لومړۍ 53 کرښې.
İşten yakında çıktığını duydum.
- Önde bekleyeceğim. - Ne?
Ben... Ben mi?
Onu tanıyor musun?
O aktör olan Lee Joon Gi değil miydi?
Az önce buraya geldi ve benimle mi konuştu?
Aktör derken ne demek istiyorsun?
O yükselen bilişim kralı, Kore'de 1 numara seçilmiş en çekici erkek, Lee Joon Gi!
Hadi ya, benimle uğraşmayı bırakın!
O aktör olan Lee Joon Gi, bizim Lotte Duty Free modelimiz!
Model mi? Neyden bahsediyorsun?
Çok tuhaf.
Sen daha da tuhafsın.
- O model değil mi? - Onla konuşma.
- Neler oluyor? - Öncelikle neden onunla konuşuyorsun?
Ne yapıyorsun?
Soo Jin!
İmkanı yok! Beni mi bekliyordun?
Hadi gel.
Neden elimi tutuyorsun... Bekle, dur bir dakika!
Arabaya binmemi mi istiyorsun?
Seni daha fazla rahatsız etmeyeceğim,
o yüzden sadece bir kereliğine benimle akşam yemeği ye.
Dinle, bunu neden yaptığından emin değilim...
- Ama bence yanlış insanlasın... - Min Soo Jin.
Ne?
Oyun oynamıyorum burada.
Onu kastetmedim. Ben de oyun oynamıyorum...
Tamam, o zaman benimle gel ve diyeceklerimi dinle, tamam mı?
Hadi gidelim.
Umm... Ben gerçekten...
- İçeri girelim. - Tamam.
[Çin'in finansal potansiyelini hedef almış fırsatlar & yanıtlar]
Soo Jin. Ne yapıyorsun? Hadi gel.
Teşekkür ederim.
Buyur. Kızarmış ekmek yiyelim.
Oh, tamam...
- Afiyet olsun. - Sağol.
Şimdi burada bir başınayız ya, kendimi gergin hissediyorum.
Benden daha gergin olamazsın.
Bir rüyada mıyım yoksa bu gerçek mi?
Huh? Bu cidden benim, sen nasıl...
Öyle. Hatırlıyor musun?
Birlikte gittiğimiz kilise törenindendi.
O zamanlar çok tatlıydık, değil mi?
Kilise törenine birlikte mi gittik?
O zaman o her kızın çıkmayı istediği bir "kilise oppası" mı?
Geçmişim ne zaman böyle değişti?
Bu cidden benim...
Bu cidden benim, ama sen nasıl...
Seni mahallede gördükçe çektim.
Gizlice fotoğraflarını çektiğim için üzgünüm.
Yani diyorsun ki biz birbirimizi küçüklüğümüzden beri tanıyoruz...?
No comments yet. Be the first to leave one.