The first 200 lines.
Bu dizi kurgudur. Dizide gösterilen yerler, kurumlar,
kişi ve olaylar hayal ürünüdür.
Hayvanların olduğu sahneler de
güvenli koşullarda ve uzmanlar eşliğinde yapılmıştır.
Hadsize bakın.
Olacak iş değil.
Bir işçiyle bile başa çıkamadınız.
İyi misin abi?
Öldün sen.
Duralım artık.
Daha fazla küçülmeyin.
Yevmiyemi verin.
Biz de bir şey almadık ki.
Hakkın yendiyse saraydaki davulu çal.
Bir doe pirinç için ölmeye hevesli misiniz?
Hadi durma.
Öldür beni!
Yalan söylüyorsanız
benden günah gider.
The Murky Stream
İKİ. MAPO'DA ESEN RÜZGÂR
Ne olacak şimdi?
Ne?
Cebe attığımız tekne ve işçi ücretleri.
Şu çeneni kapatır mısın?
Cebe attığımız anlaşılırsa ayvayı yemez miyiz?
Sussana ya!
Gülü seviyorsan dikenine katlanacaksın.
Gidelim.
Gidiyor musunuz? Yaralılar ne olacak?
Haydutlukta işler zora binince birbirine sırt çevirirsin.
Çişim geldi.
-Dikkat et. -Emredersiniz.
Aman be!
Hayır!
Dur.
Kimsin sen?
Verilmeyen yevmiyemi almaya geldim.
Ne saçmalıyorsun?
Bu evin genç hanımı tekne gezisinin parasını ödemedi.
Biz tüccarlar alışveriş bitince öderiz. Önden ödeme yapılmaz.
Kimseye ödeme yapılmadı.
Ödediğinizi söylüyorsunuz ama ellerine hiçbir şey geçmemiş.
Yevmiyemi almak için kiminle görüşeyim?
Olay çıkardığınız yetmedi mi?
"Ödedik" diyorsak sözümüze güven.
Suçlu arıyorsan Mapo'ya bak.
Onlarla konuş.
Birileri iş yaptırdı…
ama kimse ödeme yapmıyor.
"Bana bakma. Onlara sor."
"Bana da bakma. Onlarla görüş."
Bir doe pirinç için her gün canımız çıkıyor.
Bizi daha ne kadar oyalayacaksınız?
Benimle bu şekilde konuşamazsın.
Haydutlar cebe indirmiş. Niye bize geldin?
Burada olay çıkarmaya…
Kang Reis!
Ne yaptığını sanıyorsun?
Haydutlara tek kelime edemedin.
Kadınım diye gücün bana mı yetiyor?
Al.
Bunu bozdurursan en az bir mal pirinç alırsın.
Dilenmeye gelmedim.
Emeğimin karşılığı bu.
İnsan gibi verin.
Belanı mı arıyorsun?
Al şunu ve git buradan.
Nasıl böyle davranabiliyorsunuz?
Hayvana yem verir gibi…
Biraz paranız var diye bizi köle mi sanıyorsunuz?
Evet.
Başkalarını bilmem ama sen buna layıksın.
Biraz para verilse
önüne gelen herkesi yumruklarsın.
Siz de üç gün aç kalın.
Bu kadar kibrinize rağmen…
bir doe pirinç için uçkurunuzu çözersiniz.
Öyle mi?
Peki madem.
İddiaya var mısın?
Ne oldu?
Gözün kara ama yüreğin mi yok?
Durun.
Yüzünden hayasızlık akıyor.
Sana nezaket dersi vereyim mi?
Hırgür yaşanmasın.
Bu kadar yeter.
Benimle gel.
Bu benim payım.
Kalanı da diğer işçilere dağıtacağım.
Geliyor. Şimdi çıktı.
Nasıl geçti? Onlarla konuştun mu?
-Bir şey söylesene. -Lütfen ya.
Loncanın verdiği yevmiyemiz.
-Harika! -Nasıl becerdin?
Sağ olasın!
-Bozuyorsun. -Bırak.
İyi misin?
Ödemeyi yaptığına emin misin?
Evet.
Birileri cebe atmıştır.
Sonuçta burası Mapo.
Bunu bir serseri mi yaptı?
Utanıyorum.
Bana niye söylemedin?
Ezilince ses etmemek bizde âdetten değil midir?
Bak.
Kavgaya tek başına gireceksen klana niye katıldın?
Kaplan istediği kadar güçlü olsun, kurt sürüsüyle baş edemez.
-Bunu unutmayacağım abi. -Tamam.
İlginç.
Joseon'a mı yerleşeceksin?
Curçen Boyu'ndan eski bir generalmişsin.
Savaş sanatı ustasıymışsın.
Ama koca Gyeonggang Nehri'ni
beş kişiyle mi ele geçireceksin?
Acımasız haydutlarla cebelleşirsin.
Sana da saçma gelmiyor mu?
O yüzden yardım eli istiyorum.
Peki kendi elini verecek misin?
İşinize yaramazsam bana yardım etmezsiniz.
Bu harita
Hanyang bölgesinin.
Gyeonggang Nehri'nin etrafı denizle çevrili.
Başka bölgelere ulaşmak için çok elverişli.
Gözünüzü dışarı çevirirseniz
mevcut kârınızı katbekat artırırsınız.
Kaçakçılıktan mı bahsediyorsun?
Gyeonggang Nehri bana geçerse
gelirin yarısı sizin olur.
Beni dinle.
Dinliyorum.
İstediğin kadar güçlü ol,
kanunu bir kez çiğnersen işin biter.
Burası Majesteleri'nin ülkesi.
Unutma ki ondan habersiz kuş uçmaz.
Choi Jeongyeop
bu işe uygun değil.
Şimdi ne yapacaksınız?
Daha açgözlü biri lazım.
Ayrıca daha güçlü biri.
Burada yeni bir yapı kurmaya gerçekten istekli misiniz?
Şimdi tam sırası.
Kardeşlerimi ve çocuklarımı Moğol'a itaat ettiremem.
Ölürüm daha iyi.
Çocuğum ve karımla birlikte
yaşayabilecek miyim?
Elbette.
Onların iyiliği için Gyeonggang Nehri'ni ele geçirmeliyiz.
Haberler kötü.
Ne oluyor?
Yoon hemen sizi çağırıyor.
Niye ki?
Hani cebe attığımız tekne ve işçi parası vardı ya?
O Malbok aptalı helada konuşurken ağzından kaçırmış.
Çenesi kopasıca. Tam aptal.
Ne yapacağız şimdi?
Yoon'un öfkesini bilmeyen yoktur.
Ne yapacağız?
Ne yapabiliriz ki?
Of ya! Bugün hepimizin son günüymüş.
Kıdem sırasına göre dizilin. Evet, o şekilde.
-Yan yana mı? -Kıdem sırasına göre buradan başlayın.
Cebe atılacak şey var, atılmayacak şey var.
Bir de kalkıp yevmiye mi ceplediniz?
-Özür dilerim! -Özür dileriz!
Kardeşim.
Bir yanlış anlaşılma olmuş…
Bir kelime daha etsene.
Hop!
İlk sen gel.
Emredersiniz.
Kıdeminiz kadar vuracağım.
-Bir daha yapmam. -Geç yerine. Sıra sende.
Hayırdır? Hasta mı oldun?
Eğil.
Ne oldu bu yavşağa? Sıradaki.
Sallanmadan gelin geri zekâlılar.
Çabuk gel.
-Arkam biraz hassastır… -Tamam, az vuracağım.
-Yalvarırım! -Dayak mı atayım?
Ne yapayım? Seçim senin.
Eğil o zaman.
Kemiklerini kırın.
Geç yerine. Hadi.
Koluna mı vurayım?
Acıdı be!
Durun!
Neden?
Çok acıyor.
Abisi. Gel.
Ne bekliyorsun? Hemen gel buraya.
-Yoon. -Söyle patron.
Bu kadar yeter.
Ne sırıtıyorsun?
Acelem vardı.
Size önceden söyleyemedim.
Öyle mi?
Evet, pişman oldum ve dersimi aldım.
No comments yet. Be the first to leave one.