لومړۍ 200 کرښې.
NÜKLEER DURUMLARDA KORUNMA VE YAPILACAKLAR KILAVUZU
Hadi. Gidelim. Acele et!
Siz de kimsiniz?
Ölüleri soyanlar mı?
Gidelim.
Dur!
Bu da ne? Neredeyim ben?
Neler oluyor?
Beni nereye götürüyorsunuz?
Kapıyı açın!
Geri dön!
Büyük bir hata yapıyorsun!
Muhteşem, değil mi?
İkiz Kız kardeşler'in komutanı, Sam Houston'ın arkadaşı
George Hockley'ye aitti.
Kılıç 1812 Savaşı'ndan kalma.
Sorun istemiyorum.
Arkanı dön.
Yavaşça.
Sen de kimsin?
Adım Victor Strand.
Sen kim olabilirsin?
LAGAVULIN ISLAY TEK MALT İSKOÇ VİSKİSİ
Bu bir tür tuzak mı?
Yıkandın, yemek ve içecek aldın.
Nasıl bir tuzak?
- Bundan çıkarınız ne? - Birkaç soru.
Bu kadar mı?
O kadar.
Adın ne?
Will.
Daha önce ne yapıyordun Will?
Ölüler yürümeden mi yoksa dünya havaya uçurulmadan önce mi?
İkisi de.
Bir senatör yardımcısıydım.
Ona yakın bir şey.
Hangi senatör?
Elias Vazquez.
Bir demokrat.
Onun için ne yapıyordun?
Halkla ilişkiler.
Kampanya stratejisi.
Nereden geldin?
Aslen Oklahoma.
En son bizi patlamadan koruyan
bir yerleşkedeydik.
"Biz" dediğin kim?
Ben, Senatör Vazquez
ve birkaç yardımcı.
- Neden yanında değilsin? - İşler kötüye gitti.
Kendimi dışarıda buldum.
Senatör Vazquez?
Kurtulamadı.
Ne zamandır dışarıdasın?
50 gündür.
Aşağı yukarı.
Neler gördün?
Kimleri gördün?
Pek bir şey görmedim.
İnsan da.
Ölüleri soyan insanlardan bahsettiğini söylediler.
Avcılar.
Ben öyle diyorum.
Birkaç kez onları gördüm, ölülere yaklaşıyorlardı.
- Bunu neden yapıyorlar? - O kısmı henüz çözemedim.
Kim onlar?
Artık kim kimdir anlaşılmıyor.
Sadece maskeler var.
Ne zaman dışarı çıktın?
İhtiyacım olan her şeye
burada sahipken neden dışarı çıkayım ki?
Gel.
Sana göstereyim.
Güzel vuruş Toby.
Bu taraftan.
Bunlar nereden geldi?
Mağazalar, evler, müzeler.
Korucularım değeri olan her şey için araziyi aradı.
Korumaya değer her şey burada.
Ya onlar? Daha önce sizinle miydiler?
Onları biz getirdik.
Tıpkı senin gibi.
- Kalmalarına izin verdiniz. - Değerleri varsa.
- Bu ne demek? - Soruları soran o.
Peki ya burası?
Korucularımın karşılaştığı her aylağın fotoğrafı.
Artık aylak olmayanlarınki bile.
Özellikle aradığın biri mi var?
Bazı vatandaşlarımın hâlâ sevdiği kişiler var.
- Bir son vermeyi düşünüyorum. - Seni kastettim.
Aradığın biri var mı?
İhtiyacım olan her şey burada.
Gördüğün her şey, yetiştirdiğimiz her şey,
Büyük Yıkım'dan sonra bir araya geldi.
Dünya ateşi, külü, yıkımı gördü.
Bize büyüme, canlılık
ve yeni bir şafak armağan edildi.
Burası ilk geldiğimde bomboştu.
Howard hariç tabii.
Birlikte ufka baktık ve dünyanın
gözümüzün önünde yok oluşunu izledik.
Son olduğunu düşündük.
Fakat ortalık yatıştığında
biz hâlâ buradaydık.
Bu yer de öyle.
Hava koşulları serpintiyi bizden uzağa taşıdı.
Bu kule kilometreler boyunca yaşanabilir tek yer
ama söylememe gerek yok.
Yaptığımız yeni uygarlığın
temellerini atmaktan başka bir şey değil.
Tarih yazıyoruz.
Bunları bombalardan sonra mı yaptınız?
Nasıl?
Buraya gelmemle aynı nedenden. İçgüdülerim sayesinde.
Kendinden emin konuşuyorsun.
Benimki gibi olduğunu görseydin sen de konuşurdun.
Sana veda etmem gerekecek.
Eşyalarını toplayın. Yakında ayrılacak.
- Beni kovuyor musun? - Eşyalarını getirin.
- Soruları cevapladım. - Ama aradığım değilsin.
- İstediğin cevapları vermedim mi? - Şahsi değil.
Sadece içgüdü.
Kendine iyi bak.
Dışarıda iyi şanslar.
Lütfen.
Bunu yapma.
Dışarıda başaramam.
Üzgünüm.
Pek de üzgün değilim.
Kalmamı istemediysen neden etrafı gezdirdin?
Bunca zahmete katlandın?
Vizyonun var mı diye kontrol ettim. Yokmuş.
Tazeymiş.
Ben... bunu dışarıda buldum.
İnsanların dertlerini azaltmada yardımcı olduğunu okumuştum.
Benden çok ihtiyacın var.
Tamam, hadi. Gidelim.
Dur.
Nerede buldun?
- Dışarıda işte. - Neresinde?
Sana son kez soracağım.
- Ölülerden birinin üzerinde. - Yalan söyleme.
Söylemiyorum. Bana şans getireceğini düşünmüştüm.
Şimdiye kadar getirdi.
Beni oraya götürür müsün? Onu bulduğun yere.
Bilmiyorum. Belki.
Bir anlaşma yapacağız Will.
Beni bunu bulduğun yere götür
ve kolyenin sahibini bulmama yardım et, ben de...
Seni hayatın dehşetinden kurtarıp
mütevazi evimize taşınmana izin vereyim.
Anlaştık mı?
Güzel. Kılıcımı getirin.
Radyasyon seviyesi düşük. Maskeleri çıkarabiliriz.
Patlamada ölenler için endişelenme.
Tehlikeli olanlar radyasyondan ölenler.
Bunu ilk kez yapmıyorum.
Daha önce kabusa girmediğini söylemiştin.
Buradakine değil.
Ne kadar kaldı?
Bir buçuk kilometre.
Buraya dönmemek için ısrarcı olmanı anlıyorum.
Ne de olsa burada makarna ve viski yok.
Neden yerleşkeye geri dönmeye çalışmıyorsun?
Hoş karşılanmadığım tek yer kulen değil.
Neden?
Oradan ayrılmam kendi seçimim değildi.
O zamandan beri barışmanın bir yolunu arıyorum.
Başarı en iyi intikamdır, Will.
Anlayamadım.
İşleri yoluna koymak için bir dakika bile harcama.
Onlara yanıldıklarını göstermeye odaklan.
Neden bunu yapayım?
Çünkü bu şekilde kazanırsın.
Kule'de olursan geçmişinden kimseyi
hatırlamana gerek olmadığını göreceksin.
Tarihi galipler yazar. Bunun biz olacağından emin olacağım.
Bu madalyonu tam olarak nerede buldun?
Maskeleri takmalıyız! Takın!
Hemen!
Su havadaki kalıntıları bulaştırır.
Kule'ye dönün!
Hayır, uzak. Başaramayız.
- Önerin ne peki? - Beni izleyin!
Burası yeterince güvenli olmalı.
Burası neresi?
Son 50 gündür buradaydım. Evim.
Keyifliymiş.
Dur! O benim.
Vic!
Bana bahsettiğin insanların mahareti mi bu?
Avcılar.
Neden buradayız?
Anlamadım?
O madalyon kime aitse tanıyor olmalısın, değil mi?
Ne fark eder?
Sadece komik.
Ben komik bir şey görmedim.
İhtiyacım olan her şeye sahibim, dedin.
Sahibim.
No comments yet. Be the first to leave one.