Untamable

Untamable (Indomptables)

Download Turkish Subtitle

Release info

Indomptables 2025 1080p SCREENER WEB-DL X264 AAC-AOC
A Commentary by dikistutmaz
24 fps

Tags

webdl
Published on: 2025-09-02
Downloads: 70
Hearing Impaired: No
FPS: 24

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Kapıyı kapat. Otur.

Dedem, şimdi özgürce yaşayabilmemiz...

...ve ülkemizin bağımsızlığı için savaş sırasında çalılıklarda saklandı.

Şimdiyse sen kalkmış gecenin ortasında saklanıp gizlice eve geri dönüyorsun.

Nereden döndüğün umurumda değil.

- Sadece... - Yapma.

Oğlum, tehlikeli zamanlardayız.

Hazırlıklı olmalısın.

Babamı ve kardeşimi toprağa verdiğimde senin yaşındaydım.

Ölüm beni etkilemiyor.

Sanki, ona karşı bağışıklığım var.

Bugün ya da yarın ölecek olsam, korkmam.

Ama sonsuza kadar burada kalmayacağım.

Eğer ölürsem, sorumluluk sana kalacak.

Anlıyor musun?

- Marvin Gaye adlı şarkıcıyı tanıyor musun? - Evet.

- Nasıl öldüğünü biliyor musun? - Hayır.

Onu babası öldürdü.

UNTAMABLE

“Un Crime à Abidjan” belgeselinden serbestçe uyarlanmıştır.

Parama çöktün!

Beignet 'i uzatır mısın?

Vergilerimiz böyle çöpe gidiyor işte.

Duydunuz mu?

Tüm birimlere acil çağrı.

Tetikte olun.

Memur Albert Kounde'nin öldürüldüğü bilgisini içeren isimsiz bir ihbar aldık.

Silahlı haydutlar tarafından vurulmuş.

Sırtını çevirin.

Peki.

Mermi buradan çıkmış.

Yakın mesafeden, önden vurulmuş.

Mermi, beylik tabancasıyla aynı kalibrede.

Görünüşe göre, onu bu silahla vurmuşlar.

Kalbe yakın bir yaradan kurtulması mümkün değildi.

Hiç şansı yoktu.

Kesinlikle...

- N'oldu? - Hiç...

Emin misin?

Sorun da bu zaten; artık hiçbir şey hissetmiyorum.

Gayet normal. Gözyaşların kurudu artık.

Bizim meslekte, çektiğimiz acılar aslında en büyük gücümüzdür.

Patron, yas sürecimde yaptıkların için teşekkür ederim.

Çok duygulandım.

İkimiz de babayız.

O masalardan birinde yatan kişi ben olduğum gün...

...umarım patronun için bir damla gözyaşı dökersin.

Neden bahsediyorsun?

- Hâlâ gençsin. - Ölüm yaşa bakar mı?

Hayır, patron. Hâlâ yapmamız gereken işler var.

- Bu pala ne için? - Güvenlik için.

Güvenlik mi?

İki tane pala?

Güvenlikten iki gardiyan sorumlu.

- Suçta kullanıldılar mı? - Kesinlikle hayır.

- Daha önce de sende miydi? - Evet.

- Orada mı oldu? - Evet, orada.

Saat 8'de geldin, sonra n'oldu?

- Bana söylendi... - Kim söyledi?

Karım. Birinin vurulduğunu söyledi.

Dışarı çıkıp baktım ve onu arabaya yaslanmış hâlde buldum.

Kafası nerede duruyordu?

- Şeyde... - Pozisyonunu canlandır.

Kanın üzerine oturma, kenara çekil. Olay yerini muhafaza etmeliyiz.

Böyle yaslanmıştı.

- Kafası? - Sola dönüktü.

Kafası sola dönüktü.

Burnu ve ağzı kanıyordu.

Komşum ve ben onu hastaneye götürdük.

- Hâlâ nefes alıyor muydu? - Hayır.

Karısı, ön tarafta park etmiş bir arabada bekliyordu.

Ona sadece gidip dinlenmesini söyledik.

Bu, çarpmanın etkisiyle olmuş.

- İç kanama... - Evet.

Kafası yana dönük olduğu için...

...kan aşağıya doğru akmış.

- Buraya. - Aynen, buraya kadar...

Böyle olmuş...

Tüm gözler Kamerun'a çevrilmiş durumda.

Uluslararası şampiyonumuz Francis Ngannou...

...şimdiden efsanevi olarak nitelendirilen bir dövüşe hazırlanıyor.

- Nasılsın, Lambert? - İyiyim, patron.

Hiç şüpheniz olmasın; kanlar dökülecek, biralar içilecek!

- Çıplak mı dolanıyorsun? - Okul yok bugün.

Yeni mi kalktın yani? Saat 1'i geçti.

- Duş bile almamışsın. - Dün gece almıştım...

Git giyin!

Ağzın kokarak okula gideceksin!

Her hafta “geç kaldı” diye arıyorlar!

Sana, yan gelip yat diye mi para veriyoruz?!

Eczaneye gitmem gerekiyor; ama Jean Moulin kavşağında trafik çok kötü...

...bu yüzden uğraşmak istemiyorum.

Odette? Marvin Gaye CD'm nerede?

Müzik çaların yanında bırakmıştım; ama kaybolmuş.

Çocuklar onu ne yapsın ki?

Senin dışında artık kimse CD dinlemiyor ki.

Baba? Sonra dondurma yiyebilir miyiz?

Bakarız. Önce derslerine odaklan.

Biz çıkıyoruz.

- Tamam. - Güzel.

- Bu bir söz mü? - Evet. Bakarız.

Endişelenme.

Arthur, yürü hadi.

Ngannou bitti. Bu size komik mi geliyor?

Biz Afrikalıyız, Ngannou millî bir değer...

...ama itiraf etmeliyiz ki Ngannou'nun devri geçti artık.

Şu an, ben bile indiririm onu.

Gevezelik etmekten yemek yemeyi mi unuttunuz?

Gündemimizde hep o Ngannou maçı var!

- Senin tahminin ne? - Beni karıştırmayın.

Şükürler olsun!

Bu adam insanları döverek milyonlar kazanıyor.

Bizse hayat kurtarmak için canımızı dişimize takıyoruz!

Geç bu işleri!

Fransız fırınındaki doğum günü pastasının fiyatını biliyor musun?

- Ütopik! - Kaşınan sensin!

- Ne demek istiyorsun? - Kim Kardashian kadar zengin misin ki sen?

Neden öyle bir dükkâna gidersin ki?

Kızım için pasta alacaktım!

Neyse ki mahallede bir abla, pastaları daha ucuza yapıyor.

- Ngannou'dan daha önemli! - Sorun senin kıskanç olman.

Neden kıskanayım ki? Maçı hangi kanal veriyor?

- Şimdi ilgilenmeye başladın! - İlgilendiğim falan yok!

- Sadece soruyorum! - Herkes gibi kendine bir IPTV al.

Tüm kanalları kaçak izleyebiliyor muyuz? Kaç para?

- Gördün mü? İlgileniyorsun. - Sadece bilmek istiyorum!

- Beyler, Bayan Kounde gelmiş. - O kadın gerçek bir hanımefendi!

Ben ölsem, eski karım ölümümü kutlamak için şehrin dört bir yanında dolanıp bira içer!

- Patou, sen kalıyorsun. - Anlamadım?

Burada kalmanı söyledim.

Sizi buraya çağırma sebebimizi biliyorsunuz.

Olay yerinde sizden başka kimse yoktu.

Travmanızın taze olduğunun farkındayız; kendinizi toparlamaya çalışın...

...ve bize olanları eksiksiz anlatın.

Affedersiniz.

Adeline'i evden mi kovdun?!

Kızına bakmak senin için çok mu zor?

Âciz herif!

Kusura bakmayın. Dinliyorum.

Garaj kapısının yanına park ettik...

Albert dışarı çıktı...

Birkaç dakika sonra...

...bir Toyota gelip tam önümüze park etti.

Yani, önünüzdeki arabada dört adam mı vardı?

Evet.

- Onları teşhis edebilir misiniz? - Hayır.

Karanlıkta hiçbir şey göremedim.

- Hiçbir şey. - Karanlık mıydı?

Peki. Devam edin.

Arabalarından indiler...

Sigara içiyorlardı...

Daha yüksek sesle konuşabilir misiniz?

Bu benim için de hassas bir durum.

Daha anlaşılır olmak için hepimiz çaba gösterelim.

Avluya girdiler.

- Yanınıza yaklaşmadılar mı? - Hayır.

- Ben arabada oturdum. - Peki.

Arabadan dışarı hiç çıkmadınız mı?

- Hayır. - Peki.

Albert elini arabanın kapısına koyduğunda...

...onu çevrelediler...

Arkasında duran adam...

...sırtına silah doğrulttu.

O anda “Albert! Dikkat et!” dedim.

Birkaç saniye sonra silah sesi duydum.

Sonra gittiler...

- Teşekkürler. - Rica ederim.

- Her şey yoluna girecek. - Evet.

Bugün, adalet bakanımız ve devlet temsilcilerimiz...

...haydutlar tarafından öldürülen bir polis memurunun cenaze törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı, her zaman halkına yakın olmuş sevinçlerini ve acılarını paylaşmıştır.

Albert Kounde'nin ailesine de desteklerini iletti.

Devlet temsilcileri ve şahsım adına...

...Kamerun'un sadık bir hizmetkârı olan merhumun ailesine...

...taziyelerimizi sunmak istiyorum.

Şunu da belirtmek isterim ki...

Alain Zé - Adlî Polis Daire Başkanı

...cesur personelimiz bu davayı çoktan üstlenmiş bulunmaktadır.

Bu acımasız katiller yakında bulunacak...

...ve ağır bir şekilde cezalandırılacaktır. Konunun bizzat takipçisi olacağım.

Bölüyorum, patron.

Modeste, ön kapıda.

- Onu kim davet etti? - O senin kuzenin, değil mi?

- Zachary, hadi ama yapma. - Ne yapmayayım?

Onu ben davet etmedim.

Onu sevmiyorum, hep yemek yerken geliyor.

Beni rahatsız ediyor.

- Ne istiyormuş? - Patrona ulaşamadığını söylüyor.

- Gördün mü? - Ne yapacakmış beni?

Modeste'ye, köye dönüp evin tadilatını hâlletmesini söyledim.

Ama tek yaptığı şehre bira içmeye gelmek!

Hayatını bu ev için feda edemez.

Köyde iş yok güç yok.

- Burada iş imkânları var. - Bir baltaya sap olamaz o. O kadar.

Bobolo 'yu uzatır mısın?

Üzgünüm, geliyorum.

Yemeğinizi yiyin.

Yakınlarda bir polis memurunun öldürüldüğünü biliyor musun?

Biliyorum.

Ama artık doğru yoldan ayrılmıyorum.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left