The first 200 lines.
Burası King Stereo 92, KKNG Oklahoma City.
Muhteşem Amerikan Bale Kumpanyası Halk Merkezi konser salonunda...
...iki gece üst üste gösterisini sergileyecek.
Harika bale yıldızları Tchaikovsky'nin dünyaca tanınan...
...balelerinin yanında ABC'nin geniş repertuvarından seçilen...
...pek çok günümüz klasiğini de sahneye koyacak.
Biletler konser salonu gişelerinden...
...ve tüm diğer acentelerden temin edilebilir.
KKNG.
Şimdi yayınımıza bale gösterisinden alınan müziklerle devam ediyoruz.
Herkes hazır mı?
Harika.
Ne dağınıklık.
- İşte böyle. - Wayne, senin masayı...
...hazırlayacağını sanıyordum. - Döndüğümüzde bunun için...
...vaktimiz olacak.
Bakalım buna ne diyecek?
Neden en son benim haberim oluyor? Emilia gidip giyinecek misin?
Jenny, bu kadar yeter, bırak artık şunları.
Geri döndüğümüzde çok vaktimiz olacak.
Üstelik hazırlanman bir saat sürüyor. Hemen git ve giyin.
Ethan nerede? - Anne, o boncuklar elbisende...
...kesinlikle kötü duruyor.
Bu boncukları bana sen doğmadan çok önce Emma vermişti.
Ama şimdi kötü duruyorlar.
Ethan? Ethan şunu keser misin?
- Sahne ışıkları! Kendimden geçtim! - O ışıklar parti için.
Hadi, iki dakika içinde çıkmamız gerek.
Acele edin çocuklar! Hadi gidiyoruz.
Biletler kimde? - Biletler bende değil.
- Peki kimde? - Bende, bende.
- Onları sakın kaybetme. - Hadi.
- Biraz ileri git. - Tanrım, çok heyecanlıyım.
Wayne, hadi acele et. - Anne, heyecanlanmana gerek yok.
Kravatıma bakın. Size yakışmayacağını söylemiştim.
- Sızlanmayı kesecek misin sen? - Sadece kravat yakışmamış dedim.
Dikkatli ol, baba. Ve yavaş kullan.
- Nasılsın? - İyiyim.
- İyice ağlayabildin mi? - Fazlasıyla.
Çocuklara ne söyledin?
Hiçbir şey. Seni tanıyorlar. Emma ve senin aynı sahne için...
...prova yaptığınızı yüzlerce kez anlatmıştın.
Sahne arkasına geçmemizi gerektiren bir kural olmadığını biliyorsun.
Evet, var.
Bizimle partiye gel. Biraz gevşe, Sevilla.
İnsanın aradaki farkı anlamaktan aciz bir seyirci için...
...hayatını iyi bir balerin olmaya adamasının...
...nasıl bir anlamı olabilir? Bu gece çok kötüydüm.
Doğruca eve gidip sıcak küvetime gireceğim.
Bugün hiç tadın yok, Sevilla. Sana taksi çağıracağım.
Hayır, sağ ol tatlım. Dışarıda limuzinim bekliyor.
- Duşlar nerede? - Şu tarafta olacaktı sanırım.
Sağ ol.
Deedee?
Freddie.
Freddie! - Bebeğim, nasılsın?
Freddie, seni gördüğüme ne kadar sevindim.
Çocuklarımızla tanış. - Wayne?
- Bu Emilia, Janina ve Ethan. - Nasılsın dostum?
Merhaba.
Deedee!
Seni görmek ne güzel, hayatım.
- Daha önce de yapmıştın. - Evet.
Bunu yeniden ayarlamamız gerekecek. - Merhaba Adelaide.
Tanrım, kendine çok iyi bakmışsın hayatım.
Sen de öyle.
Kumpanyayı idare etmek kilo almamı önlüyor.
Birkaç kilo vermen gerek, Deedee. - Her zaman dediğin gibi.
Bu gece partide pasta ya da şeker yok.
Tatlı bile yok, tatlım.
Deedee?
Ben Michael. Michael Cooke.
Bu Michael. Wayne?
Wayne, Michael burada. Michael.
- Merhaba Wayne. - Kimleri görüyorum.
Tanrım, gerçekten etkileyici görünüyorsunuz bayım.
O kadar etkileyiciyim ki Deedee beni tanımadı bile.
Ama biz kumpanyadan ayrıldığımızda...
...dünyanın en ünlü koreografı değildin.
Değil miydim? Öyleydim sanıyordum.
Anna Karenina'yı yapmıştı.
Hadi.
- Daha derinden. Derinden. - Nasıl yani?
Ben derinden olduğunu düşünüyordum. Şu son kısımda. Belki biraz daha.
- Doğru ama bu gece derinden olmadı. - Şöyle mi?
- İlk bölüm. - Evet, başlarken biraz...
...yumuşak olduğunu biliyorum. - Biraz daha yüksek sesle.
- Bunu denerim. - Ve daha derinden.
Evet, ne demek istediğini anladım.
Ama inan bana bundan daha yavaş yapamam.
Kendimi bir anda orada... - Bir misafirin var. Bak.
- İşte buradasın. - Tanrım!
Bu gece harikaydın. - Hayır, harika değildim.
Harika olsun istedim ama olamadım. İnan bana öyle.
- Evet, öyleydin. - Çiçeklerine bayıldım...
...çok teşekkürler. - Bence inanılmazdın.
Hayır, inanılmaz değildim. Biliyorsun bileğim sorun çıkarıyor.
Sana yazmıştım. - Biliyorum ama hiç belli olmuyordu.
Hayır, inan bana fark etmedim. Gerçekten.
Senin de izlediğini bildiğim için o kadar heyecanlandım ki.
- Harikaydın. - Hayır, değildim.
- Elbette öyleydin. - Gerçekten öyleydin, Emma.
Wayne. Wayne!
Beni her zaman olduğu gibi duygulandırdın.
Teşekkürler.
Wayne, çok uzun zaman oldu. - Evet, kesinlikle öyle.
Evet, vaftiz kızını görmeye ne dersin?
Emilia, hadi buraya gel.
Aman Tanrım!
- Harika değil mi? - Aman Tanrım!
Son gördüğümde seni kucağıma alabiliyordum.
Ne kadar da güzel. Çok güzelleşmiş, Deedee.
Evet.
- Janina. - Janina, evet.
Merhaba.
- Ethan. - Ethan. Merhaba.
Yeter.
Biraz tehlikeli bir çocuk.
Ne güzelsiniz.
Zamanın ne kadar çabuk geçtiğini bilmiyorlar, değil mi?
Hayır. Bilmiyorlar.
Deedee. Deedee!
Hâlâ çok düzenlisin.
Ben her zaman dağınık biri oldum, değil mi?
Sadece göz kalemimi ödünç alıp...
...aldığın yere bırakmadığın zaman kızardım.
Yoksa bulamıyordun.
Emma, bu fotoğrafı gittiğin her yere götürmüyorsun değil mi?
O ve annem. Diğerleri fotoğraf albümümde...
...bir görünür bir kaybolurlar. Tatlım!
Düğünümde gerçekten bu şapkayı giymiş miydin?
O şapkayı çok severdim.
Ne kadar genç göründüğümüze bir baksana.
Ben berbat görünüyorum.
Wayne'in yanında hepimiz öyle görünüyorduk.
Gerçekten güzeldi. - Pileli pantolonlarına rağmen.
Tüm kumpanyanın onu istemesine şaşmamalı.
Neyse ki senin gözün başka yerdeydi.
- Yani Michael'da mı? - Hayır, amaçlarımızı kastettim.
Hadi söyle Emma.
Sen olmak şimdi nasıl bir şey?
Dans ediyorum.
Hâlâ ders alıyorum. Prova yapıyorum. Sahneye çıkıyorum.
Ev yerine otele gidiyorum.
Bazı şehirler diğerlerinden daha iyi.
Bazı geceler de öyle.
Bu gece iyi olmayı istedim.
Senin için sahneye çıkmıştım. - İyi olmak elinde değil.
- Hâlâ mı? - Evet.
Sen bir sanatçısın.
Hadi, sen de kendine bir şey al.
Yine ne yapıyorsun? - Bu fotoğraftan nefret ediyorum.
Sana daha güzel bir tane göndereceğim. Kaç yatak odan var?
Hepsini gördün. Kileri de görmek ister misin? Ama ondan yok.
- Emma. - Bence annem çok daha iyi bir...
...Anna Karenina olurdu. Emma berbat.
Kim demiş seni aptal.
Michael, bu inanılmaz küçük Rus ne yapacak biliyorsun, değil mi?
Amerikan erkekleri için dansçı olmayı saygın bir...
...meslek haline getirecek. - O kadar emin olma.
Orada iyi bir günde bunun iki katı seyirciye oynayabiliriz.
- Benden çabuk davranmışsın. - Evet, bunları getirmesi iyi olmuş.
- Bu günlerde sadece bunları içiyor. - Seni korkak.
Onunla hâlâ konuşamadın, değil mi? - Biliyorum. Sadece...
...diğer çocuklarla çok meşguldüm. Wayne, onları seviyorum.
Kumpanyayı seviyorum. Gitmelerini hiç istemiyorum.
Onlarla gitmek istiyorum. Çok özlemişim. Evet.
Neyse, bunu boş ver. Gözlerine. - Gözlerine.
Emma? Emma'yı gören oldu mu?
Bu tecrübeyle bir profesyonel bile sayılabilirsin.
- Hayır. - Evet.
Yarın kumpanyayla birlikte çalışmak ister misin?
Hadi, tatlım. Utangaç olmana gerek yok.
Ne istediğini bilmeli ve söyleyebilmelisin.
- İstediğim bazı şeyler var aslında. - Örneğin?
Kumpanyayla birlikte çalışmak.
38 yıl önce kendimi neyin içine attığımı anlamış olsaydım...
...bu kahrolası bale kumpanyasına asla katılmazdım.
Aklımda tek bir düşünce vardı.
Birinci sınıf bir Amerikan Kumpanyası olmalıydık.
- Aranızda pek çok yabancı var. - Dans uluslararasıdır.
Kumpanyam neredeyse beş kere iflas etti.
Ama şimdi dünyanın en iyi bale kumpanyası olduk.
Evet, en azından bu ülkede.
- Size bu şekilde mi öğretildi? - Evet.
Annen mi?
Evet, ondan ve babandan beni şöyle çok zengin...
...petrolcü ailelerle tanıştırmalarını isteyeceğim.
Bir bale okulum olacak tatlım ve bunun anlamı...
...her zaman en az yarım düzine çok zengin babaları olan...
...küçük beceriksiz kız demektir.
İşte o zaman ben de onların işine karışmam.
Zenginleri nasıl idare edeceğimi bilirim.
Sen onlara umut verirsin, onlar da sana para.
O jambonu hemen götürme. - Tamam.
Reklamlarını kendine sakla. Janina'nın hiç parası yok.
- Bence bir lokanta açmalı. - Teşekkürler.
Adelaide, fikirlerini kendine saklamak...
...koreograflara verilmiş bir ayrıcalıktır.
Ama Arnold tatlım, bunca gizliliğin sebebi ne olabilir?
No comments yet. Be the first to leave one.