Первые 200 строк.
DOCTOR SLUMP
Sen şimdi o stüdyo dairede mi kalacaksın?
-Hayır, bugün geri taşınmaya başlıyorum. -Cidden mi?
Böylece seni biraz daha sık görürüm.
Hah, şey…
-Telefonunu ver. -Telefonumu?
-Evet. -Niye?
Sence niye? Adımı değiştireceğim.
YEO JEONG-WOO
SEVGİLİM KAYDET
Tamamdır.
Sen de ver.
Niye? Adını mı değiştireceksin?
Evet. Adımı değiştirip
bütün kadınları da sileceğim.
Hiç durma.
Zaten pek yok ama istersen sil gitsin.
Bugünlük sadece adımı değiştiriyorum.
Şimdilik burada bitsin.
Sus.
Bir daha bana "Burada bitsin" falan deme.
-Niye ki? -Benden öyle ayrılmıştın.
"Burada bitmesi en iyisi."
Bu cümle bende travma yarattı. Bir daha söyleme.
Bu güzel günü mahvetme.
Yok, yetmez. Çok gerildim.
Önümüzdeki 100 yıl bir daha söylemeyeceğine söz ver.
Yazılı olsun, yarın notere onaylatalım. Kanun yanımda olursa rahatlarım.
Tamam ya, bir daha asla söylemem.
Gerçekten mi?
Söz ver.
Söz.
Sonsuza dek birlikteyiz, söz verdin.
Anlaştık.
Bu arada
epey yakışıklısın.
Biliyor musun?
Sen de tam bir afetsin, gördüğüm en güzel doktorsun.
Sen hayatımda gördüğüm en yakışıklı adamsın.
Sen benim görüp görebileceğim en güzel insansın.
Sen…
Kesin şu tantanayı!
Bize demedi, değil mi?
Dememiştir. Yanlış bir şey söylemedik ki.
-Hadi. -Hadi.
Ne diyorduk?
Ben senin görüp görebileceğin en güzel insanmışım.
Doğru demişim.
Ama sinirlerini bozduğumu söyleyip
"Keşke Busan'da kalsaydın" da demiştin.
Deli deli konuşmuşum.
Ama sen de birazcık sinir bozucuydun.
Ama yine de gözümde güzeldin.
-Gerçekten mi? -Evet.
Ben de öyle hissetmiştim.
Tavırlarından hoşlanmasam da seni hep yakışıklı buldum.
Anladım.
O zaman al, bu yakışıklı senindir.
-Öyle mi? -Evet, doya doya bak.
Birileri görecek!
Acayip şirinsin.
Utanınca daha da şirinsin.
Sen daha şirinsin.
Senin kadar tatlısını görmedim.
Senin kadar tatlısı dünyada yok.
Hem en tatlısın hem de en yakışıklı.
Sen de tatlı ve seksi.
Seksi mi?
Ben geldim.
-Hoş geldin. -Merhaba.
Bensiz bira içmek, ha?
Niye söylemediniz? Biracıyım, biliyorsunuz.
Ayıp size.
Kadeh kaldırsak mı?
Ne alaka şimdi? Şirket yemeğinde miyiz?
Konuşma da yapacak mısın?
Ne var, yapamaz mıyım?
Hepinize sağlık ve gelecekte bol şans diliyorum.
Bu güzel mi güzel gecenin şerefine.
İyi bir haber falan mı vereceksin?
İyi haber mi? Hayır.
İyi haber vermeyeceksen bu anlamsız neşe ne?
Öyle mi?
Mutluluk için çok şey gerekmiyor.
Mutlu hissediyorsan mutlusundur sonuçta.
SEVGİLİM
Ben odamdayım.
İyi geceler!
Tarikata falan mı girdi acaba?
Yoksa piyango mu çıktı?
Hayır.
İkisi de değil. Bence şey…
Bipolar bu kız.
Hep bir mutlu bir depresyonda oluyorlar.
Bugüne kadar depresyondaydı, birdenbire mutlu oldu.
Eminim ya.
Değil mi? Kesin bipolar.
Alo, Jeong-woo?
Evet, sağ salim vardım.
Niye merak ettin? Zaten girene kadar bekledin.
Yine de ettim işte.
Açıkçası merak ettiğim bir sürü şey var.
Mesela kaçta yatarsın, günde kaç bardak su içersin,
neli dondurma seversin, külahta mı kapta mı…
Bütün gece konuşalım madem.
Merakımızı gideririz.
Kaldırabilecek misin?
Ben sabahlamaya alışkınım.
Ortalama kaç saat uyursun?
Beş saat falan.
-Ben de. -Gerçekten mi?
İkimiz de çok uyumuyoruz.
Evet.
Belki uykusuz kaldığımdandır
ama tam yatacakken bana bir şey denmesini sevmem.
Ben de. Sinirim bozukken benimle konuşulmasını da hiç sevmem.
Ben de.
Sinirim bozuldu mu hemen geçmiyor, zaman gerek.
Başka?
Çok merak ettiğim bir şey var.
Yine birlikte olmak nasıl?
-Şimdi daha iyi bence. -Daha mı iyi?
Evet.
İlk çıkışımızdan daha iyi.
Nasıl anlatsam…
Sorunlarımla boğuştuğumdan
ilişkiye hazır mıyım bilmiyordum.
Ama artık onlarla yüzleşip hayatıma devam etmeye karar verdim.
Kafa yapım değişti.
Şimdi çok daha dertsiz ve mutluyum.
Sevindim.
Özledim seni.
Yukarı gelsene.
Şimdi mi?
Evet. Gece atıştırması yapalım.
Kızarmış tavuk? Ya da jjajang ramyeon?
Jjajang ramyeon olur.
Annem dün taze soğanlı kimçi yapmıştı.
-Getireyim mi? -Hadi canım!
İkisi birlikte çok iyi gider, getir tabii.
Tamam. Sen ocağa su koy.
-Kaynamadan gelirim. -Tamamdır.
Kimin aklına gelirdi?
Ramyeon ve kimçi yüzünden
kalbim pır pır ediyor.
En sıradan şeyler bile büyüleyici. Çünkü âşık oldum.
Sen niye hâlâ ayaktasın? Hayırdır? Kimçiyi ne yapıyorsun?
Canım çekti de.
Niye pilavsız yiyorsun?
Çok güzel olmuş.
Yerken bir yandan makale okuyayım. Hadi sen yat anne.
Kimçi yerken makale mi okunurmuş?
Ne acayip kız.
Of, arkasını da toplamamış.
Ucuz yırttım.
Yakalayacak diye ödüm koptu.
Güzel kaçtın, aferin.
-Evet. -Güzel duruyor.
Hiç bu saatte yememiştim.
Bu arada ilişkimizi saklasak
daha iyi olur herhâlde, değil mi?
İş yerinde evet.
Ne zaman bırakacağım meçhul, söylemenin bir manası yok.
İş arkadaşlarımız huzursuz olabilir,
aramızda kalsın.
Peki ya burada?
Yani…
Artık işe gideceksin sonuçta.
Nereye gittiğini merak edecekler.
Bana yardım ettiğini söylersen daha da merak edip ayrıntısını sorarlar.
Gerçeği söylerim, çıktığımızı.
Gerçekten mi?
Evet. Niye söylemeyeyim ki?
Ne bileyim, taze soğanlı kimçi yemeye gizli gizli geldin sonuçta.
Saklamak istiyorsun sandım.
Annem birden ortaya çıktı, bir şey uydurmak zorunda kaldım.
Yoksa tabii ki söyleyeceğim.
Çok sevinecekler.
Seni çok seviyorlar, özellikle annem.
Cidden mi?
Bu ne böyle?
Kayınvalidemin yemekleri…
Annenin yemekleri de bir başka.
Mükemmel olmuş.
Şapşal şey.
-Ye hadi. -Tamam.
Jjajang ramyeon ve kimçi harika gidiyor.
Müthiş.
Üşüdün mü? Havalansın diye camı açmıştım, kapatayım mı?
Kalsın, uykumu açıyor. Yemek yiyince mayışmıştım.
Uykun mu geldi?
Uzan o zaman.
Ne yapıyorsun be?
Yatağa vurmalar falan. Sağlamlığını mı deniyorsun?
Niye vurduğumu bal gibi biliyorsun!
Gel buraya.
Yeter, uzan deyip durma.
Yarım saate gidersin.
Peki.
Ama yarım saat bak.
No comments yet. Be the first to leave one.