لومړۍ 200 کرښې.
DOCTOR SLUMP
DAEHAN ULUSAL ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ
2016 İNTÖRN PERFORMANS DEĞERLENDİRME FORMU
MÜLAKAT DEĞERLENDİRME FORMU
Neden anesteziyolojiyi seçtiniz?
Çünkü anestezi uzmanlarının hastalarıyla özenle ilgilenmeleri,
her birinin üzerine titreyip değişen durumlarını takip ederek
her türlü acil duruma
çok hızlı tepki vermeleri beni çok etkiledi.
Hastalarını önemsemekle kalmıyor,
tüm ameliyatın da gidişatını değerlendirip organize…
Bilemedim.
Doğru aday mısınız acaba?
Branşımızda ekip çalışması çok mühim.
Yeteneğinize fazla güvenirseniz başarılı olamazsınız.
Farkındasınız umarım.
Elbette farkındayım.
O zaman kötü namınızı açıklayın.
Duyduğumuz kadarıyla aykırı biriymişsiniz.
Meslektaşlarıyla iyi iletişim kuramayan biriymişsiniz.
Tek başına çalışmayı severmişsiniz.
Yani şey…
Dr. Nam.
İlişki peşinde koşmuyorsunuz sanırım.
-Nasıl? -Bir dakika.
Bu nasıl bir laf şimdi?
Duyduğum kadarıyla birkaç kişiyi reddetmiş.
Onlar da dedikodu yaymış,
kadın meslektaşları da o yüzden yanaşmıyormuş.
Tek çalışmayı seven bencil biri olsa
bu uzmanlığa başvurmazdı diye düşünüyorum.
Bir de şu var.
Dönem birincisi olarak mezun olmuş,
intörnlüğünde de her dersi A ile geçmiş.
Güvenilmez biri bu notları alamazdı.
O kurtlar sofrasında
bana inanan ilk kişi oydu.
Ha-neul!
Anesteziyolojiye başvurmuşsun?
-Evet. -Ben de.
Umarım iyi geçiniriz.
Dr. Min Kyung-min akraban falan mı?
Hayır.
Hadi ya? Niye mülakatta seni savunmuş o zaman?
Herkes bunu konuşuyor.
Yedi yıllık sevgilisi var, başka bir niyeti de olamaz yani.
"Bir sırrını mı biliyormuş?"
"Ha-neul'e borcu mu varmış?" Herkes merakta.
-Gerçekten mi? -Duydun mu?
Asistanları o idare edecekmiş.
Bütün hocalar arkasında.
Şimdi yan dalını yapar, sonunda profesör de olur.
Seni de seviyor, hayatın kurtuldu.
Baksana.
Kutlamak için bir şeyler içelim.
Yok, sağ ol.
Sadece beni seçti işte. Hayatım falan kurtulmadı.
Hadi içmeye gidelim.
İşte. Sorun şurada.
Hasta havuzunda baştan yanlılık var.
O yüzden anlamlı bir korelasyon çıkmıyor.
Anladım.
Çok minnettarım. Geçenki materyallerin de çok yardımı oldu.
Yardım edebildiğime sevindim. Görüşürüz.
Kyung-min.
Yarın boş musunuz?
Neden bana yemek ısmarladın?
Teşekkür niyetine.
Bana karşı hep iyi ve destekçisiniz.
Ben de bir şey soracağım.
Tabii.
Niye bana bu kadar iyi davranıyorsunuz?
Sosyal biri değilim, cana yakın biri hiç değilim.
Dönemdaşlarımla bile zor geçiniyorum.
Niye bana karşı bu kadar iyisiniz, merak ettim.
Çünkü seni tanıyorum.
Ne kadar samimi ve çalışkan olduğunu görüyorum.
Belki bunu söylememeliyim
ama diğerleri seni pek de iyi tanımıyor.
O yüzden hâlinden anlayıp yardım etmek istedim.
Beni ikna etmişti.
Güzelmiş.
Ben de
yanımda olduğundan hiç şüphe etmedim.
Hocaya şu devlet hibesi işini benim planladığımı söyleyeceğim.
Ama ben planladım.
Biliyoruz herhâlde.
Açık konuşayım.
Hoca senden pek hazzetmiyor.
Öneriyi reddedebilir, bu riske girmek istemiyorum.
Şimdilik ben üstleneyim,
onaylanınca gerçeği söylerim.
Mesele netleşmiş olur. Bu araştırma önerisi kritik.
Senin için yapıyorum, biliyorsun.
Ama yani…
Beni çağırıyorlar. Neyse madem.
Yine de ona inanmak istedim.
İnanmaya çabaladım.
-Ama… -Hah.
Dr. Nam'a ne diyorsun?
-Dr. Nam Ha-neul mü? -Evet.
Bilemedim şimdi.
Pek cana yakın biri değil yani.
Sert ve burnu havada diye hasta şikâyetleri aldım.
Dönemdaşlarıyla da anlaşamıyor.
Bizim işimiz ekip işi.
Becerebileceğinden emin değilim.
-Sen de mi öyle diyorsun? -Evet.
Tebrikler. Hadi içelim.
-Sağ olun. -Sağ olun.
Her şey yolunda mı?
Ne oldu?
Söylemeye çekiniyorum ama…
Neyi?
Dr. Nam verilerle oynamış sanırım.
Ne? Hangi verilerle?
Bunun bahanesi yok.
Evet. Ben de çok şaşırdım.
Hem de p-değeriyle oynamış.
Nasıl yapar?
Bunu nasıl savunacak?
Ben de bilmiyorum.
Veride güvenirlik çok önemli.
Yakalanırsa ne yapar hiç bilmiyorum.
Kyung-min.
Az önce ne dediniz?
-Ben ne zaman… -Dr. Nam.
Ne cüretle sesini yükseltirsin?
Hocam, ben öyle bir şey yapmadım.
Bir sürü adaletsizliğe…
Hayat her zaman adil değildir.
Hiç ağlayıp sızlama!
Hadi Dr. Woo.
Dr. Nam'a çantasını uzatın.
Hiç kimse arkamda durmadığı için
yapabileceğim hiçbir şey yoktu.
Bıkmıştım artık her şeyden.
Bir daha güvenmemeye yemin ettim.
Ama sonra…
…sana rastladım.
Hayır, buraya!
Yıkılmak üzereyken sen ayakta tuttun beni.
Sana kaptırdım kendimi.
İşte kaygılarım o zaman coştu.
Sen de beni incitirsin diye
çok korkuyordum.
Ben böyle dengesizken
mutlu olmamız mümkün mü dersin?
Bu ilişki ikimizi de yaralar.
O yüzden ben yokum.
Çok güçsüzüm.
Çok üzgünüm.
DOCTOR SLUMP
Of.
Temelli taşınmıyorsan niye bu kadar eşya topladın?
Kliniğe yakın bir stüdyo daire var, lazım olduğunda orada kalacağım.
Mecburen yani, işler yoğun olursa.
Ha-neul'ü görmek istemediğinden değil yani?
Jeong-woo.
-Bunlar mantı. -Öyle mi?
Hemen buzluğa at, canın isteyince pişirirsin.
-Bu da kimçi. -Tamam.
Kavrulmuş sarımsak sapı, marine yengeç.
Çok makbule geçti.
-Birlikte yersiniz. -Tamam.
Hiç gerek yoktu.
Çok teşekkür ederim.
Hadi girin siz.
Temelli gitmiyorum ya.
Tamam. Hadi kolay gelsin.
-Yemeğini aksatma. -Tamam.
Ben gidiyorum. Girin hadi.
Çok sağ olun.
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
İyi yolculuklar.
Anne.
Niye böyle alelacele gitti sence?
Yarın arkadaşının kliniğinde işe başlayacak.
Yine de çok ani oldu. Ha-neul de uğurlamaya çıkmadı.
Geçen hafta ablama çıkma teklif edeceğini söylemişti.
Ertesi gün suratı asıktı, sonra da günlerce evden çıkmadı.
Şimdi de çekti gitti.
Ayrıldılar bence.
Kim ayrıldı acaba?
Seni şimdi bir ayırırım…
Konuşma!
Yeter!
Uyuyorsun sanıyordum.
Jeong-woo'yu uğurlasaydın bari.
Duydun, değil mi? Yarın işe dönüyor.
Kliniğe yakın bir yerde kalacakmış.
Bir daha dönmeyecekmiş gibi toplandı.
Yeter.
Yetmez! Niye her şeyi saklamak istiyorsun?
Bugünlerde bu tarz şeyler açık açık konuşuluyor.
Abla, söyle hadi.
Kavga mı ettiniz?
Terk mi edildin?
Yoksa çıkma teklif etmedi mi?
Edeceğine söz vermişti ya.
No comments yet. Be the first to leave one.