Omni Loop

Omni Loop

د Turkish ژباړه ډاونلوډ کړئ

د خپرونې معلومات

Omni Loop 2024 1080p BluRay x264 AAC5 1-[YTS MX]
Omni Loop 2024 720p BluRay x264 AAC5 1-[YTS MX]
د لخوا تبصره DrAbdellateef
01:51:23 Time - 🎥🎬Your Rate Will Be Great🎬🎥

تګونه

bluray
professional_translation
په خپور شو: 2025-04-27
ډاونلوډونه: 27
د اوریدلو معیوبیت: No
FPS: 23.98

د Turkish سرليکونو مخکتنه

لومړۍ 200 کرښې.

Bir gün inanılmaz şeyler yapacaksın Zoya Lowe.

Dünyayı değiştireceksin.

- Ne demek bu peki? - Dediğim gibi.

Vücudunun içinde büyüyen bir kara delik var.

Kara delik?

Evet, küçük bir şey.

Fıstık büyüklüğünde, ciğerlerinin arasında.

Bu broşüre bakabilirsiniz...

- Ne yapacağız peki? Sonraki adım ne? - Şey...

Üzgünüm.

Yapabileceğimiz pek bir şey yok. En iyisi eve götürmeniz.

Bunu çok düşünmemeye çalışsın. Olumlu bir şeylerle meşgul edin.

Onu rahat ettirin yeter.

- Rahat ettirelim? - Ne kadar ömrü kaldı?

Söylemek zor. Bilemiyoruz açıkçası.

Bu hızla devam ederse...

Belki bir hafta daha.

Kusura bakmayın. Maçı izliyorlar.

Merhaba anne. Nasılsın?

Seni bugün eve götürüyoruz.

Güzel haber.

Evet.

Harika.

Ayağına dikkat et!

Astronotlarda çok sık görülüyormuş

bir de uzun süre yoğun radyasyona maruz kalanlarda.

Şimdi sırası değil bunların.

Anne, hiçbir belirti var mı?

Kabızlık veya ishal görülebiliyormuş.

Yeni bir CD aldım. Soldiers of de Riddem.

İşte oldu.

Boş ver. Tekerlekli sandalye gerekmez.

Emin misin? Hazır zaten. Üf be. Bir saniye.

Aptal şey.

İyi misin?

İyiyim. Yarın yayınevine gitmek istemiyorum sadece.

Seni görmek istiyorlar.

Gönderdiğimiz son bölüm onları çok heyecanlandırmıştır bence.

O ne?

Hiç.

MODERN DÜNYA TARİHİ

Tabii ki. Sizi zorlamak istemeyiz.

Gönderdiğiniz son bölüm biraz...

Bunu atlatacaksınız. Hiç şüphem yok.

- Zoya'yı tanıyorum. Tam bir savaşçıdır. - Öyle. Teşekkürler.

Ne demek. Biz hazır ederiz.

Kapak örneği de var zaten.

MODERN FİZİĞE GİRİŞ

Bir değişiklik yapmak istemiyorsunuz, doğru mu?

- Evet. - Peki.

Şurayı ve şurayı imzalayın.

Bir de burayı.

MURİS İMZASI

- Çok teşekkürler. - Lafımı olur. İşimiz bu.

Siz rahat olun yeter,

ailecek güzelce vakit geçirin.

Tabii.

Teşekkürler.

Öyle yapacağım.

Yine geldik.

- Annen miydi o? - Evet.

Çok kafana takma. Hep öyle.

Biliyorum.

- Oturabilir miyim? - Olur, tabii.

- Dikkat et ama. - Niye ki?

Aman tanrım.

Teşekkür ederim!

Nasıl bildin?

Bir sır vereyim mi?

- Tabii. - Bunu daha önce de yaptım.

Neyi yaptın?

Bir hap alıyorum. Yarın akşam bir hap alıp bir hafta önceye döneceğim.

- Önceye mi? - Hastaneye.

Bunları daha önce de yaşadım.

- Pek çok kez. - Ne diyorsun sen?

Bu haftayı daha önce de yaşadım diyorum.

Tekrar yaşanacak, her saniyesi, her anı, her günü.

Çünkü hepsini daha önce gördüm.

Uyanıyorum, oradan yayınevine, avukata, sahile.

Annem. Doğum günüm.

Hepsini.

- Kuş bokundan, bocce'ye. - Bocce mi?

Kim bocce oynamak ister?

Hep aynı şey.

Biz... Biz bu konuşmayı daha önce yaptık mı?

Evet. Şey, hayır.

Genelde, her gün aynı insanları görmenle ilgili konuşuyoruz.

Sekiz yıldır burada olmanı. Zamanın nasıl çabuk geçtiğini.

Kimsin sen?

Önemi yok. Fark etmez, çünkü hatırlamayacaksın.

Dediğim hiçbir şeyi hatırlamayacaksın.

Çünkü yarın akşam burnum kanayacak. Kendimi tuvalete kapatacağım.

Bir hap alacağım. Bir hafta önceye döneceğim.

Orada görüşeceğiz. Ve şunu diyeceğim...

-"Dikkat et." - Aman tanrım.

Teşekkür ederim.

- Nasıl bildin? - Şans işte.

- Hem de ne şans. Teşekkürler. - Lafı bile olmaz.

Çok zor.

Ne yapacağını görmek için sabırsızlanıyorum!! - a

MEZUNİYETİN KUTLU OLSUN

Bunu nasıl da görmemişim.

- Gördün. Unutmuşsundur. - Vay! Profesör Dulseberg mü o?

- Evet. Gıcık, yaşlı Dulseberg. - Vay be.

Hatırladığımdan daha da yaşlıymış.

IGE'deki son gün, Avrupa'ya gitmelerinden önce.

Şuraya bak, ihtiyar Mark bile orada.

- Üf. - Ne?

Sanki senin benden önce hiç sevgilin olmadı.

- Olmadı tabii. Birkaç kızla buluştum. - Tabii.

- Yemeğe çıktım. - Öyledir.

Sinema belki.

- Eski ders kitaplarından biri mi? - Evet. Kimya.

Çok tatlı. İsmini hep böyle yazardın kitaplara.

Ve kitaplarına gözün gibi bakardın.

Evet. Hepsi zaman aşımına uğramıştır artık.

KİMYANIN TEMELLERİ

- Sürpriz! - Vay! Çok şaşırdım.

Evet, daha birkaç hafta var

ama seni bir sürprizle neşelendirelim dedik.

- İyi yapmışsınız. - Hediyeler!

- Evet. Getir hadi. - Durun!

- Önce mumları üflesin. - Evet. Mumları üfle.

Yaşasın!

- Dilek tuttun mu? - Evet, dilek tutman şart.

Keşke farklı bir şey yapsaydık.

- Nasıl yani? - Birazdan burnum kanayacak.

- Ne? - İyi misin?

- İyiyim. - Ne oluyor anne?

Yok bir şey. Tuvalete gitmem lazım. Hemen dönerim.

Yine başlıyoruz.

Merhaba anne. Nasılsın?

- Evet. İyi haberler var. - Öyle mi?

- Eve gönderecekler değil mi? - Evet. Öyle. Ne güzel işte.

Ayağına dikkat et.

Kabızlık veya ishal görülebiliyormuş.

Ne arıyorsun?

- Biraz gelişi güzeldi. - Ailenle güzel vakit geçir.

- Daha önce masaj yaptırdınız mı? - Geçen hafta.

Süper. Nasıldı?

Müziği sevmedim. Ellerin de soğuktu.

Geçen hafta Miami'ye geldi.

Ziyaret saatleri dışında burada tutuyorlar.

Sonraki durağı Tampa, Sarasota, ve daha nice yer.

Sonsuza dek yok olmadan önce bu görkemli yaratığı

görmeleri için halka bir şans vermek niyetindeler.

Spoiler vereyim mi?

Gergedan bu hafta ölüyor.

O annen miydi?

Çok kafana takma. O hep öyle.

Oturabilir miyim?

Tanrım. Bu kuşlar hep sıçıyor.

Çok zor yani.

Her gün aynı insanları görmek. Sekiz yıldır buradayım.

Olup biteni takip edemiyorum.

İnsan cidden bilemiyorum... Ne oldu?

- Ben... Yapamam. Yapamam. - Neyi yapamazsın?

- Yapamayacağım. - İyi misin?

- Yardım ister misin? - Hay aksi!

- Çok özür dilerim. Gerçekten. - Çok özür dilerim. Ben...

- Suç bende. - Hayır!

Önüme bakmıyordum. Tamamen benim hatam.

Senin bir suçun yok. Teşekkürler.

- Bu kitapla ne yapıyorsun? - Ben seçtim.

Seni daha önce burada görmedim.

Kitabı nereden buldun?

Burası işte.

Birkaç ay önce gelmiştim.

Aldım öylece. Kimsenin fark edeceğini düşünmedim.

Burada olduğundan haberim bile yoktu.

Yani, buraya pek gelen giden olmuyor.

Büyükannem buraya ilk taşındığında ben sürekli gelirdim.

- Bunlar benim kitaplarım galiba. - Evet, olabilir.

Çoğunu burada oturanlar bağışlamış,

yukarısı tam bir çöplük.

- Peki neden bu kitap? - Bilmem. Anlamaya çalışıyorum.

MDC'ye gidiyorum, üniversiteye. Bir laboratuvarda çalışıyorum.

- Öyle işte. - Laboratuvar mı?

Evet. Profesör Handel'ın öğrencisiyim.

Tanıyorsan...

Şu adamı küçülten makineyi icat edenlerden biri,

nanoskopik adam var ya.

Öyle işte.

- Laboratuvarda çalışıyorsun? - Evet.

Öyle projeler üzerinde değil tabii. Daha basit şeyler.

Aslında, zaman kavramı üzerine çalışıyorum.

- Zaman mı? - Evet. Nasıl işliyor falan.

Nasıl hareket ediyor gibi şeyler.

-"Paula Campos?" - Evet, benim adım bu. Seninki ne?

Zoya. Demek buradasın. Her yerde seni arıyordum.

Hazır mısın?

KUANTUM MEKANİĞİNE GİRİŞ

- Sıçtım. - Çok güzeldi bence.

Yok ya, şu başlangıcı çok zor.

Ne düşünüyorsun?

Ya bir cevap varsa?

Benim için bir çözüm yolu varsa?

- Denemeye değmez mi? - Ne demek istiyorsun?

Princeton'daki çalışmalarımı düşünüyordum,

- yaptığım araştırmaları... - Zoya.

تبصرې

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left