The first 200 lines.
Kimsin sen?
Bak, bu insanlar...
...onların benim için önemi yok.
Hiçbirini tanımıyorum ama bir şeye kalkışırlarsa
ve sizden biri ateş ederse, o zaman bu uçak düşer.
- Uçak güvende. - Evet. Şu anda öyle.
Yardıma ihtiyacımız yok.
Şu anda yok ama ya her şey yeniden ters giderse?
- Kimsin sen? - Erken başladınız, değil mi?
Bunu daha sonra yapacaktınız,
sonra o adam aceleyle birinci sınıfa geldi
ve endişeliydi, sonra paniğe kapıldı ve ona yeşil bir şapka verdin.
Sonra bir de baktım olay patlamış.
Bu, planda yoktu, değil mi?
Git, pasaportunu getir.
Bu, planın parçası olamaz.
Bak, daha ilk saatte her şey ters gittiyse
gelecek altı saatte neler olabilir, hayal et.
Tamam.
Senin taraftan geliyor Eddie.
Ne yapıyorsun?
Sus.
İNGİLİZ VATANDAŞI
- "Sam Nelson." - Evet.
Sence biz aptal mıyız...
...Sam Nelson?
Hayır. Bence aptal değilsiniz. Bence çok akıllısınız
ama...
Bak, bence beni anladın.
Onu yerine götür.
Aç.
Onları bir daha görmek istiyorsan aç.
MESAJLAR
DÖNÜYORUM. OYUN OYNAMAYI BIRAK.
9.12'DE KALKIYORUZ.
O UÇAĞA BİNME. ÇOK GEÇ
Bu kadar mı?
İşte bu. Başlıyorum, peşimden gel. Tamam mı?
Hayır!
Tut onu Eddie! Boğazını sık!
Yere!
Silah! Silahı tekmele!
Oturun. Oturun yerinize.
Öne dön!
Kımıldama!
Silah! Silah nerede?
Dediğim gibi sadece eve gitmek istiyorum.
Söylemem lazım.
Sabah saat yedi,
ne kadardır, beş yıldır falan görmediğin birini aramak için fazla erken.
Biliyorum, üzgünüm. Bir iyiliğe ihtiyacım var.
Otuz saniye sonra arabama bineceğim...
Dinle, bir şey çıkmayabilir ama...
...bu da "Çabuk ol" deme yöntemim.
Sağ ol.
Kız arkadaşımın eski eşi uçakla Dubai'den Londra'ya geliyor.
Kalkıştan hemen sonra uçakta bir olay yaşandı diye mesaj attı.
Kız arkadaşım hemen cevapladı ama mesaj ona ulaşmadı.
Benden ne istiyorsun?
Sorun var mı diye kontrol etmeni.
Bak, çalıştığın birileri...
Tamam da bu, terörle mücadele sorunu değil Daniel.
Olabilir de
ve değilse ben... Belki birileri...
Biri, başka birini tanıyordur...
Lütfen Zahra. Denerim dedim.
Tamam. Uçakta sorun mu çıkmış?
Olay.
Sonra onu çok sevdiğini söyledi. Hep seveceğini.
Peki ve kesinlikle eski eşinden mi bahsediyoruz?
Sorun, söyleme şekli. Böyle söylemezdi...
Durum ciddi olmasa böyle söylemezdi.
Peki, uçuş numarası ne?
Sağ ol. Gerçekten.
Özellikle sen ve ben... Bilirsin.
Evet, uçuş numarası Daniel.
KA29. Kilo Alfa İki Dokuz. Kalkalı bir saat kadar oluyor.
Tamam, anladım.
Bunu neden yapıyorsunuz? Ne istiyorsunuz?
Kapa çeneni.
Kravatlar.
Buz.
Anlamadım?
Uçakta buz var mı?
Evet.
Bu boku başlatmak kimin fikriydi?
Benimdi. Benim fikrimdi.
İyi bir fikir değildi ahbap.
Benim için değil.
İşin başındaki adam. Adı ne?
Kes konuşmayı ahbap.
Otur.
Palavralarınla kimse ilgilenmiyor.
Oraya gelmeyeyim bayım.
Peki, artık kızmaya başladım. Hadi.
Geliyorum.
Dünden bile geç kaldık ki o bile bir rekordu.
Dur. Cırt cırt.
- Beden eğitimi için. - Cırt cırt.
- Bobs. - Alice?
Selam. Evet, beş dakika gecikeceğim.
- Yani dünkü gibi 10 dakika değil mi? - Hayır, beş.
Peki, bu günlerde beş dakika ne kadar sürüyor?
Simon, "beş" dediysem beş dakikadır. Sana yalan söylemeyeceğim.
Peki, sen işe gelmeye hazır olana dek
uçağa havada tur atmasını söyleyeyim mi?
Bak, dün Bobby'nin apandisiti alındı,
yani bugün okula gitmiyor,
yani alternatif bir çocuk bakıcısı lazım
ve o da okulundan daha uzakta.
Tüm bunlar da 10 dakika geç kalacağım demek Simon.
- En fazla 15 dakika. - Öyle mi?
Tamam.
Şarkı.
"Kabin ekibiniz konuşuyor.
Kemerleriniz bağlı hâlde oturmanızı rica ediyoruz.
Sadece uçağı kontrol edenlerin talimatlarını uygulayın.
Geçen birkaç dakikada yaşananlara müsamaha edilmeyecektir.
Başka direnişler ölümle sonuçlanacaktır.
Bu, son uyarınızdır."
Tamam, ver şunu.
Şimdi ön tarafa siktir git.
Bunun için bir şey getir.
PİLOT SORUNLU
Senin için kontrol ediyorum.
Evet. Bir saniye.
Kingdom 2-9, zamanlaması ne?
13.06'ya kadar vakti var.
Ne yazık ki hâlâ çok uzakta.
Hava sahamıza girmesine beş saat var.
Uçakla bağlantıya geçebilir misin?
Yapabilirim ama Wi-Fi açıksa herkes yapabilir.
Her nedense Wi-Fi kapalı.
Ya da trafik kontrolü deneriz...
- Neresiydi? Dubai mi? - Evet.
Yetki alanımız değil ama olur.
Bekle.
Siobhan, Dubai kontrolün numarasını bulabilir misin?
Kontrol, burası BA9850, kalkış izni istiyoruz.
Sekiz. Dokuza gitmek için sekizin var.
Bir daha bak.
Eve gidiyorum.
Mutlu yıllar!
BA9850, kalkabilirsiniz.
Doğru. Uçakla konuştuk.
Artık her şey yolunda. Yanlış alarmmış.
Kingdom'ın uçağı hakkında mıydı?
Evet. İngilizler arıyor.
Ne dedin?
Her şey yolunda dedim. Yanlış alarm.
Hayır. Burada olmaz dostum.
Yalancı çoban mı?
Pilotla sen konuştun. Bir şey yok dedi.
Ya yanılıyorsa?
Nasıl yanılacak?
Ya yalan söylüyorsa?
Neden yalan söylesin?
Belki biri söyletiyordu.
Belki tehdit ettiler.
Ama sesi.
Korkmuyordu. Sesi çok sakin ve rahat geliyordu.
Onlar hep öyle.
- Pilotlar mı? - İngilizler. Sıfır duygu.
Bu, hiçbir şeyi göstermez.
Onu oradan çıkarmalısınız.
Bak, onun dışında herkes istediğiniz yerde.
Zaten içeride olmasına gerek yok.
Pilotların sadece kalkış ve iniş yaptığını herkes bilir.
Gerisi otomatik pilotta.
Yani?
Yani bizi herhangi bir yere götürüyor olabilir.
Ne buldun Heidi?
Rota Kontrolü, Dubai'yle konuştu.
Pilotla bağlantıya geçmişler. Yanlış alarm olduğu doğrulanmış.
Siktir.
Bu, iyi değil mi?
Üzgünüm, onun için demedim.
Sadece kötü bir sabah oluyor.
Dünyanın en kötü yolcuğunu yapıyorum, olan bu.
Tamam. Otomatik pilota geçir.
Öyle zaten.
Göster.
Evet, göster ama. Açıkla.
Peki. Otomatik pilota basarsam
uçuş ekranımda bir mesaj çıkıp gösteriyor,
bakarsan, otomatik pilot AP1, devrede
ve varış yeri programları da burada.
Şu, Heathrow, EGLL, 320 derece yönünde.
Bunu nereden bileceğim?
Dereceleri mi?
Londra olduğunu.
Şurada işte. EGLL, kodu bu.
Avrupa, Büyük Britanya, Londra.
Yani artık hiçbir şeye dokunmana gerek yok mu?
Hayır. Heathrow'a varmamıza bir saat kalana dek gerek yok.
Selam.
Sana da selam.
- Sorumlu siz misiniz? - Evet.
Trafik Kontrol'de çalışıyorum.
Bu sabah kalkan uçaklardan birinde
No comments yet. Be the first to leave one.