The first 200 lines.
“Robin Hood”un önceki bölümlerinde...
- Aronne öldü mü? - Kaybın için çok üzgünüm.
Bir haydutu yakalamaya çalışırken.
Tek bildiğimiz onların hırsız ve katil oldukları...
...ve krallığı soydukları.
Ödül, Şerif.
Artık yarısı benden.
Warick ve Leicester'ın sadık olduklarını sanıyordum.
Bunun değiştiğine inanmak için bir neden var mı?
Bir haydutu yakalamak için yüzlerce adam mı?
Bunu biraz şüpheli bulmuyor musun?
Bu orman yakında asker kaynayacak.
- Birlikte gitmiyoruz. - Ayrılmak mı?
Size bir şey olursa vicdanım kaldırmaz.
Nottingham'dan ayrılmalısın.
- Bırak beni! - Tarlaları yakın!
- Onları götürdüler. - Asılacaklar.
- Piskoposu siz mi soydunuz? - Evet! Ben soydum!
- Onları kurtarmalıyız. - Asılmadan önce kutsanacaklar.
Tanrı ruhlarına merhamet göstersin.
Godda, bunu izle.
- Sizinle gelmek istiyorum! - Öyleyse gel!
Robin Hood bu mu?
Kont Mareşal buraya mı geldi?
Kraliçe'nin gözleri de buraya geldi.
Kızımın kanı o okun üzerinde.
Kralın vaftiz çocuğu.
Neredeyse bir haydut tarafından öldürülecekti.
Böyle bir şeyin olmasını...
...asla affetmeyeceğim.
Kasabamız saldırıya uğradı.
Dokuz adamım öldü.
Üç mahkum serbest kaldı.
Ve haftalardır Robin Hood bizden kaçıyor...
...işbirlikçi gibi onu koruyan bir ormanda.
En azından onun Sakson olduğunu biliyoruz.
Onun Sakson olduğundan emin misiniz, efendim?
Sherwood'da her türden hırsız barınıyor.
Serbest bıraktığı mahkumlar Sakson'du.
Hiçbir Norman onlar için kendi hayatını tehlikeye atmaz.
Hood'un kimlerden olduğu açık.
Yıllardır halklarımız arasında barışı sağlamak için uğraşıyorum.
Ancak barış kırılgandır.
Barışın devamı artık sizin eylemlerinize bağlı.
Robin Hood'u bulup bana getirin, ölü ya da diri.
Lordum, Hood aramızda değil.
Hiçbir Sakson köyü size bu şekilde karşı gelmez.
Burada olanlar çoktan Kral Henry'nin kulağına gitmiştir.
En ufak bir isyan belirtisi bile kadırgaya binmesine yeter.
Eğer İngiltere'ye yelken açarsa...
...köyleriniz yanacak, halkınız kan ağlayacak...
...ve çok geçmeden başınızda benim gibi makul bir adam olmasını isteyeceksiniz.
Robin Hood'u bana getirin.
Yoksa onun kaderini paylaşırsınız.
- Sence dediklerim kulaklarına girmiş midir? - Kulaklarına girmiştir girmesine ama...
...asıl soru harekete geçecek kadar kafaları çalışyor mu?
Henry merhametli bir adam değil...
...ama gerçekten iddia ettiğin gibi bir canavar mı?
Onu savaşta hiç görmedin mi?
Benim görevim savaşları kutsamaktır.
- Savaşmak değil. - Ve dua ediyorum ki...
...bir başka savaşı kutsaman gerekmesin.
Özellikle de burada.
Bu ne güzelllik?
Baba.
Kısa süre önce ölümün eşiğinden döndüğüne kimse inanmaz.
Bir yılan öldürmek istiyorsa...
...zehir kullanması gerekir, ısırması yetmez.
Bu gece için takatin var mı?
Beni bu akşamki işten alıkoymak için...
...bir haydutun oku yeterli olmaz.
Kont Mareşal, ne zaman arz-ı endam edeceğini merak ediyordum.
Yaklaştık mı?
Gece çökmeden varacaksınız, Majesteleri.
Bu tanrının unuttuğu hudut hakkında öğrendiklerini anlat.
İlginç bir yer. Hırs ve çatışmalarla dolu.
Peki ya baronlar?
Her zamanki gibi entrikacı yılanların yuvası.
Şerif, onları kontrol altında tutuyor...
...ama kocanızın tüm ailesi gibi o da kendi menfaatlerinin peşinde.
Sence Robin Hood denen adam şerifi öldürmek istedi mi?
Evet, gerçekten etkileyici bir atış gerçekleştirdi.
Yüz adım uzaklıktan yanan bir binanın tepesinden okunu attı.
Kulağa bir ozan masalından fırlamış bir karakter gibi geliyor.
Kendi gözlerimle görmeseydim buna inanmazdım.
İlginç, değil mi?
Bir grup haydutun şerifin elinden kaçmayı başarması.
Yardım aldığını mı ima ediyorsunuz?
Peki böyle bir ittifaktan kim kazançlı çıkabilir ki?
Kaostan beslenenen kim varsa.
- Bu oldukça uzun bir liste demek. - En başında da baronlar var.
Herhangi bir ihanet varsa, onu bulup kökünü kazıyacağım.
Nasıl birine benziyor?
Sadece bir anlığına gördüm.
Göze fena gelmiyor, öyle bir meyiliniz varsa.
Nasıl bir meyil?
Haydutlara ilgi duymaya.
Ve serseri tiplere.
Bu herkesin sevdiği bir şey değil mi?
Hayatını daha büyük bir amaç uğruna riske atmaya hazır havalı bir haydut.
Sevgili kocam.
Bu senin sinirini bozmaz mı?
Onunla tanışmak istiyorum.
Nasıl biri olduğunu kendim göreceğim.
Gördüğüm adam asılmayı hak ediyor.
Neyi hak ettiği önemli değil. Önemli olan ne için savaştığı.
Hayatta kalmak ve ilmekten kurtulmak için.
Bu adamla gerçekten tanışmak mı istiyorsunuz, Majesteleri?
İngiltere'nin diğer ucuna sadece rosto yemek için gitmiyorum, değil mi?
O, geliyor, baba.
Geliyorum.
Sen git.
Philip.
Majesteleri.
Nottingham'a hoş geldiniz.
Bayan Huntingdon.
Babanız Efendi Aleppo ile birlikte Nottingham'da.
Biliyorum.
- Bernard da onunla mı? - Evet, hanımefendi.
Burada sadece ben varım.
İyi misiniz?
İyiyim. Şimdi içeri gir.
Biriyle buluşmam gerekiyor.
Ve Aveline...
...buraya hiç gelmedim.
Anlaşıldı, hanımefendi.
Rob.
Burayı görmeyeli çok uzun zaman oldu.
Ben de öyle hissediyorum.
Geleceğini sanmıyordum.
- Mesajımı alacağını bile. - Egbert'e nasıl ulaştın?
Will aracılığıyla. Notu amcana iletti.
- Değişmişsin. - Pek çok şey yaşandı.
Ve Lefors. Doğru mu?
Kendimi savundum. Sarhoştular.
Bir şey yapmasaydım, beni öldüreceklerdi.
Sana inanıyorum.
Aronne'a olanları biliyorum.
Üzgünüm, Marian.
Babamın gölgesinde kimse güvende değil, oğulları bile.
Asla ayrılmamalıydım.
Nedense tüm olanlardan ben sorumluymuşum gibi hissediyorum.
Bana bak.
Sen ayrılmadın, kaçtın.
Hâlâ kaçabiliriz.
Olmaz.
Kraliçeye borçluyum ve sen aranan bir adamsın.
Bu nasıl bir hayat olur ki?
Hem...
...daha iyi bir yol olabilir.
Kraliçe buraya sadece Şerif ve Baronlarla görüşmek için gelmedi.
Asıl amacı, haydut Robin Hood'la görüşmek.
Bunun benimle ne ilgisi var?
Sen bir ormancı tarafından büyütülmüş bir Sakson'sun.
Sherwood senden hiçbir şeyi saklayamaz.
Eğer ona ulaşıp bu görüşmeyi ayarlayabilirsen...
...Eleanor'un seni affedeceğine inanıyorum.
- Marian... - Ne söyleyeceğini biliyorum.
Bunun bizim için hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini düşünüyorsun.
Ama benim ne düşündüğümü biliyor musun, Rob?
Tercih etmesi halinde, kendini kurtarabilecek bir adam.
Benim için bunu tercih et.
Robin Hood'u bulabilir misin?
Evet.
O zaman çabuk ol.
Buluşma, Sherwood'un kıyısındaki Oxley Meadows'ta gerçekleşecek.
Kraliçe onun güvenliğini garanti edecek.
Ben tavernada kalacağım.
Buluşma ayarlandığında, biriyle bana haber gönder.
Seni seviyorum, Marian.
Ben seni daha çok seviyorum.
Bu kalenin bir taş yığınından biraz daha fazlası olduğu zamanları hatırlıyorum.
Mütevazı bir şövalye olarak başlayan bir adam için etkileyici.
- Kuzenim Kralın yanında at sürerdim. - Evet, doğru.
Burada gördüğünüz şey kralın Nottingham'ı orta bölgenin mücevheri...
...olarak gören vizyonunun bir kanıtıdır.
Ve kraliyet hazinesinin de, şüphesiz.
Krallık, ona sadakatle hizmet edenleri her zaman ödüllendirmiştir, Majesteleri.
Elbette.
Ve aksini yapanları da anında cezalandırmıştır.
Kraliçe tantanasız bir şekilde geldi. Son anda haberimiz oldu.
Bu normal değil.
Kesinlikle hatırladığım Eleanor böyle değildi.
O, kendini trompetler ve bayraklarla duyurmayı tercih eder.
Siz ikiniz burada ne hakkında konuşuyorsunuz...
...ağaçta kavga eden iki yaşlı karga gibi?
Hükümdarımızın planlarını tartışıyoruz. Onu İngiltere'nin öbür ucuna getiren şeyi.
Robin Hood kaos çıkarırken, belki de hangi yangınların söndürülmesi...
...ve hangilerinin körüklenmesi gerektiğini görmeye gelmiştir.
Eleanor'un Hood gibi bir haydutla ne ilgisi olabilir ki?
O, kraliçenin dikkatini çekemeyecek kadar değersiz bir sivrisinek.
Yine de burada, onun maceralarıyla ilgileniyor.
Sebebi ne olursa olsun, kraliçenin varlığı her zaman kasasını doldurur.
Leicester, kulakların sürekli para şıngırtısı duyuyor.
Sen ne diyorsun, Madeline?
Neden burada?
Bence kraliçe asla amaçsız hareket etmez.
Asıl soru neden Nottingham'da olduğu değil...
...bizden ne istediği.
Kraliyet ailesi için bir ziyafet veriyorum, taverna mı zannettin burayı?
No comments yet. Be the first to leave one.