The first 200 lines.
Bu dizi kurgudur. Dizideki kişi, mekân,
kuruluş, ortam ve olaylar hayal ürünüdür.
Hanımım.
Hanımım, duydunuz mu?
Uzun boylu subay yardımcısını diyorum.
Haydutları tek tek topladığı sırada tüm haydutlar salıverilmiş
ve kendisi hapse atılmış.
Neden?
Orasını bilmiyorum.
İnanılır gibi değil.
Subay Yardımcısı Jung.
Başına nasıl böyle bir şey gelebildi?
Haydutlara katıldığını itiraf et işte.
Sonra su, yemek,
ne istersen veririm.
Senin gibi memurlar…
midemi bulandırıyor.
Burada senden önce
Subay Yardımcısı Choi vardı.
Son derece namuslu
ve çalışkan biriydi.
Vatandaşın iyiliği söz konusuysa kendini hiç sakınmazdı.
Başına ne geldi dersin?
Öldü.
Niye öldü sence?
Kamu sınavı birincisi olarak
ne dediğimi mutlaka anlıyorsundur.
Tek kelime edersen,
hatta yanlış nefes alırsan…
ne kadar suç varsa üstüne atarım.
Tepeden tırnağa çürümüşsün sen.
Bir şey diyeyim mi?
Gizlim saklım
yoktur benim.
Ama benim payıma el uzatılırsa
öfkeden deliye dönerim.
Bir anda kuduz köpeğe dönüşüp
o elin sahibini parçalarım.
Aklımda tutarım.
Ne kadar da namuslusun.
Boş hayaller kurup…
teselliyi o hayallerde ara.
The Murky Stream
ALTI. GECE YOLCUSU
Hayatının bedeli mi?
Nasıl yani?
Şu an hapiste tutulan Subay Yardımcısı Jung'u diyorum.
Fazla abartıyorsunuz.
Subay Yardımcısı Jung ağır bir suç işlemedi.
İsimsiz bir mektup aldığımız için hakkında soruşturma başlattık.
İsimsiz mektup mu?
Evet.
Birini öldürmenin en kolay yolu kılıçladır
ama ellerin kirleneceği için zahmetlidir.
Kılıçtan sonraki en kolay yol…
isimsiz mektuptur, değil mi?
Aklına koyduktan sonra birini suçlu yapmanın nesi zor ki?
Sakıncası yoksa, Subay Yardımcısı Jung'u neden kurtarmak istiyorsunuz?
Bunu bir alışveriş gibi düşünün.
Bu alışverişten iki taraf da
kârlı çıkacak.
Çok yakında
kraliyet ailesi toplanacak.
Lort Seo'nun göreve iadesi için bir ziyafet verilecek.
İnsanlar sizin için
"Hâlâ iyi görünüyor,
birkaç yıl daha görevde kalacak kadar sağlam ve dinç" derlerse
Majesteleri de gözünü buraya çevirir.
Bunu başarabilirseniz siyasi ilişkilere de çok faydası olur.
Doğrusu da bu zaten.
Zaman ayırdığınız için sağ olun.
Gidiyor musunuz?
Geçirmenize gerek yok.
İşinizin başına dönün.
Yakinen ilgileneceğim.
Hiç merak etmeyin.
Ne oluyor?
Subay Yardımcısı Jung salıverilmiş.
Eh be sersemler.
Bana mı soruyorsunuz?
Kaç para aldınız?
Canla başla çalışsanız bile ayda anca iki doe arpa alırsınız.
Ömür boyu çalışsanız bile
Hanyang'da ev almaya paranız yeter mi?
Yine de vazifenizi bilmiyorsunuz.
Ailenizin aç kalıp kalmaması…
tamamen size bağlı.
Şüphesiz.
Farkındayız.
Jung Chun'un etrafındakileri araştırıp suç teşkil edebilecek ne varsa getirin.
Yoksa da uydurun.
Anlaşıldı mı?
Evet.
Hanımım, beni mi çağırdınız?
Evet.
-Kang Reis. -Buyurun.
Üç güney eyaletinde çok yağmur yağdığı için
tuz fiyatı ikiye katlanmış.
Hanyang'daki küçük esnaf tuz bulamadığı için
zorluk çekiyormuş.
Doğru mu?
Evet, doğru.
Oysa…
bizim ambarımız tuz dolu.
Bu nasıl olabilir?
Bütçe açığımız çok yüksek.
Görünen o ki
birileri tuz yolumuza taş koyuyor.
Kim olabilir?
Haydutlar mı?
O yolun sahibi
haydutlar değil.
Peki.
Sahibi kim?
Hanımım, sizce Joseon'da kaç tane yol var?
Hangileri?
Malların gidip geldiği yollar mı?
Elbette o yollar.
Joseon'daki tüm yollar içinde
bizim malların dağıtımında altı tane yol kullanılıyor.
Gyeonggang Nehri'ni ortaladığımızda,
ilki Pyongyang üzerinden Uiju'ya giden yol.
Ming'le ticaret buradan yapılıyor ve elçiler kullanıyor.
İkincisi Cheorwon ve Wonsan üzerinden Gyeongheung'a giden yol.
Üçüncüsü Wonju ve Gangneung üzerinden Pyeonghae'ye giden yol.
Sonra Jeolla eyaleti üzerinden
Dongnae ile üç güney eyaletine giden Yeongnam yolu var.
Bir de batı sahiline giden Ganghwa yolu.
Gyeongheung ve Pyeonghae hariç
dört tane dağıtım yoluna ihtiyacımız var.
Doğru.
Memurlar bu yolları kapatıp dağıtımı durdurarak
gözden düşen tüccarlara karşı baskı uyguluyor.
Demiştiniz ki "Resmî makamlara nazaran haydutların daha çok yardımı dokunur."
Evet.
Ne kastettiğinizi anlamaya başladım.
Başlatan kişi kararından vazgeçmezse
bu süreç kolay kolay bitmez.
Hanımım! Lort Choi sizi görmek istiyor.
Bu kız yüzünden başımız dertte.
Nasıl yani?
Teftiş Kurulu'na şikâyet dilekçesi göndermiş.
Baba, ortada bir yanlış varsa onu düzeltmek zorundayız.
Sersem.
Bahsettiğin kara paranın
kimin cebine girdiğini biliyor musun?
Stokta niye tuzumuz olduğunu hâlâ idrak edemedin mi?
Güneyliler ve Yeni Öğreti yandaşları
Joseon sarayını kuşatmış durumda.
Onların gözünden düşersen 10 nesil boyu sürünürsün.
Ama bu çok saçma.
Muktedirin gözünde
hiçbir şey saçma değildir.
Eun'u ticaretten alıyorsun.
-Baba. -Lonca için çalışmaya uygun değilsin.
Uiju'lu tüccar Seo Changtae seninle evlenmek istedi.
Dokuz gün sonra ailesiyle geliyor.
Aklında olsun.
Neden fikrimi sormuyorsun?
Çıkabilirsin.
Kıdemli Muhafız Komutanı sayesinde tuz yolu yeniden açıldı.
Komutan karşılığında bir şey istedi mi?
Şimdi anladın mı?
Değişimin öncüsü bir tüccar.
Bunu mümkün mü sandın?
Bilgin olsun,
bu dünyada sadece muktedirler istedikleri gibi konuşurlar.
Önünde sonunda…
biz alt tarafı tüccarız.
O yüzden senin abin devlete kapağı atmak zorunda.
Böylece loncamızı
ve ailemizi kurtarabilir.
Aman ya!
Eun kız olmasına rağmen kararlı ve aklı başında biri.
Loncayı devralmasını bekliyordum.
Fevri ve aptalca hareket ettim.
Yalnız değilmişsin.
Selam versene.
Seogangnaru'nun yardımcı lideri geldi.
Nasılsınız?
Herhâlde beni sabah sabah ahbaplık etmeye çağırmadın.
Ne konuşmak istiyordun?
Gyeonggang Nehri'nde yetenekli biri varmış.
Cesur ve becerikliymiş.
Birinin sağkolu olmaktan fazlasını hak ediyormuş.
Liderinize ne kadar güveniyorsun?
Şerefsiz seni.
Seogang'ın lideri olmak istiyorsan
sana yardım edebilirim.
Ne diyorsun yani?
El ele verip Ilsam'dan mı kurtulalım?
Pes!
Senden korkulur.
Senin o dilini…
yaksam yeridir.
Gitmek için üç günün var.
Gidersen yaşarsın.
Kuşlar söyledi.
Ilsam bu aralar hep Aeogae'deymiş.
Sevdiğin kadın Samwol'un evi
No comments yet. Be the first to leave one.