The Apartment Job

The Apartment Job (아파트)

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

The Apartment Job S01E05 1080p NF WEB-DL AAC2 0 H 264-CHIOS
A Commentary by desprite
Alt yazı çevirmeni: Sabiha Filis

Tags

webdl
Published on: 2026-07-26
Downloads: 12
Hearing Impaired: No
FPS: 23.976

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

THE APARTMENT JOB

2 NO.LU ADAY PARK HAE-KANG

Şerefe.

Dur Bay Park. Bir konuşma yap bari.

Biz konuşma falan yapmayız.

O hâlde ben bir şeyler söylesem?

Olur.

Harika.

Beyler, haberleri hepiniz görüyorsunuzdur.

"Apartmanlar yolsuzluk yuvası oldu!"

Doğru dürüst sözleşme yapmamalar,

eşe dosta ihale dağıtmalar,

inşaat masraflarını şişirmeler, milletin aidatına çökmeler…

Sizi haberlerde falan görmek istemem.

O yüzden rica ediyorum, bu işlere hiç bulaşmayın.

- Umarım görevini… - Çok sıkıcı.

…kazasız belasız atlatırsın Bay Park.

Hadi madem. Şerefe!

Şerefe!

Neden suratınız asık?

Aralıklı bir aileniz oldu, çok istediğin pozisyonu kaptın.

İşler buraya gelmişken

sahte karın olarak seni gaza getirmek istedim.

Hadi bakalım. Şerefe!

- Şerefe! - Şerefe!

Çok iyi.

Onca şey yaptım,

açık ara en zoru buydu.

Paketler dağ gibi birikip…

Ne bu hâlin? Niye bu kadar sarhoş oldun?

Zor zamanlar geçirdi.

Dişinin arasında pul biber kalmış.

Güzel haberi aldım.

- Tebrik ederim. - Hemen duydunuz mu?

Kan mı?

Olayı ne bu adamın? Kandı, eminim.

Çok az kaldı.

Yong-man…

Şimdilik sadece

Yong-man'ı kurtarmaya odaklan.

THE APARTMENT JOB

Evet. Çok mantıksız.

Dirseğimde sıkıntı var. Topa düzgün vuramıyorum.

- İyi misin? - Vay be.

Hiç içerleme Bay Lee.

Şu an bizimle yemek yiyecek durumda değilsin.

Alt tarafı ufak bir pürüz.

Bay Lee böyle küçük bir şeye takılıp düşmez.

Utanç verici olur.

O kadar saçma ki insanın gülesi geliyor.

Ama her hâlükârda büyütülecek bir şey yok, kafanıza takmayın.

Bir şeyler ye. Çok bitkin görünüyorsun.

Başüstüne.

Dana eti mi alsaydık acaba?

Çalışan adam için domuz eti gibisi yoktur.

Basit bir ev tadilatında bile dünya kadar sorun çıkıyor.

Bizse koskoca bir şehir inşa ediyoruz.

Yine de

Oman'ın bu şekilde anılması hoşuma gitmiyor.

Bu küçücük kıvılcımın filmlerdeki gibi

devasa bir yolsuzluk skandalına dönüşmesini istemiyorum.

Şu saçmalıklara bulaşmadan bu işin tertemiz kapanmasını istiyorum.

Tereyağından kıl çeker gibi işleri halletmek uzmanlık alanımdır.

KILIMANJARO LEOPARI

Hiç gördün mü bir sırtlanı Dağ eteklerinde süzülürken

Av peşindeyken?

Sırtlanlar dağ eteklerinde dolanır Leş aramak için sadece

Sırtlan değil Leopar olmak istiyorum ben

- İçeride mi? - Evet, içeride.

Durumu nasıl?

Bir zirvedeyim, bir dipte

Şimdi ise dinleniyorum Dünyanın karanlık bir köşesinde

Rüzgâr gibi gelip Sabah çiyi gibi öylece çekip gidemem

Bir iz bırakmalıyım geride

Biraz hayal kırıklığına uğramıştım,

bu yüzden önce bu şarkıyı söylemek istedim.

- Bay Yoo. - Evet?

İnşaat başlamadan önce kültürel miras araştırması yapmadınız mı?

Yaptık ama…

Bir kâse buldular!

Bulunmaması gerekiyordu!

Kendi arazimi kendi paramla kazıp

orada olmaması gereken bir şey bulduğum yetmezmiş gibi.

- Bay Choi. - Evet?

İnşaat durmuşken banka kredisi için ne kadar

faiz ödemek zorunda kalacağım?

Şey…

Oldukça yüksek bir miktar.

Bayağı zaman oldu. Kafaları hazırlayın.

Efendim…

Kafaları hazırlayın!

- Emredersiniz! - Çabuk!

Aşk yalnızdır Çünkü kaderini ona bağlarsın

Yalnızdır çünkü her şeyini ortaya koyarsın

Ben yalnızım.

İşini yapan tek kişi benmişim gibi geliyor.

Şu inşaatı devam ettirmenin bir yolunu bulun derhâl!

Üzgünüm efendim ama eserler sahte çıkmadığı sürece

- bu karardan dönmenin hiçbir yolu yok! - Bay Park!

Beni affedin efendim!

Sahte mi?

Ne? Ne yaptın?

- Sahte eş mi? - Evet.

Sıradan bir figüranlık işi gibi.

Anladık, paraya ihtiyacın var ama kafayı mı yedin?

Avukat olmak istiyordun.

Kalan parayı alır almaz tekrar ders çalışmaya başlayacağım.

Birkaç gün kaldı.

Ha-jeong biliyor mu?

Tabii ki hayır.

Şu anda Fransa'da.

Aldığım avansla onu oraya gönderdim.

Hayali pastacı olmak, gidip farklı şeyler denemesini söyledim.

Peki bu adam neden

yönetim kurulu başkanı olmak için sahte bir aile kuruyor?

Ne?

Kafayı çalıştır.

Sırf o rol için sana neden bu kadar çok para ödesin ki?

Ben biliyorum.

Annemin bir tanıdığının dünürünün kuzeninin arkadaşı…

Yeong-ju, bahsettiğin kişi yabancı sayılır.

Haklısın. Ama neyse ne, o yabancı apartman yöneticisi oldu

ve dünyanın parasını cebe indirdi.

Hatta yeni bir araba alıp lüks bir yere taşındılar.

- Acaba o da… - Hey.

Bay Park öyle biri değil.

Bana ne diye bağırıyorsun?

O zaman nasıl biri bu adam?

Ne?

Şey, o…

Park Hae-kang'ın tavanımda ne işi var?

Uyu hadi.

- Ben geldim! - Selam.

- Geç kalmadım ya? - Kaldınız.

Ne oldu? Birinin doğum günü mü?

Hayır. Bugün patronun başkanlığının ilk günü.

Şöyle ağzımıza layık,

sağlam bir sofra kurayım da enerji toplayalım dedim.

Bay Park, aç karnına espresso mu içiyorsun yine?

Bence sorun yok.

Bence var ama.

Kardeşlerin senin için ne güzel sofra kurmuş.

En azından sofraya otur.

Sorun değil.

Hey.

Hadi.

Bunu bana neden yapıyorsun?

Yosun çorbası. Aman, çok sıcak.

Pekâlâ.

Al.

Ben mi yedireyim? Aç ağzını.

Kendim yerim.

Çok lezzetli.

Ellerine sağlık.

Sonunda sıradan bir insana benzedin.

Rendelenmiş buz mu o?

Biraz daha vereyim.

Niye ağlıyorsun?

Yemeğimin tadına ilk kez bakıyorsunuz.

Yani…

Baba.

- Evet? - Evet?

Hangi baban?

- Ben mi? - Ben mi?

Ne oldu?

Bir şey mi diyeceksin?

Anne.

Bayan Kang, Gyeong-buk sana sesleniyor.

"Anne" diye çağrılmaya hâlâ alışamadım. Ne oldu?

Yok bir şey.

- İşe gitmeye hazırlanayım. - Tamam.

Tamam.

Her haneden geldi herhâlde.

Herkes yönetim değişsin diye yanıp tutuşuyormuş meğer.

Sang-tae.

- Evet? - Dilini tut.

Biri duyabilir. Dikkatli ol.

Ama bizden başka kimse yok.

- Pardon. - Herkes susup beklesin.

Yönetim değişikliği daima kıyım getirir.

Abartmasak mı…

Dünyadan haberiniz yok.

Kan…

Ne bekliyorsun?

Yeni başkanı karşılamak için hazırlanalım.

Hadi.

Layığıyla yapalım.

Aynısı sana da olsun istemiyorsan. Tamam mı?

Benden hediye.

Kıyım çoktan başladı bile.

Soğumuş mu?

Buz gibi olmuş.

- Dur bakalım. - Beni korkuttun.

Tek başına içmende sorun yok

ama huzurevinde sakın kumar oynama.

Oynamam.

Kumar oynayacak param yok zaten.

Oynayamam.

Beş kuruşun olmasa bile kumar oynayacak bir tipsin sen.

Patron öğrenirse mahvolursun.

More Turkish subtitles for The Apartment Job

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left