The first 200 lines.
PASADENA İL SINIRI
PASADENA ÇİZGİ ROMAN MERKEZİ ÇİZGİ ROMANLAR, KARTLAR, KOLEKSİYONLUKLAR
ÜZGÜNÜZ, KAPALIYIZ
-Selam Stuart. -Bert.
Yeni bir şey var mı?
Buna hep gülüyorum.
Galiba Batman 608'i almaya hazırım.
Harika bir tercih.
Ne karşılığında?
Mesela...
...bir konserve kuru fasulye?
Yapma Bert. Bu neredeyse ilk günkü hâlinde.
Buna iki kutu et güveç veren çıkar yahu.
Ayrıca...
...kremalı mısır.
-Yani... -Bunu doğum günüme saklıyordum
ama bunu da ekleyebilirim.
Kedi maması.
Çeşnisi?
-Somon. -Anlaştık.
-Yaşasın! -Manyak mısın yahu?
Hawkeye, Yenilmez olmaya layık değil.
Hop! O konuya girme.
Ok ve yay kullanan adam
Ark reaktörlü, demir zırhlı adamla
ve şimşek tanrısıyla aynı takımda olabilir mi?
Nasıl bir mantık bu?
Bilmem.
Sence bu mantıklı mı?
Yerleri daha yeni sildim!
Bunu konuşmuştuk Kyle. Bu üçüncü hatan.
Özür dilerim ama onu duydun.
Tamam be. Ama o başlattı.
-Şaka gibi. Yardım eder misin? -Tabii.
Ben de Yeşil Ok için aynı şeyi düşünüyorum.
Hepimiz hemfikiriz ama kimseyi öldürmeye gerek yok.
Güle güle.
Bu nereye çıkıyor hiç düşündün mü?
Hayır.
-Akıllıca olan bu. -Stuart.
Konuşmamız lazım.
İşte bu iyice tuhaf.
VE HER ŞEY DAHA DA TUHAFLAŞACAK
SAKIN JENERİĞİ GEÇ DÜĞMESİNE BASMA
AKLINDAN GEÇİREBİLİRSİN TABİİ AMA ÇOK ŞEY KAÇIRACAĞINI BİL.
ÖNCELİKLE TEMA MÜZİĞİ DANNY ELFMAN'IN. AKILDA KALICI, DEĞİL Mİ?
ŞU GRAFİKLER NASIL AMA?
BÜTÇE OLMADIĞINI DÜŞÜNÜRSEK FENA DEĞİL
NEYSE, JENERİK BU KADAR.
HER BÖLÜM DAHA İYİYE GİTSİN İSTİYORUZ YOKSA BEKLENTİNİZ AZALIR.
SÜRPRİZBOZAN: GARY ÖLÜYOR
Tıpatıp ikizin var mı birader?
-Yok. -Tamam, iki sorum var.
-Sadece iki mi? -Açıklamak için birkaç saniyem var.
-O nedenle dikkatini ver. -Sen kimsin?
-İlk soru bu. -Ben senim.
Başka bir gerçeklik akışındanım.
-Şimdi anlaşıldı. İkinci soru. -Dinle.
Yaşadığın bu kıyamet kâbusu engellenebilir ve gerçekleşmesi de gerekmiyor.
Peki ama şimdi altı sorum var.
Sen ben olamazsın.
Sana benziyor.
Lise mezuniyet balosu. Emily Manheart. Şeftali likörü.
Kız hazırdı ama sen onun kucağına kustun.
Tam sen işte.
En azından lise mezuniyetime gittim.
Mono olduğum için gidememiştim.
Lütfen, fazla vaktim yok.
Leonard Hofstadter, Sheldon Cooper, Howard Wolowitz. Onları hatırlıyor musun?
Evet, has inekler.
Diyene bak.
-Tabii. -Haklısın.
Neyse. Kuantum dolanıklığıyla ilgili bir şey icat ettiler
ve arıza yaptığında sen de oradaydın.
İkimiz mi, sadece o mu?
-Fark etmez! -Benim için eder.
Sonuçta bu yüzden gerçeklik değişti.
Bunların hiçbiri olmamalıydı.
-Hiçbiri dediğin de... -Hiçbiri!
Şiddet, yıkım...
-Boyutsal yırtıklar! -Boyutsal yırtıklar demek.
Öğrenmiş olduk.
Hiçbiri normal değil.
Hele bu hiç değil.
-Dev güve mi? -Evet.
Dev güve.
Işığı kapatınca rahatsız etmezler.
Her şeyi düzeltip eski hâline getirebilirsin.
-Tek bulman gereken... -Dur bakalım.
Sen başka bir gerçeklikten gelen bensen nasıl buradasın ki?
Bilmiyorum, ben kuantum fizikçisi değilim. Rhode Island Tasarım Okulu'na gittim.
Bunu bilmiyordum.
Evet, Güzel Sanatlar mezunuyum.
Sahi mi? Neden o alanda çalışmadın?
Ne yapacaktım? Liselilere meyve çizmeyi mi öğretecektim?
Beyler, lütfen!
Makine hâlâ CalTech'te. Yapman gereken...
Dur not alayım.
Nasıl... Hay senin...
-Sallamak ne işe yarar ki? -Sus ve dinle!
Bende markör olabilir. Pardon.
Dinleyin!
Makineye ulaştığınızda...
-İçine edeyim! -Ne oluyor?
Bilmiyorum! Solucan deliğinden falan geçiyorum.
Önemli olan şu...
Ve onu bulduğunuzda...
Ve bu her şeyi düzeltecek.
Bir şey anladın mı?
Bir şey anladın mı?
İyi yakaladın Steve.
Dışarıda durum nasıl?
Hava biraz serin. Kat kat giyin.
Gidelim mi?
Bilmiyorum. Tereddütlerim var.
Ne diyorsun yahu? Bize bir görev verildi.
Tamam da o adama inanılır mı?
O adam sendin.
Onu diyorum işte. Ne zaman beni dinlemeye başladık?
Belki de bu dünyayı düzeltmek için bir fırsattır.
Asıl sorulması gereken o. Bu gerçeklik o kadar kötü mü?
Bence geliştirilebilir.
Ne yapıyorsun?
Neye benziyor? CalTech'e ulaşalım diye uğraşıyorum.
Thomas Atlası'yla mı?
iPhone'umdaki GPS'i kullanırdım ama belli ki medeniyet çökmüş.
Şuna bak.
YİYECEK KARŞILIĞI GÖSTERİ
Açlıktan ge...
Açlıktan geberen iki vahşi yaratıkla hokkabazlık,
gördüğünüz gibi zor değil ama...
...üçüyle hokkabazlık
son derece aptalca!
Onları Vegas'ta izlemiştim. Çok eğlenceli bir geceydi.
Hiç beklemediğim hâlde Vegas'ta kimi beğenmiştim, biliyor musun?
Celine Dion.'u.
Kusura bakmayın.
Tamam.
Evet!
Teşekkür ederiz!
Biz Penn ve Teller'ız. Ve ölene kadar burada olacağız!
ROSE BOWL STADYUMU
Güve!
Yok artık! Baksana.
Diş ipi.
Acele et bari, hava kararıyor.
Tamam be.
Pardon, 30 santim diş ipi ne kadar?
-Naneli mi, normal mi? -Normalinden alayım.
Peynirli makarna verebilirim.
Teşekkür ederim. Of be, şuna bak.
Sağlıklı diş etlerine paha biçilemez.
Çok iyi geldi be!
Düzgün kullan, onu paylaşacağız.
Hoş bir ses değil.
Stuart?
Denise?
-Öldün biliyordum. -Ben de seni öldün biliyordum.
Neler yapıyorsun?
Çoğunlukla soygun.
Hâlâ senaryomla uğraşıyorum.
Ne güzel.
-Sen nasılsın? -İyiyim. Dükkân duruyor.
İyiymiş.
Hayırdır?
Bas git Gary, onları tanıyorum.
Soygun yok, cinayet yok, ne var yahu?
Stuart'tan bahsetmiştim sana.
Tabii. Nasıl gidiyor? Gary?
Selam.
Şey, yani siz...
-Unutma ki seni öldün biliyordum. -Yok canım, haklısın.
Aslında çok komik, Gary benim arkadaşım Lisa'yla çıkıyordu.
İyi kızdır. Evet. Yahudi.
Evet. Sonra Sherman Oaks'da Lisa'yı yamyamlar yedi.
Hadi canım!
İnsan eti koşer değildir.
Ama herhâlde bu sadece yamyamlar da Yahudi'yse geçerlidir.
Neyse, biz de birbirimizde teselli bulduk.
-Çok marifetli kadın, değil mi? -Yani...
Açıkçası ben genelde kendi performansıma odaklanırdım.
Neyse, bizim gitmemiz lazım.
Evet, CalTech'e. Bir göreve çıktık.
CalTech diye bir yer yok artık.
Kalanlar da tam bir ölüm tuzağı.
Başka seçeneğimiz yok.
Evet. Başka bir evrenden gelen alternatif versiyonum
kıyameti nasıl geri alacağımı anlattı.
Acayip havalıydı.
Alternatif versiyonun mu?
Evet, aynı soluk beniz ve mızmız ses.
Aynaya bakmak gibiydi.
Tamam. Bol şans.
Evet. Seni gördüğüme sevindim.
Evet, ben de seni. Size iyi eğlenceler.
Yağmayla falan.
Hoşça kalın.
Ölecekler.
Evet.
Fena görünüyor.
No comments yet. Be the first to leave one.