Books of Blood

Books of Blood

د Turkish ژباړه ډاونلوډ کړئ

د خپرونې معلومات

Books of Blood 2020 480p WEB-DL x264-RTM
د لخوا تبصره erlat
B4ND1T69 / EVO / GalaxyRG / ION10 / NTG / PSA / RARBG / RTM / XVID / YIFY

تګونه

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
x264
480p
480
په خپور شو: 2020-10-11
ډاونلوډونه: 39
د اوریدلو معیوبیت: No

د Turkish سرليکونو مخکتنه

لومړۍ 200 کرښې.

KAN KİTAPLARI 1984 YILINDA YAYINLANDI.

TÜM DÜNYADA MİLYONLARCA İNSANI ETKİ ALTINA ALIP KORKUTTULAR.

BU FİLM O SAYFALARI TEKRAR AÇMA CESARETİNDE BULUNUYOR.

Hepimiz bir gün öleceğiz.

Ama bazen ölümümüzün hikayesi o kadar şok edicidir ki...

...sonsuza kadar kolektif hafızamıza kazınması gerekir.

Bu korkuların ölüler tarafından yazıya döküldüğü bir yer vardır.

Ve hikayelerinin anlatılmasını isterler.

Bennett, sana söylemiştim. Ödeyebilirim!

Ama zamana ihtiyacım var.

Zamanın doldu.

Artık kan istiyorlar.

Elimde bir şey var.

Çok değerli bir şey.

Bir kitap.

Milyonlar değerinde nadir bir kitap.

Devam et.

Onu nerede bulacağını söyleyebilirim.

Teşekkürler.

Pazarlık etmeye çalıştı.

Paraya çevirebileceğimiz bir bilgi verdi bana.

Öyle mi?

Bir kitap varmış.

Türünün tek örneğiymiş.

Nerede?

Ravenmoor'da.

Oranın berbat bir yer olduğunu biliyorsundur.

Orada bir şey olmuş.

Çernobil'e benzediğini söylerler.

Kentsel çürüme.

Olan şey bu.

Ravenmoor rotası, 47 Tollington Place.

Hayatının geri kalanında o lanet sıçanlarla mı takılmak istersin?

Bu kitabın adı ne?

Kan Kitabı.

KAN KİTAPLARI ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002

Burayı manzarasından dolayı satın aldım.

Çok güzel.

Çok ıssız.

Sanki iki farklı yere bakan insanlar gibiyiz.

O buz gibi suda on dakika geçirirsen donarak ölürsün.

Niye böylesin?

Niye bir şeyden zevk almıyorsun?

Okulda olanlar onun hatasıydı.

Senin değil.

Olanları bilmiyorsun ki.

Anlat öyleyse.

Birine anlat.

Anlatmadığın sürece sana yardım edemeyiz.

Belki de Doktor Lerner ilaçlarının dozunu değiştirmeli.

Onları almayı bıraktım.

Ne?

Evet, bir hafta önce ilaçları almayı bıraktım.

İlaçlarını almayı öylece bırakamazsın, Jenna.

Doktor bu konuda gayet açıktı.

Bir faydaları olmuyordu.

Kendimi sürekli halsiz ve uyuşuk hissetmeme sebep oluyordular.

Halsizlik ve uyuşukluk, hasarlı beyinden daha iyidir.

Evet, tabii.

Onları almak zorunda olan sen değilsin.

Akşam yemeği hazır. İlgini çekerse tabii.

Merhaba prenses.

Kadınlar artık kraliçe olmayı tercih ediyor, Dan.

Biraz saygı göster.

Niçin?

Senin yaşındayken evde ölü gibi dolaşmazdım ben.

Bu ne demek ki?

- Ne? - Ölü gibi dolaşmak?

Bu senin sorunun, Jen.

Ağaçların arasında o kadar kayboldun ki, yaprakları bile göremiyorsun.

Orman.

Ağaçları görmeni engelleyen de bu.

İşte yine başladık. Jenna ilaçlarını bıraktı da.

Ağzımdaki yiyecekleri eritmemi mi istiyorsun?

Çiğnemeden nasıl yiyeceğim ki, Jenna?

İlaçlarını almaya başlayacaksın.

Yine aynı şeyleri yaşamak istemiyorum.

10 yaşından beri 3 farklı psikiyatriste götürdüm onu.

Üniversiteye girebilsin diye ona özel ders verecek hocalar tuttum.

Ama o hepsini bir kenara atıyor.

Onun da bir kurban olduğunu kendin dedin.

Bu yüzden kurbanı suçlama.

Kurbanı suçlamak istemiyorum.

Kurbana fatura çıkarmak istiyorum.

Onu çiftliğe geri göndereceğim.

Ve ne var biliyor musun? Bunu da mahvederse biterim.

Yarın onu almaya gelecekler.

Buraya gel.

Tanrım!

Bakar mısınız?

Los Angeles otobüsü kalktı mı?

Beş dakika sonra kalkıyor.

Harika. Bir bilet alacağım.

Lütfen.

Son çağrı. Kalkıyoruz.

Tamam.

Tanıştığımıza memnun oldum Jenna.

Sen burada biraz dinlen.

Biz de gidip odanı hazırlayalım.

Tamam mı?

Biliyordum.

- Ne? - Seni demin Örümcek Ağı Kafe'de gördüm.

Tanrım, doğru kelime neydi?

Bu sanki kozmik bir tesadüf falan.

Eşzamanlılık mı?

Aynen, eşzamanlılık.

Sanki...

...anlamı olan bir tesadüf.

Ailen çok hoş insanlar.

Hayır, tam bir kabusturlar.

Neyse ki, Sydney'e döndüler.

Aileden değil misin yani?

Burada kalan herkesi ailemiz gibi görürüz.

Bu kader.

Ya da eşzamanlılık.

KIZLAR ŞEKER, BAHARAT VE HOŞ ŞEYLERDEN MEYDANA GELİR

ERKEKLER KELEPİR, SALYANGOZ VE ENİK KUYRUĞUNDAN MEYDANA GELİR

Çok üzgünüm, canım.

- Sorun yok. - Seni korkutmak istememiştim.

Her şey yolunda mı canım?

Evet.

Evet. Sanırım çok yorgunum.

Müzik seversin diye yatağının baş ucuna bir radyo bıraktım.

Aslında pek müzik sevmem.

Bu kulaklıkları bir şey duymamak için takıyorum.

Anladım.

Duyarlısın.

Elbette. Sen bir sanatçısın.

Hayır, bunlar sadece...

...öylesine çizimler.

Yabancı bir kasabada, yabancı birinin evinde...

...uzun bir gece yolculuğundan sonra...

...çay ve kek insana çok iyi gelir.

Gel hadi.

Burada inmeyi planlamamıştım.

Aslında...

...Los Angeles'a gidiyordum.

Otobüste 1,5 gün mide bulantısı yaşama düşüncesine dayanamadım.

Eminim miden bulanmamıştır canım.

Ama bulandı.

Miden bulansaydı kusardın.

Mideni bulandıran otübüsteki insanlardı.

Ellie kelimeleri özenle seçer.

Özellikle de tıbbi kelimeleri.

Ellie bir hemşireydi.

Doktorla aynı işi yapar ama daha az para alırdı.

Sam Austin, bu doğru değil.

Doktorlar ve hemşireler tamamen farklı işler yapar.

Doktorlar hastalıkları tedavi eder.

Hemşirelerse insanları tedavi eder.

Bana gelince, marangoz olmasaydım bu ellerimle ne yapardım bilmiyorum.

Bu masa ve sandalyeleri ben yaptım.

Dolapları da ben yaptım.

Kendime bir tahta bacak bile yaptım.

Hayır, şaka yapıyorum.

Hayal edebiliyor musun?

Bu evi de siz mi yaptınız?

Oraya buraya bir şeyler ekledim.

Çok alçakgönüllüdür.

Evin alanını iki kat artırdı.

Bir şeyleri onarmaya başlayınca duramıyorum.

Hep yapacak bir şey çıkıyor.

Hayır, yapma.

Biraz hamam böceği sorunumuz var.

Ama dert etmeyin.

Evi ilaçlayalım diyorum ama Ellie bunu istemiyor.

Can almak can vermekten kolaydır.

Mesaj alındı.

Yatma vaktim geldi.

Size iyi geceler.

Los Angeles'ta ne var?

Doğruyu söylemek gerekirse nereye gittiğimden emin değilim.

Belki de nereye gittiğini bilmenin tek yolu, onu bulana kadar devam etmektir.

Belki de.

Etrafa bakmak için biraz zaman ayırıyorum.

Peki ya sen?

Biliyor musun? Üzgünüm. Bu beni ilgilendirmez.

Okuldaki bir erkekle...

...kötü bir deneyim yaşadım.

Kötü bir ayrılık mı?

Daha çok hasarlı bir ayrılıktı.

Hayat berbat.

Aynen.

Babam hep şöyle der: Gülmek için doğmadık.

Zeki bir adama benziyor.

Babamın en önemli hayat tavsiyesini söyleyeyim.

Bu dünyada ya örssündür ya da çekiçsindir.

Hangisi olmak istersin?

Karınca olmayı tercih ederim.

Karınca mı?

Çekiç vurduğu sırada örste gezinen karınca.

Böyle daha çabuk son bulurdu.

Üzgünüm.

Ağız şapırdatma sesine dayanamıyorum.

Aslında hiçbir sese dayanamıyorum.

Bazen sağır olsaydım daha mutlu olurdum diyorum.

Böyle söyleme.

Hayır, hayır. Bu gerçek.

Doktorum nörolojik olduğunu söylüyor.

Adı mizofoni. Yani, sesten hoşlanmama.

تبصرې

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left