28 Days Later

28 Days Later

Download Turkish Subtitle

Release info

28 Days Later Turkish srt
A Commentary by Adam Soyar

Tags

other
Published on: 2026-03-07
Downloads: 17
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Bingo!

Cehennemin dibi.

Cehennemin dibi.

- Oh, Allahim... - Hepsini bir araya topla.

Eger hepsini disari çikarmak istiyorsan.

- Bunlari patlatabilirim, sorun degil. - Öyleyse yap!

Güvenlik içeri zorla girdiler. ...

Kim oldugunuzu biliyorum. Ne düsündügünüzü de biliyorum...

Eger caninin yanmasini istemiyorsan, çeneni kapa ve kimildama.

Sempanzelere hastalik bulasti. Yüksek bulasiciliga sahipler.

- Ne bulasti onlara? - Tedavi etmek için öncelikle anlamaniz gerek.

Ne bulasti onlara?

Öfke.

- Neden bahsediyor bu? - Kafesleri aç.

Hayir!Hayir!Hayir!

Dinle seni sapik herif, iskence yaptiklarini aliyoruz.

Seni buradan çikaracagiz.

Hayvanlar bulasici. Hastalik kan ve salyalarinda. Bir isiriklari...

Durun... Durun! Ne yaptiginizi bilmiyorsunuz!

Çekin sunu üstümden! Yardim edin!

Çekin sunu! Çekin sunu!

- Nesi var onun? - Onu öldürmek zorundasin!

Aman Allahim!

- Nesi var onun? - Onu öldürmek zorundayiz simdi!

Aman Allahim...

Merhaba?

Merhaba?

Merhaba!

Merhaba?

Merhaba!

Merhaba?

Merhaba?

Peder?

Peder iyi misiniz?

Oh bunu yapmamam gerekirdi.

Bunu yapmamam gerekirdi.

Kahretsin!

Bu tarafa!

- Bu tarafa gel! - Hadi!

Yürü, yürü, yürü!

Devam et!

- Neler oluyor burada? - Kapa çeneni!

- Koruyun kendinizi. - Kim bu insanlar?

Gidelim! Gidelim!

- neler oluyor? - Sadece yürü!

Hadi!

Adamin biri zürafayla birlikte bara girer. Birbirlerine vurmaya baslarlar.

Zürafa yere düser.

Adam tam giderken barmen der ki ''Onu böyle yatarken (lying=layin)birakip gidemezsin.''

O da der ki O bir aslan (lion=layin) degil o bir zürafa''.

Espiriyi anlamadi.

Ikiniz yanmis bir evden çikmisa benziyorsunuz.

Eee kimsin sen?

Hastanedensin galiba.

- Doktor musun? - Doktor degil. Hasta.

Ben bisikletli kuryeyim.

Farringdon tan Shaftesbury Caddesine bir paket götürüyordum ve bir araba önüme çikti.

Sonra bu sabah hastanede uyandim. Uyandim ve ben...

Ben ya hayal görüyordum yada...

Adin ne?

Jim.

Ben Mark. Bu da Selena.

OK, Jim.

sana bazi kötü haberlerim var.

Baslangiçta bir ayaklanma gibi basladi ama bildigin kargasalar gibi degil.

Çünkü küçük kasabalarda, marketlerde basladi.

ve sonra TV de izlenmesine de gerek kalmadi .

Artik disarida sokaklardaydi. Pencerenden giriyordu.

Bu bir virüstü.

Bir hastalik.

Bunu söylemek için bir doktora ihtiyacin yoktu.

Bu kandi.

Kan da birseyler vardi.

Zamanla sehirleri bosaltmayi da denediler ama nafile çok geç olmustu.

Hastalik heryerdeydi.

Ordu barikatlari da asildi.

ve iste o zaman kiyamet basladi.

Dün TV yayini susmadan önce,

hastaligin Paris ve NewYork a da yayildigini söylemislerdi.

Bundan baska da birsey duymadik.

- Hükümet ne yapiyor? - Hükümet filan kalmada.

Tabii ki hükümet vardir!

Herzaman hükümet olmustur. Siginakta yada uçakta...

Yoo gerçekten ne hükümet, ne polis, ne de ordu kalmadi.

TV, radyo ve elektrik te yok.

Alti gündür gördügümüz hastalik bulasmamis tek kisi sensin.

Ailen nerede?

Öldüler. Selenaninkiler gibi.

Senikiler de öleceklerdir.

Bak onlari bulmak zorundayim. Deptford ta yasiyorlar. Yürüyerek gidebilirim. Degil mi?

Gideceksin ve döneceksin öyle mi?

- Dönemezsin. - Dönerim!

Kimse geri dönemedi.

O zaman ders bir.

Hiçbiryere yalniz gidemezsin yoksa hiç sansin olmaz.

Ders iki.

Seyahat sadece gündüzleri olabilir. yoksa hiç sansin olmaz.

Seni yarin aliriz.

Hepimiz yarin ölmüs aileni bulmaya beraber gidiyoruz tamam mi?

Ye.

Eger onun yavaslamasini istiyorsan, söylemek zorundasin.

- Herhangi biri varsa... - Anlarim.

- Herhangi biri... - Anlarim!

Tamam.

Jim...

Bekle!

Huzur içinde ölmüsler. Sükretmen gerekir.

Sükretmiyorum.

Benim...

annem, babam ve kizkardesim, Paddington Istasyonuna gitmistik,

belki bir uçak bulabiliriz, belki bir bilet bulabiliriz diye umut etmistik.

hatirliyorum da babamin bir sürü nakit parasi olmasina ragmen,

para tamamen ise yaramaz durumdaydi.

20,000 civarinda insan da ayni fikirdeydi.

Kalabalik akin halinde gidiyordu.

Kizkardesimin eli elimden kaydi gitti.

Yerin yumusak oldugunu hatirliyorum.

Asagi baktim ve tüm bu insanlarin üzerinde dikiliyordum.

Bir hali gibi. Kalabaligin biryerinde düsmüs olan insanlar...

hastalaniyorlardi. Hizla yayildi.

Kimse kaçamiyordu. Tek yapabilecegin sey tirmanmakti.

Daha fazla insanin üzerine tirmanmak. Ben de bunu yaptim. Tirmandim.

ve bu büfenin üzerine çiktim.

Asagi baktigin zaman hangisi hasta hangisi degil anlasilmiyordu.

Sonra babami gördüm. Annemi ve kizkardesimi degil.

Babam.

Yüzü...

Selena hakliydi. Sükretmelisin.

Karanlik çökmeden dükkana dönmek için zamanimiz yok. Bu gece burada kalmaliyiz.

Annemin odasi yukarida. Siz ikiniz orada kalabilirsinzi.

Hayir hepimiz ayni odada kalacagiz. Daha güvenli.

Jim.

- Geri döndün. - Evet.

- Nasildi? - Idare eder.

Bana da bir yudum verirsin degil mi?

- Bu bos. - Ha!

Iste.

Bununla ilgilenmeye baslayacagim, sonra da.

Mark! Mark!

Selena! Yardim et!

Burasi temiz.

- Bu Bay Bridges. - Isirildin mi?

ve kizi. Dört kapi asagidan.

- Sen isirildin mi? - Hayir.

Hiç agizindan kan girdi mi?

Hayir.

Mark?

Bekle...

Temizlen bununla.

Burada hiç kiyafet var mi?

Um...Ben... Evet.

Al onlari ve giyin. Hemen gitmeliyiz.

Birsürü hastalik kapmis gelecektir. Herzaman böyle olur.

Nereden bildin? ona bulastigini nereden bildin?

- Kan. - Benim üzerimde de kan vardi. Senin üzerinde de.

Onun hasta oldugunu bilmiyordum. O anladi. Onun yüzünde görebildim.

Eger birisi hastalanirsa, öldürmen için 20 saniyen var.

Erkek kardesin, kiz kardesin yada en eski arkadasin olabilirdi. Fark yapmaz.

Sadeceaklinda bulunsun, eger senin basina gelirse, saniyesinde hallederim.

Kafasi planlarla doluydu. Senin hiç planin var mi, Jim?

Hastaliga bir çare bulmamizi ve dünyayi kurtarmayi mi yoksa sadece asik olup sevismemizi mi isterdin?

Planlar önemli degil.

Hayatta kalmak yapabilecegin en iyi sey.

Hey, hey, hey, hey.

Neydi bu?

Gidelim.

Nedir bu alisveris arabalari ile kule barikatlar falan?

Birak konusmayi. Yolumuz uzun.

Mola ister misin?

- Sen? - Hayir.

Simdi bir molaya ihtiyacim var.

Naber?

Nolsun.

Basim agriyor.

- Kötü mü? - Oldukça kötü.

- Daha önce niye birsey söylemedin? - Umursayacagini düsünmedim.

Vücudunda hiç yag kalmadi ve yedigin tek sey seker.

Yani çöküyorsun.

Sana daha fazla seker vermek yada

seni agrikesici ile doldurmak disinda yapacak fazla birsey yok. Seker olarak ta,

Pepsi yada Lilt e ne dersin?

Hiç Tango var mi?

Aslinda, Biryerlerde bir kutu Tango olacakti.

Sessiz ol! Bu bir hastalikli.

Oh olamaz, içerdeler. Yürü!

Bekle, Selena!

Bekle beni, lütfen!

Lütfen, Selena! Lütfen!

- Bekle beni! - Hadi!

- Kos! - Bekle!

Lütfen! Nolur ya!

Selena!

Koridordan asagi. Daire 157. Yürü!

Tesekkür ederim. Tesekkür ederim.

Kapiyi aç!

Kapiyi aç!

- Aç sunu! - Babam nerede?

Ne?

- Aç su siktigimin kapisini! - Babam nerede?

Al içeri onlari, Hannah. Al onlari.

More Turkish subtitles for 28 Days Later

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left