One Hundred Years of Solitude

One Hundred Years of Solitude (Cien años de soledad)

Скачать Turkish субтитры

Сезон 1

Информация о релизе

One Hundred Years of Solitude S01 1080p WEB h264-EDITH
Комментарий от BartuW

Теги

webdl
Опубликовано: 2026-08-08
Загрузки: 1
Для слабослышащих: No

Предпросмотр субтитров (Turkish)

Первые 200 строк.

YÜZYILLIK YALNIZLIK

Merhaba?

José Arcadio Buendía burada mı yaşıyor?

Evet.

Ne oldu Amaranta?

Günaydın.

Rebeca bir pazar günü geldi.

Anne babasının kemikleriyle onu götürme görevini üstlenen

birkaç deri tüccarıyla Manaure'den zorlu bir yolculuk yapmıştı.

-Ne yazıyor? -Kendisi uzaktan kuzenimizmiş.

Unutulmaz dost Nicanor Ulloa'yla değerli eşi Rebeca Montiel'in kızı.

Kimin kızı?

Ama bu iyiliği onlardan kimin istediğini bir türlü çıkaramadılar.

Adın ne?

Aç mısın?

-Aureliano, Arcadio senin odana taşınacak. -Tamam.

Visitación, banyo hazırla.

Aureliano'nun odasına ben geçsem?

Hayır. Arcadio artık oraya geçecek kadar büyüdü.

-Bana eski elbiselerinden birini getir. -Ama…

Çok erkek var, bir kız daha olması iyi olur.

Güvenebileceğin bir kardeş olur.

Anlaşıldı mı? Bana yardım et.

Elbise Amaranta.

Kemik mi?

Evet. Bir sürü kemik.

Tekrar söylemeyeceğim.

Gidelim.

Bu ev ne ara yetimhane oldu?

Arcadio yetmezmiş gibi.

Aureliano büyük bir sabırla tüm azizelerin isimlerini saydı

ama kız hiçbirine tepki vermedi.

Lucía.

Dorotea.

Inés.

Ahraz olabilir.

Annesinin adını veririz. Rebeca işte, tamam.

Bırakın da yesin.

Çocuklar!

Annem sizi yakalasa ne yapar?

Hadi uyuyun.

-Daha uykum gelmedi. -Yalan.

Tuhaf kızdan korkuyorsun.

Hiç de değil. Sen de onun gibisin. Ne annen var ne baban.

Amaranta.

Odanda uyuyabilir miyim?

Kendi odana git. Bir şey yok.

Ya sen?

Gel. Benimle gel.

Bunu biliyor musun?

Armadillo mu?

"A" harfiyle başlıyor.

Senin adın gibi.

"A."

Bu harfi biliyor musun?

"B" mi?

Çok güzel.

Uyku vakti Arcadio.

Yarın devam ederiz.

İyi geceler.

Babanın buraya kapandığı yetmedi mi?

Bir boğazı daha doyurabiliriz.

Kız geldiğinden beri ağzına tek lokma bile koymadı.

Sakin ol. Acıkınca koşarak yanına gelir.

Rebeca için endişelenmiyorum ki.

Mesele Aureliano.

Abisi gittiğinden beri o lanet laboratuvardan çıkmadı.

Dışarı çıkmaya korkuyor gibi.

Aureliano, buraya gel!

Babanla bir kahve iç.

Günaydın.

Günaydın.

Biliyor musun, senin yaşındayken annenle çoktan tanışmıştım.

Köydeki herkes birlikte olacağımızı biliyordu.

Ama biz bunun farkında değildik.

Ben değildim.

Neden günlerini o odada geçiriyorsun?

Yaptığın balıkları mı satıyorsun?

Yürüyüşe çık Aureliano.

Günlerini o odaya kapanarak geçiremezsin.

Diyene bak.

Bu lafı annenden mi öğrendin?

Hayır.

Ama biz aynı değiliz.

Ben buraya kapanmadan önce dolu dolu yaşadım.

Öyle olmasaydı

Macondo olmazdı.

Sen de olmazdın. Gördüğün hiçbir şey olmazdı.

Hadi yürüyüşe çık. Balıkların bir yere kaçmıyor.

-İyi günler. -İyi günler.

Bir litre asit.

Biraz da altın folyo.

Çok teşekkürler.

Amaranta, Rebeca! Yemek hazır!

U. A.

Sofrada olmaz Arcadio. Kaşık getir.

Cataure! Rebeca'yı getir!

-Yardım lazım mı? -Merak etme, bitmek üzere.

Senin derdin ne? Amaranta'ya ne kadar yakışmış, bak.

Bir gün oldu Rebeca.

Yesene.

Rebeca.

Köydeki herkes bilir, en iyi patates çorbası bizde.

Tadına baksana.

Bitirene kadar buradasın.

Hele bir yap.

İstersen açlıktan ölebilirsin ama yemeğimizi israf edemezsin.

Cataure! Al şunu!

Rebeca?

Rebeca.

Yakalayın onu!

Kıpırdama!

Kıpırdama.

Biraz dursak mı efendim?

Söz dinlemezse zorla dinletirim!

O içeceği al da kıçına sok.

Ne dedi?

-O içeceği al da… -Dışarı!

Bir kaşık Rebeca.

Sonra rahat bırakacağım.

Ne kaybedersin ki?

Sadece iyi olmanı istiyorum.

Teşekkürler

anne.

Canım benim.

Size kısır horoz masalını anlatayım mı?

-Evet. -"Evet" deyin demedim ki.

Kısır horoz masalını anlatayım mı diye sordum.

O zaman hayır.

"O zaman hayır" deyin demedim ki.

Kısır horoz masalını anlatayım mı diye sordum.

Yeter artık Rebeca. Onları delirteceksin.

-Daha alsam? -Daha mı?

Teşekkürler anne.

Sen ister misin kardeşim? Macondo'daki en iyi patates çorbası.

Öyle mi? İçine toprak mı koydun?

Amaranta!

Yemeğini ye.

Sakın.

Cataure.

Sesi duyuyor musun?

Kümese bir hayvan girmiştir.

Cataure, kalk. Hadi.

Rebeca?

Visitación ve Cataure'nin o gözlerde gördüğü şey

korkunç bir hastalığın belirtisiydi.

Cataure'yi bir daha o evde gören olmadı.

Bu, uykusuzluk illetiydi.

Köyünü uzun zaman önce terk ettin. Unut artık şu saçmalığı.

Saçmalık değil efendim.

Visitación…

Hayır!

Parmağını oraya sokma.

Bence abartıyorsun.

Abartmıyorum. Beni dinleyin efendim.

Bu veba bir eve bir kez girdi mi

artık kimse uyumaz.

Bunlar batıl inançtan ibaret Visitación.

Hem sahiden de artık uyumazsak gayet güzel olur.

Hayatın tadını çıkarırız.

İşimiz bitince meydana git.

Temiz hava iyi gelir.

Hayvan figürlü şekerler!

Hayvan figürlü şekerler!

Hayvan figürlü şekerler.

Hayvan figürlü şekerler.

Teşekkürler.

Teşekkürler Rebeca.

Buendía ailesi telaş yapmadı, ta ki uykusuz geçen üçüncü güne kadar.

Bunca zaman varken neler neler yaparız.

-Meydanı badem ağaçlarıyla dolduracağız. -Aynen dostum.

-Ben kazandım! 14-12. -Ne? Hayır!

Hastalığın en korkunç özelliği uyuyamamak değildi

çünkü vücut hiç yorgun düşmüyordu.

Baba! Bana şeyi versene…

Şeyi…

Neyi?

Daha kritik bir evreye doğru amansız evrimiydi.

Hafıza kaybı.

BADEM AĞACI

Aureliano bir formül geliştirdi,

onları hafıza kaybına karşı koruyacaktı.

DUVAR

ÖRS

Kayıp giden bir gerçeklikte böyle yaşamaya devam ettiler.

Bir an için yazdıkları kelimelerle tutundular…

AİLE İÇİN YEMEK PİŞİRİLİR

…ama harflerin anlamlarını unuttuklarında ellerinden kayıp gitti.

Sonra eşyaların anlamlarını ve isimlerini unuttular.

TAVUKLARDAN ÇIKAN YİYECEK

BU MUMLAR ATEŞLE YAKILIR

SOKAĞA İŞEMEYİN İNSANLAR SİNİRLENİYOR

SOKAK LAMBASI

İNEĞİ HER SABAH SAĞ SÜTLÜ KAHVE İÇİN SÜTÜ KAYNAT

Dostum, işler çığırından çıkıyor.

Sen kimsin?

Beni tanımıyor musun kardeşim?

Tecavüz!

Tecavüzcü! Tecavüzcü seni!

Isabel, sakin ol. O senin kocan!

Комментарии

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left