The first 200 lines.
Gerçek bir hikayeye dayanmaktadır
Claude.
Şunları giy.
GENT, BELÇİKA
Arka yollardan gidin.
Almanlar doğudan geliyor. Güneye, Brüksel'e doğru gidin.
Tamam peder.
Tanrı yanınızda olsun Claude.
MART 1943 PARİS, FRANSA
Şampanya... çok hoş.
Siz de bana katılın Doktor Stahl.
Bir kadeh daha alın.
Seve seve.
Claire?
Bir şampanya kadehi daha gerekiyor.
Stahl için.
Bu... ve bu...
...Carinhall'a gidecek.
Bu da Berchtesgaden'de Führer'e hediye edilecek.
Başka neler var Doktor Stahl?
AĞUSTOS 1943 MİLAN, İTALYA
Da Vinci'nin "Son Akşam Yemeği" tablosu.
İngiliz bombardıman uçakları binanın üç duvarı ile çatısını yerle bir etti.
Burası Monte Cassino, 529 yılında Aziz Benedict tarafından kuruldu.
Bu şubatta çekildi.
Bu ise martta, biz tepesine yirmi ton patlayıcı...
...attıktan sonra çekildi.
Sayın Başkan, artık bu savaşta...
...insanlığın bilinen en büyük tarihi başarıları için en tehlikeli dönüm noktasındayız.
Ama bunun savaş olduğunu unutmayın Profesör Stokes.
İnsan hayatının yanı sıra, çoğunlukla en büyük başarıları da yok oluyor.
Evet efendim. Dahası var.
Bu, Gent Mihrap Resmi.
Katolik Kilisesi'nin en önemli anıtı.
Nazilerin onu çaldığını biliyoruz.
Bu savaşı kazanmak zorundayız ve kazanacağız da efendim...
...ancak modern toplumun temeli yok olduğu takdirde...
...bunun bedelinin çok ağır olacağını unutmamalıyız.
Ne aşamada olduğumuza bakalım.
Ruslar burada.
Müttefikler burada...
...ve burada.
Tanrı'nın izniyle, birkaç ay içinde hepimiz Berlin'de olacağız.
Yani Polonya'yı, Macaristan'ı ve Avusturya'yı...
...yakıp yıkarak batıya varmış olacağız.
Roma ve Floransa'dan kuzeye...
...Paris'ten doğuya varacağız.
Akla şu soru geliyor.
Davut heykelinin ayakta durmasını, Mona Lisa'nın gülümsemeye...
...devam etmesini kim sağlayacak?
Onları kim koruyacak?
İlgi çekici bir görüş. Ne önerirsiniz?
Oraya gidip büyük eserleri tespit edecek genç sanat uzmanları toplamanızı öneririm.
Genç sanat uzmanlarımız zaten orada savaşıyor.
Aileniz var mı?
Eşim ve genç bir oğlum var.
O zaman büyük bir fedakarlık yapmanızı isteyeceğim.
MART 1944 NEW YORK
Elimden geleni yaparım efendim.
Bir Michelangelo esprisi yapardım ama...
Sana yakışır.
Aç mısın?
Sen mi ısmarlıyorsun?
Devlet ısmarlıyor.
- Penny nasıl? - Gayet iyi.
- Onun zevkine pek güvenmiyorum. - Kendi de öyle.
Kalbin ne alemde?
Hala atıyor.
Savaşa gitmek ister misin?
"Hazine Avcıları."
- Roosevelt imzaladı. - Gördüm.
Bir ekip kurup geriye kalan eserleri korumaya ve kayıp olanları bulmaya çalışacağım.
- Bu iş için biraz yaşlı değil misin? - Evet.
Savaş alanına gidip bizimkilere neyi patlatıp patlatamayacaklarını söyleyeceksin.
Hedefim bu.
- Kaç kişi buldun? - Şimdilik altı.
Yok artık.
- Seninle yedi. - O zaman tamam.
Shrivenham, İngiltere'de eğitimden geçip emirleri bekleyeceğiz.
Eğitim mi?
Acemi eğitimi. Biz mi?
Eyvah.
İngiltere'de bir gözcü lazım.
Donald Jeffries.
- Alkoliğin teki. - Sen de öylesin.
Doğru. Şunu uzatsana. Jeffries hapiste değil miydi?
Hayır. Hapse girmedi. Babası araya girip parayı ödedi.
Ya karısı? Yanında kaldı mı?
Hayır. Kimse kalmadı.
Ne zaman başlıyoruz?
HAZİNE AVClLARl
FÜHRER MÜZESİ
- Sizi gördüğüme sevindim! Frank. James. - Donald.
Çocuklar başlamak için sabırsızlanıyor.
Teğmen mi oldun? Adam kalmadı herhalde.
Churchill duymasın. James, güzel karın nasıl?
İyi. Seni öpmemi söyledi ama avucunu yalarsın.
- Elini sıkayım yeter. - Titrek elinle.
Artık değil. İçki içmiyorum.
- Ne zamandan beri? - Sabah 9'dan.
Tebrikler.
Sağ ol asker.
- Bu Er Epstein. New Jersey'li. - Öyle mi? Neresinden?
Newark. Ama kuzeyinden.
- Newark'ın mı? - Evet efendim. Kuzeyinden.
Tahmin ettim.
- Almanya'da doğdum. - Kuzeyinde.
- Çocuklar ne durumda? - Atletleri aratmıyorlar!
Şikago'lu mimarınız burada... Çavuş Richard Campbell.
Bir de Fransız var... Teğmen Jean-Claude Clermont.
Savaştan önce Chalet Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Tasarım Müdürü'ymüş.
- Preston burada mı? - Er Preston Savitz.
- Er mi? Bundan pek hoşlanmamıştır. - Hoşlanmadı.
Heykeltıraşınız Çavuş Walter Garfield da burada.
İyi adamdır. St. Louis'deki l. Dünya Savaşı anma töreninde birlikte çalışmıştık.
Hey Stokes!
Nasılsın kardeşim?
Selam Walter! Sana nasıl davranıyorlar?
Bize fazla yüklenmiyorlar. Herhalde ihtiyarız diye acıyorlar.
- Engelli pistten pek haz etmem. - Çok da kötü değil.
Gençler kafanın üstünden kuru sıkı atarken karnının üstünde sürünüyorsun işte.
Hem doğru, hem yanlış.
- Neden? - Evet, askerler genç.
- Nesi yanlış? - Mermiler kuru sıkı değil.
Yemekten sonra buluşuyoruz. Diğerlerine de haber ver.
O arada dikkat et de vurulma!
Şimdiye kadar birbirinizi tanımışsınızdır.
Acemi eğitimi bu işe yarar.
Sizi Teğmen Jeffries'le birlikte seçtik,
çünkü bilgi ve becerilerinize ihtiyacımız var.
Binaları, anıtları ve sanat eserlerini...
...bulup korumakla görevlendirildik.
Asker, ışığı söndürür müsün?
Bize gerçek mermi sıktıklarını biliyor muydun?
Evet.
En sevdiğimiz diktatör.
On dokuz yaşında, romantik romanı "Kavgam" ı yazmadan önce...
...Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'ne resim öğrencisi olarak girmeyi denedi.
Bu Hitler'in mi?
- Fena değil. - İyi de değil.
Bu fotoğrafı Stratejik Hizmetler Bürosu ele geçirdi.
Memleketi Avusturya, Linz şehrinde yapmayı planladığı Führer Müzesi'nin modeli.
Führer Müzesi mi?
Dünyanın en büyük müzelerinden biri olacak.
Doldurmak için bir sürü eser lazım.
Kesinlikle. Amsterdam, Varşova ve Paris'ten eser çaldığını...
...zaten biliyoruz.
Fransızlar saklıyor, Almanlar bulup el koyuyor.
Hitler bu yüzden Paris'i bombalamadı.
Ama Londra'yı bombaladı.
Biliyorum.
İnşasına başlamışlar mı?
Hayır. İşin ilginç yanı da bu. Eserleri çalıp...
...başka bir yerde saklıyorlar.
Burada ve doğu tarafındaki evlerde sakladıklarını düşünüyoruz.
Bizim çocuklar Normandiya'da canlarına okuyor.
Yani sıra bizde, Kanal'dan geçip Fransa'ya gideceğiz.
Ne zaman?
Yakında.
James'in Paris'te bir arkadaşı var. Ulusal Müze'nin direktörü.
Hala hayattaysa.
Hala hayattaysa, Fransız eserlerinin...
...nerede saklandığını bilebilir. Bu bilgiyi edinmemiz lazım.
Teğmen, Kanal'ı geçip...
...Deauville'e gideceksin. Emile adlı bir bağlantımız seni Paris'e götürecek.
Neyse ki Fransızcam su gibi.
Birini öldürebilecek miyiz bari? Sizi bilmem, ama ben birini öldürmeye can atıyorum.
- Hitler'i vurmak mı istiyorsun asker? - Bana uyar.
Richard, bana bir daha asker dersen seni vururum.
Şimdilik bu kadar.
Birkaç gün içinde yola çıkacağız.
Savaş bitmek üzere olsa da tehlike aynen devam ediyor.
O yüzden dikkatli olun, gereksiz risklere girmeyin.
Hayatınız, sanat eserlerinden daha önemli.
TEMMUZ 1944 NORMANDİYA, FRANSA
Çavuş! Kumanda ve kontrolün yerini tarif eder misin?
- Yeni mi geldiniz? - Evet.
Üst Düzey Kumanda Merkezi 400 metre ileride, mutfağı geçince.
Sağ ol!
Neymiş?
Albay, emirleri bir okusanız...
Umurumda bile değil! Emirlerin ne dediğini söyleyeyim.
Sözümü kesme!
Kimse benden bir çocuğun annesine mektup yazıp...
...kilise kulesini patlatamadık diye...
...oğlunun öldüğünü söylememi beklemesin!
Ona göre.
Başka bir arzunuz?
Yok efendim.
Çok verimli geçti.
Galiba yürüyeceğiz.
Orada durma.
İçeri gel.
Burada ne işiniz var?
Seni arıyordum.
Otur.
Neden geldiğimi biliyor musun?
Bir erkek kardeşin var. Peter. Doğru mu?
Evet, var.
Yakın mısınız?
No comments yet. Be the first to leave one.