لومړۍ 200 کرښې.
Çeviri: Onsraman Keyifli seyirler.
İyi, bir sonraki.
İyi, bir sonraki.
- Re notasına geçiyorum. - Ne?
Re notasına geçiyorum.
Henüz değil, Sol notası doğru değil.
İşitme cihazlarını taktın mı?
İşitme cihazlarım için endişelenme.
Çok hızlı gidiyorsun, piyano hırıldıyor, bunu hissedebiliyorum.
Affedersiniz! Tamirciler?
Bu da ne lan...
Buyurun, hanımefendi?
Tuvalette sızıntı var. Bunu tamir edebilir misiniz?
Kadın ne dedi?
Size fazladan 100 Dolar veririm.
Ne?
Bizden tuvaleti tamir etmemizi istiyor.
Tamir mi... Neyi?
Tuvaleti tamir edersek bize fazladan 100 Dolar verecekmiş.
Tamam, öyle olsun, 150!
Su tesisatçısına falan mı benziyoruz?
Hayır, biz tuvalet tamir etmiyoruz, piyano akortçusuyuz.
Piyanoları tamir ederiz.
Tamam, 200 olsun!
500 Dolar olursa bunu konuşuruz!
Şimdiye dek gördüğüm en çirkin köpek!
Kadın tam karşında dikiliyor ve seni duyabiliyor.
Re notasında kal.
Sana ton balığından bahsetmek istiyorum, tamam mı?
Bana ton balığı hakkında ne anlatmak istiyorsun?
Büyük ton balıklarında çok daha fazla cıva var.
Ne? Vücuduna daha fazla cıva...
...sokarak hastalanabilirsin.
Bunu biliyor muydun?
Bu yüzden büyük ton balıklarını artık yemiyorum.
Sadece lanet olası ton balıklı salata sandviçi yiyorsun.
Evet, biliyorum, yine de bazen bunu umursamıyoruz.
Hadi gidelim.
Endişelenmen gereken şey kolestrol değil.
Buna şey deniyor... Baş harfi "İ" olan bir şey.
Endişelenmen gereken kolestrol değil, endişelenmen gereken...
Affedersiniz, yardımcı olabilir miyim?
Tünaydın, hanım... Hanımefendi!
Harry Horowitz, Şahane Harry Horowitz'ten...
...Piyano... Akort ve Tamir.
Öğlen yemeğinde ne istersin?
Demans hastalığı istemiyorum.
İnsanlar neden hamburger severler ki?
Sen küçükken de hambuger var mıydı?
Seni saksocu seni!
Kimse piyano çalmıyor!
Bu üzücü ama yine de akort edilmeleri gerekiyor.
- İzin verirseniz... - Bobby!
Bobby! Birileri piyanoyu tamir etmek için gelmişler!
Harry, sen neyden bahsediyorsun?
Diyorum ki, senin endişelenmen gereken şey...
Sözcüğü unuttum.
- İltihaplanma. - İltihaplanma!
Aynen öyle diyorlar. İşte bu seni öldürür, iltihaplanma.
Şunu tutsana!
Hayır, böyle tut!
- Ne? - Kollarım ağrıyor.
En yakın tuvalet nerede?
Çimenlerin üstünde yürüme! Sen ne yapıyorsun?
Sikkodan çimenlik!
Bir elma alacağım. Teşekkür ederim.
Bu kadar çabuk geldiğiniz için teşekkürler.
Yarın Herbie Hancock geliyor.
Herb'e şunu de: "Harry Horowitz, ton balığından...
...uzak durmanı tenbih etti," tamam mı?
Bunu anlayacaktır.
Cıva.
Yine mi şu lanet şey!
Ona cıvadan bahsettim.
İltihaplanma.
Akıl, çelik bir tuzak gibidir. Aynen babana benziyorsun.
Bir daha asla sahip olamayacağım iki dakika, Harry.
Akortçu
Her neyse, 16. yaş günümde...
...beni Birdland'e götürdü...
...ve orada Oscar Peterson çalıyordu.
Üstelik oturduğum yerden onu görebiliyordum.
Nasıl bir olay bilmiyordum ama olan şey...
...o şekilde çalan elleri hiç görmemiştim.
Seninkiler hariç! Harika ellerin var.
Neden hiç çalmıyorsun?
Neden bana bir şeyler çalmıyorsun?
Oldukça yorgunum, Harry.
Hadi ama, şu moruğa bir şeyler çal.
Halim kalmadı!
İşimiz bitti, Harry. Akortu bitirdim.
Bana bir şeyler çal.
Al işte! Mutlu doğum günleri.
Bana o şekilde bakmayı bırak!
Lanet olsun!
Bu, babamın en sevdiği parçaydı.
Bu, o ana dek nota kağıdına bakmadan çalmayı tamamladığım ilk parçaydı.
Kahrolasıca!
Lanet olasıca eklem iltihabı, çalamıyorum!
Sorun değil, canım.
Ye, ye, ye!
Çorban soğuyacak.
Niki, tuzu uzatsana!
Tuza ihtiyacın yok.
Bir kalp krizi daha mı geçirmek istiyorsun?
- Tuz istediğim... - Sodyum!
...her defasında, dediğin şey: "Tuza ihtiyacın yok!"
Bunu benim yararıma yaptığını biliyorum. Teşekkür ederim.
Bugün hamburger yemeye mi gittiniz?
- Ne? - Bugün hamburger yemeye gittin mi?
Elbette gitmedim! Salatamız ve havuç suyumuz vardı.
Havucu kendim sıkmıştım.
- Tek başına mı karıştırdın? - Evet.
- Bunu tam olarak dükkanda mı yaptın? - Evet.
Kasanın arkasına geçtin ve dedin ki:
- "İzin verin havucu ben karıştırayım?" - Hayır, onun suyunu sıktım.
- İşitme cihazların nerede? - Ne?
İşitme cihazların nere...
Üzgünüm, Niki. Bugün işitme cihazları yanında mıydı?
Sorusuna cevap verme, tuzu bana uzat yeter!
Hayır, hayır!
Tuza ihtiyacın yok, ama...
...işitme cihazlarını bulmaya ihtiyacın var...
...çünkü eğer yenisine ihtiyacın varsa bunu cebimizden ödememiz gerekecek.
Bunu anlıyor musun?
Nerede olduklarını biliyorum. Kasanın içindeler.
Ne? Onları neden kasaya koydun ki?
Saatimi kazara banyo dolabına koydum...
...ve işitme cihazlarımı da kasaya!
- Bu bir hataydı. - Pekala, hadi gidip onları getir.
- Yapamam. - Neden?
- Açılmıyor. - Kasa mı?
Şifreyi hatırlamıyorum.
Evlilik yıldönümü tarihimiz!
Şifreyi değiştirmiştim.
- Değiştirdin mi? - Evet.
Tamam. Yeni şifre nedir?
- Bilmiyorum. - Bilmiyorsun.
Bunu kasti yapmışım gibisin!
Er ya da geç şifreyi hatırlayacağım. İyi bir şifre girmiştim.
Evlilik yıldönümümüzden daha mı iyi?
H-ee! İşitme cihazların olmadan nasıl oluyor da işini yapabiliyorsun?
Bunun duymakla alakası yok, bunun...
...hissetmekle alakası var.
Beni bağışla! Neredeyse unutmuştum.
- Konu hissetmekle alakalı. Bu şey... - Aynen.
...her zaman hissetmekle alakalı.
- Evet. Hissetmek, hissetmek! - Beni bağışla.
İşitme cihazlarına ihtiyacın var. İzin ver kasaya bir bakayım.
Niki, Marla'nın doğum tarihini denedim.
Kendi doğum tarihimi denedim, seninkini denedim...
...babanınkini denedim, hatta Dizzy Gillespie'ninkini de denedim.
Sen kafayı mı yedin?
Neden beni sıkboğaz ediyorsun? Tek bir hata yaptım.
Anahtarcı elemanı aramalıyız.
- Kimi? - Marty Fitzgerald.
Marty Fitzgerald öldü, yine de hadi git ve ona ulaşmaya çalış.
Pekala, Niki, açılması için parçala şu şeyi! Parçala gitsin!
Hayır, açılsın diye parçalamasın!
Tatlım, o şey 1.000 yaşında! Hadi, parçala şunu!
Mükemmel iyi durumda bir kasa!
Artık mükemmel durumda değil.
Beş santimlik çelikten yapılmış. Kolay kolay parçalanmaz.
- Kasayı eve götürebilirim. - Aynen!
Eve götürmek mi? Unut gitsin! O şey çok ağır.
- Bırak da eve götürsün. - Kasa çok ağır!
- Harry! - O, her şeyi tamir edebilir.
Nik, Harry'nin yarın öğlen şehirde...
...bir doktor randevusu var...
...demem o ki, Shafitz'i tek başına halledeceksin.
Yarın üstesinden gelemeyeceğin her ne olursa olsun endişelenme.
İşi... Çarşamba günü bitirirsin.
Olur.
Bir de Alpine'de bir evden aradılar.
Evet, tamam, öğleden sonra 4'te orada olurum.
Onlara saati haber veririm. Gel bakalım buraya!
Nik?
Sigara mı kullanıyorsun?
Hayır.
Bestecilik bölümü öğrencileri...
...yıl sonu gösterisine hazırlanıyorlar.
Piyanolar mükemmel şekilde akort edilmezlerse...
...herkes asabileşiyor.
Ana sahneyle başlayın.
Affedersiniz!
- Lanet olsun! - Ruthie?
Piyano akortçusu geldi.
Alıştırma odasındakilerde çalışabilir misin?
Tam bir hafta önce ana sahnedekini rezerve etmiştim.
Öğleden sonrası için ana sahnedekini hazır hale getirmemiz gerekiyor.
Bu iş ne kadar sürecek?
İki saat kadar.
Belki iki buçuk saat.
Üzgünüm.
Harika, teşekkürler.
Sağ el tarafını biraz kuvvetlendirdim ve melodi bölümünü...
...senin için birazcık daha tatlı hale getirdim.
Do'nun üzerindeki Mi bemol notasını çalabilir misin?
Mi bemol mü? Kulağa hoş geliyor.
Emin misin?
No comments yet. Be the first to leave one.