The first 200 lines.
- Kes şunu. Aynalara bakıyorum. - Ya peşimizdelerse?
Öyle olsa görürdüm.
Tanrım, MI5 neden beni kaçırmak istesin?
Bildiklerin için.
Seni kaçırırlar, tehdit ve işkence ederler.
Ortadan kaybolursun. Bu iş böyle.
Hayır, ifademi alabilirler. Benimle konuşabilirler.
Evet. Ya da sert girerler.
Evimde olacaklarını nereden bildin?
Arabayı durdur. Durdursana şunu.
- Birini yerleştirdiler. - Arabayı durdur yoksa atlarım.
- Sen... - Arabayı durdur.
Neden evimdeydin?
Seni gözetlemek istemiştim.
MI5 engelledi.
Ya onlara çalışıyorsun ya da seni alacaklar diye düşündüm.
- Ben de geldim... - MI5 için çalışmıyorum.
Evet, bunu anladım zaten.
Neden beni... Ben şey değilim...
Ne değilsin?
Suçlusun Zara Dunne.
O parayı çaldın, değil mi?
- Sen ve arkadaşların. - Evet ama...
Onlar arkadaşım değil, tamam mı?
Onlarla Luke aracılığıyla tanıştım. Onlara biraz bilgi verdim, hepsi bu.
Hackleyeceklerdi.
Ne yapacaklarını bilmiyordum. Yemin ederim.
Al.
Sağ ol.
Soruşturmam başarısız olsun istiyorlar.
Amirimle bu konuyu konuştum. Resmen doğruladı.
Davadan çekilmemi istedi.
Bence ortak düşmanlarımız var.
Ortak hedeflerimiz var.
Belki birlik olup birbirimize yardım edebiliriz.
Arkalarından iş çevirip seninle mi çalışayım?
Davamı engelliyorlar. Tek başımayım.
Tamam. Seninle birlik olayım, sen de hırsızları yakala. Ya sonra?
Bana dediklerini mahkemede söyle. Kandırıldın, hackleme sandın.
Hapis yatacağını sanmam.
Sanmaz mısın?
Peşindeki hırsızlar seni endişelendirmiyor mu?
Onları hapse atarız, peşine düşemezler.
Evet ama yine de MI5 ile uğraşmam gerekecek.
Hırsızlar hapse girerse MI5'ın seninle işi kalmaz.
Öncelikleri olmazsın, hedef olmaktan çıkarsın.
Hayır. Çok şey ters gidebilir. Olmaz.
Üzgünüm. Her yerinden "olmaz" fışkırıyor.
Peki.
Şansını tek başına dene.
Seni evine bırakırım.
MI5 muhtemelen hâlâ oradadır. Başında bir çuvalla,
minibüsün arkasına tıkılırken "Hackleme sandım." dersin.
Arkadaşların erken davranıp seni almazsa.
Senin çıkarın ne?
Bunu yapanları yakalarsam soruşturmam başarısız olmaz.
Tamam. Yani beni kullanıyorsun. Diğerleri kadar kötüsün.
Onlar seni öldürmeden silahlı soyguncuları bulman lazım.
Ben silahlı soygun polisiyim.
Kendini daha iyi hissedeceksen aslında sen beni kullanıyorsun.
SOYGUN
Ya hâlâ buradalarsa?
Çoktan gitmişlerdir. Buradalarsa tutuklarım, kâbus biter.
Bir yere gitme. Kapılar kilitli.
Bir şey olursa kornaya bas.
Basılı tut.
Sadece birkaç dakika sürer, tamam mı?
SÜRÜCÜ BELGESİ DEMETRIUS GABRIEL COVACI
Kapıyı aç.
İyi misin?
Bir minibüs vardı.
Onlar mıydı?
Bilmiyorum.
- İçinde kim vardı? - Görmedim.
- Plakayı aldın mı? - Hayır. Tanrım.
Bir şey buldun mu?
Boş.
İşlerinde iyiler.
Baştan aşağı çamaşır suyuyla temizlenmiş.
Peki şimdi ne yapacağız?
Sana kalacak bir yer bulacağız, Lochmill yakınlarında.
Paranın çalınması için
yatırımlardan çıkıp nakde çevrilmesi gerekti, değil mi?
Bunu yapan ne sendin ne de Luke.
Bunun için çok kıdemsiziz. Eğer...
Yatırım komitesinden biri işin içinde mi yani?
Sadece içinde değil.
Üst mevkideki biri
bu işin arkasındaysa hiç şaşırmam.
Yatırımları nakde çevirme kararını kim veriyor?
BAKİYE: 212,07£
Cartwright baş yatırımcı.
Ama hepsinin strateji üzerine oy verdiği komite toplantıları var.
Toplantı notları var mı?
Evet ama ağ sürücüsünde, sadece komite üyeleri erişebiliyor.
Sence erişim sağlayabilir misin?
Ne? Ben mi?
Niye gidip sürücülere el koymuyorsun?
Çünkü veri laboratuvarımıza giderler. MI5 öğrenirse...
Hırsızları bulmak için MI5 ile yarışıyoruz. Anladım.
Bir şey olmayacak.
Resmen kaçıyorum.
Kaçtığın yok.
İnsan içinde, kalabalık yerlerde durman yeterli.
Kalabalıkta uğraşmazlar.
Nakit öde. İş dışında telefonunu kullanma.
Durduramasak da
hırsızları bulana kadar erteleyebiliriz.
Bence bir yolu var.
Toplantı notları. Cartwright teknolojiden hiç anlamaz.
Şifrelerini hep unutur. Hatta şakası bile yapılır.
Asistanı Dahlia'nın bilgisayarında şifrelerinin bir listesi var.
Belki şifreleri gizlice alabilirim.
Tek sorun şu ki,
bu sabah işe e-posta atıp mazeret izni istediğimi söyledim.
Dönüp fikrini değiştirdiğini söylemelisin.
- Çok teşekkürler. - Keyifli konaklamalar.
Teşekkürler.
Hayır işi yapmıyorum. Birbirimizi kullanıyoruz, unuttun mu?
Şişeyi depoya götürmeden önce...
Parmak izini aldım.
Neden?
Avantajlı olmayı severim.
MI5 öğrenmeden kullanabilir misin sence?
Evet, sanırım.
Nasıl başardın?
Aslında çok kolay oldu.
YouTube'da bir kanal buldum. Olay Yeri Pro, hiç duydun mu?
Hayır.
Neden kâğıda bastın?
Camda kanlı bir parmak izi varsa resmini çekersin.
Çok daha doğru sonuç verir. Telefonundan da yapabilirsin.
Umarım beğenip abone olmadın.
Odana gidince otel telefonunu kullan, resepsiyonu ara.
Mutfak hâlâ açık mı diye sor.
Güvende olduğunu anlarım.
Olur. İyi geceler.
İyi geceler.
Merhaba. Resepsiyon.
Hayır, üzgünüm. Mutfak kapandı.
İyi geceler.
Bunu nasıl aldı, anlatmak isteyen var mı?
Siktirin.
Şırınga düşünce yeniden doldurup...
Ve arkanda, parmak izinin olduğu bir şişe bıraktın.
Tamam, bir hataydı.
Evet, senin hatandı.
Neye bakıyorsunuz? Oradaydınız. Sizin de hatanız.
- Özür dilerim... - Lütfen özür dileme. Onun pisliği.
Kız bize faydalı olabilir. Şişeyi geri getirdi.
Rahat bırakalım, bir şey olmadı.
O kadar basit değil. Ofisin adresini biliyor.
Bunu biliyorsa başka ne biliyor olabilir?
Öğrenmenin bir yolu var.
Kapısını aç.
Yürü.
- Lütfen... - Yürü.
Anlamıyorum.
Arkadaşın... Ne biliyor?
Ona ne anlattın?
Ona hiçbir şey anlatmadım.
Söylemem gerekeni söyledim.
Ofisten nasıl haberi oldu?
Hangi ofisten? Hiç...
Arkadaşın ofisimizin yerini biliyor.
Nasıl oluyor?
Bilmiyorum. Yemin ederim.
Yemin ederim.
O benim arkadaşım ama ne yaptığını bilmiyorum.
Lütfen. Beni öldürmeyin.
Lütfen beni öldürmeyin.
Güvenilir biri mi?
Gizli tutmam gereken bir kaynaktan.
Rhys, referans numarası olmadan sistemde işleme alamam.
Ne kadardır tanışıyoruz Isaac?
Lütfen.
Elimizde bundan başka bir şey yok.
Tamam, bak.
Yarın yeni işlevleri test edeceğiz.
Bu gece test örneği olarak kullanabilirim.
Beklemen gerekecek ama hiç şüphe çekmeyecektir.
Teşekkürler.
Ablamı tanıyorsun.
Essex'te iskân memuru.
Tüm konsey, emekli maaşlarını kaybedebilirmiş.
Bir şeyler yapmalıyız, değil mi?
- BİRAZ DAHA ZAMANA İHTİYACIM VAR. - HAYIR. 6 GÜNÜN VAR
İyi misin?
Evet, iyiyim.
Evde oturmuş duvarlara bakıyordum.
Kafa dağıtacak bir şey yoktu.
Sanırım insanların yanında olmalıyım. Anlarsınız ya?
Koşturmaca falan. Akıl sağlığıma iyi gelir.
Başka bir yere oturabilir miyim? Şey...
Masam... Her şey orada oldu.
Tabii. Nereye oturmak istersin?
Ofislerden biri nasıl olur? Cartwright'ın ofisi mesela?
Masana dönmek istememeni anlıyorum
sana Cartwright'ın ofisini veremem.
Josh'un yeri var. Bu hafta evden çalışıyor.
No comments yet. Be the first to leave one.