The Diary of a Chambermaid

The Diary of a Chambermaid

Le Journal d'une femme de chambre

Baixar Legenda em Turkish

Informações da versão

Le Journal D une Femme De Chambre 2026 1080p HC WEB-DL AAC2 0 H 264-SPWEB en
Um comentário de dikistutmaz
24 fps

Tags

webdl
Publicado em: 2026-08-27
Downloads: 1
Para Deficientes Auditivos: No
FPS: 24

Prévia da legenda em Turkish

As primeiras 200 linhas.

2026 Cannes Film Festivali Yönetmenlerin On Beş Günü

Octave Mirbeau'nun aynı isimli romanından serbestçe uyarlanmıştır

23 Eylül

Yardım edin, lütfen.

Lütfen!

- Hiçbir şeyim yok! Kusura bakma. - Kapa çeneni lan!

- Janine! - Günün nasıldı? - Harikaydı.

- Dondurma istiyorum. - Bugün olmaz.

Neden?

Olmaz işte. Evde sana bir şeyler hazırlayacağım.

- Futbol oynayabilir miyiz? - Şu anda olmaz.

Büyük çocuklarla oynamak istedim. İtip kaktılar beni.

- Bir de düştüm... - Hayat böyle işte...

Tekrar arkadaş olduk ama.

Yarın okuldan bir kızın doğum günü...

- Janine! - Efendim?

- Gel de bana bir hikâye anlat! - Soktuğumun şımarık veleti ya...

- Tabletin açık değil mi? - Hayır, zaman aşımına uğradı ve kapandı.

- Şu anda yapamam. Yemek pişiriyorum! - Hadi ama. Onu sonra da yapabilirsin.

Siktir git, orospu çocuğu!

25 Eylül

- Merhaba! - Her şey yolunda mı?

- Nasılsın, Gianina? - İyiyim.

Louen bugün çok usluydu.

- Yemek pişiriyordum. Tay çorbası yaptım. - Tay çorbası mı?

Harika!

- Sadece... - Tom kha gai , değil mi?

Tam bir cevhersin, biliyor musun?

- Sensiz nasıl idare ediyorduk? - Sadece tarifi uyguladım.

- Çok ama çok güzel. - Güzel mi?

Evet.

- Bravo! - Teşekkürler.

- Ekstra bir şey mi ekledin? - Fena değil.

Hayır, kitabınızdaki tarifi aynen uyguladım.

Yok, yok, içinde...

...bir Rumen esintisi var, değil mi?

Harika olmuş.

- Masa örtüsünü değiştirmelisin. - Evet.

Bir de şeyin...

...tozunu almaya çalıştım da...

...neydi adı? İçinde bebekler olan...

- İçinde bebekler mi var? - Ve ufak tefek süsler.

- Oranın... - Hayır, Harikalar Dolabı'na dokunma sakın.

İçi kırılgan ve çok nadir eşyalarla dolu.

Süs eşyalarına dokunma. Dikkat et.

Diderot'nun mücevherleri gibi, elleme!

- Tuhaf. - Öyledir.

Ben de bununla ilgili bir kitap yazıyorum.

Çok ilginç.

Ayrıca Athanasius Kircher üzerine bir deneme de yazıyorum.

Tanımıyorum.

Cizvit. 17. yüzyıldan kalma bir Alman Cizvit.

Maceraperest bir adamdı.

Bir sürü kitap yazdı.

Matematikten tut da...

...her türlü şeye...

Müzik, akustik, astronomi...

Tıp ve Çin...

Aynı zamanda ilk Mısırbilimcilerden biriydi.

O...

Kendi dönemi için inanılmaz bir bilgiye sahipti.

- Gezen bir internet gibiydi, anladın mı? - Anladım.

Söylediklerinin çoğu yanlış çıktı.

- Hatta tamamen hayal ürünüydü ama... - O süs eşyalarına dokunma! Dikkat et!

Bir de kedilerden oluşan bir orkestra hayal etmişti.

- Gerçekten mi? - Gerçekten.

Müzik yapmak için kuyruklarından çekiyorlarmış, bestelemek için.

Bir de makine...

...bir volkanı temizlemek için...

Ben de seni özlüyorum.

Ama Donnadieul'lerle konuştum.

Noel ve Yılbaşı için eve gelmeme izin veriyorlar.

Hadi, ağlama.

Anneni üzeceksin.

Canım, sadece iki ay kaldı.

Bak anne.

Yatağımı topladım.

Ve yeni bir bebeğim var.

Adı Auraş, Aurelia'dan almış adını.

Çünkü Aurelia verdi bana.

Bak ne kadar güzel!

Ama anne...

Seni çok özledim.

Romanya'ya gelmeni istiyorum.

Maria!

Yeter artık.

Annenin seni yine ağlarken görmesini mi istiyorsun?

- Kapa şunu artık. - Kapatmak istemiyorum!

- Çekmeye devam etmek istiyorum! - Daha fazla çekim yok.

Hadi...

O kadar bağırdınız ki başım zonkluyor.

Aurelia...

- Sen de evine, hadi... - Biraz daha kalmak istiyorum!

- Evine, annenin yanına git. - Kalmak istiyorum!

Başım çatlıyor. Ayakkabılarını giy!

- Uslu dur yoksa fena olur! - Kalmak istiyorum.

Yarın yine gelirsin.

29 Eylül

Bak canım, burası şehir.

Ve burada da...

Şu kocaman gemiye bak.

Nehirde.

Gördün mü?

Yüzen bir otel bu!

Sonunda eve geldik!

Hep bok püsür...

3 Ekim

Célestine, efendim.

Of!

Güzel isim ama çok uzun, evladım.

Fazlasıyla uzun.

Sorun olmazsa, sana Marie diyeceğim.

O da çok zarif bir isim. Hem de kısa.

Ayrıca bütün hizmetçilerime hep Marie derim.

Sana Marie dememe bir itirazın yoktur herhalde?

Yok, efendim.

Güzel kız, tatlı huylu...

- Başkaları var mı? - Başka isimler mi, efendim?

Hayır, çocuğum, başka potinler?

Evet, efendim, başka potinlerim de var.

- Rugan deri mi? - Evet, efendim.

Çok iyi! Sarı deri var mı?

- Hayır, sarı hiç yok, efendim. - Bir çift edinmelisin.

Sana bir çift vereceğim.

Güzel, güzel, tek kelime etme!

- Efendim! - Anlaştık mı, evladım...

Benim huylarım var.

Bu yaşımda bu mazur görülür, değil mi?

O küçük potinlerini yalnız ben parlatacağım.

O tatlı küçük potinlerini...

İyi dinle.

Her gece yatmadan önce potinlerini odama getireceksin...

...yatağımın yanına bırakacaksın...

...ve her sabah pencerelerimi açarken onları alacaksın.

Ve eğer çok uslu bir kız olursan...

- ...seni hediyelere boğarım. - Teşekkür ederim!

- Teşekkürler. - Marie!

Küçük potinlerin! Hemen bana ver onları...

...hemen istiyorum.

Işık geçişini alalım.

- Uzanayım mı? - Evet, uzan.

Şimdi ben...

Ertesi sabah, pencereyi açmaya gittiğimde...

...korkudan neredeyse yere yığılıyordum.

Efendi ölmüştü!

Yatağın ortasında, sırt üstü yatıyordu.

Vücudu neredeyse tamamen çıplaktı.

Ölüm sertliği çoktan başlamıştı.

Yüzü mor olmasaydı, uyuyor derdiniz...

Patlıcanların o uğursuz moru...

Korkunç bir görüntüydü.

Efendinin dişleri, potinlerimden birine kilitlenmişti.

O kadar sıkı sıkı tutmuştu ki...

...boşuna ve korkunç çabalarımdan sonra...

...onu çıkarmak için deriyi jiletle kesmek zorunda kaldım.

Azize değilim.

Erkekleri tanırım ve deneyimlerimden...

...ne tür aptallıklara ve pisliklere muktedir olduklarını öğrendim.

Ama... efendi gibi bir adam...?

8 Ekim

Bak canım, buranın adı Su Aynası.

Bütün binalar suya yansıyor.

Çok güzel binalar var.

Ve bir sürü yoksulluk.

Özellikle dünyanın dört bir yanından gelen göçmenlerle birlikte.

Yine de burası çok güzel.

Kış yaklaşıyor. Sana sürüyle hediye alacağım.

Ve anne söz veriyor...

...yeterince para biriktirebilirsek...

...buraya gelip Ayna'yı ve bütün bu güzellikleri görebilirsin.

Şimdi uyuyalım mı?

- Hanımefendi? - Efendim?

- Kahvenizi getirdim. V60, en sevdiğiniz. - Tamam.

Çok teşekkür ederim. Çok naziksin.

- Benimle bir fincan içer misin? - Yok, sağ olun.

Ateşini ölçeyim de... Israr etsem peki?

- Burada mutlu musun? - Evet, size çok minnettarım.

- Her şey için teşekkür ederim. - Ne demek.

Daha önce çalıştığın yerde ne oldu?

Nasıl desem?

Çok kötü davrandılar bana.

Parisli bir aileydi.

Durmadan pis çingene, maymun falan diyorlardı.

Paramı çaldılar.

Hatta kadın dövdü de beni...

- İnanılır gibi değil... - Evet.

Birkaç kere hem de.

En kötüsü, kaçamayayım diye evraklarımı aldılar.

Nasıl yani?

Romanya'daki kızımı görmek istedim.

Pasaportumu ve kimliğimi aldılar.

Niye?

Saçmalığa bak.

Kafalarında vardı...

Polise gidersem başımın derde gireceğini söyleyip tehdit ettiler...

...kayıt dışı çalıştığım için sınır dışı edileceğimi söylediler.

Aman Tanrım!

Ne korkunç insanlar!

Sonunda polise gittim ve kaçtım ama...

Dehşet vericiydi.

Comentários

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left