لومړۍ 200 کرښې.
BİR DAİEİ LTD. ŞTİ. YAPIMI
~ ZATOİCHİ VE PARA SANDIĞI ~
Yapım: SHOZABURO ASAİ
Hikâye: KAN SHİMOZAWA Senaryo: SHOZABURO ASAİ, AKİKAZU OTA
Sinematograf: KAZUO MİYAGAWA Sanat Yönetmeni: YOSHİNOBU NİSHİOKA
Müzik: İCHİRO SAİTO Editör: TAKASHİ TANİGUCHİ
Oyuncular:
SHİNTARO KATSU
SHOGO SHİMADA MİKİKO TSUBOUCHİ
MACHİKO HASEGAWA KENZABURO JO
TATSUYA İSHİGURO HİKOSABURO KATAOKA
MATASABURO NİWA SABURO DATE
Yönetmen: KAZUO İKEHİRO
Çeviri: hymaster
İtakura'ya geldik sayılır amca. Tam olarak nereye gidiyordun?
– Senin memleket burası mı? – Evet amca.
Öyleyse Kichizo'yu tanırsın.
Kötü bir şey mi söyledim?
Sen Kichizo'yu nereden tanıyorsun amca?
"Kader buluşturdu" diyelim.
– İki yıl önce vefat etmişti. – Ben de öyle biliyorum.
Mezarını ziyaret edip ona saygılarımı sunmaya geldim.
13
Şubat
1842.
İioka ile Sasagawa arasında tarafsız kalmayı tercih ettiğim o günde
aslında hiç gereği yokken seni öldürdüm.
Beni bağışla, lütfen beni bağışla!..
Joshu İli'ne bağlı Aikatsulu Kichizo'nun hayatı...
Son nefesini vermeden önce senden alabildiğim tek şey, işte bu oldu.
Yürü, git şu adamı da çağır, eğlenceye katılsın.
Hey, bayım!
İşin yoksa gel, bizimle birlikte iç.
İçki mi var?
Sen körsün galiba. Sorun değil, gel, gel!
– Ama ben... – Lafı mı olur, buyur!
Küçük bir kutlama yapıyoruz.
– Bakın, misafirimiz var! – Gel, şöyle otur!
İçmeyi seven birine benziyorsun. Tut şunu.
Birazını çaktırmadan (!) arkaya dökenlerdenim ben.
Kutlamayla ilgili olarak bir şey mi anlatıyordunuz?
– Paçayı vergi memurundan kurtardık. – Geçen yıldan beri peşimizdeydi.
Tam 18 köyden, ihtiyacımız olan 1.000 ryo altını sonunda toparlayabildik.
Üç yıldır yaşadığımız kötü hasadın ardından
kan ve ter içinde kaldık. Ama sonunda 1.000 ryo toparlamayı başardık.
Vergi memurundan kurtulunca sanki yeniden doğmuş gibi olduk.
Acaba...
Getir, bir daha dolduralım.
Teşekkürler.
Gerçekten kutlamaya değecek bir meseleymiş.
Acaba davul başına bir tur da ben geçsem olur mu?
Davul mu çalacaksın?
Hop, arkadaşa davul başında yer açın beyler!
Gel, bu tarafa.
İşte, geliyorlar.
VERGİ ÖDEMESİ
Ne? Para çalındı mı?
Vergi parasını çalmışlar!
Öyleyse işimiz bitti demektir.
Kim çalmış?
Herkes muhtarın evde toplansın!
Herkes muhtarın eve!
Üç ronin¹ bize tuzak kurup parayı çaldı!
Moju ile Yasuke'yi öldürdüler.
Vay üçkâğıtçı katiller!
Onlardan bazıları Akagi Dağı'nda saklanan Chuji Kunisada'nın adamlarıydı.
Pusuda söylediklerine kendi kulaklarımla şahit oldum.
Chuji bize yardım etmek için vilayet depolarını bile basmıştı.
O bizim dostumuz. Adamları kesinlikle bize zarar veremez...
Sürekli kaçışta oldukları için çaresiz kalmış olabilirler.
Dost mudur, ben bilemem ama sonuçta o da çeteci.
Davul çalan seyyar masör de oradaydı.
Onu para sandığının üstünde otururken gördüm.
Aptal ayağı yapma. Şahidimiz de var.
Adam yerine koyup bir de davul çaldırdık sana.
Nereye sakladın ulan parayı? Konuşsana, lanet herif!
Peki, şimdi anlaşıldı.
Üzerine oturduğum o şey para sandığı mıydı?
Bir de soruyor orospu çocuğu!
Gördüğünüz gibi ben körüm.
Şimdi yalanlarınla bizi mi kandıracaksın?
Kör olman, çeteci olmana engel değil ki.
Haklısın. Bahse varım bunu karşımıza çıkaran da Chuji'dir.
Patron Chuji asla öyle şeyler yapmaz.
Öyle mi?
O zaman söyle bakalım, kim yaptı bunu ulan?
Söylemezsin tabii!
Sadece biraz durun, lütfen!
Ortada bir yanlış anlaşılma var.
– Ne yanlış anlaşılması? – Büyük bir yanlış anlaşılma durumu.
İzin verin, gidip Chuji ile konuşayım. Meseleyi açıklığa kavuşacağım.
Sakın sen kendini açıklığa kavuşturacak olmayasın?
Kaçmayacağım.
Yemin ederim, kaçmayacağım.
Para sandığı kayıp olduğu sürece
Patron Chuji ile ben hep şüphe altında kalacağız.
Ne yapıp edip adımızı temize çıkarmak boynumun borcu olsun.
Ayrıca paranın kayıp olması sizi de büyük sıkıntıya sokar.
Benim maksadım bunu kimin yaptığını bulmaktır.
Söz veriyorum, 1.000 ryo altın paranızı geri getireceğim.
YARGICIN MEKÂNI
Özür faslından ayrıl artık Seiemon.
İtakura muhtarı olarak
Usui'ye bağlı 18 köyü temsilen karşıma çıkıyorsun.
Madem yalan söyleyecektin, beni ikna etmen gerekirdi.
– Ama beyim... – Yeter!
Vergi borcunu ödemek için 10 gün mühletiniz var.
Anlaşıldı mı?
Affınıza sığınırım beyim, sizin de bildiğiniz gibi
bölgemizde üç yıl boyunca daha önce hiç görülmemiş bir kuraklık yaşandı.
Çiftçiler kıtlık yüzünden karnını doyurmanın derdine düştüler...
Bırak şimdi mazeretleri!
Parayı buraya getirirken çaldıklarını iddia ediyorsun...
Ben böyle saçmalık duymadım!
10 gün mühletin var. Sana son sözüm budur!
Fakat lütfen, yargıç bey!
Lütfen beyim, yalvarırım!
Yardım edebilir miyim?
Sen bana nasıl yardım edebilirsin ki?
Neden ana yolu tercih etmedin?
Yoksa denetimden mi kaçıyorsun?
Bir sebebi vardır mutlaka.
– Burası ana yol değil mi? – Sanki bilmiyormuşsun gibi oldu.
Kör olduğumun farkındasındır.
Ana yolla tali yolu ayırt edebilmem mümkün mü?
Peki, şimdi anlıyorum.
– Abla? – Ne var?
Senin gözlerin görüyor, değil mi?
Kusursuz görebilen iki gözün olmasına rağmen tali yolu tercih ettin.
Anlıyorum... Demek oluyor ki sen kanun kaçağısın.
İyi akşamlar.
Masaj lazım mıydı?
Paniğe gerek yok.
Diğer erkekler gibi değilim, ben körüm.
Ama sende de sağlam vücut varmış be abla!
Dur, utanıp örtünmene gerek yok.
Söyledim ya, ben körüm.
Abla sen o kanun kaçağı bayansın, değil mi?
Lütfen sesini yükseltme.
Neyse, sen ne tarafa gidiyordun?
Eğer dağdan aşağı iniyorsan, Mizorogi'ye doğru yürü.
Doğrudan Akagi Dağı'nın eteklerine çıkarsın.
Çok iyisin.
Fakat gözlerimin görememesi sebebiyle
bana Mizorogi'nin veya Akagi Dağı'nın
nerede olduğunu anlatabilmenin hiçbir yolu, yordamı yoktur.
Senin göremediğin doğru mu?
Tabii. Eğer şu anda görüyor olsaydım
seni şöyle bir gedikten dikizliyor olurdum.
Çatlak körün tekisin!
Dur, gitme!
İtakura'dan ta buralara kadar şu kör adamı takip ettin.
Benimle gel. Sana anlatacağım şeyler var.
Kim var orada?
Sakichi ile Yahachi.
Hoş geldiniz.
Teşekkürler.
Tsunekichi ne dedi?
– Aslında... – Söyle?
Bunu gönderdi.
Enzo!
O mektubu okumamı istemedin galiba.
Güya yargıcın gözünden düşmek istemiyormuş.
Yani ne pirinç ne de sake, bir ölçek bile gönderemezmiş.
Ondan bize hayır yok, unut, gitsin!
Diğer üç adama ne oldu?
Evet, ne oldu, söyle?
– Sıvışmaya mı karar verdiler?² – Hayır, öyle olmadı!
– Öyleyse nereye kayboldular? – Yeter artık!
İşler öyle bir noktaya geldi ki artık kimseyi zorla burada tutamayız.
Bırakın kim nereye gitmek istiyorsa oraya gitsin.
Artık siz de gidebilirsiniz. İçinizde ayrılmak isteyenler varsa benden size izin.
Patron!
Onlara haksızlık ediyorsun patron.
Boş ver!
Hayır, patron, lütfen, beni dinle!
Seninle Enzo'ya azıcık da olsa sake getirmek istiyorlardı.
Sonra?
Konuşsana!
Onlar...
Onlar öldürüldü!
Öldürüldü mü?
– Kıvrak hareketlerle kesildiler... – Nasıl?
Onları kim öldürdü?
Parlak kılıçlı, tuhaf, kör biriydi.
PATRON MONJİ'NİN MEKÂNI
Bu kör serseri Akagi Dağı'na doğru yöneldiğine göre bir halt edemez.
Ben de zaten bir şey yapacağını düşündüğüm için onu takip etmiştim.
Kız bana onun çeteci olduğunu söyledi, Zatoichi namıyla biliniyormuş.
Zatoichi mi?
Bu kızcağızın kardeşini öldürmüş.
Yani sağlam bir kılıç ustası.
Tedbirli olmanın kimseye zararı yok ama
alt tarafı kör biri, ne kadar etkili olabilir ki?
İntikamınızı alacağım genç hanım.
Ama senden bazı şeyler yapmanı isteyebilirim.
Anlaşıldı mı?
– Yeterli. – Peki patron.
Şuna bak hele Gin!
Vay canına! Demek sonunda polis kancasını³ aldın, öyle mi?
No comments yet. Be the first to leave one.