The first 200 lines.
Açın orayı. Yol verin!
Coventry yolundaki kraliyet kafilesi bu mu?
Koyunlarınızı yoldan çekin.
Acele et adamım. Kral Edward ve Normandiya Dükü'nü geciktiriyorsun.
Ben anlıyorum ama koyunlar anlamıyor.
Oğlum, durumu hayvanlara açıkla.
Onları yoldan çek.
Coventry'ye hoş geldiniz, Majesteleri.
Zavallı hayvanları bağışlayın. Sizin Kral olduğunuzu bilmiyorlar.
İngiltere'de işlerin nasıl olduğunu görüyorsun değil mi, Kuzen William?
Çobanlar da koyunlar da aynı şekilde bağımsız bir türdür.
Evet, Kont Eustace da bunu yeğenime açıklamaya çalışıyor.
Ah!
Leydim, Lord Leofric için seçilen Norman gelin Leydi Yolande siz misiniz?
Kont Eustace!
Bağışlayın, Majesteleri.
-Belki de sizsinizdir? -Aptal. Ben Kral'ın kız kardeşiyim.
Ah. O zaman siz zaten Kont Eustace ile evlisiniz.
Sen, koyunlarının yanına dön.
Bir kocanın peşinden koşmak! Bu çok aşağılayıcı.
Keşke Normandiya'dan hiç ayrılmasaydım.
Amcanız şikayetlerinizden şimdiden yoruldu, Leydi Yolande.
Barbar bir ülkede barbar bir koca.
Şikayet etmek için iyi bir nedenim var.
Sakson bir kontla yapacağınız ittifak, bir gün William için önemli olacak.
Ona şöyle bir baktın mı, Lord Leofric?
Evet, baktım.
Çok iyi baktım, çoban.
Soğuk bir gece için ne kadar da ürkütücü bir manzara!
Tıpkı onun gibi iki koyunum var, sırf kemik, hiç et yok.
Güçlü çocuklar doğurmak için fazla cılız bir kız.
Hiç korkun olmasın, benden çocuk falan doğurmayacak.
Atını hızlı sür, Humbert. Kraliyet kafilesi kalesine vardığında...
...onları karşılayacak kimse olmazsa bu büyük bir nezaketsizlik olur.
Elimden geleni yapacağım, Lordum.
Ve Humbert, onlara misafirperverliğimizin sıcaklığını hissettir.
Sonra da Kral'a, tatlı ve nazik bir dille söyle...
...benim hür doğduğumu ve kendi gelinimi seçecek yaşta olduğumu bilsin.
Peki siz ne zaman orada olacaksınız, Lordum?
Ne zaman mı orada olacağım?
Onlar gidene kadar asla!
-Hoşça kal çoban, ve teşekkürler. -İyi avlar, Lordum.
Konuş adamım, yoksa git de yemeğimi huzur içinde yiyeyim.
Efendim, Kont Leofric'in askeri olduğum zamanlarda, bir keresinde çadırında masasına hizmet etmiştim.
Eğer bunun imkansız olduğunu bilmeseydim, sizin Lordum olduğunuza yemin edebilirdim.
Neden imkansızmış?
Biliyorum, herkes biliyor...
Kont Leofric bugün tam da bu saatlerde Coventry'de evleniyor.
Ne bugün ne de başka bir gün!
Ama dün, Batı Saksonları Kontu ve oğulları...
...düğüne giderken burada durdular.
Godwin mi? Benim topraklarımda mı?
Lütfen efendim. Elimde kalan tek sağlam masa bu.
Buraya bakın, efendim. BAKIN.
Meyhanemde Batı Saksonlarıyla neredeyse yeni bir savaş patlak veriyordu.
Ortalığı temizlememiz bütün gün sürecek.
-Godwin ne yaptı? -Yapanlar oğullarıydı.
Dördü, sizin düğününüze gitmeye zorlandıkları için hayıflanıyordu.
Beni bağışlayın Lordum, ama düğününüz yerine cenazenize gitmeyi çok daha fazla tercih edeceklerini söylediler.
Sonra biri bir fıçı fırlattı ve kavga başladı.
Kim kazandı?
Şerif gelip de adamlarınızı sürükleyerek götürene kadar...
...mobilyalarımın hali işte böyleydi.
-Peki Godwin? -Sizin düğününüze doğru yola devam etti.
Ama sadece bir oğlu onunla gidebilecek durumdaydı.
Kırılmamış bir yatak varsa, bana bir oda hazırlayın.
Lordum.
Lordum.
-Şerifim. -Ekselansları.
Şerifliğiniz. Konuşsana adamım. Eh, ne var?
Lordum, Kral'dan az önce bir emir aldım.
Aynı emir bölgedeki tüm şeriflere gitmiş.
Ben...
Sizi gözaltına almakla emredildim.
Kral Edward'ı bir dahaki görüşümde, ki umarım bu uzun bir süre gerçekleşmez...
...ona beni görmediğini söyleyeceğim. Şimdi otur.
Lincolnshire Şerifi'ne bira getirin.
Kral, gerekirse zor kullanılarak Coventry'ye getirilmenizi emrediyor.
İyi Şerif, sence silahlı adamlarım...
...senin beni kendi kalemin kapılarından zorla içeri soktuğunu gördüklerinde ne olacak?
Hayır.
Ne yazık ki, çok ateşli bir grupturlar ve çok iyi kılıç kullanırlar.
Şey, Ekselansları'yla tanıştığımı tamamen unutabilirim.
Ama gitmenize izin verirsem ve Kral bunu öğrenirse...
...canımdan olurum.
Lütfen bana Coventry'ye kadar eşlik etme lütfunda bulunur musunuz?
-Hayır. -Hayır mı?
Peki, öyleyse...
En azından Kral'dan yeni emirler gelene kadar burada kalmaya söz verir misiniz?
-Hayır! -Hayır.
Şey...
O zaman Lordum, sizden şunu istemeliyim...
Lütfen kendinizi benim mahkumum olarak kabul etme lütfunda bulunun.
Çok ikna edicisiniz.
Şerifliğiniz.
Size tekrar yalvarıyorum Lordum. Pis bir zindana kilitlenmenize hiç gerek yok.
Sadece kaçmaya çalışmayacağınıza dair bana söz vermeniz yeterli.
Sana hiçbir söz vermeyeceğim.
Ancak Kral'dan haber gelmesi iki veya üç gün sürebilir.
Şüphesiz ki, benim evimde misafirim olarak çok daha rahat edeceksiniz.
Ama kafanı ezip oradan gitme dürtüsüne kapılabilirim.
Sağlam bir zindanın olduğuna şükret.
Oh, içiniz rahat olsun Şerif. Kral'ı gördüğümde, verimliliğinizi takdir edeceğim.
-Hangi isimle bilinirsiniz? -Bucknell'li Thorold, Lordum.
Thorold mu? Bu mükemmel bir isim. Müzikal bir isim.
Tıpkı bir yemin pürüzsüzlüğü gibi dilden dökülüyor.
Teşekkür ederim, Lordum.
Eğer bir gün bir oğlum olursa, ona senin adını vereceğim.
Lordum!
-Tabii önce evlenmezsem. -Teşekkür ederim, Lordum.
İnancım hakkı için! Yeni bir kiracı.
Konuş dostum. Hangi suç seni mutlu yuvamıza getirdi?
Hiçbiri.
Bize o üzücü hikayeni anlat da senin için ağlayalım.
Peki, o zaman işlemediğin suç neydi?
-Kaçak avlanma? -Yol kesme?
Küçük bir cinayet?
Bunun sizinle hiçbir ilgisi yok.
Zorla evlendirilmek istemedim.
Onun bir kaçak avcı olduğunu söylemiştim. Sadece avladığı hayvanın türünü karıştırmışım.
Eğer bizim buralı kızlardan biriyse, eminim onu tanıyoruzdur.
Evet. Tanımıyorsak da, tanışmak isterdik.
Peki adı ne?
Onlara söylemeye sakın cüret etme!
Bununla övünüp durarak zavallı kıza zaten yeterince zarar vermişsin.
Övünmek mi?
-Seni temin ederim ki... -Ama eğer bir gram onurun olsaydı...
Ama hayır, evlenmek yerine bu zindana saklanıyorsun.
Ve eğer bana kalsaydı, sana bir kırbaç vururdum, hem de yüz kırbaç.
Tut dilini kadın! Benim hakkımdaki düşüncelerin umurumda bile değil.
Ama hiçbir masum kıza kötülük etmedim ben. Doğrusu onu sadece bir kez gördüm.
Ha! Ve o kadarı da yetti demek ki.
Uzaktan. Yakınına bile yaklaşmadım.
Oh...
-Ama ben sanmıştım ki... -Ne sandığın açıkça ortada.
-Bu evlilik Kral'ın bir hevesi. -Bu yeni Kralımız da nesi?
Çöpçatan mı?
Daha bugün, kendi Lord Leofric'imizi evlendirdi.
-Hem de bir Norman'la! -Acımanı kendine sakla.
İyi Lord Leofric'imiz şimdi mutlu ve Norman bir güçle evli.
Sandığımız kadar Sakson olsaydı, bunu yapmaktansa önce bir zindanda çürürdü...
Siz Lord Leofric misiniz?
Bizi bağışlayın Ekselansları.
Söyle bana, şeriflerin...
...kadın mahkumları erkeklerle aynı zindanda tutması ne zamandan beri adet oldu?
Benim bir mahkum olduğumu mu sanıyorsunuz?
-Seni gidi! -Godiva! Dur...
Şaşırtıcı değil.
Herkes bizim neşeli Lord Leofric'imizi duymuştur. Benim gibi birini nereden bileceksiniz?
Sen ve soylu umursamaz hanımların! Dover'dan İspanyol bir meyhane şarkıcın!
Durun size söyleyeyim, Lord...
-Öfkene hakim ol. -Bırak beni!
Tanrı aşkına, kim bu dişi kurt?
O bir mahkum değil Lordum, o Şerif'in kız kardeşi Godiva.
Oh. peki...
O halde affınıza sığınıyorum.
Ama, sormak güvenliyse...
...lütfen söyleyin, Yüce Şerif'in kız kardeşinin...
...üç erkekle aynı zindanda ne işi var?
Şey, bize yiyecek getiriyor. Belki Ekselansları da açtır.
Aha!
Lincolnshire Şerifi mahkumlarını iyi besliyormuş.
Oh! Ağabeyimin bundan haberi yok.
Oh, bu üçü eski arkadaşlar.
Benim ilk oyuncak bebeğimi o oymuştu.
Ve bir köpek istediğimde, bu ikisi onu benim için bulmuşlardı.
Çalıntı olduğu ortaya çıktı gerçi.
Eğer birazcık aklım olsaydı, onlarla tanıştığımı tamamen unuturdum.
-Ah. Grimald. -Lordum.
Ve bu...
Buradaki delikanlı da Oswin, yeğenim.
Oh, ve Pendar.
Ve tüm topraklarınızda onlardan daha büyük üç belabaşı yaşamamıştır.
Onun sözlerine aldırmayın, Lordum. Aslına bakarsanız bizim tek arzumuz barışı korumaktır.
Görünüşe göre Ox and Bow'da sessizce bira içiyorduk ki Kont Godwin...
-Oh, sen de o kavganın içindeydin demek? -Kavga tamamen bizdik!
-Godwin ve beş oğluna karşı mı? -Ve 15 adamlarına karşı.
Şanslıydık ki onlardan daha fazla yoktu. Kavgayı kaybedebilirdik.
Hapiste karşılaşmış olmamız çok yazık.
Onlarınki gibi bir kahramanlık şarapla ödüllendirilmeli.
-Şarap mı? -Şarap!
-Kabul ediyoruz. -Ağzın doluyken konuşma.
Sokağa çıkma yasağından sonra hepimiz Ox and Bow'a ineriz.
Hayır. Onlara aldırmayın, Lordum. Hapisteki adamlar garip rüyalar görürler.
Ama Godiva, bizi geçmişte oraya defalarca götürdün.
Evet.
Meyhaneci bizim arkadaşımız. Kapanış saatinden sonra bizi içeri alıyor.
Doğru.
Ve iyi bir adam. Bir gün ona ödeme bile yapabiliriz.
Evet.
-Hayır. -Oh, ama...
Kaçacağımdan mı korkuyorsun?
Sizin yerinizde olsam benim de kaçacağım gibi, Lordum.
Kardeşine söz vermem Godiva, ama sana seve seve söz veririm.
Onurum üzerine yemin ederim ki kaçmaya çalışmayacağım.
Lütfen, Godiva.
Coventry'de dedikodu çok yaygındır...
...pek çok hanımın lordun vaatlerinden pişmanlık duyarak yaşadığına dair.
Sana yalvarmamı mı istiyorsun?
Şu anda tam olarak ne istediğimi ben de bilmiyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.