Silo

Silo

Download Turkish Subtitle

Season 3

Release info

silo s03e04 1080p web h264-cakes
A Commentary by desprite
Alt yazı çevirmeni: Orhan Cevher

Tags

webdl
Published on: 2026-07-24
Downloads: 142
Hearing Impaired: No
FPS: 23.976

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Emerson, hastanın yanında mısın?

Odasının önündeyim hanımefendi.

Güzel. Hemşiresine bir mesaj iletmeni istiyorum.

Burada ne işin var?

Arkadaşa ihtiyacın olabileceğini düşündüm.

Asıl ihtiyacım olan geçici bir belediye başkanı atamak için

- yargı süreci başlatman. - Durumu o kadar kötü mü?

Bu gece hayatta kalması pek mümkün değil. Evde görüşürüz.

Üç ay önce istediğini istiyor

ama madenlerdeki gaz, işi tam olarak yapmadı, değil mi?

Madendeki gaz Lukas Kyle içindi.

- Madende miydi? - Kaçtı.

Ama gaz belediye başkanını etkiledi.

İçerideki ses bunun iyi bir şey olduğunu düşünüyor gibi.

Kahramanca ölüm falan.

Ve bu…

Bu, suya ilaç koyma ihtiyacını durdurabilir.

Bunu senin için yapacağım.

Ben yapmalıyım.

Evet. Anlıyorum.

Ama yalnız olmak zorunda değilsin.

Bayan Sims ne zaman gelecek?

Şu anda yolda.

Geldiğinde baygın olmasını istiyor.

Tutun onu.

Neler oluyor?

- Tamam. - Hayır.

Hey.

- Sorun yok. Her şey yolunda. - İmdat!

- Onu sessiz tut. - İmdat!

Hayır.

Gitmeliyiz. Şimdi.

HUGH HOWEY'NİN SİLO KİTAP SERİSİNDEN UYARLANMIŞTIR

- Hey. Ne yapıyorsun? - Birini aramalıyız.

Birini mi aramalıyız?

Ne oluyor lan?

- Az önce bir adamı yok ettiler. - Lanet olsun!

Muhtemelen telefonlarımız üzerinden dinliyorlar.

- Ya Charlotte aramaya çalışırsa? - Bunu…

Charlotte'la konuşamazsın. Aramalarını dinleyecekler.

Buradan gitmeliyiz. Arabam…

- Dur. Ne… - …dinleniyor mu, izleniyor mu bilmiyorum.

Bunun ne olduğunu düşünüyorsun?

Birisi o adamı ortadan yok etti.

Tamam mı?

Şimdi güvenli bir yere gitmeliyiz.

- Sanırım bir yer biliyorum. - Neresi?

Tamam, 10.00'a kadar gelme.

O zamana kadar ne yapacağım?

Ne yaparsan yap, eve gitme.

İyi olacaksın. Hemşire!

- İyi olduğunu söyle. - Bilmiyorum.

Kalmaya çalıştım. İzin vermediler.

- İşe yaramazın tekiyim. - Neden bahsediyorsun?

Jules yardım için bana ulaştı.

Önce onu görmezden geldim, sonra da ona bağırdım.

Kendini hırpalayamazsın. Onu madende yalnız bıraktım.

- Ne oldu ona? - İnsanları kurtarmaya gitti.

Tabii ya.

Onu görmene izin vermezler.

Hey, Emerson.

Nabzı atıyor.

Siktir.

Tamam. İşte. Al şunu. Nefes al. Nefes al. Tamam. Güzel.

Gitmemiz gerek.

Şerif.

Ne bilmek istiyorsun?

Ölüm sebebinin fare zehri olduğunu doğrulamak istiyorum.

- Bunu yapamam. - Daha fazla zaman mı lazım?

Hayır, yani zehirlenmemiş.

Bu gece ölüm sebebi aerosol bazlı fare zehri olan bir sürü ceset var.

Ciğerleri kızarmış.

Onunki pırıl pırıl.

O zaman ne oldu?

Kafasının arkasına sert bir darbe almış.

Bir inşaat demiriyle olduğundan eminim.

Yarada yivli bir desen var.

- Ne zaman olmuş? - Birikime göre? İki gün önce.

Onu nerede buldun?

Arama ekiplerinden biri emin olmak için kapalı bir tünele girdi.

Onu diplerde bulmuş.

Belki de bir sebepten dolayı oradaydı ve tavan çöktü?

- İnşaat demiri… - Hayır. Ciğerleri temiz dediğimde

madende ölmediğini kastetmiştim.

Orada ölen herkesin ki yıllar boyunca çok sayıda gördüm

ciğerlerinde her zaman toz vardır.

Onun bulunmaması gerekiyordu.

Yarayı göster lütfen.

Billings'den Şerif Yardımcısı Murphy'ye.

Devam et şerif.

Carla McLain'i görürsen benimle Tedarik'te buluşmasını söyle.

- Konu gölgesiyle ilgili. - Onu buldun mu?

Evet.

Tamam. Beklediğim gibi değil.

Belli ki senin evin değil.

Ne demek o?

Sadece, 30 yıllık bir Saab kullanıyorsun. İronik olarak değil ve…

Bu farklı.

Bilgin olsun, mobilyaların seçimine yardım ettim.

Kimin için?

Palmer için. Eski sevgilim.

Ve bu Palmer istediğin zaman girip çıkmanda bir sakınca görmüyor mu?

Güney Sudan'da görevde.

Pekâlâ.

- Hey. - Evet.

Ayakkabılarını çıkar.

Vay canına.

Bir ilişki bittiğinde yaptığım ilk şey tüm kanıtları gömmektir

ama bu adamın duvarında kocaman bir fotoğrafın var.

Evet. Palmer öyle biri değil.

Nasıl değil?

Adi değil.

Yani ilgilendiğin bu mu?

- Adi olmayan, Pulitzer ödüllü tipler. - Tanrım, bu bir randevu değildi.

Yemek var mı?

Keyfine bak.

Steve'in oradan sonra nereye gittin?

Etrafta dolaştım, kafamı boşaltmaya çalıştım. Sen?

Ofise.

Ne ofisi? Kovulmuştun.

Kartımı saklamıştım. Bilgisayar lazımdı.

Tamam. Steve'in adresini araştırdım.

Aslında adı Steven Price'mış.

Sonunda cep telefonu olduğunu düşündüğüm numarayı buldum.

Kayıtta numaranın kullanılmadığı söyleniyordu.

Belki onun değildir.

Sonra Charlotte'ın filo liderinin babasının numarasını aradım.

- Bay Alameda. - Evet.

Kayıtlar numaranın kullanılmadığını söylüyordu.

Dünden önceki gün çalışıyordu.

Kiminle uğraşıyoruz böyle?

Polise mi gideceğiz?

Sanırım onlar bu işin bir yere varmamasını sağlayacak türden insanlar.

SKT'leri iki yıl önceymiş.

Hayır, dur. İğrenç.

Al bakalım.

- Bunca zamandır sende miydi? - Sıradaki hamlemiz ne?

Hamlemiz var mı?

O iletişim kaydı olmadan hiçbir şey yapamayız.

Moldova'da birinin şifrelenmemiş iletişimi kaydettiğini söyledi.

Kim olduğunu bulabilirsek

belki kaydın başka bir kopyasını alabiliriz. Sızdırırız.

Hakkında hiçbir şey bilmediğimiz birini nasıl bulacağız?

Steve'in evindeki satranç oyununu biliyorsun.

Tuhaf, değil mi? Sanki sırası bittiğinde tüm ruh hâli değişti.

Bir şeyler oluyordu.

Mat olmaktan iki hamle uzaktaydı ve şahını ortaya çıkardı.

Belki de sadece dikkati dağılmıştı.

Ya kazanmak için oynamıyorsa?

Ya iletişim kurmak için oynuyorsa?

Nasıl yani?

Tamam.

Snowden 2013 yılında NSA belgelerini sızdırdığında

hükûmet ajanlarının terör örgütlerine sızmak için World of Warcraft

oyununu kullandıkları ortaya çıktı.

Teröristlerin iletişim kurmak için online oyunları kullanabileceklerini düşündüler.

Ne demeye çalışıyor olabilir?

Bilmiyorum. Kral düştü mü?

Ne demek istediği önemli değil. Rakibinin kim olduğunu bulabilirsek

başka bir ipucumuz olabilir.

Bunu nasıl yapacağız?

Tamam, kullanıcı adının sadece son kısmını yakaladım.

Bir şeydi, bir şey…

"koca ayak yaşıyor."

Bu çok saçma.

- Harika. Onu yakaladık. - Birazcık.

Gördüğüm şey buydu.

Ne?

Bu işte iyisin Nancy Drew.

Hayır. Bana öyle deme.

Okulda sana öyle mi diyorlardı? Bu hassas bir nokta mı?

Bir daha öyle de, anlarsın.

Seni öldürürüm. Uykunda öldürürüm.

Lukas lanet Kyle.

Beni aradığını söylediler.

Tamam. Korkarım söyleyeceklerim hoşuna gitmeyecek.

Ne söyleyeceksin?

Sen ve senin Yabancılar insanlara dışarısı güvenli deyip duruyorsunuz.

- Çünkü öyle. - Hayır. Değil.

Kafeteryadaki ekranlarda gördüğünüz şey…

Tam olarak öyle…

Hay sikeyim.

Seni saflarına çekmişler. Onu bulamamamıza şaşmamalı.

Muhtemelen üst kattaki büyük dairede onların misafiriydi.

Madendeydim.

Temizlik videosunu gördüm göt herif.

Yalan söylediklerini biliyorum.

Orası tam bir cennet.

O video, kaskların içinde oynatılıyor

böylece dışarıya gönderdikleri kişi gerçekten temizlik yapıyor.

Kaskta video mu?

- Ona inanıyor musun? - Neden yalan söylesin?

"Neden yalan söylesin?" mi?

- Sen lanet… - Kahretsin.

Ne yapıyorsun?

Askerler birini arıyor. Bu kat asker dolu.

Pekâlâ.

Bak, bana inansan da inanmasan da fark etmez.

Bu üçü beni askerlerin elinden kurtardı.

Seninle tanışmamı istediler. Bunu borçlu olduğumu düşündüm

More Turkish subtitles for Silo

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left