Throw Momma from the Train

Throw Momma from the Train

د Turkish ژباړه ډاونلوډ کړئ

د خپرونې معلومات

Throw Momma from the Train WEBRip Amazon tr
د لخوا تبصره 1see0ne
Amazon Prime altyazısıdır.

تګونه

webdl
hd
1080p
x264
web-dl
په خپور شو: 2025-02-03
ډاونلوډونه: 75
د اوریدلو معیوبیت: No

د Turkish سرليکونو مخکتنه

لومړۍ 200 کرښې.

"Gece çok…"

"Gece çok…"

"Gece çok…"

Romanın hayaleti

Larry Donner'ın sayfalarına musallat olmaya geliyor.

Tanrım, ne yapıyorum ben böyle?

Merhaba Ope. Beni hatırladın mı? Profesör Boş Sayfa.

Geri döndük.

Hepiniz Margaret Donner ismini biliyorsunuzdur.

Hayır!-Bilmeyen mağarada yaşıyordur.

Hanımlar ve beyler, çok satan romanın yazarı…

"Çok satan romanın yazarı" mı?-Sıcak Ateş.

Kendinle gurur duyuyor olmalısın.

Kitabımı çalıp kapağına adını yazan kadın!

Gurur duyulacak ne var acaba?

…sadece sen, peki aynada kendine bakınca

"Margaret, başardın." diyor musun?

-Evet, diyorum. -Kaltak!

Kaltak seni!

Kaltağa bakar mısın?

-Dostum, karın televizyonda. -Eski karım Lester.

-İyi görünüyor! -Çünkü suçlular yaşlanmaz.

Genel bilgi. Bir de Dick Clark.

-Ne istiyorsun? -Gardırobumu genişleteceğim.

Konser için lazım. Yeşil bir şey var mı?

Tüm yeşillerimi ödünç aldın.

… çünkü kadınların kitaplarını yayınlatmaları daha zor oluyor.

Peki kadın hırsızlar Oprah? Arada büyük fark var.

Ama diyebilirim ki, boşandıktan sonra

çok şükür ki, hayatımı bir özgürlük sardı

ve hapse benzeyen evliliğimde ortaya çıkmasına izin verilmeyen

yazar ve sanatçı yanım ortaya çıktı.

Bu canavarla birlikteyken yazmayı düşünüyor muydun?

Evet, tabii.

O da kendini, ne bileyim, yazar bozuntusu olarak görüyordu.

Onu daktiloda izlerken

"Tanrım, bunu fazlasıyla yapabilirim." diyordum ve belli ki yaptım da.

Şimdi başarın hakkında ne hissediyordur?

Açıkçası nasıl hissettiği hiç umurumda değil.

Evet, Margaret…

Kitabını çalmışsa ne olmuş? Yenisini yaz, bunu da unut.

-Yazıyorum. -Öyle mi?

-Yazıyor musun? -Evet.

"Gece çok…" Çok ne?

Daha yeni başladım.

Dostum, temmuzdan beri "gece çok"tasın.

Öykü Yukon'da geçiyor.-…bağını koparmışsın.

Sanırım Hawaii'de yaşıyormuşsun.

Evet, tropikal iklime bayılıyorum.

Küpelere bak dostum! Senin paranla almış.

…milyonlarca insan merak ediyor,

nasıl oldu da sen, Margaret Donner,

ilk denemende bu kadar muhteşem bir kitap ortaya çıkarabildin?

Oprah, bu benim hayatımın hikâyesi.

Benim hayatım Margaret. Benim hayatım ve onu geri istiyorum!

Sıcak Ateş hanımlar ve beyler.

Programa katıldığın için teşekkürler Margaret Donner.

Geri istiyorum!

Owen!

Owen!

Owen!

Owen!

-Owen! -Ne var?

Buzlu kola getir!

-Owen, acele et! -Anne…

Kaldır poponu Owen, hadi!

Tamam!

-Mektup yazıyordun. -Hayır anne!

Beni alsınlar diye mektup yazıyordun!

Beni alsınlar istiyorsun!

Ders için bir hikâye yazıyorum anne!

Seni götürmelerini istemiyorum.

-İstiyorsun! -Owen annesini seviyor.

Owen annesini seviyor.

Owen annesini seviyor.

Owen annesini seviyor!

Owen annesini seviyor!

Owen annesini seviyor.

GİDER AÇICI ZEHİRLİDİR

Çabuk kolayı getir!

-Geliyorum anne. -"Geliyor, anne."

Boğuluyorum seni pis herif.

Çok yavaşsın.

Özür dilerim anne.

"Özür dilerim anne!"

Neden tuzlu fıstık getirmedin?

Tuzlu fıstık sana iyi gelmiyor.

Tuzsuz fıstık boğazımda kalıyor!

Anne!

Götü boklu sakar şey. Bunu neden yaptın?

Acele et koca götlü!

Bütün parçaları topla.

"Kaptan 'Dalın!'

'Dalın!' diye bağırdı o şeyin içinden.

Dalışı yapan adam da bir düğmeye falan bastı ve daldılar.

Düşman yine hezimete uğratıldı.

'Onları yine hezimete uğrattık.' dedi Dave.

'Evet.' dedi kaptan.

'Şerefsizleri yine hezimete uğrattık, değil mi Dave?'

'Evet.' dedi Dave."

Son.

Tamam.

Yazıda dramın tüm unsurları var.

Savaşın gerilimini, dehşetini yaşıyoruz.

Bayan Hazeltine, denizaltıda geçen bir roman yazarken

kaptanın iletişim kurduğu cihazın adını öğrenmek kötü bir fikir olmayabilir.

Eskiden biliyordum.

Benzetmelerin de biraz geliştirilmesi gerek.

"Bağırsakları maltlı milkshake gibi güzelce fışkırıyordu."

Yani biraz…

Fazla mı sert?

Birazcık.

Onun dışında çok iyiydi.

Çok gerçekçiydi.

Bir tane daha. Bay Pinsky'den gerçek bir klasik.

Başlığı Becermek İstediğim 100 Kız.

"Becermek" mi?

Bol resimli kitap olarak yazdım.

Şey Yapmak İstediğim 100 Kız.

Tamam. Birinci bölüm, Kathleen Turner.

İkinci bölüm, Cybill Shepherd. Üçüncü bölüm, Suzanne Pleshette.

Dördüncü bölüm, Tako reklamlarındaki kız.

Beşinci bölüm, 4-B'deki kadın.

Altıncı bölüm, Doğulu Laker kızı.

Yedinci bölüm…

Bay Pinsky, bu edebiyat değil.

Ben tabii fotoğraflar da eklemek istiyorum.

Kısa bir karakter taslağı, bir biyografi gibi.

Güzel de bir cilt.

Bay Pinsky, nedir bu?

Edebiyat. Bu bir fantezi, benim fantezim.

Melville gibi, bu da benim büyük beyaz balinam.

Saçmalığın daniskası.

Edebiyat değil mi?

Moby Dick'le seks yapmak istediğiniz kadınların listesini nasıl bir tutarsınız?

-Bence çok cesurca. -Bence çok kaba.

-Twain için de öyle dediler. -Senin için de.

-Kaba sensin. -Sen de yeteneksiz bir götsün.

Belki başlığı değiştirebilirim.

-Başlığı beğendim. -Tamam, çarşamba görüşürüz.

Herkesi tebrik ederim. Unutmayın, yazar her zaman yazar.

-Bu senin kravatın. -Tanrım!

Düşürdün.

Oraya nasıl girdi?

Islanmış. Mahvolacak diye korktum.

Teşekkürler.

-Merhaba, adım Owen. -Biliyorum.

Neden hikâyemi sınıfta okumadın?

-Hikâyeni mi? -Evet.

Dostum Harry'nin Evinde Cinayet. Neden okumadın?

-Okudum. -Okudun mu? Nasıldı?

Yağmur yağıyor Irwin. Bunu yarın konuşamaz mıyız?

Owen. Beğenmedin mi?

Şey, hayır. Beğenmedim.

Neden?

Üç sayfa uzunluğundaydı. Üç sayfalık bir cinayet gizemi.

Ayrıca katili bulmak da hiç zor olmadı.

Ne ele verdi?

İki karakterin vardı, biri zaten ikinci sayfada öldü.

Bir adam diğer adamı öldürdü.

-Motivasyon eksikti. -Eksik değildi.

Şapkalı adam diğer şapkalı adamı öldürdü.

Artık gitmem lazım Owen.

Teşekkürler.

Merhaba Beth. Benim.

Saat 10.30 ve ben yine aynı şeyi yaptım.

Özür dilerim ama Margaret…

Tanrım, yine başladım.

Bak, özür dilerim.

Tamam mı? Hoşça kal.

Demek Margaret yıldız oldu. Hayat işte.

Bu da hayat. O da devam ediyor, bu da devam ediyor.

"Gece çok sıcaktı."

Hayır. Gece, gece çok… nemliydi.

"Gece nemliydi." Hayır. Yok.

Sıcak. "Gece sıcaktı."

Gece sıcak ve nemliydi. Nemli ve sıcak.

Gece nemli ve sıcak, sıcak ve nemli.

Rutubetli yani. "Gece çok rutubetliydi."

Belki rutubetli değildir.

Belki gece rutubetli değildi.

Belki sabah hava rutubetliydi.

Gece soğuktu.

Bu da sis yapar. "Gece sisliydi."

Gece çok…

"Gece kuruydu ama yağmur yağıyordu."

Sonra…

"Sokaklar ıslaktı ve gece aydınlıktı.

Margaret Donner'ın kulaklarındaki küpeler gibi!"

Tanrım! Aklımı kaçıracağım!

Sıçayım!

"Gece çok rutubetliydi."

Bu kadar, hepsi bu!

Kes şunu lanet olası!

Kulağımda balmumu topu var. Çıkar çabuk.

Anne!

Ona yazıyordun, değil mi Owen?

Başlama yine anne ve bana bir daha vurma.

-Onu seviyorsun. -"O" diye biri yok anne.

Mektup yazıyorsun.

تبصرې

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left