لومړۍ 200 کرښې.
# Şükürler olsun sana, Ebedi Rabbim! #
# Evrenin hakimi #
# Şarabın meyvesinin yaratıcısı #
# Şükürler olsun sana, Ebedi Rabbim! #
# Evrenin hükümdarı #
# Envai çeşit baharatın yaratıcısı #
# Şükürler olsun sana, Ebedi Rabbim! #
# Evrenin hakimi... #
Eğer canlı olsaydın, seni içeri alırdım.
Ancak artık konuşacak hiçbir şeyimiz kalmadı,
değil mi, senin ve benim?
Ayrıca eminim ki sohbet etmede çok iyi değilsindir.
# Şükürler olsun sana, Ebedi Rabbim! #
Pekala.
Pekala.
Konuşmak mı istiyorsun?
Haydi konuşalım.
Selam.
İyi misin sen, genç hanım?
Adın nedir?
Charlie.
Tanıştığıma memnun oldum, Charlie.
Ben Haham Jacob Kessner.
Ve,
B'nai Israel Sinagoguna hoş geldin.
Ooh, ooh, ooh, ooh.
Sağol.
Kusura bakma. Işığı gördüm.
Kusur olur mu hiç? Ayrıca o ışık değil.
Bu Ner tamid.
Hakikatin alevi,
Tanrının mevcudiyeti.
O seni buraya yönlendirdi.
Tanrının şey olduğunu düşünmek istiyorum...
Görünüşe göre Tanrının yeni aküye ihtiyacı var.
Neden gidip sana yiyecek bir şeyler
ve belki bir havlu bulmuyoruz?
Fear the Walking Dead 5. Sezon 12. Bölüm Ner Tamid Çeviri: Supersaw & d3d3
Haydi bu bebeklerin depolarını dolduralım.
4 Temmuz günündeki
itfaiyecinin kıçı kadar sıkı oldu.
Onları yoruyoruz haziranböceğim.
Kampı kurmak dünden iki katı fazla süre aldı.
Gün batımına kadar 12 saatimiz var.
Geceleri yolculuk, gündüzleri gözcülük yapmak...
gerçekten bizi kötü etkiliyor.
Logan dışarıda.
Ayrıca Morgan, Al, Alicia ve Strand'in bize ulaşmaları
birkaç gün alacak.
Bu yüzden o zamana kadar yola devam edeceğiz.
Rezervlerimiz ne durumda?
Bizi etrafta tökezleyen kemik torbalarından ayıran
yaklaşık 1000 galon kurşunsuzumuz var.
O halde bir ikmal daha yaparız.
Mesele sadece benzin değil.
Biliyorum.
Neden durup bir nefeslenmiyorsun?
Bunu yapmak için doğru yerde değiliz.
Peki.
Az bir otur da dinlen, bebek yüzlü.
Saat 8'de Benzin Köyüne gideceğiz.
Beklemek zorunda kalacağız. Sayımda eksik var.
Olamaz, toplandığımızda herkes buradaydı.
Bak, ne diyeceğimi bilmiyorum.
Biri eksik.
Kim?
Yardım edebilirim.
Uyanmış.
Endişelenme.
Sinagogumda uyuya kalan ilk kişi sen değilsin.
Son zamanlarda çoğunlukla arabalarda uyuyordum.
Başını sokacak bir yer olmadan dinlenmek çok zordur.
Evet, yani, ben alışığım.
Neden bu ölüler seni takip ediyorlar?
Geçen akşam bir şey arıyordum
ve grubumla ayrı düştüm.
Aylaklar beni önce buldu.
Bir grubun mu var?
Seni onların yanına geri götürmeliyiz.
Gerçekten buraya beni Tanrının yönlendirdiğini mi düşünüyorsun?
Şöyle gel.
Sen düşünmüyor musun?
Neden yapsın ki?
Neden yapmasın ki?
Her soruya soruyla mı cevap verirsin?
Öyle mi yaparım?
İki dakika içerisinde
benim Yeshiva'da 8 yılda anlayabildiklerimi öğrendin.
Belki de burada senin ihtiyacın olan bir şey vardır.
Belki de sonunda onu bulacağın için buradasındır.
Müsaadenle.
Hashem çağırıyor.
Cemaatine ne oldu?
Çoğunun başına ne geldiyse aynısı.
Önceleri cemaatimle t'chayth hameitim
denilen bir kavram hakkında vaaz verirdim.
Ölülerin ruhlarının ayaklanıp
mahşer günü
bedenleriyle birleşmesi...
Sanırım yarı haklıymışım.
Eğer kimse yoksa neden hala bunu yapıyorsun?
Bana faydası oluyor.
Ayrıca gelenekten ötürü.
Gelenek çok önemli,
şimdi her zamankinden daha çok.
Yine mi?
Hayır, hayır, hayır.
Bu sonuncu aküydü.
Kararamaz.
Kusura bakma. Gitmem gerek.
Derhal.
Gidip akü bulmam gerek.
Bekle.
Nereden akü bulabileceğimizi biliyorum.
Ben Charlie.
Duyan var mı?
Charlie, sen iyi misin?
Evet, ben... ben iyiyim.
Olanlar için çok üzgünüm.
Önceki gece ayrıldığımızda
herkesin yerinde olduğunu sandık.
Bu senin hatan değil, June.
Bensiz ayrılmadınız.
Ben...
Ben kaçtım.
Neden bunu yapasın ki?
Şimdiki yaşadığımız şekilde yaşamaya devam edemem.
Sadece yerleşebileceğimiz bir yer bulmak istedim.
Geçen gece birkaç yere baktım.
Hiçbiri uygun değildi, ama şimdi...
şimdi evimiz diyebileceğimiz bir yer bulduğumu düşünüyorum.
Neredesin, Charlie?
Gelip seni alalım. Kafileye geri getirelim.
Gelip burayı kendiniz görmelisiniz.
Ve yanınızda araba aküsü de getirin.
Nereden geliyor bunlar?
Çitin bir yerinde gedik olmalı.
Ben bulurum.
Arkadaşlarım akülerinle birlikte geliyorlar.
Onlar yardım edebilirler.
Alevin sönmemesini sağlamak başlı başına bir sevaptır.
Çitteki gedikle ben ilgilenirim.
İçeride bekle. Kendini evinde hisset.
Bu işini görür.
Bunun benim için ne kadar önemli olduğunu sana anlatamam.
Sen Charlie'yi burada güvende tuttun.
Senin için en azından bunu yapabildik.
Peki, şu kafilenizde kaç kişi bulunuyor?
Şu anda 36'ya kadar çıktık.
Tzadikim Nitsarim.
Mutasavvıflar dünyada herhangi bir zamanında 36 adet
erdemli insan olduğuna inanırlar.
Belki de bugün onlardan üçüyle karşılaştım.
Elimizden geleni yapıyoruz.
Topluluğumuzun geri kalanına dönelim artık biz.
Olmaz.
Haham... Ona kalacağımızı ve çiti tamir
etmesine yardım edeceğimizi söyledim.
Ben... Zaten yeterinden fazla şey yaptın.
Sen bana yardım ettin.
İzin ver biz de sana yardım edelim.
Ben onunla giderim.
Baksana, sana bir şey vereyim.
Buyur. Tadı güzeldir.
Sadece inceliyorum.
Ben de sana bir şey vereyim.
Taksana.
Benim için değil.
Hashem için.
Hashem?
Evet.
Nasıl görünüyorum?
Ecnebi gibi.
Papa gibi yani.
Ama kötü durmadı.
- Evet. - Mm-hmm.
Kamyonu içeri almalıyız.
Denersek tüm çitin yıkılma ihtimali var.
Charlie, yerleşecek bir yer bulmak istediğini biliyorum.
Hepimiz istiyoruz.
Ancak burasının o yer olduğundan emin değilim.
Neden olmasın?
Çünkü yeterince büyük değil.
Kilometrelerce çevresinde bir su kaynağı yok.
- Çit yeterince güçlü değil. - Tamir edebiliriz.
- Charlie. - Mükemmel olmayabileceğinin farkındayım,
fakat bu her gün başka
bir yerde konaklamaktan iyidir.
Dışarı çıktığında evinin
hala yerinde olup olmadığını
bilememekten iyidir.
Önceden bu şekilde yaşadım, June.
İkimiz de yaşadık.
Bu hale geri dönmek istemiyorum.
Bütün mesele bu mu?
Eskiden olduğumuz gibi mi?
Cidden o kadar farklı mı?
Biz farklıyız.
Bir kafilenin içerisinde bulunmuş olabiliriz, ama o...
kötü sonuçlandı.
No comments yet. Be the first to leave one.