American Gigolo - First Season

American Gigolo - First Season

د Turkish ژباړه ډاونلوډ کړئ

1 فصل

د خپرونې معلومات

American Gigolo S01E01 Pilot 1080p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb
د لخوا تبصره panzehir57
TV-Rip

تګونه

other
په خپور شو: 2022-10-13
ډاونلوډونه: 45
د اوریدلو معیوبیت: No

د Turkish سرليکونو مخکتنه

لومړۍ 200 کرښې.

Nasılsın?

Aç mısın?

Yiyecek bir şey ister misin? Meşrubat? Sakız? Herhangi bir şey?

-Hayır, teşekkürler. -Emin misin?

-Eminim. -Peki.

Evet, Janet Holmes.

Uzun zamandır mı müşterindi?

-Hayır. -Hayır.

Herhalde onun gibi güzel kadınlar çok fazla denk gelmiyordur.

Yani, daha çok benim yaşımdaki kadınlar, değil mi?

Bu da beni düşündürdü, belki de onu

söylediğinden daha iyi tanıyordun.

Belki de kız arkadaşındı Julian?

Öyle mi?

-Hayır. -Hayır.

Tamam, oraya gidişini hatırlıyorsun.

Yatak odasına çıktığını hatırlıyorsun.

Hepsini hatırlıyorsun ama,

boğazını yarıp kan kaybından ölmeye terk ettiğin

kısım aklında yok, öyle mi?

Hayır, ben... Hatırlamıyorum.

"Hatırlamıyorum."

Bu palavrayı yemezler.

Ne yani, kürsüye çıkıp şöyle mi diyeceksin:

"Parmak izim bıçağa nasıl gelmiş hatırlamıyorum."

Ben... Ben...

"Kanı üstüme nasıl sıçradı bilmiyorum."

Ben hiç... Ben...

Ben ne hatırlıyorum, biliyor musun Julian?

Ben... Ne istediğini bilmiyorum...

Ne dememi istiyorsun bilmiyorum.

Ne hatırlıyorum biliyor musun?

Elinde kanlı bir bıçak tuttuğunu hatırlıyorum.

Benim hatırladığım bu.

Ve kesin Janet Holmes, ölmüş olmasaydı,

o da aynı şeyi hatırlardı.

Değil mi Julian?

Ben...

Gerçekten çok korkuyorum.

Bunun için üzgünüm.

Bana kalırsa iki çıkış yolun var Julian.

Dinle, sana söylediğim şeyi dinle.

Bu "hatırlamıyorum" ayağına yatarsan

müebbet hapis alırsın.

İtiraf edip bizimle çalışırsan en fazla 25 yıl.

-Tanrım. -Tamam mı?

Hatırlamıyorum!

Hatırlamıyorum!

Sürekli bunu söylüyorum. Sürekli bunu söylüyorum.

Hoşça kal.

Herkes hazır mı? Başlayalım mı?

-Evet. -Hadi bakalım.

Yemek zamanı!

-N'aber J? -Merhaba! Kitabı bitirdin mi?

-Daha değil. -Gerçekten bak,

sonunu çok bekletme.

Seni etkileyecek. İyi günler.

Tamam.

Fazla göze batma.

Şu haline bak. Sadece bir patates, değil mi?

Her zaman tek patates.

Al bakalım. Afiyet olsun.

Hey. Seni görmek güzel. İyi günler, tamam mı?

Bana patates ver.

Patates.

Afiyet olsun.

Ne var ne yok T? İyi misin?

Koş. Hadi, hadi!

-Dikkat et, dikkat et. -Sayı.

Kahretsin!

İnsanlar bana yardım edebileceğini söylüyor.

Öyle mi diyorlar, ha?

-Dayanamıyorum. -Tamam.

Her gece beni kullanıyor.

Paran var mı?

Hayır.

Onunla dövüşür müsün?

Hayır.

Beni ondan uzak tut. Ne istersen yaparım.

Adın ne çocuk?

Drew.

Neden içeridesin Drew?

Araba çaldım.

Bence sen araba çalmadın Drew.

Hadi.

Ona geri dönsen iyi olur.

Hey, J, hadi oynayalım!

Geliyorum.

Hey, çocuk?

Aslında...

Eğer ona istediğini verirsen,

bunu senden alamaz.

Mahkum BHG4428 hapishane müdürünün odasına.

BHG4428 müdürün ofisine.

Gitmem lazım beyler.

Galiba randevum var. -Hadi kanka.

Yenin onları.

Hayır, hayır, hayır, hayır.

Polis! Aç kapıyı! Aç kapıyı.

-Hayır! -Hey! Kımıldama!

Ellerini kaldır dostum. Ellerini kaldır!

Kalkma! Kalkma!

Beni hatırladın mı?

Evet.

Şimdi hangi adı kullanıyorsun?

Julian Kaye mı, John Henderson mı?

Bana Julian diyorlar efendim.

Gel Julian. Otur.

Peki.

Evet, buradan giderken,

o geceyi düşünüp durdun.

Senin geceni yani.

O zavallı ölen kadın.

Evet, üzerinde onun kanıyla

polis arabamın arkasında ağlıyordun.

Ama söylesene Julian.

Hâlâ o kadına zarar vermen hakkında

hiçbir şey hatırlamıyorsun, değil mi?

-Hayır efendim. -Hayır.

Sana itiraf et demeseydim,

sence itiraf eder miydin?

Özür dilerim, ben...

Ben bunun...

Bunun artık ne önemi var, anlamadım.

Benim için önemli.

Bu şerefsizi tanıyor musun?

-Hayır efendim. -Kevin Finnegan.

Pisliğin teki. Kiralık katil.

Pankreas kanseri olmuş, beynine sıçramış.

Kanserin tarafını tutuyorum.

Tamam, bunları neden anlatıyorsun?

Ölüm döşeğinde dindar oldu.

Ve bir dizi cinayeti itiraf etmeye karar verdi.

Ve itiraf ettiği son cinayet,

Janet Holmes.

Senin Janet Holmes.

Çok ilginç ayrıntılar verdi.

Geldiğini söyledi. Kızı öldürmeyi planlamış.

Yatakta sızmış bir adam görmüş.

Adam yanında yatarken kadının boğazını kesmiş.

Bu ofiste kısa sürede bir tartışma çıkardı,

ve genç bir dedektif DNA testi

yaptırmaya karar verdi, bil bakalım ne çıktı?

Kesin sonuçlar çıktı.

Bu ne demek, biliyor musun Julian?

Özgür bir adamsın.

Buraya gelip bizzat sana söylemek istedim.

Bunu sana borçlu olduğumu düşündüm.

Hapishane müdürü belgelerini hazırladı.

Seni tekrar görmek güzel.

Kendine iyi bak Julian.

Evet. Teşekkürler.

Hey. Topu bana ver.

Johnny. Johnny.

Lavabom yine tıkandı. Johnny?

Maryanne.

Maryanne. Kahretsin.

Ne oldu Margaret?

Lavabom tıkandı. Johnny'nin yardım etmesi lazım.

Bay Breen yapsa olmaz mı?

Bu onun işi değil mi?

Johnny daha iyi yapıyor.

Hayır, sen yaptın işte!

Lütfen Bayan Davis'e yardım eder misin?

Johnny?

Peki anne.

-Kim o? -Anne?

-Kim? -Ben...

Benim, John. Benim Johnny, anne.

Benim Johnny'm hapiste.

Hey. Hey, hey, anne, kapıyı açar mısın?

Lütfen?

Johnny?

Merhaba anne.

Felaket durumdayım.

Makyajım, tırnaklarım...

Karavan... Berbat halde.

O kadar da kötü değil.

Geleceğini bilseydim,

burayı temizlerdim.

Önemli değil anne.

Eve geldim.

Sana verecek yemeğim yok.

-Aç değilim. -Özür dilerim.

Seni özledim anne.

Aferin Johnny.

Aferin.

Merhaba anne.

Bu benim oğlum.

Merhaba. Merhaba.

Johnny. -Merhaba Johnny.

-Merhaba. -Benim adım Olga.

Merhaba Olga. Dışarıdaki araba senin mi?

Hey, bana gülümser misin?

-Ne? -Kocaman gülümse.

Ağzını aç.

-Ne? -Ağzını aç.

Daha çok. -Tamam.

Oğlun büyüleyici.

Teşekkürler.

تبصرې

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left