakalım, onu içeri alalım.
Bu bebek fil susuzluktan ölmek üzere.
Değişmekte olan dünyamızın en son mağduru.
Neyseki görevliler onu buldular ve artık yaşamak için bir şansı var.
Bu yavru fil büyük ihtimalle yeni bir gücün kurbanı...
..dünyadaki yaşamın geleceğini tehdit edebilecek kadar kuvvetli bir gücün.
60 yıldan uzun zamandır doğal yaşama
ve onun tüm mucizelerine tanık olma ayrıcalığını yaşıyorum.
Fakat gençken görüp tanıdığım gezegen tanınmayacak derecede değişmiş durumda.
Artık insan faaliyetleri o kadar baskın geliyor ki; dünya üzerindeki
yaşamın devamlılığını sağlayan bu doğal güçlere ve yaşam alanlarına zarar vermeye başladı.
Bu çağımızın en önemli hilayesi.
Ve bu hikayeyi anlatmak için günümüzün önde gelen üç otoritesinden
bana katılmalarını istedim.
İnsanların, dünyadaki diğer canlılardan herhangi bir farkı yoktur.
Ama o kadar kalabalık ve
yıkıcı hale geldik ki;
artık dünyanın tek ve en belirleyici canlısıyız.
Çevremizdeki herşey çöküşte.
Gelecek nesillere aktaracağımız gezegen işte bu
ve işin en kötü tarafı, bana göre en kötü tarafı
bize dönüp hala bir şansımız varken,
"Neden hiçbirşey yapmadınız" diye soracak olmaları.
80 yıl içinde, bugün dünyada yaşayan canlı türlerin yarısından
fazlasını muhtemelen kaybetmiş olacağız.
Bu büyüklükteki yok oluşa en son yaşayaşımız bundan
65 milyon yıl önceydi.
Adeta uykudayız.
Bu olayın ne kadar önemli olduğunun farkında değiliz.
Canlıların bu dünyanın çok hızlı değişimine karşı gösterdikleri
çabaya dair bir kanıt isterseniz...
..çok uzağa gitmenize gerek yok Afrika'ya bakmanız yeterli.
Dünyayı ısıttıkça, çok daha şiddetli kuraklık ve seller oluşturarak,
bunu birçok hayvanın hayatta kalmasının zorlaştığı bir yer haline getiriyoruz.
Gezegenimizi en muhteşem canlılarından biri de buna dahil.
Yetişkin filler, günde yaklaşık 200 litre kadar su içerler.
Yağmur yağmazsa, burada yakın zamanda Kenya'da olduğu gibi,
su havzaları çabucak kuruyacak ve...
..yüzlercesinin ölmesine sebep olacak.
Sorunun büyüklüğünü anlamanız için...
..yetim kalan ve geride bırakılan bu onlarca fillere bakmanız yeterli.
Onlar hayatta kalacak kadar şanslı olanlar.
Hayatlarını, bu küçük yetimleri
kurtaran Angela Sheldrick
ve ekibine borçlular.
Hadi! hadi bakalım tatlım.
Bu yetimleri bulduğumuzda gerçekten acınacak haldeydiler.
Sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da hasar görmüşler.
Hey. Selam.
Çok büyük bir kayıp yaşadılar ailelerini kaybettiler,
annelerini de.
Angela ve ekibi; kayıpları telafi etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Hadi bakalım.
Bakıcılar, kaybettikleri ailelerin yerini almaya çalışıyor.
Onlara iyileşmeleri için çok gerekli olan sevgi,
şefkat ve sevecenlikle yaklaşıyorlar.
Bu bakıcılar her an yanlarındalar.
Bütün bir hayat boyu sürecek
çok ama çok özel bir ilişki.
Bu filler vahşi doğaya döndüklerinde bile,
bu sevgi ve şefkati unutmayacaklar.
Yetimlerin günde 8 kez biberonla beslenmeleri gerekiyor.
Bu bebek fillerin sonunda doğdukları yere
geri göndermek için yetiştiriyoruz...
..vahşi ve mutlu bir yaşama.
Nasıl hoşuna gitt mi?
Hey!
Gel bakalım.
Devam et. Devam et.
Angela ve ekibinin bugüne kadar
vahşi doğaya, doğdukları yere geri saldıkları yetim kalmış
fil sayısı 150 civarında.
Ama tekrar kuraklık olursa, artık hayatta kalmak için su havzalarının
insanlar tarafından doldurulduğu korunaklı bölgelerde yaşamak zorundalar.
Yıl içinde hava hareketlerinin ön görülemez hale geldiği.
Büyük değişimlere şahit olduk.
Kurak mevsimler artık daha kurak ve daha uzun.
Zaman gittikçe daralıyor.
Sadece tek bir yuvamız var,
ve biz insanlar baskın tür olarak bununla ilgilenmeliyiz...
..bunu yapmak zorundayız.
Bu bizim sorumluluğumuzda.
İnsanların bilmesi gereken şey şu; işler iyiye maalesef gitmiyor.
Şu anda bir dizi olayın hepimizi, tarihin yeni bir jeolojik
dönemine taşıdığı bir yol ayırımında bulunuyoruz.
İnsanlığın, kusursuz gezegeni nasıl istikrarsızlaştırdığını anlayabilmek için,
uzak geçmişe bakmamız gerekiyor.
Dünya, uzun tarihi boyunca en az 5 kez herşeyin toplu halde yok olduğu olaylara sahne oldu.
Bunların çoğu dev volkan patlamaları sonucu gerçekleşti.
Yaşamı yok eden şey lavlar ya da küller değildi...
..bu yok oluşun sebebi volkanların saldığı ve adına
karbondioksit dediğimiz gazdı...
..O görünmez gaz.
Gezegenimiz üzerinde bugüne kadar yaşanan en büyük yok oluş; dünyanın
aşırı ısınması sonucunda meydana geldi.
Devasa volkan patlamaları atmosfere karbondioksit salarak,
küresel çapta sıcaklık artışlarına,
ve bunun sonucunda, dünyadaki yaşamın %90'ının yok olmasına sebep oldu.
Şimdi insanlığın kendisi bir süper volkan gibi davranıyor.
Şu an, geçmişte tüm canlıların hayatını sona erdiren tarih öncesi
mega patlamaların saldığından çok daha fazla karbondioksit salıyourz.
Sorun şurada.
Son 200 yıldır,
tarihin bir önceki jeolojik döneminin karbonifer dönem denen o zamanın...
..mezarlarını kazıyoruz aslında.
Ve bu kalıntıları, petrol, gaz
ve kömür olarak dışarı taşıyoruz
tüm endüstriyel uygarlığımızı bu fosil yakıtları temel alarak kurduk.
Modern yaşamın neredeyse her alanı bu fosil yakıtların
yakılmasıyla elde edilen enerjiye bağlıdır.
Ve bu çok büyük miktarda karbondioksit üretiyor.
Bugün dünya çapında, tüm volkanların birleşip atmosfere saldığı karbondioksitin
100 kat fazlasını salıyoruz.
Ve daha çok fosil yakıt tüketerek daha çok karbondioksit salarak,
çevremizdeki dünyayı daha çok ısıtarak,
gezegen yüzeyindeki en yıkıcı güçlerden biri haline geldik.
Karbondioksit, güneşin ısısını içeriye hapseden
bir örtü gibi davranır.
Bu sıcaklığın yükselmesine ve
böylece dünyanın en önemli güçlerinden birinin istikrarsızlaşmasına yol açar.
Havanın.
Çoğu hayvanın yaşamı, öngörülebilir yağış modellerine bağlıdır.
Fakat, dünyamız ısındıkça hava da değişiyor.
Gezegenimiz üzerinde karbondioksit
salınımı sonucu oluşan her 1 derecelik artış...
..atmosferin %7 oranında daha çok su emmesine yol açar.
Böylece bulutlarda daha yüksek oranda nem birikir...
..ve daha sıradışı,
aşırı, öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen hava olayları olur.
Milyonlarca insan daha önce
görülmemiş şiddette oluşan
kasırgayla karşı karşıya.
Her yıl ekosistemimizi
mahveden ve insanların ölümüne yol açan kasırgalar yaşıyoruz.
Her mevsim yine, yine ve yine tekrarlanıp duruyor.
Bu gezegen düşündüğümüzden
çok daha güçlüdür.
Daha çok yangın, kuraklık ve sel baskını.
Yani kusursuz gezegenimiz giderek
bir kaosa doğru sürüklenmekte.
Bu olağanüstü şartlar, dünyayı
hayvanların hayatta kalmayı zorlaştığı bir yer haline dönüştürüyor.
Ve bu durumdan etkilenen sadece vahşi yaşam değil.
Yeni araştırmalara göre,
küresel sıcaklıkta meydana gelen her 1 derecelik artışın,
1 milyar insanın neredeyse yaşanamaz şartlara sürüklediğini öne sürüyor.
Ve bu durum, tarihte görülen en büyük insan göçlerinden birini tetikleyebilir.
Dünyanın yaşanamaz hale gelen bölgelerinden Avrupa'ya doğru,
gelen iklim göçmenleriyle,
karşı karşıya kalabiliriz.
İnsanlık tarihinin en büyük
göçme dalgasını
yaşamak üzereyiz denebilir.
Önümüzdeki yirmi
otuz, kırk, elli
ve altmış senede artık yaşanamaz olan
bölgelerden göçe zorlanan on milyonlarca hatta yüz milyonlarca insan göreceğiz.
Ve insanlar korkuyor
çünkü bu, daha önce hiç yaşanmamış bir olay.
Fakat bir umut var.
Afrika'da, Sahra Çölü güneye doğru genişliyor.
Fakat dikkat çekici bir proje onun bu ilerlemesini durdurmayı amaçlıyor.
Hedefleri;
sayıları 1 milyarı aşacak şekilde, akasya gibi
kuraklığa dayanıklı ağaçlar dikmek.
Büyük Yeşil Duvar adı verilen,
bu proje tamamlandığında, Afrika boyunca yaklaşık
8.000 km uzanan bir ağaç şeridi oluşacak...
..gezegen, üzerindeki en büyük canlı yapılardan biri.
Bu ağaçlar, yüzeydeki toprağın rüzgarla taşınmasını durruacak
ve kökleri toprak altında gelişerek,
yağmur sularını biriktiren
bir kanal sistemi oluşturmasını sağlayacak.
10 yaşındaki Korka, bunun faydasını gören ilk çocuklardan biri.
Ben de bu ağaçlarla birlikte büyüdüğüm için
Onların ne kadar önemli olduklarını çok iyi anlıyorum.
Burada Senegal'de şimdiye kadar 12 milyon ağaç dikildi
ve bunun çarpıcı sonuçları oldu.
Kuyular yeniden dolmaya ve ekinler yeniden yeşermeye başladı.
Yeşil duvar çok önemli çünkü bize yiyecek sağlıyor
Ve daha sonra bu yiyecekleri gidip satabiliyoruz
Bugüne kadar yeşil duvarın sadece %15'i tamamlandı.
Ama şimdiden ülkeye yeniden hayat verip,
insanların yeniden göç etmesinin önüne geçti
ve toplumun bir arada kalmasını sağladı.
Bu ağaçların, çocuklarımızın geleceği için bir faydası daha var.
Büyüdükçe,
Havadaki karbondioksiti temizliyorlar.
Karbon, yaşamın temel maddesi.
Her bitki onu havadan emer...
..ve büyümek için kullanır.
Hayvanlar bu bitkileri yedikçe,
No comments yet. Be the first to leave one.