Season 3

Release info

Love is Blind Sweden S03E02 tr
A Commentary by dappeloe

Tags

webdl
Published on: 2026-03-12
Downloads: 16
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Sana burada oturup küçükken geçirdiğim

araba kazasını ağlayarak anlatsam

ve sonra da yeni bir adam gelse, ağlamayan veya duygusallaşmayan,

konuşacak böyle bir şeyi olmayan biri,

öncekiyle daha derin bir bağ hissetmez miydin?

Bu soruya sadece evet ya da hayır de.

Hayır, biz kadınlara inancın çok azmış derdim.

Hayır ama burada ekiple birlikteyken de aynı şey.

En çok ilgiyi kötü durumda olan alıyor.

-Herkes onu derin biri gibi görüyor. -Bence öyle değil.

Travman yoksa da derin biri olabilirsin.

Zor konuları konuşmaya açıksındır. Derin biri olmak budur.

Ama sana diyorum, hayatımda zor çok bir şey yok.

Doğup da buraya gelmiş değilsin.

-40 yıldan fazla zamanın olmuş. -Harika bir hayat.

Hayatında bir şeyler olmuştur, ben de dinlemek isterim.

Hayatta iyi bir yerdeyim diye düşünüyorum.

Bunun benden alınmasını istemem.

Söylemeye çalıştığım şu, yardım etmek isteyen biri gibisin.

Buradaki bir numaralı insan sensin. Yardıma ihtiyacım olsa

seninle daha derin bir ilişki kurup daha hızlı yakınlaşırdık.

Hiç travmamın olmaması veya kolay bir hayat yaşamam

sığ biriyim demek değil.

Seni sığ olarak tanıdığımı söyleyemem ben de.

Hayır.

Ama şimdi endişelendim çünkü benimle ilgili algıların farklı gibi

veya birbirimizi biraz yanlış anlıyoruz gibi geliyor.

Yani, seni daha çok tanımak istiyorum.

Travmalarını sırayla listelemeni değil.

Hayır, bu güzel. Teşekkürler.

Bunu gerçekten oturup düşüneceğim ve birkaç not alacağım.

-Evet, yap. -Bence de gerekli.

Seninle yine görüşmeyi çok istiyorum.

-Şimdilik kendine dikkat et. -Tabii. Sen de. Hoşça kal.

Siktir.

Bence gözünde ilk sıralardan düştüm.

Başına gerçekten bir şey gelmiş birileriyle yarışmak zor.

Belki de elini uzatıp yardım edebileceği birini istiyordur.

Bundan korkuyorum.

İSVEÇ

Günün nasıldı?

Biraz garipti aslında.

Biraz kafam karıştı ve yanlış anlaşıldığımı hissediyorum.

Öyle mi?

Erkeklerden biri beni bence doğru olmayan bir şekilde tanımladı.

Sanki bakacağım birini arıyormuşum gibi,

kurtaracağım birini arıyormuşum gibi konuştu.

Bana biraz garip geldi.

-Ama "Bunu konuşuruz." dedin. -"Yarın" mı?

Tekrar buluşuruz demedik

ama buluşmayız da demedik. Düşünmem gerek.

Hislerimi dinlemek konusunda daha iyi olmalıyım.

Tek odağın bu olmalı. Kendin için buradasın.

Eve bu kadar erken gitmek çok zor. En kötüsü bu. Çok erken daha.

Bir şeyler hissettiğin başka erkek yok mu?

Hayır.

Bugün biraz zordu, öyle hissediyorum.

Ibrahim'le konuşmaya devam etmek isterdim ama olmadı.

Ben sana Daniel'ı düşünmüştüm. Orada bir şey olabilir.

Benim için fazla mı

büyük bir kişilik? Bilmiyorum.

Evet ama gitmen gerekmez.

İnsanları tanımaya ve gidişata bakmaya devam edebilirsin.

-Evet, bu doğru. -Evet.

Peki. Görüşürüz.

-Gitme zamanı kızlar. -Hadi gidelim.

Bol şans!

Hâlâ buraya gelişimin boşuna olmadığını düşünüyorum.

Burada biriyle tanışacaktım.

Her şeyimle burada olmazsam bu olmaz.

-Her şey yoluna girecek hayatım. -Evet, sağ ol.

Bugün Daniel'ı görmeyi iple çekiyorum.

Sonrasında nasıl hissettirdiğine bakacağız.

Birinin ilk tercihi olmak istiyorum.

Orada oturup bu kişi beni seçti demek istiyorum.

Kimsenin ikinci tercihi olmak istemiyorum.

-Merhaba! -Merhaba Daniel.

-Selam. -Ben Johanna.

Banka Johanna mıydı?

Banka Johanna mı?

Neydi? Şeyde çalışıyordun… Hayır şeydi… Herkesi karıştırıyorum.

-Bu iyi değil. -Dur, bekle. Bir saniye.

Etkinlik ve satış müdürü olarak çalışıyorum.

-Etkinlik ve satış müdürü mü? -Sidney'denim, hatırladın mı?

-Evet, doğru ya. -Şimdi hatırladın mı?

Evet, şimdi hatırladım.

-Jeton yeni düştü. -Jeton yeni düştü.

İlk gün Avustralya hakkında konuşmuştun.

O zaman hemen yerleşmiştin.

Evet, Avustralya'ya hemen yerleşmiştim.

Şimdi de adımı unuttun. Yazık oldu.

-İşler hızla değişiyor. -Unutmadım. Karıştırdım.

-37 yaşındasın. -İki haftaya 38.

Daha çok gençsin.

-Değilim ama mutlu bir hayatım var. -Öyle mi?

Hâlâ hayata yeni başlamış gibi hissediyorum.

Yeni başlayan birindense

bir şeyler yaşamış biriyle tanışmayı tercih ederim.

Ne istediğini ve istemediğini biliyorsundur.

Kesinlikle.

Bu deneyin olayı bu zaten.

Yatağa gireceğim birini aramıyorum,

birlikte uyanacak birini arıyorum.

Güzel. Böyle demen çok garip.

Kendimi hep 80 yaşında bir verandada oturup

birlikte hayata gülebileceğim

ve "Bu hayatta ne çok eğlendik." diyebileceğim

biriyle hayal ettiğimi söylerim.

Hayatımın son 25-30 yılını Avustralya gibi bir yerde yaşamayı tercih ederim.

Katılıyorum.

Bir sandalyede oturmuş sallanıyorum, belki teyzemin şarap bağını devralmışım.

Oturmuşum öyle, bir içki içiyorum.

-Hayatı yaşıyorsun. Katılıyorum. -Yaşıyorum.

Soyadımı bilmek ister misin bu arada?

Söylemek istersen.

Fark etmez. Adım Daniel Fjäll.

Bu ikimiz için de zor olur o zaman.

-Neden? -Çünkü benimki Johanna Storm.

-Adın Johanna Storm mu? -Evet.

Fjällstorm, dağ fırtınası demek. Çok havalı. Bunu çalarız.

-Evet ya da Stormfjäll. -Evet, Stormfjäll. Havalı.

-Tanrım, inanılmaz. -Ne bu şimdi?

Yani soyadlarımız farklı hava şartlarından geliyor.

-Evet. -Bu harika.

Kötü bir başlangıç yaptım ama bence beni affettin.

-O kadar kolay… -Kolay alınmaz mısın?

Öyle. Rahatsız olmam için çok şey söylemen gerekir.

Tanrım, bu harika.

Onu nasıl kaçırdım? Çünkü mesele tam bu.

Ama o da öyle hissediyor bence.

Belki ilk sırasında hep ben yoktum.

Belki de birbirimizin "hoşlandıklarım listesinde" tırmanıyoruz.

İyi gitti mi?

Evet, harikaydı. İyi oldu. Eğlenceliydi. İyi vakit geçirdim.

Şimdiki kimdi?

-Kimseye söyleme. -Söz.

Johanna'yla görüştüm ve çok iyi geldi.

Bu düşündüğümden çok daha zor.

Bazı duygulara engel olamazsın, seni sarar.

Artık tüm yumurtalarım tek sepette

ve bu tabii korkutuyor.

Ama Aniela'ya hislerim çok büyük, daha azıyla mutlu olamazdım.

Ve başkasına da öyle hissedemem.

Bana şans dileyin çocuklar, hadi.

-Bu önemli. -Göster kendini!

Elbette meraklanıyor insan. Muhtemelen benden önce üç randevusu oldu.

Belki daha çok.

.-Randevulara doğru. -Randevulara ve müstakbel eşe doğru.

Müstakbel eşlere doğru.

Tüm gün seninle konuşmaya can atıyordum.

Ben de bütün gece seni düşündüm.

Benimle buluşmadan önce herhâlde her tür duyguyu hissedecek.

Bugün bu odaya girmeden önce kalbim çarpıyordu.

Tanrım, bu kız kim?

Aman Tanrım.

Kapıdan her girişimde

-sen olmasını umdum. -Teşekkür ederim!

Başından beri bir numaram sendin.

Tanrım, şu an çok mutlu oldum.

Düşüncelerim durmuyor, kafamın içi çamaşır makinesi gibi.

Çok iyi vakit geçiriyorum, her randevudan zevk alıyorum.

Henüz seçeneklerimi daraltmak istemiyorum.

Bir yandan da bazı kişilere bağlanmamak zor.

Şu an içimde Ibbe için bir kıpırtı var.

Ama…

Beni böyle ciddiye alması da biraz strese sokuyor.

Artık ya hep ya hiç.

Ona müzik çalarımı vereceğim.

Farkında olmadan, onun lakabıyla aynı isimde bir şarkı koymuşum.

Vay be!

Uzanmış müzik dinliyordum, baktım "Annie" şarkısı çıktı.

Batıl inançları olan biri değilim ama yine de biraz özel hissettirdi.

Çocuklar!

-Bol şans. -Bol şans Ibbe!

Hoşça kalın!

Buraya herhangi biriyle tanışmaya gelmedim.

Evlenmeyi hayal edebileceğim birini bulmaya geldim.

Her şey yolunda giderse yarın buluşabiliriz yoksa eve giderim.

-Merhaba. -Selam.

-Merhaba! -Merhaba. Nasıl gidiyor?

İyiyim. Sen nasılsın?

Bence bugün yaşadıklarımı anlayamazsın.

Yani…

-Günün nasıldı? -İyiydi.

-Burada çok duygu yaşanıyor. -Evet, biliyorum.

Ama seninle olmaktan çok mutluyum.

Ben de öyle hissediyorum.

-Kulaklık mı gönderdin? -Evet.

Orada bazı şarkılar var

ve başında da küçük bir sürpriz var.

Tamam. O zaman bunu başlatıyorum.

Tüm şarkıyı mı dinlemeliyim?

Hayır, bence ilk kısmı yeter.

Yani…

Tam bu şarkıyı dinlemem ne kadar tuhaf, farkında mısın?

Hayır, kaldıramıyorum.

Ibbe bu birinin benim için yaptığı en güzel şey.

-Tanrım. -Mutluysan ben de mutluyum.

Elbette mutluyum. Bu gerçekten çok güzel.

Duyduğuma çok sevindim.

More Turkish subtitles for Love Is Blind: Sweden

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left