The first 200 lines.
Yakala!
-En iyi savunmacı. -Hareket yapma. Hiç anlamıyorum.
Normal bir hareket.
Gol atmayı deneyeyim.
Şuna bak!
"Top yüzüme geliyor!"
Çok korkuyorum. Gol atmana izin vereceğim.
Golü attım.
Yaşasın! Evlilik ruhsatımız!
Çocuk oyuncağı.
Beş, altı, yedi, sekiz.
İşte dönüş geliyor.
Şimdi onu alabilirsin.
Güzel! İleri, dönerek açıl.
Bu çok güzeldi!
Sonra birlikte.
-Evet. -Beğendim.
DÜĞÜNLERE DÖRT GÜN KALA
-Bana çiçek mi aldın? -Evet.
BRI, 33 ÜRÜN GELİŞTİRME
Connor.
-Teşekkürler. -Rica ederim.
Bugün, duyabileceğiniz gibi…
MÜŞTERİ YÖNETİCİSİ
Gösterişi severler. Bunu sevdim.
Güzel bir akşam yemeği planladım, düğünden önceki son randevu.
Biraz çılgınca.
Ailenle tanışmak… Hayatımın en güzel gecelerindendi.
Tina ve Brandon'ın evlerini açması,
Bourbon koleksiyonunu göstermesi,
Tina'nın "Temiz havlularımız var" falan demesi…
O anda bize gösterdikleri desteği
ben de aile olarak başkalarına göstermek istiyorum.
Sendeyken kendi evinde hissetmeliler.
Benim için öyle bir ev yaratmak çok önemli.
Evet, benim de.
-G-Man'e "Bay McNees" demeye çalıştım. -Bay McNees.
Böyle olacağını biliyordum.
"Tanrım, şimdi Bri'nin babası olarak ağırlığımı koymam lazım,
kızım evleniyor ve çok eleştirel olmalıyım."
Şu an gülüyorsun. Bana mı gülüyorsun yoksa mutlu musun?
-Hayır, ben… -Benim için çok tuhaf.
Çok dürüstüm.
Garip bir şekilde ben ve o,
kabul etmek istemeyeceğimiz kadar birbirimize benziyoruz.
Ufak davranışlar bile.
Şöyle bir bakıp iyi olduğundan emin olmak gibi.
Hep kapıyı tutmak, hesabı ödemek.
Yani bilmiyorum, beni normal biri olarak görebiliyor.
Çok güzeldi. Bir şeyler konuşup durduk.
"Bunu yapacak, evet" falan dedi.
"Zaten biliyorsun."
Bir ara "Size güveniyorum çocuklar" dedi.
Ayrılırken bile "Yakında smokin almam gerekebilir" dedi.
Ne istediğimi biliyorum.
Tabii bunun biz olmasını istedim.
Çok güçlü bir kadınsın. İstediğin şeyi istediğin zaman yapıyorsun.
Ve her gün beni seçmen kendime olan güvenimi daha da artırıyor.
-Ne istediğimi bildiğim için mi? -Çok yoğunsun.
"Bu adamı istiyorum."
"Evet, beni istiyor" falan mı diyorsun?
-Evet, öyle. -Bu ilginç.
Çünkü şu an en iyi hâlimde değilim.
Şu an kendimde değilim.
Bu hâlime âşık olman inanılmaz çünkü bu benim en iyi versiyonum değil.
Toparlanman gereken günler elbet olacaktır.
İnan bana, ben…
Buna gücenmem.
Çok yoğun çalışıyorsun ve bunu görebiliyorum.
Çok yoğun stres altındasın.
Ama eve yorgun ve bitkin gelsen bile
en azından bana sarılıyorsun, öpücük verip gülümsüyorsun.
En kötü günlerimde bile benimle nasıl konuşulacağını biliyorsun.
Sana ihtiyaç duyduğumda oradaydın.
Bu benim için çok anlamlı.
Sana her gün daha da âşık oluyorum.
Dur! Tamam.
Her gece uykuya dalarken "Bu harika" diyorum.
Her uyandığımda "Beni daha erken kaldırmalısın" desen bile
tüm gece benden uzak durmak istedikten sonra
sonunda sana sarılmama izin verdiğin o beş dakika…
-Tamam. -Bütün gece değil tabii!
Ama o küçük anlar sonsuza dek sürecekmiş gibi geliyor.
İyi bir anne olacaksın.
Hayalperest olduğumuz için tek düşündüğüm bu.
Evet, bizim küçük sol ayaklı orta sahamız iyi oynuyor.
Sen de kenarda onu destekliyorsun.
Liste sonsuz.
Neden iyi bir eş olacağını altı saat bile anlatırım.
Tamam, kes şunu.
Connor'ı sevme nedenlerim hakkında konuşayım.
-Tamam. -Arkadaşlarım randevulardan bahsediyordu.
Evlilik hakkında falan konuşuyorlardı.
Hepsi de "Görünce anlarsın" diyorlardı.
Her şeyin arasında karnımda kelebekler uçuşuyordu,
kalbim küt küt atıyordu.
Fiziksel olarak iyi değildim.
"Aman tanrım, işte bu o bahsettikleri his" dedim.
-"Çok fenayım. Bu delilik." -Evet.
"Tamam, evleniyorum" dedim.
"O kişi kesin Connor."
Sana âşık oldum. Sen olmasan kimse olmazdı.
Çılgınca olan şey şu, artık sevilmenin nasıl olduğunu biliyorum.
Beni hayvan gibi seviyorsun.
Bunu biliyorum.
Beni seviyorsun.
Bana her gün çiçek getiriyorsun.
İşten eve döndüğümde beni karşılamak için garaja geliyorsun.
Bazen stres topum oluyorsun.
"Bunu yapınca çok tatlı oluyorsun" diyorsun.
"Huysuzluk yapıyorum" diyorum.
Yani beni seviyorsun.
Ben psikopatım.
Ben deliyim.
"Sen manyaksın" diyorsun. "Biliyorum." Beni seviyorsun.
-Benim manyağımsın. -Olmadığım biri olmak zorunda değilim.
-Asla. -Kendim olabilirim.
Beni sevmen gözlerimi açtı. "Bunu hak ediyorum" dedim.
Her yanımı, her özelliğimi seven biriyle olmalıyım.
Böyle birini bulmak delilik.
Bana aşkın ne olduğunu öğrettin.
Bu deneydeki son randevumuza.
-Bu delilik. -En sevdiğim kişiyi bulmama.
"Afrika Etkinlik Merkezi." Maymunla oynamalıyım.
"Maymunla oynamalıyım."
Seni satıcıya geri göndereceğim.
-Beni eve getirdin. -Evine getirdim.
-Merhaba! -Merhaba!
-Nasılsınız? -Aman tanrım.
-İyiyiz. -Merhaba.
-Tanrım, çok eğlenceli! -Süper.
Üstünüze salya gelebilir.
Tamam.
Columbus Hayvanat Bahçesi'nde 17 zürafamız var.
Bayağı var. Bu Bobby.
Selam yakışıklı.
O aslında sürünün damızlık hayvanı.
Pekâlâ Bobby.
-Dört tane güzel dişi var. -Şuna bak.
İşte geliyor. Onlardan biri de Zuri.
Gördüğünüz gibi beslenmemiş gibi davranıyorlar.
-Sen bir… -Bir parça kopar.
Sen bir… Bilirsin…
Emma, erkeğini kontrol etmelisin.
Erkeğini kontrol etmelisin.
İşte böyle dostum.
En iyi arkadaşımsın. Vay canına.
-Bir marul daha lütfen. -"Ver şunu" der gibi.
Hepsini veriyor.
Hepsi gitti.
-Bu müthiş. -Bu güzel.
Bu müthişti.
-Hiç böyle bir şey yapmamıştım. -Kahretsin.
O benimki mi?
-Muhtemelen. -Çok müthiş.
Bu müthiş. Düğünümüzden önce harika bir son randevu.
-Öyle. -Zürafa gibi kokuyorum.
-Öyle mi? -Biraz.
-Nasıl kokuyor? -İster misin… Buraya gel!
Zürafa beslemek süper.
Her yıl dönümümüzde yapılacaklar listemizden bir şey seçelim.
Süper, havalı ve çılgınca bir şey yapalım.
O havalı şey hayvanat bahçesinde dolaşıp Culver's'tan bir şeyler alıp
tatlı bir şeyler yemek olsa bile.
Aile kurmadan önce bir şeyler deneyimleyelim istiyorum.
Sonra aile kurduğumuzda da
Disney World falan gibi harika deneyimler yaşayabiliriz.
Ama seninle gençken yapabileceğimiz şeyler yapmak istiyorum.
-Evet. -Sonra da başka şeyler yaparız.
-Kesinlikle katılıyorum. -Evet.
Yoksa bu…
-Aileden falan bahsettin. -Evet.
-Bunu düşünüyor musun? -Düşünüyorum ve…
Ben…
Kesinlikle doğru partner olduğunu düşünüyorum.
Yani ben…
Ben… Hayal ettiğimde…
-Bekle. -Gülüyorsun, komik olan ne?
Hayır, ben…
Ama seninleyken güvenli, istikrarlı
ve kendimden emin hissediyorum ve bu çok nadir bir şey.
Ben…
Hâlâ açık fikirliyim.
-İşte bu. Konuyu sen açtın. -Hayır.
O yüzden "Belki düşünüyorsundur" dedim.
-Düşünüyorum. Göstermek istiyorum. -Sağ ol.
Çünkü öyle. Bunu… Bunu görüyorum.
Seninle bir aile kurduğumu görüyorum ve…
Pardon. "Bu da ne?" dedim. Zürafalar konuşuyor.
Devam et.
Anlıyorum…
Cabo'daki gibi gülmeden edemiyorum.
Hayır, seninle bunu görüyorum ama ben…
Bence bu zamanla büyümeye devam edecek.
Tabii.
-Tabii. Anlıyorum. -Evet.
Peki bebeğim.
Çok tatlısın.
Hiç bir buçuk ay olmuş gibi gelmiyor.
Seni daha uzun süredir tanıyormuşum gibi.
No comments yet. Be the first to leave one.