Just Like Heaven

Just Like Heaven

د Turkish ژباړه ډاونلوډ کړئ

د خپرونې معلومات

Just Like Heaven 2005 720p Bluray x264
Just Like Heaven 2005 720p WEBRip x264
Just Like Heaven 2005 720p HDRip x264
Just Like Heaven 2005 1080 Bluray x264
د لخوا تبصره mizz_lady8ird
İyileştirilen altyazı. İyi seyirler

تګونه

hdrip
HDRip
x264
720p
720
HD
webrip
web
BRip
په خپور شو: 2017-12-11
ډاونلوډونه: 70
د اوریدلو معیوبیت: No

د Turkish سرليکونو مخکتنه

لومړۍ 200 کرښې.

Elizabeth.

- Ne kadar zamandır böyleyim? - 6 dakika.

Teşekkürler.

- Tamam. Orada olacağım. - Tamam, ben de dışarıda olacağım. Hey, Fran.

Hala burdasın?

- Kaç saattir buradasın? - 23.

23 mü!? Gitme zamanı, Elizabeth.

Burdan ayrılmak bana bölüm şefi olma hakkını kazandırmayacak.

Adams? O dikişi nasıl dikeceğini bilmesi gerekiyor.

Ama, sonra sakinleşmesi gerekecek.

Hayır, hayır. Ellis'in bir EKG'ye ihtiyacı var. Bu şişmiş bilekleri sevmiyorum..

- Tamamdır. - Teşekkürler.

Sen uyurken Travma 2'nin icabına baktım.

- Uyumuyordum ki ben, sadece... - Önemli değil boş ver.

5 ve 8'i sen halledeceksin.

Jenny? Jenny'yi gördün mü?

Özür dilerim, Burdayım.

Merhaba Olarke Bay. Ben Doktor Masterson.

OBO'ya, ışıklara ve UA'ya ihtiyacımız olacak.

Daha rahat hissetmen için ne yapabilirim?

- Benimle evler misin? - Vay be.

Otobüs kartım bile var.

Peki, nasıl reddedebilirim ki!?

Kardeşime arayıp onun gelinliğini ödünç alsam. Siz yaslanırsınız.

Nışanlıma iyi bak bir de kanındaki morfini azalt.

Her şey yolunda mı?

Yatak 4'e boşaltın!

Bayım, kalkarsanız çok...

Hallettim, hallettim.

Hallettim.

- Ben şey yapacaktım... - Bir şey değil.

Teşekkürler.

UTl enfeksiyona dönüşüyor… Zatürre olmuş, Diabetik Koma.

Una problema con sus rlnones.

Bir tane yirmilik, şekersiz ve vanilyalı kapuçino.

- Doktor. - Clarke Bey?

Benimle evler misin?

Tabii ki, Ama önce size cübbe bulmamız gerekiyor.

Özür dilerim, özür dilerim. Buradayım.

Bu akşam tamamen Kabuki, Fran?

Siyah gözaltları hastaları korkutuyoruz…

…ve bu akşam ateşli bir randevusu var.

Yapma şunu! Eski kocam ve annesiyle yemeğe çıkacağım.

Annesine ayrıldığımızı söylemedi.

80 yaşındaki bir kadının ölmek sebebi istemiyorum.

Gecemi seninle takas ederim.

Eve gidip Katie'nin dans sınıfı için 6 tane tırtıl kostümü...

...dikmem lazım. Hem de Vectro ayaklarıyla.

Siz çocuklar bunu nasıl yapıyonuz bir bilsem...

Nick beni tamamen çocuklara itiyor. Ağda yapmaya bile vaktim kalmıyor.

- Traş etmeyi bırak. Seni terkedecek. - Ciddi misin?

Elizabeth, tek uğraşman gereken şey bu iş olduğu için çok şanslısın.

- Doktor Masterson, içerde misiniz? - Evet, geliyorum.

- Belik, yatak 2'de. - Tamam, hiç kırık yokmuş.

Kolunu sargıya alıp evine gönder.

- Merhaba? - Geliyor musun?

Evet, geliyorum.

Güzel. Çünkü, bu seferki çocuk çok iyi.

Onunla tanıştın mı? Şimdi orada mı?

Onunla şahsen tanışmadım.

Abby, beni bir yabancıyı bağlamaya çalışmazsın.

Eski bir arkadaşımın arkadaşı. Çok iyi bir insandır.

Bu adam ne iş yapar peki, Şişman ve çok komik mi?

Tekrar olmasın, Abby.

Bu adamı çağırmak zaten kolay olmadı.

Böyle şeyleri yapmayı seven biri de değilmiş. Kızlar! Burda yapmayın!

Bu evde daha 6 oda yok mu? Bana yardım et!

Şimdi deveye hendek atlatıyorum. Çabuk gel.

Orada olacağım. Ben sadece çok meşgulüm.

Değilsin. Meşgül kelimenin anlamını bile bilmezsin.

Dilencilerin bile seçme hakkı yokken ben sana büyük bir kıyak yapmaya uğraşıyorum.

Kendi başıma bir adam bulabilirim.

Biliyorum. Sadece kanamayan adamla buluşmanı istiyorum.

Bugün bile iki tane evlenme teklifi aldım.

- Evler misin? - Tabii ki Clarke Bey.

Gayet tabii, sen şunu üçe çıkart.

- Tamam, 7'de görüşürüz. - Şimdi saat 7.

Buçukta, 7:30. Ne pişiriyorsun?

Lazanya, annemin tarifi. Karbonhidratla nutuk çekme.

Lütfen. Bugün sadece yarım tabak kantin salatası yiyorum. Her şeyi olsun.

Pastanın içine Sünger Bob'u kim soktu?!

Kapatmam gerek…

Tamam, ne yapmayı düşünüyorsun?

Tek bir seçeneğimiz kaldı, o da Phoenix.

- Kontrol ettin mi? - Phoenix, San Francisco.

Genellikle yaşlı insanlar, melanom'a karşı harika sushi ve depresif kadınlar.

Doktor Walsh seni seviyor.

Doktor Walsh. Kurşun yarası, iç enfeksiyon var...

- Kaç saattir buradasın? - 12 saattir.

Birkaç fazla.

- Pekâlâ Brett. - Ben ellerimi yıkayım.

Elizabeth.

Evet, efendim.

Yarına kadar beklemeyi düşündum…

…ama kararımı sen bilmen lazım.

Senin terfi etmene karar verdim.

Sahiden mi? Çok teşekkür ederim!

- Hey. Hey. - Teşekkürler Doktor Walsh.

Sen kazandın.

Onundan farklı, zamanını daha çalışırsın.

Hastalara iyi geleceğini bilmek bana yağ çekmekten çok daha iyi.

Riskli bir hareket; ama sevdim.

Efendim, bana verdiğiniz fırsat için yeterince teşekkür etmedim.

Burda yapmak istediğim şey çok var. Nereden başlayacağımı bilmiyorum.

- Elizabeth? - Efendim?

şimdi yapman gereken en doğru eve gitmektir.

- Ama, efendim, Ben... - Yürü!

26 saattir burdasın değil mi?

Her şeyi biliyorum.

- Doktor Masterson. - Evet?

Altıncı yatakta iç engeli olan bir hasta var.

Bir bakar mısınız?

Evet, tabii ki.

- Brett. - Tebrikler.

Teşekkürler. Walsh'un şey yapacağını bilmem.

Phoenix'den bir teklifim var. Hayat güzel.

ışte bu çok iyi.

Önemli değil.

- Hey, Abby, benim. - Hey.

Özür dilerim. Geç kaldım. Biliyorum. Yoldayım.

- Üzülme. Sevgilin de geç kaldı. - Dinle, iyi haberlerim var.

Terfiyi ben kaptım, San Francisco'da kalıyorum.

Bu çok iyi! Pekâlâ, çabuk buraya gel.

- şampanyayı patlatıyoruz. - Bir dakika sonra oradayım, güle güle.

Burası tam bir cennet.

Defalarca dergiler tarafından resimlendi.

Evet. Ama sana ihtiyacımı karşılayacak bir şey istediğimi söylemiştim.

Ama bu karşılamıyor mu?

Kanepe nerede?

Buranın ne kadar büyük olduğuna inanır mısın?

Evet, çok büyük, kunduzları fırlatmak için şahane bir yer.

Sanırım burayı da beğenmedin.

Burası nasıl?

Biliyorum, buranın aslında hâlâ sahibi var…

…ama sahibi olan çift artık tüm zamanını Palm Springs'de geçiriyor.

David, tam olarak nasıl bir yer aradığından emin olamadım.

Belki biraz daha iletişim kursak.

Belki birazcık daha fazla bilmemi sağlasan.

Mesela sana neler olduğu, iş durumunun nasıl olduğu, ailevi durumun...

- Şunu konuşmak istemiyorum. - Sana bir fikir vereyim...

Aylarca bakınmayı bırakıp yeniden başla.

Nerede yaşamak istediğini bilmen gerekir.

Sana... nasıl bir...

...yer bulacağımı bilmiyorum.

Hey... Hayır David.

David, dalga mı geçiyorsun?

David bekle. Haydi yapma.

Böyle bir yer şimdiye kadar çoktan kiralanmıştır.

Dinle, bak orada 60 tane akbaba var ve sadece bir tane park yeri var.

Pekâlâ tamam. Onları arıyorum.

Yaptı mı? Tamam.

Yardımınız için teşekkürler.

Burası çok güzel bir yer, acaba neden hâlâ kiralanmadı?

Yıllık kira yok. Ödemeyi her ay yapacaksın.

- Neden? - Yanılmıyorsam ailevi meselelerden.

Bu konuda bana hiçbir bilgi vermediler.

Vay, ne manzaraymış!

David.

Vay

Burası çok... sansasyonel.

Aman Tanrım! Bir de özel girişi var?

Fazla bir şey yapmamışlar.

Ama, demek istediğim… gerçekten buraya güzel bir şeyler yapmalısın.

Burası inanılmaz değil mi?

Richmond'da hâlâ bakmadığımız daireler var.

Kanepeyi beğendim.

Kanepe.

Kanepe iyiymiş.

İyi kanepe.

David. David, buraya gel.

- Ne? Ne? - Burada çalmaya değecek hiçbir şey yok.

- Para yok, uyuşturucu yok. - Hiçbir şey çalmıyorum.

Tamam. Yakınlarda bir evsiz barınağı olduğuna eminim.

Sana taksi ve yemek için para veririm.

Ama lütfen, etrafa daha fazla bira sıçratma, olur mu?

Ben evsiz değilim. Burada yaşıyorum.

Tamam. Burada yaşayamazsın; çünkü burada yaşıyorum.

Burası benim apartmanım.

- Ne zamandan beri? - Kiraladığımdan beri.

- Kiraladın mı? - Evet.

- Bunların hiçbirini duymak istemiyorum. - Ne?

- Sahte Emlakçı, değil mi? - Sen neden bahsediyorsun?

Muhtemelen depoziti ödeyip anahtara sahip olan 5 insan daha vardır.

- Ve hepsi eşyalarını buraya taşıdılar mi? - Evet... Ne?

Bunlar benim eşyalarım. Hepsi.

Bu benim kanepem, Bu benim kahve sehpam.

Bu bir leke mi?

Hiç bardakaltlığı bir şey duymadın mı?

Ya da çöp kutusu, soruna bak?

Kim olduğun bilmek istemem. Hepsini toplacaksın. Çöp kutusunu getiriyorum.

Sanki evime bir domuz taşındı.

- Ne? - Pis bir domuz gibi...

Sen... Sen ne zaman taşınmıştın?

Merhaba?

- Sana gitmeni söylemiştim. - Tanrım!

Tamam. Bütün bunların amacı ne?

Ne? Hiçbir şey.

Hiçbir şey.

Yani beni hiçbir şey için mi çağırdın?

Birisini gördüm.

More Turkish subtitles for Just Like Heaven

تبصرې

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left